<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Küçükgeriş Forum - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.kucukgeris.com/forum/</link>
		<description><![CDATA[Küçükgeriş Forum - http://www.kucukgeris.com/forum]]></description>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 02:33:22 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Türk Açılımı İstiyorum]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=66</link>
			<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 15:55:57 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=66</guid>
			<description><![CDATA[Çanakkale ve Kurtuluş savaşların da dedemi ve kardeşlerini yani büyük amcalarımı, son yıllar da Türkiye Cumhuriyetini korunması için Güneydoğu dağlarında çocukluk ve okul arkadaşımı hain teröre şehit vermiş Bir Türk olarak Kürtlere soruyorum; ''Kürtler bu ülkeye sizler acıdan terörden kan akıtmadan başka ne verdiniz? Kürtlüğü dağlara taşlar taşımak dan başka Türkiye Cumhuriyetine bugüne ne katkılarınız ve faydanız olmuştur. Türkiye Cumhuriyetinin yıllık bütçesi yarıdan fazlası vatan dediğimiz sizin yaşadığınız güneydoğu bölgesine akmaktadır. Siz Kürtler buna karşı Türkiye Cumhuriyetine ne verdiniz. Soruyorum. Çağdaşlık ve medeniyet adına sosyal, bilimsel ve sanatsal anlamda Ülkemize neler katkıda bulundunuz. Yaşadığınız topraklara ne verdiniz. Hale dağlarda mezralarda feodal etnik köken adına töre cinayetleri işlemek den başka tutuculuk adına Kürtçe konuşmalar yapmaktan başka bu cennet ülkeye ne verdiniz bir anlatında görelim. Dünya medeniyetini yaşamamak adına hala dağlar da mezralarda adam öldürmek den başka hangi meziyetleriniz var anlatında bütün dünya öğrensin. Anlatamazsınız çünkü anlatılacak el ile tutulur mantıklı bir tutarlılığınız yok. Hep başka ülkelerin ilerlemesini hainlik ile terör faaliyetleri ile engellemeden başka ne işe yararsınız. Var ise anlatında tüm dünya öğrensin.<br />
Türkiye Cumhuriyeti toprakların da yaşayan ve kendilerini etnik kökenlerini ön plana çıkararak tanımlayan ve kendilerine verilmiş en büyük hak olan bu güzel Ülkenin, “Onurlu Türkiye Vatandaşı” olmak hakkını bir kenara atarak, etnik köken üzerinden Kürtlük ırkçılığı yapmayı benimseyen ayrımcılık yapan bu topluluk güzel Türkiye Cumhuriyetine ne vermişler katkıları ne olmuştur. Bu ırkçılık ayrımcılık ve sapkınlık şaşkın anlayış ile ne verebilinir ki. Bu topluluğun şaşkın ördeklerden farkı yok. Bir kere olsun akıllı olmayı deneyiniz. Bu densiz davranışını gösteren Kürkler gerçek Kürtler olamazlar. Vatanına milletine sahip çıkan Gerçek Kürtler bizlerin kardeşleridir. Onları asla diğer kendini bilmez vatan hainleri Kürtler ile karıştırmamalıyız. Gerçek Kürt kardeşlerimizin ataları ile bizim atalarımız bu vatan için cepheler de omuz omuza birlikte savaşarak bu Türkiye Cumhuriyetini kurarak bize emanet etmişlerdir. Bizlerin kitabın da emanete ihanet etmek yoktur. Gerçek Kürtler Biz Türkler ile her yerde her zaman kardeşiz. Bu kardeşliği bozmaya yıkmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.<br />
Kürtler, yaşadığınız suyunu içtiğiniz, havasını teneffüs ettiğiniz toprağından beslendiğini bu güzel vatan Türkiye Cumhuriyetinde Türkler Cumhurbaşkanı oldu da sizler olamadınız mı? Bu ülke de Türkler Başbakan oldu da sizler olamadınız mı? Türkler Bakan oldu da sizler olamadınız mı? Türkler Milletvekilli oldu da sizler olamadınız mı? Türkler Vali oldu da sizler olamadınız mı? Türkler işadamı oldu da sizler olamadınız mı? Türkler holding kurdu da sizler kuramadınız mı? Türkler sanatçı oldu da sizler olamadınız mı?. Türkler okudu da sizler okuyamadınız mı?.Türkler bu ülkede ne kadar haklara sahip iseler sizler de o haklara sahipsiniz. Kürtler; bu güzel ülke de ne olamadınız onu söyleyiniz. Söylenecek bir sözünüz yok çünkü bu ülkede her yer de her makam da sizler de varsınız. Nankörlük yapmayınız. Daha ne istiyorsunuz bu ülken teröre destek vermesiz sizleri için olumsuz bir faaliyettir. Okumak istiyorsunuz fakat öğretmenleri öldüren okulları yakıp yıkan kıran sizlersiniz. Sizlere hizmet gitmiyorsa sebebi niye sizlersiniz. O bölgede Devletin hizmet araçlarını iş makinelerini yakanlar sizlersiniz. Keskin sirke küpüne zarar verir. <br />
İnsan olan yaşadıkları topraklara ihanet etmez. Fakat kendiniz bilmez hainler bu güzel cennet vatanın Türkiye Cumhuriyetinin bu güzel toprakların hem havasını teneffüs ediyorlar, suyunu içiyorlar ekmeğini yiyorlar toprağından besleniyorlar, hem de şerefsizce utanmadan bu vatana ihanet ediyorlar vatan hainleri bu hangi insanlığa sığar söylemisiniz. Bu hainlerin hiçbir tutarlı gerekçeleri yoktur. Bu topraklarda bir tek etnik köken olarak Kürtler yaşamıyorlar ki. Bu güzel topraklar da yüzlerce etnik köken vatandaşlarınız yaşıyorlar onlar bu vatana sahip çıkarak kardeşçe barış içerisinde yaşamanın yollarını bulmuşlar ve kardeşçe yaşıyorlar da neden hep Kürtler ortak yaşama ayak uyduramıyorlar bunu kendinize sorudunuz mu Kürtler. Buradan gerçek Kürtlere sesleniyorum sağduyulu olunuz düşününüz.<br />
Ülkenin genelinde ortak yaşamak için etnik kökenli diğer toplumlar arasında bir sorun yok yaşanmıyor da. Neden hep kürler ortak yaşamayı barış içerisinde başaramıyorlar. Bunu Kürtler kendi aralarında düşünmeleri gerekmedir. Birilerine maşa olarak kullanıldıklarını farkında değiller. Başkalarına maşa olmayın gerçek Kürt olarak bu ülkede diğer toplumlar ile barış içerisinde yaşamayı öğrenmelisiniz. Gerçek Kürtler bu vatana sahip çıkmışlar kurtuluş savaşında diğer etnik kökenli vatandaşlar ile Türkler ile cephelerde omuz omuza düşman ile savaşmışlardır şehit düşmüşlerdir. Şimdi başkalarını maşası olarak bu vatana ihanet ederek şehit düşen gerçek Kürtlerin kemiklerini sızlatmayınız.<br />
Bende bu vatanda etnik kökeni olan bir topluluktanım. Aman ben kendimi hep “Türk” olarak kabul ediyorum dünyanın neresine olursam olayım ben hep “Türk”üm. Çünkü benim atalım bu toprakların kurtuluşu için savaş vermişler. Canlarını kanlarını şehitler vererek bu güzel cennet vatan Türkiye Cumhuriyetini kurmuşlar. Ben neden önce Türküm, Ben Türkiye Cumhuriyeti topraklarından beslendim besleniyorum. Güzel havasın teneffüs ederek hayat buluyorum. Mavi akan sularını içiyorum. Benim hayatımı düzenleyen hep Türkiye Cumhuriyeti yasaları olmuştur. Hayatımı kazanmam için Türkiye Cumhuriyeti okullarında üniversitelerinde okudum. Benim çağdaş bir hayat yaşamam için bana bir şeylerin öğretilmesini sağlayan bana eğitim veren öğretmenler atamış maaşını ödemiştir. Ben Türk ideallerine göre yetiştim. Ben bir Türküm ve Türk olmakta gurur ve onur duyuyorum. Bu her yer de nefesin çıktığı kadar Türküm diye haykırıyorum. Etnik kökenim bana unvanımdan başka soy ağacımdan başka hiçbir şey kazandırmadı. Ben tüm kazanımlarımı Türk Milletinden Türkiye Cumhuriyetinden aldım. Ve ben Türküm Türk olarak yaşayacağım ve bir gün onurlu ve gururlu bir Türk olarak öleceğim. Gerçek Kürtler neden sizler böyle benim gibi söyleyip düşünemiyorsunuz. Onurunuz mu kırılır yoksa sizleri maşa olarak kullanan vatan hainlerimi kızar. Hangisi.<br />
Kürtlere soruyorum; Ülkemizde yaşanan terör neden sizde, çocuk yaş da olan kızları evlendirmek sizde, genç kızları başlık parası adı altın da bir eşya gibi alıp satmak sizde, Her türlü yasadışı işin altından çoğunlukla Kürtler çıkmakta, kapkaç gasp sizde. Namus cinayetleri dediğiniz törelerin arasına sığınarak ananızı kızınızı kız kardeşinizi öldürmek sizde. Kaçakçılık sizde, uyuşturucu ticareti sizde, Bu ülkenin onurlu vatandaşı olmayı içine sindirememek sizde, Ülkede yaşayan insanların huzurun kaçırmak insanları mutsuz etmek için vurmak kırmak yakmak gasp etmek anlayışı sizlerde. Bu olan olumsuzlukların hesabını vermemek ve özeleştiri yapmamak sizlerde Sağlam kişiliğe sahip olma gibi çapa ve çalışma göstermiyorsunuz. Neden aşağılık kompleksi içerisinde kuşkulu hayat yaşıyorsunuz. Gökyüzünden kafanıza taş düşse, başına karga sıçmış olsa bunları hep devlet ve diğer insanları yaptı diye suçlamak sizlerde. Her şeyi devletten beklemek sizde ama hainlik yapma da sizde. Asimile ediliyoruz diye dünyayı yaygara vermek yalanını söylemek de sizde. Bu çağda uygar Türkiye de tek kelime Türkçe bilmeyen milyonlarca insan sizde. Emperyalist devletlerin size sahte hayali vatan yapmaları sonucun da Anadolu toprakların hiçbir zaman var olmayan sözde vatan toprağınız hayali sizlerde. Sanki bu güne kadar varmış gibi göstererek sözde vatanınızı gasp edilmiş hayali bir anavatanınız olduğu yalanını söylemek yaymak yine sizde. Bu yalanlara kendinizde inanmıyorsunuz ama inandırılmak zorunda bırakılıyorsunuz. Çünkü Aşiret ağaları Köy ağaları böyle istiyor. Dağ da bulunan hainler korkarlar böyle istiyor. <br />
Korkakların gerçekleri sizlere anlatacak ne bilgileri var ne de yürekleri var. Onlar korkaklardır korkaklar hep dağlar da inlerde yaşamaktadırlar. Mert olan insan yüreği yetiyorsa meydanlara çıkar doğruları var ise anlatır. Yoksa susar insanca yaşamayı öğrenir. Yaşadığı topraklara ihanet etmez.<br />
Türk Milleti dünya da on dört büyük imparatorluk ve yüz on altı Türk devleti kurmuş bir asil milletir. Bu kadar imparatorluk ve devlet kurmuş dünya da başka hiç onurlu gururlu millet yoktur. Bu unvan sadece onurlu gururlu Türk Milletine aittir. Türk Milletini özünde kanında asla esaretlik yoktur. Türk Milleti dünya da hep kendi devletini ve imparatorluğunu kurmuştur. Bu güce kudrete ve başarıya sahip olan Türk milleti istese yeni bir Büyük Türkiye Cumhuriyeti devleti daha kurar ama bu defa içerisinde hainler olmaz. Türkiye de etnik köken olarak bir tek Kürtler yaşamıyorlar Türkiye Cumhuriyetinde hepimizin ve her topluluğun etnik kökenleri vardır, diğer etnik kökenli vatandaşlar salak aptal da teröre bulaşmıyorlar da Kürt kökenli vatandaşlar çok akıllıda ülke de terör olaylarına karışıyorlar terörü destekliyorlar. Kürtler kendilerini çok akıllı sanıyorlar ama kendi çukurlarını kazdıklarının farkında değiller. Bir gün gelecek kendi kazdıkları bu ihanet çukurlarına kendileri düşeceklerdir.Gerçek Kürtleri sağduyuya davet ediyorum. Bu vatan hepimizidir. Bizlerin birlik de kardeşçe hür ve özgür olarak yaşayabileceğimiz dünya da bir başka Türkiye Cumhuriyeti yok. Bu güzel ülkemize sahip çıkmaz ise başka ülkelerin esiri oluruz. Bu neden ile ben de Türkiye Cumhuriyeti Açılımı İstiyorum.<br />
Dünya tarihini okursanız dünyada hiçbir devlet kurmadan etnik kökenliğini devam eden milletler görürsünüz bunlardan biri de Kürtlerdir. Dünya tarihinde hiçbir devlet kurmamışlardır. Şimdi Türkiye Cumhuriyetine ihanet ederek devlet kurmak istemeleri hiçbir ahlaka sığmaz ve etik değildir. Bir millet ihanet ile hainlikler üzerine devlet kurmamalıdır. İhanetler ile kurulan devletler uzun ömürlü olmamıştır. Devletler kolay kurulmuyor. Kurulmuş olan devletler kendilerini korumak için kanını canını her zaman vermeye hazırdırlar. Türkiye Cumhuriyeti kendini koruyacak kudrete sahiptir. Bu böyle bilmelidir. <br />
Bu cennet vatana ihanet eden hain terör örgütüne destek veren Kürtler, Türklerin içerisinde uyan devi uyandırmayınız. Türklerin içerisinde bulunan vatan millet ve bayrak sevgisi ile dolu olan o dev uyarır ise hainler kaçacak delik ararsınız. Herkes akıllı olmalıdır. Herkes bilmeli ki Türkler dünyada on dört büyük imparatorluk, yüz on altı Türk devleti kurmuş ve Kurtuluş savaşı vermiş bir yüce Milletir. Gerekir ise bir kurtuluş savaşı daha vererek Yeni bir Büyük Türkiye Cumhuriyeti devleti kuracak güçtedir. Yeni kurulan bu Büyük Türkiye Cumhuriyetinin içerisinde hainler ve kalleşler olmayacaktır.<br />
Bu ülkeye hiçbir şey vermeden, masum insanları öldürme, yakarak yıkarak kırarak kaba kuvvet ile toplumda terör estirerek, terör ile Ülkemizden toprak gasp etmeye çalışma zorbalığı ahlaksızlığı hain terör odaklarında bulunmaktadır. <br />
İnsanlar ile bir araya gelip konuşmayı anlaşmayı toplumsal uzlaşmayı ve insani ilişkileri boş vererek yakıp yıkarak bu ülkeyi bölmeye çalışmak hain teröristlerde, Avrupa ülkelerin de Türkiye Cumhuriyeti ve onun şanlı ordusu Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında her türlü asılsız yalanları söylemek, bana işkence yaptılar, baskı yaptılar, dilimizi konuşamıyoruz, fırsat eşitliği yok gibi mesnetsiz yalanları söyleyerek siyasi mülteci statüsüyle o Avrupa ülkelerine kapağı atmak, bir parazit gibi yaşayıp oralarda da suç işlemek sizde. Nedir bu Türkiye Cumhuriyetinin sizden çektiği.<br />
Türkiye Cumhuriyeti Devletini Avrupa birliğine yalanlarınız ve dolanlarınız ile şikayet etme, ben Kürdüm demek özgürlüğü sizlerde. Hani siz özgür değildiniz Avrupa birliğe kadar nasıl gittiniz. Avrupa devletlerini de suç işleğiniz zaman ben Türküm deme düzenbazlığı yapmak da sizlerin marifetidir. <br />
Dağlar da bir ucube gibi yaşayan illegal hain çapulcu terör örgütüne her türlü desteği verip, demokrasi ve insan haklarından bahsetmek, şiddeti kınıyorum demek iki yüzlüğü yapma alışkanlığı da sizler de. Bu yalanları söyleyip bizleri de enayi zannedip, aptal yerine koymaya çalışmak terbiyesizliği sizlerde. Bu ülkede yaşayan onlarca farklı etnik kökenden milyonlarca insan, etnik kökenleriyle ilgili en ufak bir sıkıntı çekmezken, özgürce siyaset yapabilirken, milletvekili ve hatta Başbakan bile olabilirken, verdiğimiz Kurtuluş Savaşı mücadelesi sonucu elde edilmiş Cumhuriyetimizin kazanımlarını içlerine sindiremeyen sömürgeci, etnik soykırımcı, emperyalist devletlerin maşası ve tetikçisi olmak düzenbazlığı yalakalığını piyonluğunu yapmak nedense hep sizlerden oluşuyor.<br />
Kürtler; Türkiye Cumhuriyeti Devletine bugüne kadar ne verdiniz de ne istiyorsunuz? Bir düşünün verdiğiniz zarar faydadan daha çoktur.<br />
Türkiye Cumhuriyetinde yaklaşık olarak otuz üç etnik kökenli topluluklar yaşamaktadır. Bunların birçoğu da anadillerini kullanmaktadırlar. Türkiye Cumhuriyetinde bu gün yaklaşık olarak yirmi dört dil ana dil olarak kullanılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti bu güne kadar ana dilini kullanan topluluklara niçin kullanıyorsunuz diyerek cezalandırmamıştır. Her topluluk ana dillerini serbest olarak kullanmıştır ve kullanmaya da devam etmektedirler. Bu kural Kürtler içinde geçerlidir. Ana dilin insanların sosyalleşmesine hiçbir katkısı yoktur. Ana dil ancak aile topluluk dildir. Uluslar arası dil olarak kabul edilmez. Ana dil aile de topluluk bireyleri arasında pratik olarak kullanılan dildir. Anadili olan bir kimsenin tekrar anadil eğitimi almasına gerek yoktur. Devletin olmalıdır Uluslar arası iletişim ancak devletin resmi dili ile sağlanmaktadır. Ana dilin uluslar arası değeri yoktur. Hiçbir etnik kökenlere de uluslar arası fayda sağlamaz. Bu neden ile ana dili yaygaralı yapmak cahil kalmışlığın diğer bir yanıdır. Ben bu ülkede yaşan etnik kökeni olan ve ana dili olan bir bireyim. Ama ben bu güne kadar ana dilimi ailem ve topluluk bireyleri arasında konuşmamı sağlamıştır. Bunun dışında ana dilimin bana hiçbir ne milletler arası ne uluslar arası hiçbir katkısı olmamıştır. Bu neden ile bilim çağında anadil de o kadar önemli değildir. Neden Kürtler ana dil kompleksi altında eziliyorlar. Ana dillerini konuşmak isteyen hiçbir topluluğa konuşma baskısı bu ülke de yapılmamıştır. İsteyen istediği yer de konuşacak birilerini bulurlar ise ana dillerini konuşabilirler. Hiçbir etnik köken benim dilim konuşulacak diye devlete dil konusun da baskı yapamazlar. Türkiye Cumhuriyetini resmi dili uluslar arasında bilindiği gibi Türkçedir. Resmi dil üzerinde siyaset yapmak ülkeye fayda sağlamaz. Kürtler kendi dilerini diledikleri gibi kullanabilirler ama Türkiye Cumhuriyetinin resmi yazışma diline zarar vermemelidirler.<br />
Türkiye Cumhuriyeti Milli eğitiminde Kürtce dil eğitimi yapılmasını Türkiye geneline ne faydası vardır. Hiçbir faydası yoktur. Sadece bir etnik kökene hitap eden dilin Karadeniz bölgesinde yaşan Laz kökenli vatandaşlara Kürtçe öğrenmenin ne faydası olacaktır. Bu durum çelişki karmaşa ortamı yaratır. Türkiye de etnik kökenli topluluklar da ana dil olarak konuşulan Lazca, Çerkezce Abazaca, Boşnakça ve Giresunca gibi anadillerin ülkenin Milli eğitimi programları arasın da alması okutulması ülkenin gelişmesine hiçbir faydası yoktur. Bu tür çalışmalar sadece fanteziliktir gereksizdir. Türkiye Cumhuriyetinin ana dili resmi dili yazışma dili Türkçedir bunu herkes kabul etmelidir. Anadilini konuşanlara niçin konuşuyorsunuz diye kimseye hiçbir baskı yoktur. Düzmece yaygaralar ülkeyi yıpratmaktan başka işe yaramaz.<br />
Eğitim istiyoruz diyorsunuz; bu ülkenin güzide evlatları öğretmenleri çocukları öldüren, okulları yakan yıkan sizlersiniz. Hain terör örgütünün katillerini ve elebaşlarını acımasızlığını bu ülkeye yaşatan sizlersiniz. Yaklaşık otuz beş bin vatan evlatlarını çoluk çocuk kadın erkek demenden öldüren sizlersiniz. Türkiye Cumhuriyetinin malına canına kıyan yakan yıkan sizlersiniz. Yaşadığınız bölgeye zarar veren sizlersiniz. Biz değiliz diyemezsiniz. Çünkü bunu bütün dünya biliyor. Bir de utanmadan arlanmadan insanlıktan bahsetmeye kalkıyorsunuz kendinizi masum göstermeye çalışıyorsunuz siz ne utanmasınız. <br />
Ana dilimizi öğrenmek istiyoruz diyorsunuz; Türkiye'nin çeşitli illerinde açılmış olan 'Kürtçe Kurslar ilgisizlikten öğrenci yokluğundan sonuç da hepsi kapatıldı. Hani ana dilinizi öğrenmeyi konuşmayı çok istiyordunuz. Neden bu Kürtçe dil kursları kapatıldı. Amaç dil öğrenmek değil suyu bulandırmak. Göz boyamak siz Türkleri aptal mı zannediyorsunuz. Asıl bu tutumuzdan dolayı aptal olan sizlersiniz. Gerçek Kürt olan vatanını milletini bayrağını seven Kürt vatandaşlarıma sözüm yok onlar benim kanın canlarım. Bütün sözlerim sahte ikiyüzlü hain ihanet içerisinde bulunan kötü niyetli insanlara.<br />
Bu gün Türkiye Cumhuriyetine ihanet eden hain terör örgütüne ve yandaşlarını kanlı kalemleri ile destek sağlayan medya ve liboş entel sahte ikiyüzlü gazeteci yazarlar bir şekilde yazıları ile bu yaşanan terör ortamına destek olmaktadırlar. Vatana ihanet eden bu hain terörü kanlı kalemleri ile destekleyen liboş entel sahte gazeteci yazarlar terör bir gün gelip sizin kapınıza gelip çocuğunuzu öldürse ve ailenize zarar verse, o gün gazetelerinizde neler yazacaksınız merak ediyorum. O günde kanlı kalemleriniz ile yine teröre destek yazıları yazabilecekler mi, yoksa ne yazacaklar. Kimleri suçlayıcı yazılar yazacaklar. Çünkü terör asla adres sormaz.<br />
Sizlerin canı can da, Türkiye Cumhuriyetini ve içinde yaşayan masum vatandaşların insanların güvenliğini sağlamak ve terörden korumak için hayatını hiçe sayarak onurlu ve gururlu şekilde şehit olan vatan evlatlarının ana kuzularının, evlatlarımızın canları patlıcan mı?<br />
Kürtlere bu ülke de diğer etnik kökenli topluluklar kadar özgürlerdir. Fakat bazı kendini bilmez hainler Kürtler özgürlük yalanı adına bu ülkede yol keserek o bölgenin insanlarını öldürmektedirler. Özgürlük uğuruna olsa da insan olan kendinden biri olan bir insanı öldüremez. Bu ihanetleri hainlikleri yapan terör örgütü bir insanlar topluluğu olamaz. Kürtlere özgürlük adına Kürt öldürülemez. Gerçek Kürt olan vatanını milletini bayrağını seven Kürtler olarak bu hain terörlerin yaptıklarını görerek onların Kürtlere özgürlük yalanlarına inanmayınız. Onlar sadece bir kesimin kan damlayan çıkarları için bu teröre hizmet etmeklerdirler bu terör elamanları sadece birer kuladır köledir kullanılan insan tipleridir. Kürtlerin böyle bir özgürlüğe ihtiyaçları yoktur çünkü Kürtler bu ülkede zaten özgürlerdir. Kürtler Siyasi platformda meclis de temsil ediliyorlar. Özgür olmayan topluluk meclise girebilir mi? Kürtler siyasi çalışmalarını ve söylemlerini etnik ırkçılığa ve bölücülüğe dayalı söylemler, eylemler ve politikalar üzerine kuruyorlar. Sonrada bir Kürt milliyetçiliği yapmıyoruz diye yalan söylüyorlar. Ülkede yaşan diğer etnik Topluluklar bizler Türkleriz Türk doğduk Türk öleceğiz dediği zaman faşist damgası ile damlanıyor. Türk olmak bir onurdur gururdur asla faşistlik değildir. Türkler ve Türklük asla faşistlik değildir. Bunları bilmiyorsanız öğrenin. Öğrenmek ayıp değil. Öğrenmemek ayıp ve kayıptır.<br />
Devlet malına zarar vermek şehirler de vatandaşlara saldırmak, bombalama dehşetini yaşatmak molotof kokteyli atmak, otobüs yakmak, polise ve masum vatandaşlara korku panik yaratmak ve kadınlara ve ufacık küçük çocuklara kullanarak kaldırım taşları ile saldırı yapmak hangi geri kalmışlığın köhne düşüncenin barbarlığın anlayışıdır. Bu yapılan vahşetin çağdaşlık da yanıtı yoktur. Sizler bu geri ilkel düşünceniz ile bunlara yanıt veremezsiniz. Yalan dolan ile zavallı kadınları küçük çocukları saldırılarda kullanarak masun insanlara güvenli kuvvetlerine taş sopa attırarak kendi çirkin emellerinizi tahmin edersiniz.<br />
Bu gün Türkiye Cumhuriyeti Cadde ve sokaklarda ben Kürtün diye göğsünü kabartarak dolaşan kaç Kürt vatandaşına sen buralarda dolaşamasın demiştir. Kürt kökenli Türk vatandaşına sen Kürtsün şu şehre giremezsin, bu işi yapamazsın, bu mesleği yapamasın diye söylenmiştir. Kürtler de bu ülkede diğer etnik kökenli vatandaşlar kadar hürdürler ve özgürdürler. Özgür değiliz yalanlarına inanmayınız. <br />
Bu ülke de Türkler Cumhurbaşkanı oldu da Kürler olamadı mı?. Türkler Başbakan oldu da Kürtler olamadı mı? Türkler bakan oldu, Kürtler olamadı mı? Türkler işadamı oldu da Kürtler olamadı mı? Türkler sanatçı oldu da Kürtler olamadı mı? Bu ülkede çalışkan dürüst kalite insanlar etnik kökenlerine bakılmaksızın bir yerler makamlara gelmiştir. Bunların arasında en çok Kürt vatandaşlarımız vardır. Bunu kimse görmezlikten gelemez. Bu Türkiye Cumhuriyetin de en çok para kazanan insanları çoğunlukla Kürt kökenli vatandaşlardır. Bunlara örnek vermek gerekir ise bu günkü Türkiye gerçeğine bakmak yeterlidir. Türkiye en çok şarkıcılar, eğlence yeri sahipleri, işadamları, ticaret sektörü, turistik otel sahipleri, eğlence dünyasında; televizyon medya dünyası, gazinolarda iş yapan insanlar çoğu Kürt kökenli vatandaşlardır. Bu örnekleri Türkiye Cumhuriyetinin dününde ve bu gününde görebilirsiniz.<br />
Türkiye Cumhuriyetinde her konuda fırsat eşitliği vardır. Bunu kimse inkar edemez inkar eder iseler yalan söylüyorlardır. Ama Kürkler fırsat eşitsizliği yalanları bahaneleri yaratarak vurarak, kırarak yakarak bölmek gibi terör olaylarını çıkarak bir oldubitti durumu ile bu güzelim memleketi parçalamaktır. Bunları yapanlar gerçek vatanını seven Kürt vatandaşlarımız değildir. Bunları yapanlar kara cahil birilerinin kuklası olmuş maşa olarak kullanılan vatan haini kişilerdir. Bu vatan hain kişileri ile bizim kardeşimiz olan gerçek Kürler ile karıştırılmamalıdır. Artık çıplak göz ile görmelidir. Kürklerin sorunları bir demokratik açılım değil Kürt açılımı değil, bölgede yaşanan feodal sistemin içerisinde bulunan aşiret ağalığı ve Köy ağalık sistemi anlayışı baskısı altında kalarak ezilmemelidir. Bunun için Türkiye bir demokratik ve Kürt açılımı yapmadan önce bu bölge de bulunan feodal sisteme karşı, Köy ağalı ve Aşiret ağalığı açılımı yapmalıdır. Türkiye öncelik ile Köy ağalı ve Aşiret ağalı baskısı altın da ezilen topraksız Kürt vatandaşlara toprak sağlamak için bu bölge de toprak reformu yapmalıdır. Kürtler öncelik ile insanca yaşama koşullarını gerçekleştirecek ekonomik olarak toprak özgürlüklerini kazanmalıdırlar. Feodal sistem bu çağda artık tarihe karışmıştır. Uygar yaşamda feodal sistemin hiç kimseye bireylere faydası yoktur. Feodal sistemin bu vatan için ihanet etkeni terör sebebi olmamalıdır. Bu yapanlar kendi geleceklerini de yok etmektedirler.<br />
Türkiye Cumhuriyeti sosyal laik demokratik üniter bir devlettir. Bu sistem içerisi de herkes vardır yaşamaktadır. Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş yaşam içerisinde yaşadıkları bölge için hala ayrıcalıklı bir tutum istiyorlar ise o bölgede yaşayanlar üniter devletçilik anlayışından yoksundurlar. Üniter devlet de ayrımcılık yoktur sosyal yaşam vardır. <br />
Türkiye Cumhuriyeti tüm bölgelerde yaşayan her etnik kökenli topluluklara insanlara eşit mesafede yaklaşmaktadır. Bu adaletli yaklaşıma rağmen Kürt kökenli vatandaşlarımız, hala bu vatana yapılan ihaneti bunca kan ve gözyaşı dökülmesine sebep olan terörü ve hainlikleri yapan bu bölücü ırkçı terörü örgütünü destekliyorlarsa, kusuru Türkiye Cumhuriyeti devletinde değil, kendilerinde aramalıdırlar.<br />
Bölgede yaşayan çocukları terör örgütünün militan olarak kullanmasına müsaade diyorsan, bu kargaşa ve terör yöntemlerinden fayda umuyorsan ve bu yöntemler bu ülkeyi böleriz parçalarız, sözde ülkemizi de kurarız diye düşünüyorsan, canın yandığında veya meydanlara çıkarak saldırı yakmak yıkmak kırmak ve dökmek anlayışı ile çocuklar yetiştiriyorsanız çocuklarınızı kendi ellerinle ateşe atıyorsanız bunun sorumlusu devlet değildir. Zavallı kadınları ve çocukları miting alanlarında piyon olarak kullanıyorsunuz. Ellerine pankart vererek sokaklara döktüğünüz o zavallı kadınlar ve çoklar taşıdıkları pankartlarda ne yazdıklarını dahi bilmiyorlar çünkü okuryazar değiller. Çoğu okuryazar olmayan bu zavallı kadınları ve çocukları kullanarak onların geleceklerinde karartıyorsunuz. Bu bir toplumun cahil karması demektir. Kendi geleceklerinizi kendi sadist emellerinizde kötü niyet de kullanıyorsunuz. Bu nasıl çağdaşlık uygarlık istekleridir.<br />
Çağdaş ülkelerde demokrasiden bahsetmek devlet malına yakarak yıkarak kırarak zarar vermek, masun insanları öldürmek ile hain terör olayları ile olmaz. Hak talep etmek şiddet ile değil ancak uygarca anlaşarak konuşarak olmaktadır.<br />
Türkiye Cumhuriyetinden hak isteyenler, hukuk isteyenler önce bu ülkenin bütünlüğüne, bu ülkenin insanlarına, toplum kurallarına saygılı göstereceklerdir, saygılı olmayı bileceklerdir. Türkiye Cumhuriyetinin kazanımlarına katkıda bulunacak. Çağdaş insan gibi davranacaklardır.<br />
Kürt toplumu yüzyıllardır kendisini sömüren, geri bıraktıran, kulun kula kulluk ettiği Aşiret Reisliği, Köy Ağalığı gibi Feodal Düzen ilkel sistemden ne zaman vazgeçerler bu düzmece düzeni yıkar ise Kürtler ancak insan ve vatandaş olurlar. Bu düzmece Aşiret Reisliği ve Köy ağalığı ilkel sistem devam ettiği sürece Kürtlerinde Kullara kulluk etme yaşantıları da devam eder durur. Kürtler önce kendilerini insan yerine koyarak Aşiret reislerine Köy ağalı gibi ilkel sisteme kulluk etmemelidirler. Kendilerini önce bu İlker sistemden kurtarmalıdırlar. Fakat Kürtler bu ilkel sistemden kurtulmak için hiçbir çalışma göstermemektedirler. Aşiret Reislerinin ve Köy ağalarının kendilerine yaptıkları baskıları eziyetleri sanki devlet yapıyormuş gibi göstererek bu devlete haksızlık etmektedirler. Kürtler Aşiret ve Köy ağalığı gibi ilkel sistemleri kendileri oluşturuyorlar kendileri besliyorlar. Sonra da devleti suçlama yollarına gidiyorlar. Aşiret Reislerinin ve Köy ağalarını varlıkları hep o bölge de yaşayan Kürt vatandaşların sömürülmesi ile elde edilmiştir. O bölge de Kürtler devlete çalışmazlar aşiret Reislerine Köy ağalarına çalışırlar. Kürtler devlete vatandaşlık yapmazlar Aşiret reislerine köy ağalarına kölelik yaparlar.<br />
Bu Ülke de Kürtlerde n başka etnik kökenli Lazlar, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Göçmenler, Ermeniler, Rumlar gibi diğer etnik kökenli topluluklarda yaşamaktadır. Türkiye Cumhuriyetinde bir tek Kürtler yaşamamaktadır. Türkiye yaklaşık olarak otuz kırk yıldır Kürtlerin yaşadığı bölgelerde yaşanan terör faaliyetleri ile mücadele etmektedir. Türkiye bu mücadele nedeni ile gelişmesi engellenmektedir. Kürtlerin bazıları bu hain teröre destek olmak ile kendilerinin ve kendi bölgelerinde yaşayan diğer masun Kürtlerin gelişmesini ve devlet hizmeti gitmesini engellenmektedir. Kürtlerin yaşadığı bölgenin geri kalmışlığının tek nedeni hain teröre destek veren yine Kürtlerdir. Kürtler bu hain terör destek vermek ile kendi gelişmişliğini engellemektedirler. Çünkü Türkiye hizmet bütçenin yarısı vatanını milletini bayrağını korumak için bu hain terör ile mücadele ayrılmaktadır. Bu hain terör olmasaydı Türkiye Dünya devletlerinin en gelişmişi olurdu. Kürtler farkında olmadan hem Türkiye Cumhuriyetinin hem de kendi bölgelerinin gelişmişliğini engellemektedirler. Dünya da terör olayları ile olumlu hiçbir yere varılmaz. Dünya da terör olayları ile huzurlu gelişmiş hiçbir devlet örneği yoktur. Dünya ya bakınız terör olayları ile kurulmuş gelişmiş bir devlet örneği var mıdır? Terörün var olduğu ülkeler hepsi geri kalmış ülkelerdir. İçten kendini bitirten ülkelerdir.<br />
Bu ülkede Kürt kökenli insanların yaşadığı iller her gün bir olay yaşanmaktadır. Devlete isyan vatana millete ve bayrağa isyan terör olayları şiddet kapkaç ve bu tür illegal suçları işleyenler çoğu Kürt kökenli insanlar oldukları görülmektedir. Bu illegal yollardan elde edilen gelirler terör örgütüne destek olarak aktarılmaktadır. Terör örgütüne lojistik destek sağlanmasa bu hain örgüt bu kadar ayakta kalamazdı. Ülke de yaşana terör olaylarını tek sebebi örgüte destek sağlayan Kürtlerdir. Bu bir Sosyal hastalık biçimidir tedavi edilmelidir. El de edilen yasadışı geliri Terör örgütüne aktarma suçu neden hep Kürt kökenli çocuk ve gençlerde görülmekte? Neden, neden, neden?<br />
Kürdüm diyen sizler, Bu ülkeye verdiğiniz zararı hiç düşündünüz mü? Hiç vicdan muhasebesi yaptınız mı? Kendi sorunlarınızı çözümleyecek olumlu bir çalışma en son ne zaman yaptınız. Türkiye Cumhuriyetini ve Türkleri acımasızca insafsızca haksız olarak eleştirip duruyorsunuz. Siz hiç kendinize öz eleştiri yaptınız mı? Türkiye Cumhuriyeti Devleti diğer etnik kökenli topluluklara verdiği haklardan eşitlik ilkesinde sizlere de uygulamıştır. Türkiye Cumhuriyetini kimse bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olup haksız yere eleştiremez. Bu ülke sizlere yer, yaşam hakkı, hak hukuk adalet vermekten başka ne yapmıştır. Sizleri onurlu ve gururlu vatandaşlık vermiş sizleri onurlandırmıştır. Sizler bu vatandaşlığı kabul etmiyorsanız bu ülkeye zarar vermek için terör olayları yapma hakkına sahip değilsiniz. Çünkü bu ülkede bir tek sizler yaşamıyorsunuz. <br />
Bu ülke de ayrımcılık yapılıyor diyorsunuz fakat en derin ayrımcılığı eylemleri ile söylemleri ile sizler yapıyorsunuz. Bu ülke asimilasyon Türklere yapılmaktadır. <br />
Türkler bu ülkenin asıl sahipleridir, bunu bütün dünya biliyor bir tek sizin kalın kafanız bunu anlamadı bilmiyor.<br />
Türk Milleti sabırlı bir devdir. Türk Milletinin içerisindeki uyuyan devi sakın ola uyandırmayınız. Bu devi uyandırırsanız sığınmak için kaçacak delik in ararsınız. <br />
Dünya da hainlerin hiç vatanı olmamıştır. Çünkü onlar hep haindirler başka insanların huzurunu mutluluğunu engelleyen asalaktırlar.<br />
Türklerin vatanın da Türklere kafa tutan akılsızlar, bilmezler ki Türklerin sabrı taşınca neler yapabileceklerini tarih de neler yaptıklarını. Türkiye Cumhuriyetin de Türklere kafa tutan cahiller akıllı olun rahat durun ki insanca yaşayabilesiniz. <br />
Türkler ile vatan millet bayrak ve namus kavgasına girmeyiniz. Türklerin vatanını milletini bayrağını ve namusunu nasıl koruduğunu bütün tarihler yazmaktadır.<br />
Bir tarih de sizler hainler için yazmasını çok iyi bilirler. Türklerin tarihlerinde hainlere nasıl dersler verildiği yazmaktadır.<br />
Hainler kaşınmayın Türkler kaşınmak isteyenleri kaşımayı iyi bilirler bunu örnekleri dünya tarihinde mevcuttur. Tarihler bunları yazar okuyun da öğrenin kara cahiller.<br />
Türkiye Cumhuriyetini sistemi acımasızca haksız yere eleştirenler neden terör örgütünün yaptıkları zalimlikleri anarşiyi eleştirmiyorlar. Çünkü bu ülke de terör kadar tehlikeli terörden beslenen kesimler var, bu kesimler kan ile terör ile besleniyorlar. Türkiye de terör sanayisi kurmuşlar durmadan terörü güçlendiriyorlar. Bir gün gelecek bunların hesabını verecekler. Türkiye Cumhuriyetin de Türklüğü savunanlara faşist damgası vuranlar neden terör olaylarını yarayan hainlere ihanet mangaları diyemiyorlar. Çünkü terörden kandan besleniyorlar korkaklar.<br />
Biz Türkler vatanımıza milletimiz bayrağımıza onur ve gurur ile sahip çıkıyoruz. Siz hainler acımasızca masun insanları öldürüyorsunuz. Asıl öldürülmesi gerekenler bu vatana ihanet eden siz hainlersiniz. <br />
Hainlerin bu dünya da vatanı olmadığı gibi yaşam hakları da yoktur. Cehennem bile hainlere dar gelecektir.<br />
Bu ülke şu an Türkler Türklüğünden ödün versin diye baskı görmektedir. Asıl açılım Biz Türkler için yapılmalıdır.<br />
Bu ülkeye ihanet edenler hainlik yapanlar terör yaşatanlar Türkiye Cumhuriyeti cennetinde rahat durmuyorsunuz sizler öbür dünyada cehennemde de rahat durmasınız. Öbür dünyada cehennem zebanilerinin sizden çekecekleri var. Ama unutmayınız ki cehennem zebanileri dünyadaki Türkiye Cumhuriyetinde yaşana Türkler kadar sabırlı ve anlayışlı olmayabilirler. Bu dünya da yaptıklarınız cezasını öbür dünyada vereceksiniz. Allah belanızı cezanızı verecek. Türk kanunlarından kurtulmuş olabilirsiniz ama Allahın kanunlarından kurtulamayacaksınız.<br />
Türkiye Cumhuriyetinde Kürtlerin amacı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek öldürmektir. Her köşesi şehit kanları ile yıkanan bu vatan topraklarının Türkiye Cumhuriyetinin bekası için şehitlerinin ve gazilerinin anısını yaşatmak uğuruna onurlu gurulu Türk Milletinin varlığını korunması açısından “Türk Açılımı İstiyorum”.<br />
Bizlere bu toprakları canlarını mallarını vererek tüm zorlukları yenerek bu toprakları bize vatan olarak bırakan Türkiye Cumhuriyetini kurarak bizlerin hür özgür yaşamamızı sağlayan atalarımız ve dedelerimiz, Büyük Komutan M. Kemal Atatürk ve silah arkadaşları için “Türk Açılımı İstiyorum”.<br />
Bütün ihanetlerden, hainlikten, fesatlıklardan ve nifaklardan vatanımı milletimi bayrağımı koruma amaçlı olarak bende “Türk Açılımı” istiyorum<br />
Bu benim ve Türk Millerinin en doğal hakkıdır.<br />
Çünkü burası Türkiye Cumhuriyetidir. Bizim Vatanımızdır.<br />
<br />
Abdullah KAPLAN<br />
2009]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Çanakkale ve Kurtuluş savaşların da dedemi ve kardeşlerini yani büyük amcalarımı, son yıllar da Türkiye Cumhuriyetini korunması için Güneydoğu dağlarında çocukluk ve okul arkadaşımı hain teröre şehit vermiş Bir Türk olarak Kürtlere soruyorum; ''Kürtler bu ülkeye sizler acıdan terörden kan akıtmadan başka ne verdiniz? Kürtlüğü dağlara taşlar taşımak dan başka Türkiye Cumhuriyetine bugüne ne katkılarınız ve faydanız olmuştur. Türkiye Cumhuriyetinin yıllık bütçesi yarıdan fazlası vatan dediğimiz sizin yaşadığınız güneydoğu bölgesine akmaktadır. Siz Kürtler buna karşı Türkiye Cumhuriyetine ne verdiniz. Soruyorum. Çağdaşlık ve medeniyet adına sosyal, bilimsel ve sanatsal anlamda Ülkemize neler katkıda bulundunuz. Yaşadığınız topraklara ne verdiniz. Hale dağlarda mezralarda feodal etnik köken adına töre cinayetleri işlemek den başka tutuculuk adına Kürtçe konuşmalar yapmaktan başka bu cennet ülkeye ne verdiniz bir anlatında görelim. Dünya medeniyetini yaşamamak adına hala dağlar da mezralarda adam öldürmek den başka hangi meziyetleriniz var anlatında bütün dünya öğrensin. Anlatamazsınız çünkü anlatılacak el ile tutulur mantıklı bir tutarlılığınız yok. Hep başka ülkelerin ilerlemesini hainlik ile terör faaliyetleri ile engellemeden başka ne işe yararsınız. Var ise anlatında tüm dünya öğrensin.<br />
Türkiye Cumhuriyeti toprakların da yaşayan ve kendilerini etnik kökenlerini ön plana çıkararak tanımlayan ve kendilerine verilmiş en büyük hak olan bu güzel Ülkenin, “Onurlu Türkiye Vatandaşı” olmak hakkını bir kenara atarak, etnik köken üzerinden Kürtlük ırkçılığı yapmayı benimseyen ayrımcılık yapan bu topluluk güzel Türkiye Cumhuriyetine ne vermişler katkıları ne olmuştur. Bu ırkçılık ayrımcılık ve sapkınlık şaşkın anlayış ile ne verebilinir ki. Bu topluluğun şaşkın ördeklerden farkı yok. Bir kere olsun akıllı olmayı deneyiniz. Bu densiz davranışını gösteren Kürkler gerçek Kürtler olamazlar. Vatanına milletine sahip çıkan Gerçek Kürtler bizlerin kardeşleridir. Onları asla diğer kendini bilmez vatan hainleri Kürtler ile karıştırmamalıyız. Gerçek Kürt kardeşlerimizin ataları ile bizim atalarımız bu vatan için cepheler de omuz omuza birlikte savaşarak bu Türkiye Cumhuriyetini kurarak bize emanet etmişlerdir. Bizlerin kitabın da emanete ihanet etmek yoktur. Gerçek Kürtler Biz Türkler ile her yerde her zaman kardeşiz. Bu kardeşliği bozmaya yıkmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.<br />
Kürtler, yaşadığınız suyunu içtiğiniz, havasını teneffüs ettiğiniz toprağından beslendiğini bu güzel vatan Türkiye Cumhuriyetinde Türkler Cumhurbaşkanı oldu da sizler olamadınız mı? Bu ülke de Türkler Başbakan oldu da sizler olamadınız mı? Türkler Bakan oldu da sizler olamadınız mı? Türkler Milletvekilli oldu da sizler olamadınız mı? Türkler Vali oldu da sizler olamadınız mı? Türkler işadamı oldu da sizler olamadınız mı? Türkler holding kurdu da sizler kuramadınız mı? Türkler sanatçı oldu da sizler olamadınız mı?. Türkler okudu da sizler okuyamadınız mı?.Türkler bu ülkede ne kadar haklara sahip iseler sizler de o haklara sahipsiniz. Kürtler; bu güzel ülke de ne olamadınız onu söyleyiniz. Söylenecek bir sözünüz yok çünkü bu ülkede her yer de her makam da sizler de varsınız. Nankörlük yapmayınız. Daha ne istiyorsunuz bu ülken teröre destek vermesiz sizleri için olumsuz bir faaliyettir. Okumak istiyorsunuz fakat öğretmenleri öldüren okulları yakıp yıkan kıran sizlersiniz. Sizlere hizmet gitmiyorsa sebebi niye sizlersiniz. O bölgede Devletin hizmet araçlarını iş makinelerini yakanlar sizlersiniz. Keskin sirke küpüne zarar verir. <br />
İnsan olan yaşadıkları topraklara ihanet etmez. Fakat kendiniz bilmez hainler bu güzel cennet vatanın Türkiye Cumhuriyetinin bu güzel toprakların hem havasını teneffüs ediyorlar, suyunu içiyorlar ekmeğini yiyorlar toprağından besleniyorlar, hem de şerefsizce utanmadan bu vatana ihanet ediyorlar vatan hainleri bu hangi insanlığa sığar söylemisiniz. Bu hainlerin hiçbir tutarlı gerekçeleri yoktur. Bu topraklarda bir tek etnik köken olarak Kürtler yaşamıyorlar ki. Bu güzel topraklar da yüzlerce etnik köken vatandaşlarınız yaşıyorlar onlar bu vatana sahip çıkarak kardeşçe barış içerisinde yaşamanın yollarını bulmuşlar ve kardeşçe yaşıyorlar da neden hep Kürtler ortak yaşama ayak uyduramıyorlar bunu kendinize sorudunuz mu Kürtler. Buradan gerçek Kürtlere sesleniyorum sağduyulu olunuz düşününüz.<br />
Ülkenin genelinde ortak yaşamak için etnik kökenli diğer toplumlar arasında bir sorun yok yaşanmıyor da. Neden hep kürler ortak yaşamayı barış içerisinde başaramıyorlar. Bunu Kürtler kendi aralarında düşünmeleri gerekmedir. Birilerine maşa olarak kullanıldıklarını farkında değiller. Başkalarına maşa olmayın gerçek Kürt olarak bu ülkede diğer toplumlar ile barış içerisinde yaşamayı öğrenmelisiniz. Gerçek Kürtler bu vatana sahip çıkmışlar kurtuluş savaşında diğer etnik kökenli vatandaşlar ile Türkler ile cephelerde omuz omuza düşman ile savaşmışlardır şehit düşmüşlerdir. Şimdi başkalarını maşası olarak bu vatana ihanet ederek şehit düşen gerçek Kürtlerin kemiklerini sızlatmayınız.<br />
Bende bu vatanda etnik kökeni olan bir topluluktanım. Aman ben kendimi hep “Türk” olarak kabul ediyorum dünyanın neresine olursam olayım ben hep “Türk”üm. Çünkü benim atalım bu toprakların kurtuluşu için savaş vermişler. Canlarını kanlarını şehitler vererek bu güzel cennet vatan Türkiye Cumhuriyetini kurmuşlar. Ben neden önce Türküm, Ben Türkiye Cumhuriyeti topraklarından beslendim besleniyorum. Güzel havasın teneffüs ederek hayat buluyorum. Mavi akan sularını içiyorum. Benim hayatımı düzenleyen hep Türkiye Cumhuriyeti yasaları olmuştur. Hayatımı kazanmam için Türkiye Cumhuriyeti okullarında üniversitelerinde okudum. Benim çağdaş bir hayat yaşamam için bana bir şeylerin öğretilmesini sağlayan bana eğitim veren öğretmenler atamış maaşını ödemiştir. Ben Türk ideallerine göre yetiştim. Ben bir Türküm ve Türk olmakta gurur ve onur duyuyorum. Bu her yer de nefesin çıktığı kadar Türküm diye haykırıyorum. Etnik kökenim bana unvanımdan başka soy ağacımdan başka hiçbir şey kazandırmadı. Ben tüm kazanımlarımı Türk Milletinden Türkiye Cumhuriyetinden aldım. Ve ben Türküm Türk olarak yaşayacağım ve bir gün onurlu ve gururlu bir Türk olarak öleceğim. Gerçek Kürtler neden sizler böyle benim gibi söyleyip düşünemiyorsunuz. Onurunuz mu kırılır yoksa sizleri maşa olarak kullanan vatan hainlerimi kızar. Hangisi.<br />
Kürtlere soruyorum; Ülkemizde yaşanan terör neden sizde, çocuk yaş da olan kızları evlendirmek sizde, genç kızları başlık parası adı altın da bir eşya gibi alıp satmak sizde, Her türlü yasadışı işin altından çoğunlukla Kürtler çıkmakta, kapkaç gasp sizde. Namus cinayetleri dediğiniz törelerin arasına sığınarak ananızı kızınızı kız kardeşinizi öldürmek sizde. Kaçakçılık sizde, uyuşturucu ticareti sizde, Bu ülkenin onurlu vatandaşı olmayı içine sindirememek sizde, Ülkede yaşayan insanların huzurun kaçırmak insanları mutsuz etmek için vurmak kırmak yakmak gasp etmek anlayışı sizlerde. Bu olan olumsuzlukların hesabını vermemek ve özeleştiri yapmamak sizlerde Sağlam kişiliğe sahip olma gibi çapa ve çalışma göstermiyorsunuz. Neden aşağılık kompleksi içerisinde kuşkulu hayat yaşıyorsunuz. Gökyüzünden kafanıza taş düşse, başına karga sıçmış olsa bunları hep devlet ve diğer insanları yaptı diye suçlamak sizlerde. Her şeyi devletten beklemek sizde ama hainlik yapma da sizde. Asimile ediliyoruz diye dünyayı yaygara vermek yalanını söylemek de sizde. Bu çağda uygar Türkiye de tek kelime Türkçe bilmeyen milyonlarca insan sizde. Emperyalist devletlerin size sahte hayali vatan yapmaları sonucun da Anadolu toprakların hiçbir zaman var olmayan sözde vatan toprağınız hayali sizlerde. Sanki bu güne kadar varmış gibi göstererek sözde vatanınızı gasp edilmiş hayali bir anavatanınız olduğu yalanını söylemek yaymak yine sizde. Bu yalanlara kendinizde inanmıyorsunuz ama inandırılmak zorunda bırakılıyorsunuz. Çünkü Aşiret ağaları Köy ağaları böyle istiyor. Dağ da bulunan hainler korkarlar böyle istiyor. <br />
Korkakların gerçekleri sizlere anlatacak ne bilgileri var ne de yürekleri var. Onlar korkaklardır korkaklar hep dağlar da inlerde yaşamaktadırlar. Mert olan insan yüreği yetiyorsa meydanlara çıkar doğruları var ise anlatır. Yoksa susar insanca yaşamayı öğrenir. Yaşadığı topraklara ihanet etmez.<br />
Türk Milleti dünya da on dört büyük imparatorluk ve yüz on altı Türk devleti kurmuş bir asil milletir. Bu kadar imparatorluk ve devlet kurmuş dünya da başka hiç onurlu gururlu millet yoktur. Bu unvan sadece onurlu gururlu Türk Milletine aittir. Türk Milletini özünde kanında asla esaretlik yoktur. Türk Milleti dünya da hep kendi devletini ve imparatorluğunu kurmuştur. Bu güce kudrete ve başarıya sahip olan Türk milleti istese yeni bir Büyük Türkiye Cumhuriyeti devleti daha kurar ama bu defa içerisinde hainler olmaz. Türkiye de etnik köken olarak bir tek Kürtler yaşamıyorlar Türkiye Cumhuriyetinde hepimizin ve her topluluğun etnik kökenleri vardır, diğer etnik kökenli vatandaşlar salak aptal da teröre bulaşmıyorlar da Kürt kökenli vatandaşlar çok akıllıda ülke de terör olaylarına karışıyorlar terörü destekliyorlar. Kürtler kendilerini çok akıllı sanıyorlar ama kendi çukurlarını kazdıklarının farkında değiller. Bir gün gelecek kendi kazdıkları bu ihanet çukurlarına kendileri düşeceklerdir.Gerçek Kürtleri sağduyuya davet ediyorum. Bu vatan hepimizidir. Bizlerin birlik de kardeşçe hür ve özgür olarak yaşayabileceğimiz dünya da bir başka Türkiye Cumhuriyeti yok. Bu güzel ülkemize sahip çıkmaz ise başka ülkelerin esiri oluruz. Bu neden ile ben de Türkiye Cumhuriyeti Açılımı İstiyorum.<br />
Dünya tarihini okursanız dünyada hiçbir devlet kurmadan etnik kökenliğini devam eden milletler görürsünüz bunlardan biri de Kürtlerdir. Dünya tarihinde hiçbir devlet kurmamışlardır. Şimdi Türkiye Cumhuriyetine ihanet ederek devlet kurmak istemeleri hiçbir ahlaka sığmaz ve etik değildir. Bir millet ihanet ile hainlikler üzerine devlet kurmamalıdır. İhanetler ile kurulan devletler uzun ömürlü olmamıştır. Devletler kolay kurulmuyor. Kurulmuş olan devletler kendilerini korumak için kanını canını her zaman vermeye hazırdırlar. Türkiye Cumhuriyeti kendini koruyacak kudrete sahiptir. Bu böyle bilmelidir. <br />
Bu cennet vatana ihanet eden hain terör örgütüne destek veren Kürtler, Türklerin içerisinde uyan devi uyandırmayınız. Türklerin içerisinde bulunan vatan millet ve bayrak sevgisi ile dolu olan o dev uyarır ise hainler kaçacak delik ararsınız. Herkes akıllı olmalıdır. Herkes bilmeli ki Türkler dünyada on dört büyük imparatorluk, yüz on altı Türk devleti kurmuş ve Kurtuluş savaşı vermiş bir yüce Milletir. Gerekir ise bir kurtuluş savaşı daha vererek Yeni bir Büyük Türkiye Cumhuriyeti devleti kuracak güçtedir. Yeni kurulan bu Büyük Türkiye Cumhuriyetinin içerisinde hainler ve kalleşler olmayacaktır.<br />
Bu ülkeye hiçbir şey vermeden, masum insanları öldürme, yakarak yıkarak kırarak kaba kuvvet ile toplumda terör estirerek, terör ile Ülkemizden toprak gasp etmeye çalışma zorbalığı ahlaksızlığı hain terör odaklarında bulunmaktadır. <br />
İnsanlar ile bir araya gelip konuşmayı anlaşmayı toplumsal uzlaşmayı ve insani ilişkileri boş vererek yakıp yıkarak bu ülkeyi bölmeye çalışmak hain teröristlerde, Avrupa ülkelerin de Türkiye Cumhuriyeti ve onun şanlı ordusu Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında her türlü asılsız yalanları söylemek, bana işkence yaptılar, baskı yaptılar, dilimizi konuşamıyoruz, fırsat eşitliği yok gibi mesnetsiz yalanları söyleyerek siyasi mülteci statüsüyle o Avrupa ülkelerine kapağı atmak, bir parazit gibi yaşayıp oralarda da suç işlemek sizde. Nedir bu Türkiye Cumhuriyetinin sizden çektiği.<br />
Türkiye Cumhuriyeti Devletini Avrupa birliğine yalanlarınız ve dolanlarınız ile şikayet etme, ben Kürdüm demek özgürlüğü sizlerde. Hani siz özgür değildiniz Avrupa birliğe kadar nasıl gittiniz. Avrupa devletlerini de suç işleğiniz zaman ben Türküm deme düzenbazlığı yapmak da sizlerin marifetidir. <br />
Dağlar da bir ucube gibi yaşayan illegal hain çapulcu terör örgütüne her türlü desteği verip, demokrasi ve insan haklarından bahsetmek, şiddeti kınıyorum demek iki yüzlüğü yapma alışkanlığı da sizler de. Bu yalanları söyleyip bizleri de enayi zannedip, aptal yerine koymaya çalışmak terbiyesizliği sizlerde. Bu ülkede yaşayan onlarca farklı etnik kökenden milyonlarca insan, etnik kökenleriyle ilgili en ufak bir sıkıntı çekmezken, özgürce siyaset yapabilirken, milletvekili ve hatta Başbakan bile olabilirken, verdiğimiz Kurtuluş Savaşı mücadelesi sonucu elde edilmiş Cumhuriyetimizin kazanımlarını içlerine sindiremeyen sömürgeci, etnik soykırımcı, emperyalist devletlerin maşası ve tetikçisi olmak düzenbazlığı yalakalığını piyonluğunu yapmak nedense hep sizlerden oluşuyor.<br />
Kürtler; Türkiye Cumhuriyeti Devletine bugüne kadar ne verdiniz de ne istiyorsunuz? Bir düşünün verdiğiniz zarar faydadan daha çoktur.<br />
Türkiye Cumhuriyetinde yaklaşık olarak otuz üç etnik kökenli topluluklar yaşamaktadır. Bunların birçoğu da anadillerini kullanmaktadırlar. Türkiye Cumhuriyetinde bu gün yaklaşık olarak yirmi dört dil ana dil olarak kullanılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti bu güne kadar ana dilini kullanan topluluklara niçin kullanıyorsunuz diyerek cezalandırmamıştır. Her topluluk ana dillerini serbest olarak kullanmıştır ve kullanmaya da devam etmektedirler. Bu kural Kürtler içinde geçerlidir. Ana dilin insanların sosyalleşmesine hiçbir katkısı yoktur. Ana dil ancak aile topluluk dildir. Uluslar arası dil olarak kabul edilmez. Ana dil aile de topluluk bireyleri arasında pratik olarak kullanılan dildir. Anadili olan bir kimsenin tekrar anadil eğitimi almasına gerek yoktur. Devletin olmalıdır Uluslar arası iletişim ancak devletin resmi dili ile sağlanmaktadır. Ana dilin uluslar arası değeri yoktur. Hiçbir etnik kökenlere de uluslar arası fayda sağlamaz. Bu neden ile ana dili yaygaralı yapmak cahil kalmışlığın diğer bir yanıdır. Ben bu ülkede yaşan etnik kökeni olan ve ana dili olan bir bireyim. Ama ben bu güne kadar ana dilimi ailem ve topluluk bireyleri arasında konuşmamı sağlamıştır. Bunun dışında ana dilimin bana hiçbir ne milletler arası ne uluslar arası hiçbir katkısı olmamıştır. Bu neden ile bilim çağında anadil de o kadar önemli değildir. Neden Kürtler ana dil kompleksi altında eziliyorlar. Ana dillerini konuşmak isteyen hiçbir topluluğa konuşma baskısı bu ülke de yapılmamıştır. İsteyen istediği yer de konuşacak birilerini bulurlar ise ana dillerini konuşabilirler. Hiçbir etnik köken benim dilim konuşulacak diye devlete dil konusun da baskı yapamazlar. Türkiye Cumhuriyetini resmi dili uluslar arasında bilindiği gibi Türkçedir. Resmi dil üzerinde siyaset yapmak ülkeye fayda sağlamaz. Kürtler kendi dilerini diledikleri gibi kullanabilirler ama Türkiye Cumhuriyetinin resmi yazışma diline zarar vermemelidirler.<br />
Türkiye Cumhuriyeti Milli eğitiminde Kürtce dil eğitimi yapılmasını Türkiye geneline ne faydası vardır. Hiçbir faydası yoktur. Sadece bir etnik kökene hitap eden dilin Karadeniz bölgesinde yaşan Laz kökenli vatandaşlara Kürtçe öğrenmenin ne faydası olacaktır. Bu durum çelişki karmaşa ortamı yaratır. Türkiye de etnik kökenli topluluklar da ana dil olarak konuşulan Lazca, Çerkezce Abazaca, Boşnakça ve Giresunca gibi anadillerin ülkenin Milli eğitimi programları arasın da alması okutulması ülkenin gelişmesine hiçbir faydası yoktur. Bu tür çalışmalar sadece fanteziliktir gereksizdir. Türkiye Cumhuriyetinin ana dili resmi dili yazışma dili Türkçedir bunu herkes kabul etmelidir. Anadilini konuşanlara niçin konuşuyorsunuz diye kimseye hiçbir baskı yoktur. Düzmece yaygaralar ülkeyi yıpratmaktan başka işe yaramaz.<br />
Eğitim istiyoruz diyorsunuz; bu ülkenin güzide evlatları öğretmenleri çocukları öldüren, okulları yakan yıkan sizlersiniz. Hain terör örgütünün katillerini ve elebaşlarını acımasızlığını bu ülkeye yaşatan sizlersiniz. Yaklaşık otuz beş bin vatan evlatlarını çoluk çocuk kadın erkek demenden öldüren sizlersiniz. Türkiye Cumhuriyetinin malına canına kıyan yakan yıkan sizlersiniz. Yaşadığınız bölgeye zarar veren sizlersiniz. Biz değiliz diyemezsiniz. Çünkü bunu bütün dünya biliyor. Bir de utanmadan arlanmadan insanlıktan bahsetmeye kalkıyorsunuz kendinizi masum göstermeye çalışıyorsunuz siz ne utanmasınız. <br />
Ana dilimizi öğrenmek istiyoruz diyorsunuz; Türkiye'nin çeşitli illerinde açılmış olan 'Kürtçe Kurslar ilgisizlikten öğrenci yokluğundan sonuç da hepsi kapatıldı. Hani ana dilinizi öğrenmeyi konuşmayı çok istiyordunuz. Neden bu Kürtçe dil kursları kapatıldı. Amaç dil öğrenmek değil suyu bulandırmak. Göz boyamak siz Türkleri aptal mı zannediyorsunuz. Asıl bu tutumuzdan dolayı aptal olan sizlersiniz. Gerçek Kürt olan vatanını milletini bayrağını seven Kürt vatandaşlarıma sözüm yok onlar benim kanın canlarım. Bütün sözlerim sahte ikiyüzlü hain ihanet içerisinde bulunan kötü niyetli insanlara.<br />
Bu gün Türkiye Cumhuriyetine ihanet eden hain terör örgütüne ve yandaşlarını kanlı kalemleri ile destek sağlayan medya ve liboş entel sahte ikiyüzlü gazeteci yazarlar bir şekilde yazıları ile bu yaşanan terör ortamına destek olmaktadırlar. Vatana ihanet eden bu hain terörü kanlı kalemleri ile destekleyen liboş entel sahte gazeteci yazarlar terör bir gün gelip sizin kapınıza gelip çocuğunuzu öldürse ve ailenize zarar verse, o gün gazetelerinizde neler yazacaksınız merak ediyorum. O günde kanlı kalemleriniz ile yine teröre destek yazıları yazabilecekler mi, yoksa ne yazacaklar. Kimleri suçlayıcı yazılar yazacaklar. Çünkü terör asla adres sormaz.<br />
Sizlerin canı can da, Türkiye Cumhuriyetini ve içinde yaşayan masum vatandaşların insanların güvenliğini sağlamak ve terörden korumak için hayatını hiçe sayarak onurlu ve gururlu şekilde şehit olan vatan evlatlarının ana kuzularının, evlatlarımızın canları patlıcan mı?<br />
Kürtlere bu ülke de diğer etnik kökenli topluluklar kadar özgürlerdir. Fakat bazı kendini bilmez hainler Kürtler özgürlük yalanı adına bu ülkede yol keserek o bölgenin insanlarını öldürmektedirler. Özgürlük uğuruna olsa da insan olan kendinden biri olan bir insanı öldüremez. Bu ihanetleri hainlikleri yapan terör örgütü bir insanlar topluluğu olamaz. Kürtlere özgürlük adına Kürt öldürülemez. Gerçek Kürt olan vatanını milletini bayrağını seven Kürtler olarak bu hain terörlerin yaptıklarını görerek onların Kürtlere özgürlük yalanlarına inanmayınız. Onlar sadece bir kesimin kan damlayan çıkarları için bu teröre hizmet etmeklerdirler bu terör elamanları sadece birer kuladır köledir kullanılan insan tipleridir. Kürtlerin böyle bir özgürlüğe ihtiyaçları yoktur çünkü Kürtler bu ülkede zaten özgürlerdir. Kürtler Siyasi platformda meclis de temsil ediliyorlar. Özgür olmayan topluluk meclise girebilir mi? Kürtler siyasi çalışmalarını ve söylemlerini etnik ırkçılığa ve bölücülüğe dayalı söylemler, eylemler ve politikalar üzerine kuruyorlar. Sonrada bir Kürt milliyetçiliği yapmıyoruz diye yalan söylüyorlar. Ülkede yaşan diğer etnik Topluluklar bizler Türkleriz Türk doğduk Türk öleceğiz dediği zaman faşist damgası ile damlanıyor. Türk olmak bir onurdur gururdur asla faşistlik değildir. Türkler ve Türklük asla faşistlik değildir. Bunları bilmiyorsanız öğrenin. Öğrenmek ayıp değil. Öğrenmemek ayıp ve kayıptır.<br />
Devlet malına zarar vermek şehirler de vatandaşlara saldırmak, bombalama dehşetini yaşatmak molotof kokteyli atmak, otobüs yakmak, polise ve masum vatandaşlara korku panik yaratmak ve kadınlara ve ufacık küçük çocuklara kullanarak kaldırım taşları ile saldırı yapmak hangi geri kalmışlığın köhne düşüncenin barbarlığın anlayışıdır. Bu yapılan vahşetin çağdaşlık da yanıtı yoktur. Sizler bu geri ilkel düşünceniz ile bunlara yanıt veremezsiniz. Yalan dolan ile zavallı kadınları küçük çocukları saldırılarda kullanarak masun insanlara güvenli kuvvetlerine taş sopa attırarak kendi çirkin emellerinizi tahmin edersiniz.<br />
Bu gün Türkiye Cumhuriyeti Cadde ve sokaklarda ben Kürtün diye göğsünü kabartarak dolaşan kaç Kürt vatandaşına sen buralarda dolaşamasın demiştir. Kürt kökenli Türk vatandaşına sen Kürtsün şu şehre giremezsin, bu işi yapamazsın, bu mesleği yapamasın diye söylenmiştir. Kürtler de bu ülkede diğer etnik kökenli vatandaşlar kadar hürdürler ve özgürdürler. Özgür değiliz yalanlarına inanmayınız. <br />
Bu ülke de Türkler Cumhurbaşkanı oldu da Kürler olamadı mı?. Türkler Başbakan oldu da Kürtler olamadı mı? Türkler bakan oldu, Kürtler olamadı mı? Türkler işadamı oldu da Kürtler olamadı mı? Türkler sanatçı oldu da Kürtler olamadı mı? Bu ülkede çalışkan dürüst kalite insanlar etnik kökenlerine bakılmaksızın bir yerler makamlara gelmiştir. Bunların arasında en çok Kürt vatandaşlarımız vardır. Bunu kimse görmezlikten gelemez. Bu Türkiye Cumhuriyetin de en çok para kazanan insanları çoğunlukla Kürt kökenli vatandaşlardır. Bunlara örnek vermek gerekir ise bu günkü Türkiye gerçeğine bakmak yeterlidir. Türkiye en çok şarkıcılar, eğlence yeri sahipleri, işadamları, ticaret sektörü, turistik otel sahipleri, eğlence dünyasında; televizyon medya dünyası, gazinolarda iş yapan insanlar çoğu Kürt kökenli vatandaşlardır. Bu örnekleri Türkiye Cumhuriyetinin dününde ve bu gününde görebilirsiniz.<br />
Türkiye Cumhuriyetinde her konuda fırsat eşitliği vardır. Bunu kimse inkar edemez inkar eder iseler yalan söylüyorlardır. Ama Kürkler fırsat eşitsizliği yalanları bahaneleri yaratarak vurarak, kırarak yakarak bölmek gibi terör olaylarını çıkarak bir oldubitti durumu ile bu güzelim memleketi parçalamaktır. Bunları yapanlar gerçek vatanını seven Kürt vatandaşlarımız değildir. Bunları yapanlar kara cahil birilerinin kuklası olmuş maşa olarak kullanılan vatan haini kişilerdir. Bu vatan hain kişileri ile bizim kardeşimiz olan gerçek Kürler ile karıştırılmamalıdır. Artık çıplak göz ile görmelidir. Kürklerin sorunları bir demokratik açılım değil Kürt açılımı değil, bölgede yaşanan feodal sistemin içerisinde bulunan aşiret ağalığı ve Köy ağalık sistemi anlayışı baskısı altında kalarak ezilmemelidir. Bunun için Türkiye bir demokratik ve Kürt açılımı yapmadan önce bu bölge de bulunan feodal sisteme karşı, Köy ağalı ve Aşiret ağalığı açılımı yapmalıdır. Türkiye öncelik ile Köy ağalı ve Aşiret ağalı baskısı altın da ezilen topraksız Kürt vatandaşlara toprak sağlamak için bu bölge de toprak reformu yapmalıdır. Kürtler öncelik ile insanca yaşama koşullarını gerçekleştirecek ekonomik olarak toprak özgürlüklerini kazanmalıdırlar. Feodal sistem bu çağda artık tarihe karışmıştır. Uygar yaşamda feodal sistemin hiç kimseye bireylere faydası yoktur. Feodal sistemin bu vatan için ihanet etkeni terör sebebi olmamalıdır. Bu yapanlar kendi geleceklerini de yok etmektedirler.<br />
Türkiye Cumhuriyeti sosyal laik demokratik üniter bir devlettir. Bu sistem içerisi de herkes vardır yaşamaktadır. Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş yaşam içerisinde yaşadıkları bölge için hala ayrıcalıklı bir tutum istiyorlar ise o bölgede yaşayanlar üniter devletçilik anlayışından yoksundurlar. Üniter devlet de ayrımcılık yoktur sosyal yaşam vardır. <br />
Türkiye Cumhuriyeti tüm bölgelerde yaşayan her etnik kökenli topluluklara insanlara eşit mesafede yaklaşmaktadır. Bu adaletli yaklaşıma rağmen Kürt kökenli vatandaşlarımız, hala bu vatana yapılan ihaneti bunca kan ve gözyaşı dökülmesine sebep olan terörü ve hainlikleri yapan bu bölücü ırkçı terörü örgütünü destekliyorlarsa, kusuru Türkiye Cumhuriyeti devletinde değil, kendilerinde aramalıdırlar.<br />
Bölgede yaşayan çocukları terör örgütünün militan olarak kullanmasına müsaade diyorsan, bu kargaşa ve terör yöntemlerinden fayda umuyorsan ve bu yöntemler bu ülkeyi böleriz parçalarız, sözde ülkemizi de kurarız diye düşünüyorsan, canın yandığında veya meydanlara çıkarak saldırı yakmak yıkmak kırmak ve dökmek anlayışı ile çocuklar yetiştiriyorsanız çocuklarınızı kendi ellerinle ateşe atıyorsanız bunun sorumlusu devlet değildir. Zavallı kadınları ve çocukları miting alanlarında piyon olarak kullanıyorsunuz. Ellerine pankart vererek sokaklara döktüğünüz o zavallı kadınlar ve çoklar taşıdıkları pankartlarda ne yazdıklarını dahi bilmiyorlar çünkü okuryazar değiller. Çoğu okuryazar olmayan bu zavallı kadınları ve çocukları kullanarak onların geleceklerinde karartıyorsunuz. Bu bir toplumun cahil karması demektir. Kendi geleceklerinizi kendi sadist emellerinizde kötü niyet de kullanıyorsunuz. Bu nasıl çağdaşlık uygarlık istekleridir.<br />
Çağdaş ülkelerde demokrasiden bahsetmek devlet malına yakarak yıkarak kırarak zarar vermek, masun insanları öldürmek ile hain terör olayları ile olmaz. Hak talep etmek şiddet ile değil ancak uygarca anlaşarak konuşarak olmaktadır.<br />
Türkiye Cumhuriyetinden hak isteyenler, hukuk isteyenler önce bu ülkenin bütünlüğüne, bu ülkenin insanlarına, toplum kurallarına saygılı göstereceklerdir, saygılı olmayı bileceklerdir. Türkiye Cumhuriyetinin kazanımlarına katkıda bulunacak. Çağdaş insan gibi davranacaklardır.<br />
Kürt toplumu yüzyıllardır kendisini sömüren, geri bıraktıran, kulun kula kulluk ettiği Aşiret Reisliği, Köy Ağalığı gibi Feodal Düzen ilkel sistemden ne zaman vazgeçerler bu düzmece düzeni yıkar ise Kürtler ancak insan ve vatandaş olurlar. Bu düzmece Aşiret Reisliği ve Köy ağalığı ilkel sistem devam ettiği sürece Kürtlerinde Kullara kulluk etme yaşantıları da devam eder durur. Kürtler önce kendilerini insan yerine koyarak Aşiret reislerine Köy ağalı gibi ilkel sisteme kulluk etmemelidirler. Kendilerini önce bu İlker sistemden kurtarmalıdırlar. Fakat Kürtler bu ilkel sistemden kurtulmak için hiçbir çalışma göstermemektedirler. Aşiret Reislerinin ve Köy ağalarının kendilerine yaptıkları baskıları eziyetleri sanki devlet yapıyormuş gibi göstererek bu devlete haksızlık etmektedirler. Kürtler Aşiret ve Köy ağalığı gibi ilkel sistemleri kendileri oluşturuyorlar kendileri besliyorlar. Sonra da devleti suçlama yollarına gidiyorlar. Aşiret Reislerinin ve Köy ağalarını varlıkları hep o bölge de yaşayan Kürt vatandaşların sömürülmesi ile elde edilmiştir. O bölge de Kürtler devlete çalışmazlar aşiret Reislerine Köy ağalarına çalışırlar. Kürtler devlete vatandaşlık yapmazlar Aşiret reislerine köy ağalarına kölelik yaparlar.<br />
Bu Ülke de Kürtlerde n başka etnik kökenli Lazlar, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Göçmenler, Ermeniler, Rumlar gibi diğer etnik kökenli topluluklarda yaşamaktadır. Türkiye Cumhuriyetinde bir tek Kürtler yaşamamaktadır. Türkiye yaklaşık olarak otuz kırk yıldır Kürtlerin yaşadığı bölgelerde yaşanan terör faaliyetleri ile mücadele etmektedir. Türkiye bu mücadele nedeni ile gelişmesi engellenmektedir. Kürtlerin bazıları bu hain teröre destek olmak ile kendilerinin ve kendi bölgelerinde yaşayan diğer masun Kürtlerin gelişmesini ve devlet hizmeti gitmesini engellenmektedir. Kürtlerin yaşadığı bölgenin geri kalmışlığının tek nedeni hain teröre destek veren yine Kürtlerdir. Kürtler bu hain terör destek vermek ile kendi gelişmişliğini engellemektedirler. Çünkü Türkiye hizmet bütçenin yarısı vatanını milletini bayrağını korumak için bu hain terör ile mücadele ayrılmaktadır. Bu hain terör olmasaydı Türkiye Dünya devletlerinin en gelişmişi olurdu. Kürtler farkında olmadan hem Türkiye Cumhuriyetinin hem de kendi bölgelerinin gelişmişliğini engellemektedirler. Dünya da terör olayları ile olumlu hiçbir yere varılmaz. Dünya da terör olayları ile huzurlu gelişmiş hiçbir devlet örneği yoktur. Dünya ya bakınız terör olayları ile kurulmuş gelişmiş bir devlet örneği var mıdır? Terörün var olduğu ülkeler hepsi geri kalmış ülkelerdir. İçten kendini bitirten ülkelerdir.<br />
Bu ülkede Kürt kökenli insanların yaşadığı iller her gün bir olay yaşanmaktadır. Devlete isyan vatana millete ve bayrağa isyan terör olayları şiddet kapkaç ve bu tür illegal suçları işleyenler çoğu Kürt kökenli insanlar oldukları görülmektedir. Bu illegal yollardan elde edilen gelirler terör örgütüne destek olarak aktarılmaktadır. Terör örgütüne lojistik destek sağlanmasa bu hain örgüt bu kadar ayakta kalamazdı. Ülke de yaşana terör olaylarını tek sebebi örgüte destek sağlayan Kürtlerdir. Bu bir Sosyal hastalık biçimidir tedavi edilmelidir. El de edilen yasadışı geliri Terör örgütüne aktarma suçu neden hep Kürt kökenli çocuk ve gençlerde görülmekte? Neden, neden, neden?<br />
Kürdüm diyen sizler, Bu ülkeye verdiğiniz zararı hiç düşündünüz mü? Hiç vicdan muhasebesi yaptınız mı? Kendi sorunlarınızı çözümleyecek olumlu bir çalışma en son ne zaman yaptınız. Türkiye Cumhuriyetini ve Türkleri acımasızca insafsızca haksız olarak eleştirip duruyorsunuz. Siz hiç kendinize öz eleştiri yaptınız mı? Türkiye Cumhuriyeti Devleti diğer etnik kökenli topluluklara verdiği haklardan eşitlik ilkesinde sizlere de uygulamıştır. Türkiye Cumhuriyetini kimse bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olup haksız yere eleştiremez. Bu ülke sizlere yer, yaşam hakkı, hak hukuk adalet vermekten başka ne yapmıştır. Sizleri onurlu ve gururlu vatandaşlık vermiş sizleri onurlandırmıştır. Sizler bu vatandaşlığı kabul etmiyorsanız bu ülkeye zarar vermek için terör olayları yapma hakkına sahip değilsiniz. Çünkü bu ülkede bir tek sizler yaşamıyorsunuz. <br />
Bu ülke de ayrımcılık yapılıyor diyorsunuz fakat en derin ayrımcılığı eylemleri ile söylemleri ile sizler yapıyorsunuz. Bu ülke asimilasyon Türklere yapılmaktadır. <br />
Türkler bu ülkenin asıl sahipleridir, bunu bütün dünya biliyor bir tek sizin kalın kafanız bunu anlamadı bilmiyor.<br />
Türk Milleti sabırlı bir devdir. Türk Milletinin içerisindeki uyuyan devi sakın ola uyandırmayınız. Bu devi uyandırırsanız sığınmak için kaçacak delik in ararsınız. <br />
Dünya da hainlerin hiç vatanı olmamıştır. Çünkü onlar hep haindirler başka insanların huzurunu mutluluğunu engelleyen asalaktırlar.<br />
Türklerin vatanın da Türklere kafa tutan akılsızlar, bilmezler ki Türklerin sabrı taşınca neler yapabileceklerini tarih de neler yaptıklarını. Türkiye Cumhuriyetin de Türklere kafa tutan cahiller akıllı olun rahat durun ki insanca yaşayabilesiniz. <br />
Türkler ile vatan millet bayrak ve namus kavgasına girmeyiniz. Türklerin vatanını milletini bayrağını ve namusunu nasıl koruduğunu bütün tarihler yazmaktadır.<br />
Bir tarih de sizler hainler için yazmasını çok iyi bilirler. Türklerin tarihlerinde hainlere nasıl dersler verildiği yazmaktadır.<br />
Hainler kaşınmayın Türkler kaşınmak isteyenleri kaşımayı iyi bilirler bunu örnekleri dünya tarihinde mevcuttur. Tarihler bunları yazar okuyun da öğrenin kara cahiller.<br />
Türkiye Cumhuriyetini sistemi acımasızca haksız yere eleştirenler neden terör örgütünün yaptıkları zalimlikleri anarşiyi eleştirmiyorlar. Çünkü bu ülke de terör kadar tehlikeli terörden beslenen kesimler var, bu kesimler kan ile terör ile besleniyorlar. Türkiye de terör sanayisi kurmuşlar durmadan terörü güçlendiriyorlar. Bir gün gelecek bunların hesabını verecekler. Türkiye Cumhuriyetin de Türklüğü savunanlara faşist damgası vuranlar neden terör olaylarını yarayan hainlere ihanet mangaları diyemiyorlar. Çünkü terörden kandan besleniyorlar korkaklar.<br />
Biz Türkler vatanımıza milletimiz bayrağımıza onur ve gurur ile sahip çıkıyoruz. Siz hainler acımasızca masun insanları öldürüyorsunuz. Asıl öldürülmesi gerekenler bu vatana ihanet eden siz hainlersiniz. <br />
Hainlerin bu dünya da vatanı olmadığı gibi yaşam hakları da yoktur. Cehennem bile hainlere dar gelecektir.<br />
Bu ülke şu an Türkler Türklüğünden ödün versin diye baskı görmektedir. Asıl açılım Biz Türkler için yapılmalıdır.<br />
Bu ülkeye ihanet edenler hainlik yapanlar terör yaşatanlar Türkiye Cumhuriyeti cennetinde rahat durmuyorsunuz sizler öbür dünyada cehennemde de rahat durmasınız. Öbür dünyada cehennem zebanilerinin sizden çekecekleri var. Ama unutmayınız ki cehennem zebanileri dünyadaki Türkiye Cumhuriyetinde yaşana Türkler kadar sabırlı ve anlayışlı olmayabilirler. Bu dünya da yaptıklarınız cezasını öbür dünyada vereceksiniz. Allah belanızı cezanızı verecek. Türk kanunlarından kurtulmuş olabilirsiniz ama Allahın kanunlarından kurtulamayacaksınız.<br />
Türkiye Cumhuriyetinde Kürtlerin amacı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek öldürmektir. Her köşesi şehit kanları ile yıkanan bu vatan topraklarının Türkiye Cumhuriyetinin bekası için şehitlerinin ve gazilerinin anısını yaşatmak uğuruna onurlu gurulu Türk Milletinin varlığını korunması açısından “Türk Açılımı İstiyorum”.<br />
Bizlere bu toprakları canlarını mallarını vererek tüm zorlukları yenerek bu toprakları bize vatan olarak bırakan Türkiye Cumhuriyetini kurarak bizlerin hür özgür yaşamamızı sağlayan atalarımız ve dedelerimiz, Büyük Komutan M. Kemal Atatürk ve silah arkadaşları için “Türk Açılımı İstiyorum”.<br />
Bütün ihanetlerden, hainlikten, fesatlıklardan ve nifaklardan vatanımı milletimi bayrağımı koruma amaçlı olarak bende “Türk Açılımı” istiyorum<br />
Bu benim ve Türk Millerinin en doğal hakkıdır.<br />
Çünkü burası Türkiye Cumhuriyetidir. Bizim Vatanımızdır.<br />
<br />
Abdullah KAPLAN<br />
2009]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bayram da Evlerine Geri Dönemeyenler]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=65</link>
			<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 23:47:42 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=65</guid>
			<description><![CDATA[Bayramında Evlerine Geri Dönemeyenler<br />
Bayramlar her zaman güzel neşeli başlar.<br />
Bu bayramında da insanlar karayollarında trafik terörüne kurban oldular.<br />
Önce trafik sonra bayram olmalıdır. Çünkü neşeli güzel bir bayramın başlangıç noktası trafiktir. Bayram trafik ile başlar yine trafik ile sona erer. Bu bilinç doğrultusunda her insan önce sağlıklı olmalı sonra bayramını yapmalıdır. <br />
Bizim ülkenizde bayram demek sevinç demek neşe demek büyüklere saygı küçüklere sevgi demektir. Bu neden ile insanlar bayramlarda büyüklerini ziyaret ederek saygılarını göstererek ellerini öperek onların hayır dualarını alırlar. Küçükler sevindirilmek için insanlar ceketlerinin ceplerinde şeker taşırlar. Bu güzel bayram ananesi kültürü hiçbir ülkenin tarihinde yoktur. Bu güzel bayramlaşma kültürü sadece bu asil Türk milletinin benliğinde tarihinde vardır. Başka milletlerin kültüründe bu güzel değerler yoktur. Bu güzel kültürün gereklerini yerine getirmek için insanlar büyüklerini ziyaret etmek nedeni ile karayollarını trafiği kullanarak yakınlarına akrabalarına ulaşacaklardır. İnsanların bayramlarda kullandığı trafik de bayram gibi güzel sevinçli neşeli olmalıdır. Bunun için insanların sadece yapmaları gerek şey trafik kurallarına uyarak karayollarını kullanmalarıdır.<br />
İnsanlar gerek sosyal yaşantıları gerek ise ekonomik nedenlerden dolayı memleketlerinden yurtlarından ayrılarak diyarı gurbetlere çıkmışlardır. Kimileri uzaklarda bayram geçirmektedirler. Kimi insanlarda bayramı memleketlerinde büyükleri ve akrabaları ile bayram geçirmek istediklerinden trafik kullanarak yollara düşmektedirler. İşte insanların güzel başlayan bu bayramı güzel bitirmeleri için kullandıkları trafik de trafik kurallarına uyarak yolları kullanmalıdırlar.<br />
Evet bu bayram eşleri dostları ile bayramlaşmak için evlerinden neşe içerisinde karayollarına çıkan insanların bir çoğu sağlıklı olarak evlerine geri dönemediler. Bu bayram da yaklaşık olarak altı yüz elli kişi karayollarında trafik kazasına bağlı olarak gerek hayatlarını kaybederek gerek ise yaralı olarak evlerine geri dönemediler. Neşeli sevinçli gün olan bayramında yanlış kurallar nedeni ile karayollarında trafik terörüne kurban oldular. Kimleri trafik kazaları nedeni ile bu dünyadan hem de en neşeli günler olan bayram günlerinde hayatlarını kaybederek öbür dünya ya göç ettiler. Evlerine sağlıklı dönemediler. Birçoğu insanlar da bayramlarını bin bir acı üzüntü içerisinde hastanelerde yaralı olarak geçirdiler onlarda evlerine sağlıklı olarak dönemediler. Birçok insan da trafik kazalarına bağlı olarak sakat ve özürlü duruma düştüler. Yazık günah değil mi şimdi bu insanlara. <br />
Neşeli başlayan bir bayramı niçin bizler neşeli şen sağlıklı bitiremedik. Çünkü insanlar her koşulda sağlıklı kalmanın kurallarını yerine getirmelidirler. Bu bayram karayollunu kullanan sürücülerin birçoğu trafik kurallarına uymadan karayollunu kullanmaya kalkıştı ve sonuçta bu kazalar yaşandı evlerine sağlıklı olarak dönemediler. Dünya ya yeni doğan kundak da ki çocuklar bu ilk bayramların da hayatların karayollunda trafik kazalarında kaybettiler aileler yok oldu. Bu üzücü kazalar hep biz insanların hatalarında kaynaklanan kazalardır. <br />
Bayramları bayram gibi yaşamak her insanın hakkıdır. Bu neden ile insanlar bayramlarını iyi neşeli geçirmeleri için kullandıkları trafiğin kurallarına uymak zorundadırlar. Trafik kuralları her zaman geçerlidir. Bayram günlerinin ayrı bir trafik kuralları yoktur. Fakat insanlar bayramda sanki başka trafik kuralları varmış gibi davranarak yanlış uygulama yaparak kazalara neden olmaktadır. Bu gün bayram diyerek trafik kuralları ihlal edilemez. Trafik kuralları yorumlanamaz sadece uygulanır. <br />
Trafik kazaları doğal afet değildir. Trafik kazaları önlemler tedbirler ve kurallar yerine getirildiği sürece önlenebilir kazalardır. Kader hiç değildir. Trafik kazalarına bir kadermiş gibi bakılmamalıdır. Trafik kazaları görülmez değildirler bütün kazalar gözükür, görebilecek bilgin ve birimin varsa. Ama bizler bilmediklerimizde öğrenmediklerimizden dolayı kazalara neden oluyoruz adına hemen görülmez kaza diye geçiştiriyoruz. Hayır bütün kazalar kural dışı davranışlarla oluşur ve gözükür.Türkiye de karayollarını kullanan insanlar birer  trafik fukarası,trafiğin kurallar ile kullandığını bilmiyorlar.Göz görür ama,ışık olmasa görmez,gözün görebilmesi için ışığa ihtiyaç vardır.Işık olmayınca göz hiçbir şey görmez.Trafiğinde sağlıklı yaşanması içinde kurallara uyulması ihtiyacı vardır.Gözün görebilmesi için ışığa ihtiyacı varsa,Trafiğin sağlıklı kullanılması için kurallara ihtiyacı vardır.<br />
Gelecekte de insanlar yine bayram yaşayacaklar evlerine sağlıklı olarak geri dönmek istiyorlar iseler karayollarında trafik kurallarına uymalıdırlar.<br />
Bu bayramda da Türkiye'de savaşlardan daha çok fazla karayollarında trafik kazalarında insanlarımız hayatlarını kaybettiler.Bu insanlar bizim insanlarımız..Türkiye'de her gün yüzlerce trafik kazası oluyor,bu trafik kazalarında ortalama olarak 20-25 insan hayatını kaybediyor,buna karşı Türk insanının gıkı dahi çıtı çıkmıyor.Tepki göstermiyor.Bu ne biçim çelişki,duyarsızlık.Türk insanı bu kadar trafik kazalarına karşı duyarsız olamaz.Bu gün Türkiye karayollarında trafik adına bir trajik olay yaşanıyor.Trafik kazalarında karayollarında aileler yok oluyor,insanlarımız ve kundak da ki çocuklarımız hayatlarını kaybediyor.Bu bir trafik terörüdür.Türkiye'de trafik adına bir iç savaş yaşanıyor sanki. <br />
Türkiye karayollarında cahil cesareti ile araç kullanıyoruz, kazalar olur, insanlarımız hayatını kaybediyor, biz hala bu konuda duyarsız kalıyoruz. Bu duyarsızlığı belirtmek istiyorum. <br />
Hızlı teknolojiyi uygar çağdaş ülkeler düzeyinde bir Avrupa ’lı gibi satın alıyoruz, geri kalmış ülkeler düzeyinde bir Afrika ’lı gibi kullanıyoruz. Böyle bir çelişki olamaz. Trafik bir paylaşma kültürüdür unutulmamalıdır. <br />
Trafik kurallarına karşı insanların duyarlı olması gereklidir. Trafik kuralları uzun araştırmalar sonucu yapılmış insanların hayatta kalmaları için hizmete sunulmuş mutlaka uygulanması gerekmektedir. Trafik kanunları ve kuralları yorumlamaz uygulanır. Türkiye'de trafik kurallarını karayollarını kullanan sürücülerin yüzde onu uyguluyor yüzde doksanı kuralları uygulamıyor kazaların oranı bu yüzden artıyor ve kazalar önlenemiyor. Türkiye'de kurallara uymayanların sayısı kadar, kurallara uyanların sayısı çoğalsa kazalar en az düzeye düşecektir. Beklide hiç olmayacaktır.<br />
Trafik kazaların da İnsanlar ölüyorlar aileler yok oluyor kundak da ki masum çocuklar trafik kazaların da hayatlarını kaybediyor o kundak daki masum çocuğun ne suçu vardı ki trafik kazalarında hayatını kaybediyor bu düşündürücü bir durumdur. <br />
Dünya da yapılan bir trafik araştırmasına göre Türkiye dünyada en çok trafik kazası olan beşinci ülke olarak tespit edilmiş, Avrupa ülkeleri arasında ise Türkiye arasında birinci ülke olarak tespit edilmiş. Bu durum bize hiç mi hiç yakışmıyor. Bugün Türkiye'de savaşlardan daha çok fazla karayollarında trafik kazalarında insanlarımız hayatını kaybediyor. Bu insanlar bizim insanlarımız. <br />
Çok duyarsız kural tanımaz bir toplum yapımız var. Yaşanan kötü tecrübelerden hiç ders almıyoruz. İnsanlar Trafik kazalarını artık kanıtsamış sağır ilgisiz canından bezmiş bir toplum oluşturmuş gibiler. Bu vurdumduymazlık insanlara topluma canlarını alarak pahalıya mal olmaktadır. Canları acıyanlar trafiğe lanet yağdırıyorlar fakat suçlunun insanların olduğunu hiç düşünmüyorlar.<br />
Ateş düştüğü yeri yakıyor ama trafik kazaları her yeri yakıyor. Bu gün ülkemizde meydana gelen trafik kazaları her yönü ile trafiği ve tüm insanları etkiyor.<br />
Trafik kazaları ülkemizi her yönden etkilemektedir. Türkiye’nin  emek vererek yetiştirdiği üretken insan beyin gücü  en verimli çağda hayatını karayollarında trafik kazalarında kaybediyor. Bunun örnekleri Türkiye de çoktur rahmetli süper Vali Recep Yazıcıoğlu ve rahmetli milletvekili Adnan Kahveci gibi daha birçok isimlerini yazamadığım  meslek guruplarında yetişmiş uzmanlaşmış  değerli insanlar ülkeye daha çok hizmet edecekleri yaşta hayatlarını karayollarında trafik kazalarında kaybettiler. <br />
Trafik kazaları  ülkeye maddi ve manevi kayıplar vererek olumsuz olarak etkilemektedir.<br />
Hiç kimse trafik kazalarına karşı duyarsız kalmamalıdır. Herkes trafik kurallarına uymayı bir vatandaşlık görevi olarak görmelidirler.<br />
Türkiye de insanlar bu trafik yapısı içerisinde yaşam mücadelesi veriyorlar. Yaşadıkları içinde hepside madalyayı hak ediyorlar.<br />
İnsanlara samanlıkta iğne aratan bu devlet istese olumsuz yaşanan bu trafiği düzenleyecek ve düzeltecek güçtedir. <br />
Trafik hayattır, hayatınızı seviniz kuralları uygulayınız.<br />
Trafik bir dünyadır, dünyayı iyi yaşamak gerekir<br />
Türkiye karayollarında cahil cesareti ile araç kullanıyoruz, kazalar olur, insanlarımız hayatını kaybediyor, biz hala bu konuda duyarsız kalıyoruz. <br />
Bu duyarsızlığı belirtmek istiyorum.<br />
Trafik kuralları uzun araştırmalar sonucu yapılmış insanların hayatta kalmaları için hizmete sunulmuş mutlaka uygulanması gerekmektedir. <br />
Bu gün dahi karayoluna trafiğe çıkanlardan sağlıklı dönemeyenler vardır.<br />
Trafik Kurallarına uyalım.<br />
Artık evlerimize sağlıklı olarak geri dönmeyi öğrenelim. <br />
Trafik Hayattır hayatınıza sahip çıkınız.<br />
Trafik bir paylaşma kültürüdür unutulmamalıdır.<br />
Abdullah KAPLAN<br />
<br />
2009]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bayramında Evlerine Geri Dönemeyenler<br />
Bayramlar her zaman güzel neşeli başlar.<br />
Bu bayramında da insanlar karayollarında trafik terörüne kurban oldular.<br />
Önce trafik sonra bayram olmalıdır. Çünkü neşeli güzel bir bayramın başlangıç noktası trafiktir. Bayram trafik ile başlar yine trafik ile sona erer. Bu bilinç doğrultusunda her insan önce sağlıklı olmalı sonra bayramını yapmalıdır. <br />
Bizim ülkenizde bayram demek sevinç demek neşe demek büyüklere saygı küçüklere sevgi demektir. Bu neden ile insanlar bayramlarda büyüklerini ziyaret ederek saygılarını göstererek ellerini öperek onların hayır dualarını alırlar. Küçükler sevindirilmek için insanlar ceketlerinin ceplerinde şeker taşırlar. Bu güzel bayram ananesi kültürü hiçbir ülkenin tarihinde yoktur. Bu güzel bayramlaşma kültürü sadece bu asil Türk milletinin benliğinde tarihinde vardır. Başka milletlerin kültüründe bu güzel değerler yoktur. Bu güzel kültürün gereklerini yerine getirmek için insanlar büyüklerini ziyaret etmek nedeni ile karayollarını trafiği kullanarak yakınlarına akrabalarına ulaşacaklardır. İnsanların bayramlarda kullandığı trafik de bayram gibi güzel sevinçli neşeli olmalıdır. Bunun için insanların sadece yapmaları gerek şey trafik kurallarına uyarak karayollarını kullanmalarıdır.<br />
İnsanlar gerek sosyal yaşantıları gerek ise ekonomik nedenlerden dolayı memleketlerinden yurtlarından ayrılarak diyarı gurbetlere çıkmışlardır. Kimileri uzaklarda bayram geçirmektedirler. Kimi insanlarda bayramı memleketlerinde büyükleri ve akrabaları ile bayram geçirmek istediklerinden trafik kullanarak yollara düşmektedirler. İşte insanların güzel başlayan bu bayramı güzel bitirmeleri için kullandıkları trafik de trafik kurallarına uyarak yolları kullanmalıdırlar.<br />
Evet bu bayram eşleri dostları ile bayramlaşmak için evlerinden neşe içerisinde karayollarına çıkan insanların bir çoğu sağlıklı olarak evlerine geri dönemediler. Bu bayram da yaklaşık olarak altı yüz elli kişi karayollarında trafik kazasına bağlı olarak gerek hayatlarını kaybederek gerek ise yaralı olarak evlerine geri dönemediler. Neşeli sevinçli gün olan bayramında yanlış kurallar nedeni ile karayollarında trafik terörüne kurban oldular. Kimleri trafik kazaları nedeni ile bu dünyadan hem de en neşeli günler olan bayram günlerinde hayatlarını kaybederek öbür dünya ya göç ettiler. Evlerine sağlıklı dönemediler. Birçoğu insanlar da bayramlarını bin bir acı üzüntü içerisinde hastanelerde yaralı olarak geçirdiler onlarda evlerine sağlıklı olarak dönemediler. Birçok insan da trafik kazalarına bağlı olarak sakat ve özürlü duruma düştüler. Yazık günah değil mi şimdi bu insanlara. <br />
Neşeli başlayan bir bayramı niçin bizler neşeli şen sağlıklı bitiremedik. Çünkü insanlar her koşulda sağlıklı kalmanın kurallarını yerine getirmelidirler. Bu bayram karayollunu kullanan sürücülerin birçoğu trafik kurallarına uymadan karayollunu kullanmaya kalkıştı ve sonuçta bu kazalar yaşandı evlerine sağlıklı olarak dönemediler. Dünya ya yeni doğan kundak da ki çocuklar bu ilk bayramların da hayatların karayollunda trafik kazalarında kaybettiler aileler yok oldu. Bu üzücü kazalar hep biz insanların hatalarında kaynaklanan kazalardır. <br />
Bayramları bayram gibi yaşamak her insanın hakkıdır. Bu neden ile insanlar bayramlarını iyi neşeli geçirmeleri için kullandıkları trafiğin kurallarına uymak zorundadırlar. Trafik kuralları her zaman geçerlidir. Bayram günlerinin ayrı bir trafik kuralları yoktur. Fakat insanlar bayramda sanki başka trafik kuralları varmış gibi davranarak yanlış uygulama yaparak kazalara neden olmaktadır. Bu gün bayram diyerek trafik kuralları ihlal edilemez. Trafik kuralları yorumlanamaz sadece uygulanır. <br />
Trafik kazaları doğal afet değildir. Trafik kazaları önlemler tedbirler ve kurallar yerine getirildiği sürece önlenebilir kazalardır. Kader hiç değildir. Trafik kazalarına bir kadermiş gibi bakılmamalıdır. Trafik kazaları görülmez değildirler bütün kazalar gözükür, görebilecek bilgin ve birimin varsa. Ama bizler bilmediklerimizde öğrenmediklerimizden dolayı kazalara neden oluyoruz adına hemen görülmez kaza diye geçiştiriyoruz. Hayır bütün kazalar kural dışı davranışlarla oluşur ve gözükür.Türkiye de karayollarını kullanan insanlar birer  trafik fukarası,trafiğin kurallar ile kullandığını bilmiyorlar.Göz görür ama,ışık olmasa görmez,gözün görebilmesi için ışığa ihtiyaç vardır.Işık olmayınca göz hiçbir şey görmez.Trafiğinde sağlıklı yaşanması içinde kurallara uyulması ihtiyacı vardır.Gözün görebilmesi için ışığa ihtiyacı varsa,Trafiğin sağlıklı kullanılması için kurallara ihtiyacı vardır.<br />
Gelecekte de insanlar yine bayram yaşayacaklar evlerine sağlıklı olarak geri dönmek istiyorlar iseler karayollarında trafik kurallarına uymalıdırlar.<br />
Bu bayramda da Türkiye'de savaşlardan daha çok fazla karayollarında trafik kazalarında insanlarımız hayatlarını kaybettiler.Bu insanlar bizim insanlarımız..Türkiye'de her gün yüzlerce trafik kazası oluyor,bu trafik kazalarında ortalama olarak 20-25 insan hayatını kaybediyor,buna karşı Türk insanının gıkı dahi çıtı çıkmıyor.Tepki göstermiyor.Bu ne biçim çelişki,duyarsızlık.Türk insanı bu kadar trafik kazalarına karşı duyarsız olamaz.Bu gün Türkiye karayollarında trafik adına bir trajik olay yaşanıyor.Trafik kazalarında karayollarında aileler yok oluyor,insanlarımız ve kundak da ki çocuklarımız hayatlarını kaybediyor.Bu bir trafik terörüdür.Türkiye'de trafik adına bir iç savaş yaşanıyor sanki. <br />
Türkiye karayollarında cahil cesareti ile araç kullanıyoruz, kazalar olur, insanlarımız hayatını kaybediyor, biz hala bu konuda duyarsız kalıyoruz. Bu duyarsızlığı belirtmek istiyorum. <br />
Hızlı teknolojiyi uygar çağdaş ülkeler düzeyinde bir Avrupa ’lı gibi satın alıyoruz, geri kalmış ülkeler düzeyinde bir Afrika ’lı gibi kullanıyoruz. Böyle bir çelişki olamaz. Trafik bir paylaşma kültürüdür unutulmamalıdır. <br />
Trafik kurallarına karşı insanların duyarlı olması gereklidir. Trafik kuralları uzun araştırmalar sonucu yapılmış insanların hayatta kalmaları için hizmete sunulmuş mutlaka uygulanması gerekmektedir. Trafik kanunları ve kuralları yorumlamaz uygulanır. Türkiye'de trafik kurallarını karayollarını kullanan sürücülerin yüzde onu uyguluyor yüzde doksanı kuralları uygulamıyor kazaların oranı bu yüzden artıyor ve kazalar önlenemiyor. Türkiye'de kurallara uymayanların sayısı kadar, kurallara uyanların sayısı çoğalsa kazalar en az düzeye düşecektir. Beklide hiç olmayacaktır.<br />
Trafik kazaların da İnsanlar ölüyorlar aileler yok oluyor kundak da ki masum çocuklar trafik kazaların da hayatlarını kaybediyor o kundak daki masum çocuğun ne suçu vardı ki trafik kazalarında hayatını kaybediyor bu düşündürücü bir durumdur. <br />
Dünya da yapılan bir trafik araştırmasına göre Türkiye dünyada en çok trafik kazası olan beşinci ülke olarak tespit edilmiş, Avrupa ülkeleri arasında ise Türkiye arasında birinci ülke olarak tespit edilmiş. Bu durum bize hiç mi hiç yakışmıyor. Bugün Türkiye'de savaşlardan daha çok fazla karayollarında trafik kazalarında insanlarımız hayatını kaybediyor. Bu insanlar bizim insanlarımız. <br />
Çok duyarsız kural tanımaz bir toplum yapımız var. Yaşanan kötü tecrübelerden hiç ders almıyoruz. İnsanlar Trafik kazalarını artık kanıtsamış sağır ilgisiz canından bezmiş bir toplum oluşturmuş gibiler. Bu vurdumduymazlık insanlara topluma canlarını alarak pahalıya mal olmaktadır. Canları acıyanlar trafiğe lanet yağdırıyorlar fakat suçlunun insanların olduğunu hiç düşünmüyorlar.<br />
Ateş düştüğü yeri yakıyor ama trafik kazaları her yeri yakıyor. Bu gün ülkemizde meydana gelen trafik kazaları her yönü ile trafiği ve tüm insanları etkiyor.<br />
Trafik kazaları ülkemizi her yönden etkilemektedir. Türkiye’nin  emek vererek yetiştirdiği üretken insan beyin gücü  en verimli çağda hayatını karayollarında trafik kazalarında kaybediyor. Bunun örnekleri Türkiye de çoktur rahmetli süper Vali Recep Yazıcıoğlu ve rahmetli milletvekili Adnan Kahveci gibi daha birçok isimlerini yazamadığım  meslek guruplarında yetişmiş uzmanlaşmış  değerli insanlar ülkeye daha çok hizmet edecekleri yaşta hayatlarını karayollarında trafik kazalarında kaybettiler. <br />
Trafik kazaları  ülkeye maddi ve manevi kayıplar vererek olumsuz olarak etkilemektedir.<br />
Hiç kimse trafik kazalarına karşı duyarsız kalmamalıdır. Herkes trafik kurallarına uymayı bir vatandaşlık görevi olarak görmelidirler.<br />
Türkiye de insanlar bu trafik yapısı içerisinde yaşam mücadelesi veriyorlar. Yaşadıkları içinde hepside madalyayı hak ediyorlar.<br />
İnsanlara samanlıkta iğne aratan bu devlet istese olumsuz yaşanan bu trafiği düzenleyecek ve düzeltecek güçtedir. <br />
Trafik hayattır, hayatınızı seviniz kuralları uygulayınız.<br />
Trafik bir dünyadır, dünyayı iyi yaşamak gerekir<br />
Türkiye karayollarında cahil cesareti ile araç kullanıyoruz, kazalar olur, insanlarımız hayatını kaybediyor, biz hala bu konuda duyarsız kalıyoruz. <br />
Bu duyarsızlığı belirtmek istiyorum.<br />
Trafik kuralları uzun araştırmalar sonucu yapılmış insanların hayatta kalmaları için hizmete sunulmuş mutlaka uygulanması gerekmektedir. <br />
Bu gün dahi karayoluna trafiğe çıkanlardan sağlıklı dönemeyenler vardır.<br />
Trafik Kurallarına uyalım.<br />
Artık evlerimize sağlıklı olarak geri dönmeyi öğrenelim. <br />
Trafik Hayattır hayatınıza sahip çıkınız.<br />
Trafik bir paylaşma kültürüdür unutulmamalıdır.<br />
Abdullah KAPLAN<br />
<br />
2009]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[FINDIĞIN ESARETİ]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=64</link>
			<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 23:42:39 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=64</guid>
			<description><![CDATA[FINDIĞIN ESARETİ<br />
 <br />
Türkiye fındık üretim sonrası pazarlanmasında tamamen dışa bağımlıdır. Yani Türkiye fındığını dışarı satacağım diyerek üretmektedir.  Bu da fındığın esareti demektir. Türkiye fındık üretimi de dünya da birinci ülkedir. Ama bu üretilen fındığın tüketimde satışında ve pazarlanmasında tamamen dışa bağımlıdır. Üretilen fındığın yüzde seksen beşi ihracat edilmektedir. <br />
 <br />
Dış ülkeler fındık almasalar Türkiye fındığı çürümeye terk edilecektir. Fındığın bu esaretten kurtulması gerekmektedir.  Fındığın bu esaret ve bağımlıktan kurulmasının tek bir çözümü vardır o da fındığın iç piyasada yani ülke içerisinde tüketimini artırmaktır. Bu gün üretilen fındığın yüzde on beşi iç piyasada yani ülke içerisinde tüketilmekte yüzde seksen beşi yurt dışında tüketilmektedir. Bu durum fındığın kaderinin tamamen dışa bağımlı olduğunu göstermektedir. <br />
 <br />
Asya, Avrupa ve Afrika fındık yiyesin diye milletin gözünün içerisine bakmaktayız. Fındığı hammadde olarak dış ülkelere satıyoruz sonra on katı fiyat ile işlenmiş olarak mamul madde olarak satın alıyoruz. Ülke olarak fındık konusunda marjinal davranarak büyük bir çikolata sanayi kurmalıyız.  Fındık çikolatasın da marka olmalıyız. Çikolata sanayisinde marka olmalıyız. Fındığı ülke içerisinde işleyerek katma değerini artırmalıyız.  Bu durumda hem üretici kazanır hem de devlet ekonomisi kazanmış olur.<br />
 <br />
Üretilen ürünün iç piyasa da tüketimi çok önemlidir. Bu tüketim ürüne talebi artırarak ürünün değer kazanmasına neden olmaktadır. Bu gün ülkemizde tarım ürünlerinden zeytin kayısı üzüm gibi meyvelerin iç tüketimi fazla olduğu için istenilen değerde satılmakta ve üreticisine kazandırmaktadır. Bunu durumu bir örnekleme ile açıklamak istiyorum.<br />
 <br />
Bundan tahminen otuz kırk yıl önceleri Giresun da köyümüzde fındık toplamak için babam yirmi kişi işçi tutardı bu işçiler tahminen on beş yirmi gün bizlere fındık toplarlardı. Bu işçiler sabahları yedi sekiz de bahçeye gitmek için hazırlanırlar ve pek iştahları olmadıkları için yemek yemezlerdi ancak bir parça ekmek ile aperatif yaparlardı. Sabah kahvaltılarını asıl saat onda yaparlardı. Babam sabah saat onda evde demlediği çayı bizim o yörede kullanılan bakır yoğurt bakraçlarına koyarak soğumasın diye kalın örtüler ile sararak ekmek ve yanında zeytin olmak üzere bahçeye getirir işçilere zeytinli kahvaltı verirdik. Çünkü o yıllarda zeytin bir lira fındık üç lira idi. Fındık fiyatı zeytinin fiyatından yüksekti. Bir kilo fındık ile üç kilo zeytin alınıyordu. Bu gün ise üç kilo fındık fiyatına bir kilo zeytin alınabilmektedir. İşçiler günde ortalama üç kilo zeytin tüketiyorlardı, yani babam bir kilo fındık ile işçilerin beslenmesini rahatlık ile sağlıyordu. Babam fındık hasat dönemin her yıl eve işçilere yedirilmek üzere ortalama elli kilo zeytine elli lira verip alıyor evde bulunduruyordu. Yani babam on altı kilo fındık ile elli kilo zeytin alıyordu. <br />
 <br />
Şimdi bu gün zeytin piyasada ortalama sekiz on lira fındık üç lira fiyat ile hala yerinde sayıyor. Zeytin bu süre içerisinde on kat fiyat geliştirmiş, fındığa karşı üç kat fiyat artışı sağlamıştır.  Bunun nedenlerini hiç araştırdık mı soruşturduk mu ?. Nedeni çok basit zeytin bu gün her sofraya girmiştir fındık hala depolarda çürütülmektedir.  <br />
 <br />
Çünkü insanlar fındık tüketim alışkanlığı kazanmamıştır. Zeytin dağlar da taşlar da kurulan sofralarda insanların tüketimine sunulmuş iç tüketim alışkanlığı kazandırılarak bu esaret den kurtulmuştur. Ve bugün zeytin iç piyasa da istenilen değerdedir. Zeytin de kazanılan bu iç tüketim alışkanlığı fındık için de kazandırılmalıdır. Eğer bu gerçekleştirilebilinir ise işte o zaman fındık dışa bağımlılıktan ve esaret den kurtulacaktır.<br />
<br />
Bu gün zeytin ülkede her sabah sofranın vazgeçilmez besini olmuş fakiri fukarası zengini tüketebiliyor fakat fındık neden ise dokunulmaz olmuş. Zeytinin bu iç tüketimi nedeni ile fiyatları istenilen değer de olup üreticine kazanç sağlamaktadır. Bu kazancın tek nedeni zeytin iç tüketimin fazla oluşudur. <br />
 <br />
Fındık da böyle bir durum var mı hayır o zaman ne yapacaksınız fındığı ya dış ülkelere pazarlayacaksınız ya da depolar da çürümeye terk edeceksiniz. Çünkü fındık da iç tüketim gelişmemiştir.  İnsanlara fındık yeme alışkanlığı kazandırmamış, fındık cazip hale getirilmeli insanların rahatlık ile yemeleri sağlanmalıdır. <br />
 <br />
Bu gün ülkenin bazı bölgelerinde fındığı görmeyen tanımayan insanlarımız mevcuttur. Ama zeytin ülkenin her bölgesinde sofralarda devamlı ile tüketilmektedir.  Burada önemli olan iç tüketimiz genişletilmesi ve yaygınlaştırılmasıdır.<br />
 <br />
Türkiye de yaklaşık olarak yetmiş iki milyon insan yaşamaktadır. Bu insanlara yılda kişi başı ortalama beş kilo fındık yedirerek üç yüz atmış bin ton fındık iç piyasa da tüketilmiş olur. Bu miktar tüketim yıllık rekor yüzde yetmişi demektir. Böylelik ile ambarlar da fındık stoku tüketilmiş olur ve bundan sonra da stok birikmemiş olur. Türkiye de insanlar sakız çiğnediği zaman kadar fındık tüketmiş olsalar fındık dışa bağımlıktan ve esaret den kurtulmuş olur. İnsanlara fındığı sevdirmenin ve tüketmesinin bir şekilde yolları bulunmalıdır. <br />
 <br />
Fındığın tanıtımı sağlamak için kurulan Ulusal Fındık Konseyi ve Fındık Tanıtım Gurubu gibi sivil toplum kuruluşları insanlara herkesin bir avuç fındık yemelerini önererek reklamlar yapmaktadır. <br />
 <br />
Ülkenin bu fındığı bir avuç fındık yemek ile bitmez. Fındığın tüketimi artırmak için daha radikal alternatif çözümler üretilmelidir. Bu çözümlerin başında marka olacak bir çikolata sanayisinin kurulmalıdır. <br />
 <br />
Kendi fındığından kendin çikolata yapmaktır. Fındığın tanıtımı sağlayan bu kuruluşlar ülkede bir çikolata marka olacak çikolata sanayisinin kurulması yolunda iş adamlarını sermaye kesimini teşvik etmelidir. Fındığı iç tüketimi sağlamalıdır.<br />
 <br />
Giresun da Fiskobirlik e ait Fındık İşleme Entegre Tesislerinde fındığı işleyerek yaklaşık olarak on dört çeşit fındık ürünler yapılmaktadır. Bu tesislerde üretilen fındık ürünleri bölgenin dışına çıkarılmamış Türkiye geneline dağıtımı yapılmadığından sınırlı bir üretim de kalmıştır. Bu fındık ürünleri ülke genelinde bayiiler yolu ile ülkenin en hücra köşelerine ulaştırılabilinir.  <br />
 <br />
Tesisler iç tüketim yeterli olmadığından tam kapasite ile üretim yapamamaktadır. Bu tesislerde üretilen ürünlerin pazarlama sorunu yaşanmaktadır. Bu pazarlama sorunu aşılamayacak bir sorun değildir.  Pazarlama ekipleri kurarak pazarlama elemanları bu ürünleri çantalarına koyarak gerekir ise ceplerine koyarak iç ve dış piyasa da dolaşarak ürünleri tanıtacaklar ve pazarlamalarını yapacaklardır. Pazarlama elemanı büroda oturmamalıdır sürekli bölgeleri şehir ve kentleri ürünü pazarlamak için dolaşmalıdır.<br />
 <br />
Fındık dışa bağımlıktan kurtuluşu ancak iç piyasa da tüketimi artırmak ve dünyaca marka olacak yeni bir çikolata sanayinin kurulmasından geçmektedir. Eğer ülke olarak bunları gerçekleştirebilir isek fındık hem üreticisine hem de ülke ekonomisine çok kazandıracaktır. Fındık bu çalışmalar yapılır ise komadan kurtularak kendine gelecektir. O zaman değmeyin fındığın keyfine.<br />
<br />
Ülkede üretilen her tarım ürününün iç tüketim piyasası geliştirilmiş bir tek fındık çuvallara doldurularak bekletilmiş. Dış ülkelerden alıcı gelmesi beklenmiş. Fındığı gerek iç gerek ise dış pazarlara pazarlamasını başaramıyoruz vesselam. Bu konuda ülke olarak yeni çözümler üretmek zorundayız.<br />
 <br />
Ülke içerisinde iç tüketimi artırmak için fındığın tanıtımı ve reklamı ciddi olmayan "Anagani Managani" gibi argo kelimeler ile yapılması fındık tüketim açısından hiçbir katkısı yoktur. Fındığın insan sağlığına olan önemli faydaları öncelikli olarak anlatılmalıdır. Fındığın sağlık ve ülke ekonomisine katkıları faydaları ön plana çıkarılarak anlatılara tanıtımı ve reklamı yapılmalıdır. <br />
 <br />
Fındık sağlık açısından çok önemlidir içerisinde bulunan yağ oleik asit çoğunlukta olmak üzere, protein, karbonhidrat, vitaminler vitamin E, mineraller, diyabetik lifler, fitosterol, beta-sitosterol ve anitoksidant fenoliklerin özel bileşimleri nedeniyle insan beslenmesi ve sağlığı açısından fındık, kuruyemiş çeşitleri arasında önemli bir rol oynamaktadır.<br />
 <br />
Fındığın besleyici ve duyumsal özellikleri, onu gıda ürünleri için benzersiz ve ideal bir malzeme haline getirmektedir. 60,5 % oranında yağ içerdikleri için fındıklar iyi birer enerji kaynaklarıdır.<br />
Fındık üzerinde yapılan bir çok araştırmalar da ve analizinde, araştırma raporlarında, fındık tüketiminin insan beslenmesi üzerine olumlu etkileri olduğunu söylemiştir. Bu etkiler, tekli ve çoklu doymamış yağ asidi 82,8 % oleik ve 8,9 % linoleik) bakımından zengin olan fındık lipitlerinin yağlı asit profiliyle ilgili olabilir.<br />
 <br />
Araştırmalar göstermiştir ki doymuş yağ oranının düşük ve tekli doymamış yağ oranının mufa oranı yüksek olduğu beslenme çeşitleri kan lipiti düzeyinin kontrolünde etkili olmaktadır; benzer bir sonuç, koroner kalp rahatsızlığı riskinde de olumlu bir etken olabilmektedir. Ayrıca (fındık yağında yüksek oranda bulunan) tekli doymamış yağ oranıyla zenginleştirilmiş beslenme çeşitleri vakalarının azlığı, tansiyon düşüklüğü,toplam kolesterol dengesinde düşüklük, lipoprotein yoğunluğunun azalmasına veya tersinin çoğaltımı ve kan trigliserin değerinin düşmesi gibi insanlarda benzer, olumlu etkiler oluşturmaktadır.<br />
 <br />
Ülkemiz üretilen iç fındığın % 80 çikolata sanayinde (kıyılmış, dilinmiş, öğütülmüş olarak) bisküvi, şekerleme, tatlı, pasta, dondurma yapımında kullanılır. İç piyasa ve ihracatta değerlendirilemeyen fındıklar, yağlık olarak kullanılmaktadır. Çerez olarak ta tüketilir.<br />
 <br />
 <br />
Fındık dan elde edilen ham yağların bir çok kullanma alanları vardır.Rafine edilip yemeklik yağ olarak, Temizleyici, nemlendirici ve dağıtıcı olarak, Gres yağı üretiminde,Koruyucu boya endüstrisinde kurutucu olarak, Kimyasal tepkimelerde katalizör olarak, İlaç ve kozmetik endüstrisinde yardımcı hammadde olarak, El ve lastik eldivenlerin dezenfeksiyonunda, tıbbı aparatların sterilizasyonunda, Yaraların pansumanında, deri-ağız hastalıklarında antiseptik olarak, Sanayide yüzey aktif maddesi, korozyon inhibitörü, yağlama, metal kesme yağları, metal temizleme ve asfalt plaka üretiminde. Ayrıca, yağ çıkarılması ile arta kalan küspe, yüksek oranda protein içermekte olup, hayvan yemi olarak yem sanayinde kullanılmaktadır. İnsan hayatına bu kadar faydası olan fındığı Türk halkı tanımıyor sadece üretiyor ve tüketimini bilmiyor.<br />
 <br />
Türkiye ve Dünyada çerez olarak da tüketilen fındığın % 90’a yakın kısmı kavrulmuş, beyazlatılmış, kıyılmış, dilinmiş, un ve püre halinde çikolata, bisküvi, şekerleme sanayinde, tatlı, pasta ve dondurma yapımı ile yemek ve salatalarda yardımcı madde olarak kullanılmaktadır. <br />
<br />
Yaklaşık beş bin yıldır bilinen fındık, meyvesinden odununa kadar birçok yerde insanlığa büyük yararlar sağlamaktadır. Fındık kabuğu ülkemizde özellikle fındık üretilen bölgelerde çok değerli ve yüksek kalorili bir yakacak olarak kullanılmaktadır.<br />
<br />
Ayrıca fındık odunundan sepet, baston, sandalye, çit ve el aletleri yapımında faydalanılır. Bazı türleri park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir. Fındık yaprağı ile meyve zurufleri dış kabukları gübre olarak kullanılmaktadır. Üretim fazlası fındıklar yağlık olarak değerlendirilmektedir. Fındık ham yağı rafine edilerek yemeklik yağ olarak, fındık küspesi ise yem sanayinde katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Fındığın bu çok yönlü faydaları insanlara iyi anlatılarak tanıtımı sağlanmalı ve iç tüketin artırılmalıdır.<br />
Kısacası işte böyle altın değerinde Türkiye nin stratejik milli ürünüdür. Fındık Türkiye nin petrolüdür altınıdır. Ülke insanlarına ve ekonomisine önemli faydalar sağlayan fındık iç tüketim artırılarak mutlaka dışa bağımlıktan ve esaret den kurtulmalıdır. <br />
 <br />
Ülke olarak bu iç tüketimi mutlaka artırmalıyız.<br />
 <br />
Dış pazarlara fındık satalım ama adamların ağzının içine bakmayalım.<br />
 Bir tutam ot deveyi yardan, bir avuç fındık üreticiyi kardan uçurur.<br />
<br />
Abdullah  KAPLAN]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[FINDIĞIN ESARETİ<br />
 <br />
Türkiye fındık üretim sonrası pazarlanmasında tamamen dışa bağımlıdır. Yani Türkiye fındığını dışarı satacağım diyerek üretmektedir.  Bu da fındığın esareti demektir. Türkiye fındık üretimi de dünya da birinci ülkedir. Ama bu üretilen fındığın tüketimde satışında ve pazarlanmasında tamamen dışa bağımlıdır. Üretilen fındığın yüzde seksen beşi ihracat edilmektedir. <br />
 <br />
Dış ülkeler fındık almasalar Türkiye fındığı çürümeye terk edilecektir. Fındığın bu esaretten kurtulması gerekmektedir.  Fındığın bu esaret ve bağımlıktan kurulmasının tek bir çözümü vardır o da fındığın iç piyasada yani ülke içerisinde tüketimini artırmaktır. Bu gün üretilen fındığın yüzde on beşi iç piyasada yani ülke içerisinde tüketilmekte yüzde seksen beşi yurt dışında tüketilmektedir. Bu durum fındığın kaderinin tamamen dışa bağımlı olduğunu göstermektedir. <br />
 <br />
Asya, Avrupa ve Afrika fındık yiyesin diye milletin gözünün içerisine bakmaktayız. Fındığı hammadde olarak dış ülkelere satıyoruz sonra on katı fiyat ile işlenmiş olarak mamul madde olarak satın alıyoruz. Ülke olarak fındık konusunda marjinal davranarak büyük bir çikolata sanayi kurmalıyız.  Fındık çikolatasın da marka olmalıyız. Çikolata sanayisinde marka olmalıyız. Fındığı ülke içerisinde işleyerek katma değerini artırmalıyız.  Bu durumda hem üretici kazanır hem de devlet ekonomisi kazanmış olur.<br />
 <br />
Üretilen ürünün iç piyasa da tüketimi çok önemlidir. Bu tüketim ürüne talebi artırarak ürünün değer kazanmasına neden olmaktadır. Bu gün ülkemizde tarım ürünlerinden zeytin kayısı üzüm gibi meyvelerin iç tüketimi fazla olduğu için istenilen değerde satılmakta ve üreticisine kazandırmaktadır. Bunu durumu bir örnekleme ile açıklamak istiyorum.<br />
 <br />
Bundan tahminen otuz kırk yıl önceleri Giresun da köyümüzde fındık toplamak için babam yirmi kişi işçi tutardı bu işçiler tahminen on beş yirmi gün bizlere fındık toplarlardı. Bu işçiler sabahları yedi sekiz de bahçeye gitmek için hazırlanırlar ve pek iştahları olmadıkları için yemek yemezlerdi ancak bir parça ekmek ile aperatif yaparlardı. Sabah kahvaltılarını asıl saat onda yaparlardı. Babam sabah saat onda evde demlediği çayı bizim o yörede kullanılan bakır yoğurt bakraçlarına koyarak soğumasın diye kalın örtüler ile sararak ekmek ve yanında zeytin olmak üzere bahçeye getirir işçilere zeytinli kahvaltı verirdik. Çünkü o yıllarda zeytin bir lira fındık üç lira idi. Fındık fiyatı zeytinin fiyatından yüksekti. Bir kilo fındık ile üç kilo zeytin alınıyordu. Bu gün ise üç kilo fındık fiyatına bir kilo zeytin alınabilmektedir. İşçiler günde ortalama üç kilo zeytin tüketiyorlardı, yani babam bir kilo fındık ile işçilerin beslenmesini rahatlık ile sağlıyordu. Babam fındık hasat dönemin her yıl eve işçilere yedirilmek üzere ortalama elli kilo zeytine elli lira verip alıyor evde bulunduruyordu. Yani babam on altı kilo fındık ile elli kilo zeytin alıyordu. <br />
 <br />
Şimdi bu gün zeytin piyasada ortalama sekiz on lira fındık üç lira fiyat ile hala yerinde sayıyor. Zeytin bu süre içerisinde on kat fiyat geliştirmiş, fındığa karşı üç kat fiyat artışı sağlamıştır.  Bunun nedenlerini hiç araştırdık mı soruşturduk mu ?. Nedeni çok basit zeytin bu gün her sofraya girmiştir fındık hala depolarda çürütülmektedir.  <br />
 <br />
Çünkü insanlar fındık tüketim alışkanlığı kazanmamıştır. Zeytin dağlar da taşlar da kurulan sofralarda insanların tüketimine sunulmuş iç tüketim alışkanlığı kazandırılarak bu esaret den kurtulmuştur. Ve bugün zeytin iç piyasa da istenilen değerdedir. Zeytin de kazanılan bu iç tüketim alışkanlığı fındık için de kazandırılmalıdır. Eğer bu gerçekleştirilebilinir ise işte o zaman fındık dışa bağımlılıktan ve esaret den kurtulacaktır.<br />
<br />
Bu gün zeytin ülkede her sabah sofranın vazgeçilmez besini olmuş fakiri fukarası zengini tüketebiliyor fakat fındık neden ise dokunulmaz olmuş. Zeytinin bu iç tüketimi nedeni ile fiyatları istenilen değer de olup üreticine kazanç sağlamaktadır. Bu kazancın tek nedeni zeytin iç tüketimin fazla oluşudur. <br />
 <br />
Fındık da böyle bir durum var mı hayır o zaman ne yapacaksınız fındığı ya dış ülkelere pazarlayacaksınız ya da depolar da çürümeye terk edeceksiniz. Çünkü fındık da iç tüketim gelişmemiştir.  İnsanlara fındık yeme alışkanlığı kazandırmamış, fındık cazip hale getirilmeli insanların rahatlık ile yemeleri sağlanmalıdır. <br />
 <br />
Bu gün ülkenin bazı bölgelerinde fındığı görmeyen tanımayan insanlarımız mevcuttur. Ama zeytin ülkenin her bölgesinde sofralarda devamlı ile tüketilmektedir.  Burada önemli olan iç tüketimiz genişletilmesi ve yaygınlaştırılmasıdır.<br />
 <br />
Türkiye de yaklaşık olarak yetmiş iki milyon insan yaşamaktadır. Bu insanlara yılda kişi başı ortalama beş kilo fındık yedirerek üç yüz atmış bin ton fındık iç piyasa da tüketilmiş olur. Bu miktar tüketim yıllık rekor yüzde yetmişi demektir. Böylelik ile ambarlar da fındık stoku tüketilmiş olur ve bundan sonra da stok birikmemiş olur. Türkiye de insanlar sakız çiğnediği zaman kadar fındık tüketmiş olsalar fındık dışa bağımlıktan ve esaret den kurtulmuş olur. İnsanlara fındığı sevdirmenin ve tüketmesinin bir şekilde yolları bulunmalıdır. <br />
 <br />
Fındığın tanıtımı sağlamak için kurulan Ulusal Fındık Konseyi ve Fındık Tanıtım Gurubu gibi sivil toplum kuruluşları insanlara herkesin bir avuç fındık yemelerini önererek reklamlar yapmaktadır. <br />
 <br />
Ülkenin bu fındığı bir avuç fındık yemek ile bitmez. Fındığın tüketimi artırmak için daha radikal alternatif çözümler üretilmelidir. Bu çözümlerin başında marka olacak bir çikolata sanayisinin kurulmalıdır. <br />
 <br />
Kendi fındığından kendin çikolata yapmaktır. Fındığın tanıtımı sağlayan bu kuruluşlar ülkede bir çikolata marka olacak çikolata sanayisinin kurulması yolunda iş adamlarını sermaye kesimini teşvik etmelidir. Fındığı iç tüketimi sağlamalıdır.<br />
 <br />
Giresun da Fiskobirlik e ait Fındık İşleme Entegre Tesislerinde fındığı işleyerek yaklaşık olarak on dört çeşit fındık ürünler yapılmaktadır. Bu tesislerde üretilen fındık ürünleri bölgenin dışına çıkarılmamış Türkiye geneline dağıtımı yapılmadığından sınırlı bir üretim de kalmıştır. Bu fındık ürünleri ülke genelinde bayiiler yolu ile ülkenin en hücra köşelerine ulaştırılabilinir.  <br />
 <br />
Tesisler iç tüketim yeterli olmadığından tam kapasite ile üretim yapamamaktadır. Bu tesislerde üretilen ürünlerin pazarlama sorunu yaşanmaktadır. Bu pazarlama sorunu aşılamayacak bir sorun değildir.  Pazarlama ekipleri kurarak pazarlama elemanları bu ürünleri çantalarına koyarak gerekir ise ceplerine koyarak iç ve dış piyasa da dolaşarak ürünleri tanıtacaklar ve pazarlamalarını yapacaklardır. Pazarlama elemanı büroda oturmamalıdır sürekli bölgeleri şehir ve kentleri ürünü pazarlamak için dolaşmalıdır.<br />
 <br />
Fındık dışa bağımlıktan kurtuluşu ancak iç piyasa da tüketimi artırmak ve dünyaca marka olacak yeni bir çikolata sanayinin kurulmasından geçmektedir. Eğer ülke olarak bunları gerçekleştirebilir isek fındık hem üreticisine hem de ülke ekonomisine çok kazandıracaktır. Fındık bu çalışmalar yapılır ise komadan kurtularak kendine gelecektir. O zaman değmeyin fındığın keyfine.<br />
<br />
Ülkede üretilen her tarım ürününün iç tüketim piyasası geliştirilmiş bir tek fındık çuvallara doldurularak bekletilmiş. Dış ülkelerden alıcı gelmesi beklenmiş. Fındığı gerek iç gerek ise dış pazarlara pazarlamasını başaramıyoruz vesselam. Bu konuda ülke olarak yeni çözümler üretmek zorundayız.<br />
 <br />
Ülke içerisinde iç tüketimi artırmak için fındığın tanıtımı ve reklamı ciddi olmayan "Anagani Managani" gibi argo kelimeler ile yapılması fındık tüketim açısından hiçbir katkısı yoktur. Fındığın insan sağlığına olan önemli faydaları öncelikli olarak anlatılmalıdır. Fındığın sağlık ve ülke ekonomisine katkıları faydaları ön plana çıkarılarak anlatılara tanıtımı ve reklamı yapılmalıdır. <br />
 <br />
Fındık sağlık açısından çok önemlidir içerisinde bulunan yağ oleik asit çoğunlukta olmak üzere, protein, karbonhidrat, vitaminler vitamin E, mineraller, diyabetik lifler, fitosterol, beta-sitosterol ve anitoksidant fenoliklerin özel bileşimleri nedeniyle insan beslenmesi ve sağlığı açısından fındık, kuruyemiş çeşitleri arasında önemli bir rol oynamaktadır.<br />
 <br />
Fındığın besleyici ve duyumsal özellikleri, onu gıda ürünleri için benzersiz ve ideal bir malzeme haline getirmektedir. 60,5 % oranında yağ içerdikleri için fındıklar iyi birer enerji kaynaklarıdır.<br />
Fındık üzerinde yapılan bir çok araştırmalar da ve analizinde, araştırma raporlarında, fındık tüketiminin insan beslenmesi üzerine olumlu etkileri olduğunu söylemiştir. Bu etkiler, tekli ve çoklu doymamış yağ asidi 82,8 % oleik ve 8,9 % linoleik) bakımından zengin olan fındık lipitlerinin yağlı asit profiliyle ilgili olabilir.<br />
 <br />
Araştırmalar göstermiştir ki doymuş yağ oranının düşük ve tekli doymamış yağ oranının mufa oranı yüksek olduğu beslenme çeşitleri kan lipiti düzeyinin kontrolünde etkili olmaktadır; benzer bir sonuç, koroner kalp rahatsızlığı riskinde de olumlu bir etken olabilmektedir. Ayrıca (fındık yağında yüksek oranda bulunan) tekli doymamış yağ oranıyla zenginleştirilmiş beslenme çeşitleri vakalarının azlığı, tansiyon düşüklüğü,toplam kolesterol dengesinde düşüklük, lipoprotein yoğunluğunun azalmasına veya tersinin çoğaltımı ve kan trigliserin değerinin düşmesi gibi insanlarda benzer, olumlu etkiler oluşturmaktadır.<br />
 <br />
Ülkemiz üretilen iç fındığın % 80 çikolata sanayinde (kıyılmış, dilinmiş, öğütülmüş olarak) bisküvi, şekerleme, tatlı, pasta, dondurma yapımında kullanılır. İç piyasa ve ihracatta değerlendirilemeyen fındıklar, yağlık olarak kullanılmaktadır. Çerez olarak ta tüketilir.<br />
 <br />
 <br />
Fındık dan elde edilen ham yağların bir çok kullanma alanları vardır.Rafine edilip yemeklik yağ olarak, Temizleyici, nemlendirici ve dağıtıcı olarak, Gres yağı üretiminde,Koruyucu boya endüstrisinde kurutucu olarak, Kimyasal tepkimelerde katalizör olarak, İlaç ve kozmetik endüstrisinde yardımcı hammadde olarak, El ve lastik eldivenlerin dezenfeksiyonunda, tıbbı aparatların sterilizasyonunda, Yaraların pansumanında, deri-ağız hastalıklarında antiseptik olarak, Sanayide yüzey aktif maddesi, korozyon inhibitörü, yağlama, metal kesme yağları, metal temizleme ve asfalt plaka üretiminde. Ayrıca, yağ çıkarılması ile arta kalan küspe, yüksek oranda protein içermekte olup, hayvan yemi olarak yem sanayinde kullanılmaktadır. İnsan hayatına bu kadar faydası olan fındığı Türk halkı tanımıyor sadece üretiyor ve tüketimini bilmiyor.<br />
 <br />
Türkiye ve Dünyada çerez olarak da tüketilen fındığın % 90’a yakın kısmı kavrulmuş, beyazlatılmış, kıyılmış, dilinmiş, un ve püre halinde çikolata, bisküvi, şekerleme sanayinde, tatlı, pasta ve dondurma yapımı ile yemek ve salatalarda yardımcı madde olarak kullanılmaktadır. <br />
<br />
Yaklaşık beş bin yıldır bilinen fındık, meyvesinden odununa kadar birçok yerde insanlığa büyük yararlar sağlamaktadır. Fındık kabuğu ülkemizde özellikle fındık üretilen bölgelerde çok değerli ve yüksek kalorili bir yakacak olarak kullanılmaktadır.<br />
<br />
Ayrıca fındık odunundan sepet, baston, sandalye, çit ve el aletleri yapımında faydalanılır. Bazı türleri park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir. Fındık yaprağı ile meyve zurufleri dış kabukları gübre olarak kullanılmaktadır. Üretim fazlası fındıklar yağlık olarak değerlendirilmektedir. Fındık ham yağı rafine edilerek yemeklik yağ olarak, fındık küspesi ise yem sanayinde katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Fındığın bu çok yönlü faydaları insanlara iyi anlatılarak tanıtımı sağlanmalı ve iç tüketin artırılmalıdır.<br />
Kısacası işte böyle altın değerinde Türkiye nin stratejik milli ürünüdür. Fındık Türkiye nin petrolüdür altınıdır. Ülke insanlarına ve ekonomisine önemli faydalar sağlayan fındık iç tüketim artırılarak mutlaka dışa bağımlıktan ve esaret den kurtulmalıdır. <br />
 <br />
Ülke olarak bu iç tüketimi mutlaka artırmalıyız.<br />
 <br />
Dış pazarlara fındık satalım ama adamların ağzının içine bakmayalım.<br />
 Bir tutam ot deveyi yardan, bir avuç fındık üreticiyi kardan uçurur.<br />
<br />
Abdullah  KAPLAN]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=63</link>
			<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 00:01:14 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=63</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><img src="http://www.kucukgeris.com/images/ramazanbayrami20092009kg.gif" border="0" alt="[Resim: ramazanbayrami20092009kg.gif&#93;" /><br />
<br />
<img src="http://www.kucukgeris.com/images/tt20092009rb.png" border="0" alt="[Resim: tt20092009rb.png&#93;" /><br />
<br />
<img src="http://www.kucukgeris.com/images/gencerbayram20092009bt.jpg" border="0" alt="[Resim: gencerbayram20092009bt.jpg&#93;" /></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><img src="http://www.kucukgeris.com/images/ramazanbayrami20092009kg.gif" border="0" alt="[Resim: ramazanbayrami20092009kg.gif]" /><br />
<br />
<img src="http://www.kucukgeris.com/images/tt20092009rb.png" border="0" alt="[Resim: tt20092009rb.png]" /><br />
<br />
<img src="http://www.kucukgeris.com/images/gencerbayram20092009bt.jpg" border="0" alt="[Resim: gencerbayram20092009bt.jpg]" /></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kucukgeris.com 3. Yılına Girerken - Sadık Torlak]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=62</link>
			<pubDate>Fri, 28 Aug 2009 22:00:56 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=62</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><img src="http://www.kucukgeris.com/images/stmektup2009.jpg" border="0" alt="[Resim: stmektup2009.jpg&#93;" /></div>
<br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: x-large;">kucukgeris.com internet sitemiz siz saygıdeğer ziyaretçilerimizin ilgi ve alakası sayesinde 25 Haziran günü 3’üncü yaşına girmiş bulunmaktadır.<br />
<br />
Köyümüzün insanlarının özlemlerini kısmen de olsa giderebildiysek ve bu cennet yöremizin tanıtımına bir nebze olsun katkıda bulunabildiysek ne mutlu bize.<br />
<br />
Sitemizin bu günkü yapısına ulaşmasında birinci derecede çok emeği geçen, gece gündüz demeden, özel yaşamından ödün vererek fahri olarak bu teknik çalışmayı en iyi şekilde yapan Küçükgeriş sevdalısı sevgili kardeşim Sayın Gökay Aygün’e şahsım ve tüm kucukgeris.com adına şükranlarımı sunuyor, çalışmalarının devamını şahsım ve köyümüz adına beklemekteyiz.<br />
<br />
Sitemizin canlı güncel tutulması için yayına alınması gereken gelişmeleri duyarsak siteye taşıyoruz, sizler de takdir edersiniz ki bunun ne kadar zor bir yayıncılık anlayışı olduğunu. Yayına alınmasını istediğiniz yazı, belge, düğün, nişan, ölüm ve benzeri haberleri haberin sahibinin kucukgeris@gmail.com mail adresine internet ortamında beklemekteyiz. Çünkü sitemiz şahıslara ait bir site kesinlikle değildir, tüm Küçükgerişlilerin, kendini Küçükgerişli hissedenlerin, Yivdincikli, Unacalı, Bayrambeyli, Karabulduklu, Demircili, Alataşlı, Keşaplı, Giresunlu, kısaca Karadenizli ve Karadeniz’e hayran herkesin sitesidir.<br />
<br />
Ayrıca, elinizde sonsuza intikal etmiş büyüklerimizin resimleri vardır, ya çerçevede ya da albümde, lütfen bu değer verdiğimiz büyüklerimizin resimlerini scan ederek (tarayarak) bilgisayar ortamında bizlere ulaştırmanızı beklemekteyiz.<br />
<br />
Köyümüzden yetişenler bölümünde okuyan gençlerimizin gelişimlerini takip etmek, hangi okulda okuyup mezun olduklarını, işe girişleri konusunda da güncel bilgilere ulaşmakta zorluk çekiyoruz. Bu konuda tüm gençlerimiz kişisel olarak kendi konumlarını bizzat kucukgeris@gmail.com iletişim adresine bilgi vermelerini beklemekteyiz.<br />
<br />
Yarınlarınız bugünden daha güzel olsun...<br />
<br />
Saygı ve selamlarımla...</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;"><img src="http://www.kucukgeris.com/images/storlak2009imz.jpg" border="0" alt="[Resim: storlak2009imz.jpg&#93;" /></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><img src="http://www.kucukgeris.com/images/stmektup2009.jpg" border="0" alt="[Resim: stmektup2009.jpg]" /></div>
<br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: x-large;">kucukgeris.com internet sitemiz siz saygıdeğer ziyaretçilerimizin ilgi ve alakası sayesinde 25 Haziran günü 3’üncü yaşına girmiş bulunmaktadır.<br />
<br />
Köyümüzün insanlarının özlemlerini kısmen de olsa giderebildiysek ve bu cennet yöremizin tanıtımına bir nebze olsun katkıda bulunabildiysek ne mutlu bize.<br />
<br />
Sitemizin bu günkü yapısına ulaşmasında birinci derecede çok emeği geçen, gece gündüz demeden, özel yaşamından ödün vererek fahri olarak bu teknik çalışmayı en iyi şekilde yapan Küçükgeriş sevdalısı sevgili kardeşim Sayın Gökay Aygün’e şahsım ve tüm kucukgeris.com adına şükranlarımı sunuyor, çalışmalarının devamını şahsım ve köyümüz adına beklemekteyiz.<br />
<br />
Sitemizin canlı güncel tutulması için yayına alınması gereken gelişmeleri duyarsak siteye taşıyoruz, sizler de takdir edersiniz ki bunun ne kadar zor bir yayıncılık anlayışı olduğunu. Yayına alınmasını istediğiniz yazı, belge, düğün, nişan, ölüm ve benzeri haberleri haberin sahibinin kucukgeris@gmail.com mail adresine internet ortamında beklemekteyiz. Çünkü sitemiz şahıslara ait bir site kesinlikle değildir, tüm Küçükgerişlilerin, kendini Küçükgerişli hissedenlerin, Yivdincikli, Unacalı, Bayrambeyli, Karabulduklu, Demircili, Alataşlı, Keşaplı, Giresunlu, kısaca Karadenizli ve Karadeniz’e hayran herkesin sitesidir.<br />
<br />
Ayrıca, elinizde sonsuza intikal etmiş büyüklerimizin resimleri vardır, ya çerçevede ya da albümde, lütfen bu değer verdiğimiz büyüklerimizin resimlerini scan ederek (tarayarak) bilgisayar ortamında bizlere ulaştırmanızı beklemekteyiz.<br />
<br />
Köyümüzden yetişenler bölümünde okuyan gençlerimizin gelişimlerini takip etmek, hangi okulda okuyup mezun olduklarını, işe girişleri konusunda da güncel bilgilere ulaşmakta zorluk çekiyoruz. Bu konuda tüm gençlerimiz kişisel olarak kendi konumlarını bizzat kucukgeris@gmail.com iletişim adresine bilgi vermelerini beklemekteyiz.<br />
<br />
Yarınlarınız bugünden daha güzel olsun...<br />
<br />
Saygı ve selamlarımla...</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;"><img src="http://www.kucukgeris.com/images/storlak2009imz.jpg" border="0" alt="[Resim: storlak2009imz.jpg]" /></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[OCAKLARA ATEŞ DÜŞTÜ.]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=61</link>
			<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 15:59:03 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=61</guid>
			<description><![CDATA[Türkiye  fındığın Anayurdu, Giresun da  başkentidir.             <br />
Fındık Türkiye'den Dünyaya sunulan evrensel bir besin tat ve bir bölgenin geçim kaynağıdır.<br />
Fındık ocaklarına ateş düştü. Fındık ürününe umutlarını bağlayan fındık üreticilerinin umdukları dağlara kar yağdı. İktidar sahipleri hükümeti fındık üreticilerinin den intikam alırcasına yürürlüğe koyduğu yeni fındık kararları ile fındık üreticilerini tamamen uçurumdan aşağıya yuvarladı. Şimdi ne haliniz var ise görünüz dercesine. Çünkü fındık üreticisi bu durumu hak etti kendi düşen ağlamaz ama her tarafı sızlar. Fındık sahipsiz bırakılması biraz da fındık üreticisinin ve Fiskobirlik üyelerinin kusurudur. İktidar Fiskobirlik için idam kararı verirken ipleri çekerken bu fındık üreticileri üyeleri seyrediyorlardı. Fiskobirlik e sahip çıkmadılar. Kendi geleceklerini yok olurken arkadan gülüyorlardı. Fiskobirlik fındık alımında devre dışı bırakırken asıl devre dışı bırakılan fındık üreticileri oldu. Fındık üreticileri Fiskobirlik için verilen idam kararını kendileri için verildiğinin bile farkında değildiler. Şimdi ocaklarına ateş düşünce yandım Allah feryatları bahçelerde yankı yapıyor. Fındık üretimi ve alımı için alınan hükümet kararları iktidarın son öldürücü darbesi olmuştur. İntikam böyle alınır dercesine fındığı uçurumdan aşağıya yuvarlamıştır. Fındık üreticileri boşuna feryatlar ediyorlar naylon mitingler düzenliyorlar çünkü zamanında yapılan haksızlıklara seyirci kalmışlardır. Fındık üreticisi kendi ipini kendisi çekmiştir. Başlangıçta Fiskobirlik devre dışı bırakılması bir siyasi ihtirastı, devreye Toprak Mahsulleri Ofisinin sokulması devletin hazine zararına rağmen üreticiye şirin gözükmekti. Sonuç da Toprak Mahsulleri Ofisi fındık alımlarında dört milyar dolarlık hazine zararı bırakarak fındık alımlarından geri çekildi. Bu yapılanlarının hepsi politik siyasi oyunlardı. Amaç Fiskobirlik ile fındık üreticilerinden intikam almaktır. Siyasi ihtiras uğruna iktidar sahipleri bunu başardı ama olan fındık üreticisine oldu. Şimdi kendiniz çalıp kendiniz oynayınız. Size bu layık görüldü. <br />
<br />
            Şimdi gelinen nokta Fiskobirlik i mum yakarak arar olmaktır. Fakat tren kaçtı Fiskobirlik idam edildi. Gözüken dağı dibi yakındır. Yıllar önceleri fındığın başına gelecekler beli olmuştu ama kimse tüm uyarılara yazılanlara çizilenleri rağmen umursamadılar. Fındığın geleceğinin o yıllar da karanlık olacağı sinyallerini vermişti. Bu sinyalleri iyi alan yazarlar aydınlar fındık üreticisini uyarmak amaçlı fındık ve Fiskobirlik ile uyarıcı yazılar yazdılar ama kimse umursamadılar. Ama şimdi o uyarıcı yazıları yazan aydınların ne kadar haklı oldukları ortaya çıkmıştır. Fındık bazıları için vazgeçilmezdir ama bazıları için vazgeçilmez değildir. İnsanlar ikbal uğruna her şeyi yapabilecek karakterdir.<br />
<br />
          Fındık alımları ile alınan kararlarda fındık üreticisi fındık tüccarlarının insafına teslim edilmiştir. Tüccarlar ticaret hayatının vazgeçilmez unsurlarıdır. Ama kişisel çıkarlar menfaatler söz konusu olur ise insanın kanını emerler. Fındık milli bir üründür. Türkiye nin dünya dış ticaretinde stratejik bir ürünüdür. Bu neden ile fındık ticareti tüccarların insafına bırakılmamalıdır. Devlet fındık ticaretinde milli bir alım politikası geliştirmeli ve devreye sokmalıdır. Bu durumda ancak devlet milli ürünü fındığa sahip çıkmış olacaktır. Fındık üreticileri de alın terlerinin emeğinin karşılı olan bir değerde fındıklarını satmış olacaklardır. Fındık üreticisinin alın teri zebil değildir bedava olarak başkalarına devredilemez yedirilemez.<br />
           Fındık fiyatları ile ilgili hükümetin aldığı kararlar artık değişmez. Fındık fiyatları bu karar ile piyasada tüccarın insafına bırakılmıştır. Piyasada ki fındık fiyatları arz talep dengesi ile belirlenecektir. Arz fazla olunca yani piyasa fazla fındık sürülür ise tüccara fazla fındık verilir ise talep düşecek hali ile fındık fiyatları da düşecektir. Bu durumda fındık fiyatları üreticisinin emeğini karşılığını koruyamayacaktır. Fındık üreticisinin emeğinin karşılığını korumak için fındık piyasaya az arz edilmelidir. Bu durumda fındık tüccarlar tarafından daha çok talep edilecek ve fındık fiyatları üreticinin istediği değerlerde oluşacaktır. Fındık da oluşacak ilk piyasa değeri çok önemlidir. Bu değer ne kadar yüksek olur ise ilerisi için fındık fiyatları için bir taban oluşmuş olacaktır. Bu ilk piyasa değerini yüksek tutmak için üreticilere büyük görevler düşmektedir.<br />
            Fındık fiyatı konusunda üreticinin kaderi artık kendi elindedir. Üretici bu kaderini kendi belirleyecektir. Bu nasıl olacaktır demeyin. Çok basit ve mantıklı bir karar ile olacaktır. Fındık üreticisi biraz daha dirençli olarak şöyle düşünmeli ve davranmalıdır. Üretici bu yılda bahçelere de fındık olmadığını düşünerek topladıkları fındıkları satışa çıkarmayarak fındığa olan talebi artırmalıdır. Üreticide ihtiyaçlarını kısarak durumunu böyle kabullenmelidir. <br />
             Fındık üreticisi fındık a göre düğün yapacak ise önce fındığın değer kazanmasını sağlamak için düğün tarihini ertelemelidir. Günde iki ekmek tüketirken bir ekmek tüketmelidir. Bütün fedakarlıklar üreticiler tarafından yapılmalıdır. Üreticiler fındıklarını istedikleri değerde satmak istiyorlar ise bu fedakarlıkları yapmak zorundadırlar. Üreticiler dirençli olup kendilerinden beklenen fedakarlıkları yaparlar ise fındık fiyatları istedikleri değerde olacaktır. Tüccarın insafından kurtulmuş olacaklardır. Bu direnç ve fedakarlık sağlanır ise fındık fiyatında ki yetki inisiyatif tamamen üreticinin elinde olacaktır. İşte bu şekilde üretici  fındık konusunda kendi kaderini kendisi belirlemiş olacaktır. Bu direnç ve fedakarlık yapılmalıdır. Yoksa ocaklar düşen yangın daha hararetli yanarak devam edecektir.<br />
             Bu yıl Allah tarafından bahçelerde fındık olmadığını kabullenerek topladığınız fındığı ambarlarda bekletiniz. Piyasada talebin çoğalmasını sağlayarak fındığın değerinin yükselmesini sağlayınız. Fındık üreticileri toplu olarak bunu bir kere deneyiniz. Faydasını göreceksiniz.            <br />
            Başka bir tarımın yapılmadığı meyilli doğu Karadeniz bölgesi illerinde birinci sınıf tarım ürünü olarak yetiştirilen fındığın başka bölgelerde her türlü tarımın yapıldığı ova ve taban araziler dikilmesi yetiştirilmesi bu ülke tarımına yapılan bir ihanettir. Çünkü fındık belirli bir bölge insanın tek geçim kaynağıdır. Her türlü alternatif tarımın yapılabildiği ova ve taban arazilerine fındık dikmek hem belirli bölge halkının ekmeğini elinden almaktır hem de o insanları bulunduğu bölgelerden geçim sıkıntısı yüzünden göçe zorlamaktır. Diğer yandan da ülke ekonomisine fındık tan sağlanan döviz girdisine engel olmaktır. Ülke ekonomisi zarar vermektir.<br />
               Fındık dikim alanları sınırlandırılarak verim rekor de belirli düzeyde tutularak dünya fındık tüketimi düzeyin de tutularak fındığın arz talep karşısında değer kazanacaktır. Bu durum da fındık üreticileri alın terlerinin karşılığın almış olacaklar hem de Türkiye dünya fındık politikasını elinde tutarak fındık ekonomisini yönlendirecektir. Türkiye fındık ihracatından dolayı yılda iki milyar dolara fındıktan ekonomiye döviz sağlamaktadır. Son yıllarda yapılan yanlış fındık politikaları ve pazarlama sonlarından dolayı ülke ekonomi yılda dört milyar dolar zarara uğratılmıştır. Bu ülke için çok büyük bir kayıptır. Türkiye fındık tarımında radikal kararlar almalıdır ve aldığı bu kararları mutlaka uygulamalıdır. Alınan esnek kararlar fındık sorununu çözmeyecektir.<br />
           Bu durum karşısında Türkiye fındığın batı Karadeniz bölgesindeki verimli ova ve taban arazilerinde ki serüvenine son vererek. Fındık dan başka tarımın yapılmadığı doğu Karadeniz bölgesi meyil arazilerinde fındık üretimi yapan fındık çiftçilerini desteklemelidir. Batı bölge ilerinde ova arazilerinde bulunan fındık alanları sökülerek kaldırılmalıdır. Bu alanlara verimi daha yüksek alternatif ürünler ekilmeli ve teşvik edilmeli destek sağlanmalıdır. Bu tarım ve fındık politikası uygulamaya geçer ise hem fındık üreticileri daha çok kazanacak hem ülke ekonomisi kazanacaktır. Türkiye fındıkta dünya birinciliğini layık olduğu biçimde korumalıdır.<br />
Allah fındığı verir ama kırmaz.<br />
Değerlendirmek kullara düşer.<br />
Abdullah KAPLAN<br />
2009]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Türkiye  fındığın Anayurdu, Giresun da  başkentidir.             <br />
Fındık Türkiye'den Dünyaya sunulan evrensel bir besin tat ve bir bölgenin geçim kaynağıdır.<br />
Fındık ocaklarına ateş düştü. Fındık ürününe umutlarını bağlayan fındık üreticilerinin umdukları dağlara kar yağdı. İktidar sahipleri hükümeti fındık üreticilerinin den intikam alırcasına yürürlüğe koyduğu yeni fındık kararları ile fındık üreticilerini tamamen uçurumdan aşağıya yuvarladı. Şimdi ne haliniz var ise görünüz dercesine. Çünkü fındık üreticisi bu durumu hak etti kendi düşen ağlamaz ama her tarafı sızlar. Fındık sahipsiz bırakılması biraz da fındık üreticisinin ve Fiskobirlik üyelerinin kusurudur. İktidar Fiskobirlik için idam kararı verirken ipleri çekerken bu fındık üreticileri üyeleri seyrediyorlardı. Fiskobirlik e sahip çıkmadılar. Kendi geleceklerini yok olurken arkadan gülüyorlardı. Fiskobirlik fındık alımında devre dışı bırakırken asıl devre dışı bırakılan fındık üreticileri oldu. Fındık üreticileri Fiskobirlik için verilen idam kararını kendileri için verildiğinin bile farkında değildiler. Şimdi ocaklarına ateş düşünce yandım Allah feryatları bahçelerde yankı yapıyor. Fındık üretimi ve alımı için alınan hükümet kararları iktidarın son öldürücü darbesi olmuştur. İntikam böyle alınır dercesine fındığı uçurumdan aşağıya yuvarlamıştır. Fındık üreticileri boşuna feryatlar ediyorlar naylon mitingler düzenliyorlar çünkü zamanında yapılan haksızlıklara seyirci kalmışlardır. Fındık üreticisi kendi ipini kendisi çekmiştir. Başlangıçta Fiskobirlik devre dışı bırakılması bir siyasi ihtirastı, devreye Toprak Mahsulleri Ofisinin sokulması devletin hazine zararına rağmen üreticiye şirin gözükmekti. Sonuç da Toprak Mahsulleri Ofisi fındık alımlarında dört milyar dolarlık hazine zararı bırakarak fındık alımlarından geri çekildi. Bu yapılanlarının hepsi politik siyasi oyunlardı. Amaç Fiskobirlik ile fındık üreticilerinden intikam almaktır. Siyasi ihtiras uğruna iktidar sahipleri bunu başardı ama olan fındık üreticisine oldu. Şimdi kendiniz çalıp kendiniz oynayınız. Size bu layık görüldü. <br />
<br />
            Şimdi gelinen nokta Fiskobirlik i mum yakarak arar olmaktır. Fakat tren kaçtı Fiskobirlik idam edildi. Gözüken dağı dibi yakındır. Yıllar önceleri fındığın başına gelecekler beli olmuştu ama kimse tüm uyarılara yazılanlara çizilenleri rağmen umursamadılar. Fındığın geleceğinin o yıllar da karanlık olacağı sinyallerini vermişti. Bu sinyalleri iyi alan yazarlar aydınlar fındık üreticisini uyarmak amaçlı fındık ve Fiskobirlik ile uyarıcı yazılar yazdılar ama kimse umursamadılar. Ama şimdi o uyarıcı yazıları yazan aydınların ne kadar haklı oldukları ortaya çıkmıştır. Fındık bazıları için vazgeçilmezdir ama bazıları için vazgeçilmez değildir. İnsanlar ikbal uğruna her şeyi yapabilecek karakterdir.<br />
<br />
          Fındık alımları ile alınan kararlarda fındık üreticisi fındık tüccarlarının insafına teslim edilmiştir. Tüccarlar ticaret hayatının vazgeçilmez unsurlarıdır. Ama kişisel çıkarlar menfaatler söz konusu olur ise insanın kanını emerler. Fındık milli bir üründür. Türkiye nin dünya dış ticaretinde stratejik bir ürünüdür. Bu neden ile fındık ticareti tüccarların insafına bırakılmamalıdır. Devlet fındık ticaretinde milli bir alım politikası geliştirmeli ve devreye sokmalıdır. Bu durumda ancak devlet milli ürünü fındığa sahip çıkmış olacaktır. Fındık üreticileri de alın terlerinin emeğinin karşılı olan bir değerde fındıklarını satmış olacaklardır. Fındık üreticisinin alın teri zebil değildir bedava olarak başkalarına devredilemez yedirilemez.<br />
           Fındık fiyatları ile ilgili hükümetin aldığı kararlar artık değişmez. Fındık fiyatları bu karar ile piyasada tüccarın insafına bırakılmıştır. Piyasada ki fındık fiyatları arz talep dengesi ile belirlenecektir. Arz fazla olunca yani piyasa fazla fındık sürülür ise tüccara fazla fındık verilir ise talep düşecek hali ile fındık fiyatları da düşecektir. Bu durumda fındık fiyatları üreticisinin emeğini karşılığını koruyamayacaktır. Fındık üreticisinin emeğinin karşılığını korumak için fındık piyasaya az arz edilmelidir. Bu durumda fındık tüccarlar tarafından daha çok talep edilecek ve fındık fiyatları üreticinin istediği değerlerde oluşacaktır. Fındık da oluşacak ilk piyasa değeri çok önemlidir. Bu değer ne kadar yüksek olur ise ilerisi için fındık fiyatları için bir taban oluşmuş olacaktır. Bu ilk piyasa değerini yüksek tutmak için üreticilere büyük görevler düşmektedir.<br />
            Fındık fiyatı konusunda üreticinin kaderi artık kendi elindedir. Üretici bu kaderini kendi belirleyecektir. Bu nasıl olacaktır demeyin. Çok basit ve mantıklı bir karar ile olacaktır. Fındık üreticisi biraz daha dirençli olarak şöyle düşünmeli ve davranmalıdır. Üretici bu yılda bahçelere de fındık olmadığını düşünerek topladıkları fındıkları satışa çıkarmayarak fındığa olan talebi artırmalıdır. Üreticide ihtiyaçlarını kısarak durumunu böyle kabullenmelidir. <br />
             Fındık üreticisi fındık a göre düğün yapacak ise önce fındığın değer kazanmasını sağlamak için düğün tarihini ertelemelidir. Günde iki ekmek tüketirken bir ekmek tüketmelidir. Bütün fedakarlıklar üreticiler tarafından yapılmalıdır. Üreticiler fındıklarını istedikleri değerde satmak istiyorlar ise bu fedakarlıkları yapmak zorundadırlar. Üreticiler dirençli olup kendilerinden beklenen fedakarlıkları yaparlar ise fındık fiyatları istedikleri değerde olacaktır. Tüccarın insafından kurtulmuş olacaklardır. Bu direnç ve fedakarlık sağlanır ise fındık fiyatında ki yetki inisiyatif tamamen üreticinin elinde olacaktır. İşte bu şekilde üretici  fındık konusunda kendi kaderini kendisi belirlemiş olacaktır. Bu direnç ve fedakarlık yapılmalıdır. Yoksa ocaklar düşen yangın daha hararetli yanarak devam edecektir.<br />
             Bu yıl Allah tarafından bahçelerde fındık olmadığını kabullenerek topladığınız fındığı ambarlarda bekletiniz. Piyasada talebin çoğalmasını sağlayarak fındığın değerinin yükselmesini sağlayınız. Fındık üreticileri toplu olarak bunu bir kere deneyiniz. Faydasını göreceksiniz.            <br />
            Başka bir tarımın yapılmadığı meyilli doğu Karadeniz bölgesi illerinde birinci sınıf tarım ürünü olarak yetiştirilen fındığın başka bölgelerde her türlü tarımın yapıldığı ova ve taban araziler dikilmesi yetiştirilmesi bu ülke tarımına yapılan bir ihanettir. Çünkü fındık belirli bir bölge insanın tek geçim kaynağıdır. Her türlü alternatif tarımın yapılabildiği ova ve taban arazilerine fındık dikmek hem belirli bölge halkının ekmeğini elinden almaktır hem de o insanları bulunduğu bölgelerden geçim sıkıntısı yüzünden göçe zorlamaktır. Diğer yandan da ülke ekonomisine fındık tan sağlanan döviz girdisine engel olmaktır. Ülke ekonomisi zarar vermektir.<br />
               Fındık dikim alanları sınırlandırılarak verim rekor de belirli düzeyde tutularak dünya fındık tüketimi düzeyin de tutularak fındığın arz talep karşısında değer kazanacaktır. Bu durum da fındık üreticileri alın terlerinin karşılığın almış olacaklar hem de Türkiye dünya fındık politikasını elinde tutarak fındık ekonomisini yönlendirecektir. Türkiye fındık ihracatından dolayı yılda iki milyar dolara fındıktan ekonomiye döviz sağlamaktadır. Son yıllarda yapılan yanlış fındık politikaları ve pazarlama sonlarından dolayı ülke ekonomi yılda dört milyar dolar zarara uğratılmıştır. Bu ülke için çok büyük bir kayıptır. Türkiye fındık tarımında radikal kararlar almalıdır ve aldığı bu kararları mutlaka uygulamalıdır. Alınan esnek kararlar fındık sorununu çözmeyecektir.<br />
           Bu durum karşısında Türkiye fındığın batı Karadeniz bölgesindeki verimli ova ve taban arazilerinde ki serüvenine son vererek. Fındık dan başka tarımın yapılmadığı doğu Karadeniz bölgesi meyil arazilerinde fındık üretimi yapan fındık çiftçilerini desteklemelidir. Batı bölge ilerinde ova arazilerinde bulunan fındık alanları sökülerek kaldırılmalıdır. Bu alanlara verimi daha yüksek alternatif ürünler ekilmeli ve teşvik edilmeli destek sağlanmalıdır. Bu tarım ve fındık politikası uygulamaya geçer ise hem fındık üreticileri daha çok kazanacak hem ülke ekonomisi kazanacaktır. Türkiye fındıkta dünya birinciliğini layık olduğu biçimde korumalıdır.<br />
Allah fındığı verir ama kırmaz.<br />
Değerlendirmek kullara düşer.<br />
Abdullah KAPLAN<br />
2009]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şükürler Olsun!]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=60</link>
			<pubDate>Wed, 08 Apr 2009 17:48:36 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=60</guid>
			<description><![CDATA[Şükürler Olsun!<br />
<br />
Mutsuz olduğunuzu düşünüyorsanız onlara bakın.<br />
<br />
<img src="http://i36.tinypic.com/x5b13c.jpg" border="0" alt="[Resim: x5b13c.jpg&#93;" /><br />
<br />
Gelirinizin düşük olduğunu düşünüyorsanız, o ne yapsın? <br />
<br />
<img src="http://i33.tinypic.com/jv55sk.jpg" border="0" alt="[Resim: jv55sk.jpg&#93;" /><br />
<br />
Fazla arkadaşınız olmadığını düşünüyorsanız...<br />
<br />
<img src="http://i36.tinypic.com/fatojq.jpg" border="0" alt="[Resim: fatojq.jpg&#93;" /><br />
<br />
Vazgeçmeyi düşündüğünüz an, bu insanı düşünün:<br />
<br />
<img src="http://i38.tinypic.com/14lj2mp.jpg" border="0" alt="[Resim: 14lj2mp.jpg&#93;" /><br />
<br />
Yaşamda acı çektiğinizi düşünüyorsanız, bunun kadar acıya katlanıyor musunuz?<br />
<br />
<img src="http://i34.tinypic.com/20famoj.jpg" border="0" alt="[Resim: 20famoj.jpg&#93;" /><br />
<br />
Ulaşım sisteminizden şikâyetçi iseniz, bunlar ne yapsın?<br />
<br />
<img src="http://i33.tinypic.com/14kksn4.jpg" border="0" alt="[Resim: 14kksn4.jpg&#93;" /><br />
<br />
Bulunduğunuz toplum size adil davranmıyorsa, bu kişi ne yapsın?<br />
<br />
<img src="http://i37.tinypic.com/v2ycu1.jpg" border="0" alt="[Resim: v2ycu1.jpg&#93;" /><br />
<br />
Ne şekilde olursa olsun yaşamdan zevk alın. <br />
Olaylar bazıları için kötüdür, ama bizim için çok daha iyi... <br />
<br />
Yaşamınızda dikkatinizi çeken pek çok şey vardır fakat sadece birkaçı yüreğinize dokunur... bunları izleyin...<br />
<br />
Çalışmaktan sıkılıyor musunuz? Onlar değil!<br />
<br />
<img src="http://i37.tinypic.com/1zmntl1.jpg" border="0" alt="[Resim: 1zmntl1.jpg&#93;" /><br />
<br />
Sebzeden hoşlanmıyor musunuz? Onlar açlıktan ölmek üzereler!<br />
<br />
<img src="http://i35.tinypic.com/vrykjm.jpg" border="0" alt="[Resim: vrykjm.jpg&#93;" /><br />
<br />
Ebeveyniniz size özen göstermekten yoruluyor mu? Onlar aldırmıyorlar!<br />
<br />
<img src="http://i34.tinypic.com/20icgw4.jpg" border="0" alt="[Resim: 20icgw4.jpg&#93;" /><br />
<br />
Aynı oyunlardan sıkılıyor musunuz? Onların başka seçenekleri yok!<br />
<br />
<img src="http://i37.tinypic.com/k4gls4.jpg" border="0" alt="[Resim: k4gls4.jpg&#93;" /><br />
<br />
Birisi Nike yerine size Adidas hediye edebilir.. Onlar hep tek marka giyiyorlar!<br />
<br />
<img src="http://i35.tinypic.com/23jmkhx.jpg" border="0" alt="[Resim: 23jmkhx.jpg&#93;" /><br />
<br />
Yatakta uyumak için minnettar oluyor mu? Onlar bir daha uyanamayacaklar!<br />
<br />
<img src="http://i34.tinypic.com/205z42d.jpg" border="0" alt="[Resim: 205z42d.jpg&#93;" /><br />
<br />
Etrafınızdaki her şeyi gözleyin <br />
ve bu geçici yaşamda <br />
sahip olduğunuz her şey için <br />
müteşekkir olun... <br />
<br />
İhtiyaç duyduğumuzdan çok daha fazlasına sahip olduğumuzdan dolayı bahtiyar sayılırız. <br />
<br />
Erkek ve kız kardeşlerimizin üçte ikisinin unutulduğu ve umursanmadığı bu 'modern ve gelişmiş' toplumun içinde sonsuz döngü içinde devam eden bu tüketime özendiren ahlaksızlık anlayışını beslememeye gayret edelim. <br />
<br />
Az şikâyet edelim <br />
çok iş yapalım!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Şükürler Olsun!<br />
<br />
Mutsuz olduğunuzu düşünüyorsanız onlara bakın.<br />
<br />
<img src="http://i36.tinypic.com/x5b13c.jpg" border="0" alt="[Resim: x5b13c.jpg]" /><br />
<br />
Gelirinizin düşük olduğunu düşünüyorsanız, o ne yapsın? <br />
<br />
<img src="http://i33.tinypic.com/jv55sk.jpg" border="0" alt="[Resim: jv55sk.jpg]" /><br />
<br />
Fazla arkadaşınız olmadığını düşünüyorsanız...<br />
<br />
<img src="http://i36.tinypic.com/fatojq.jpg" border="0" alt="[Resim: fatojq.jpg]" /><br />
<br />
Vazgeçmeyi düşündüğünüz an, bu insanı düşünün:<br />
<br />
<img src="http://i38.tinypic.com/14lj2mp.jpg" border="0" alt="[Resim: 14lj2mp.jpg]" /><br />
<br />
Yaşamda acı çektiğinizi düşünüyorsanız, bunun kadar acıya katlanıyor musunuz?<br />
<br />
<img src="http://i34.tinypic.com/20famoj.jpg" border="0" alt="[Resim: 20famoj.jpg]" /><br />
<br />
Ulaşım sisteminizden şikâyetçi iseniz, bunlar ne yapsın?<br />
<br />
<img src="http://i33.tinypic.com/14kksn4.jpg" border="0" alt="[Resim: 14kksn4.jpg]" /><br />
<br />
Bulunduğunuz toplum size adil davranmıyorsa, bu kişi ne yapsın?<br />
<br />
<img src="http://i37.tinypic.com/v2ycu1.jpg" border="0" alt="[Resim: v2ycu1.jpg]" /><br />
<br />
Ne şekilde olursa olsun yaşamdan zevk alın. <br />
Olaylar bazıları için kötüdür, ama bizim için çok daha iyi... <br />
<br />
Yaşamınızda dikkatinizi çeken pek çok şey vardır fakat sadece birkaçı yüreğinize dokunur... bunları izleyin...<br />
<br />
Çalışmaktan sıkılıyor musunuz? Onlar değil!<br />
<br />
<img src="http://i37.tinypic.com/1zmntl1.jpg" border="0" alt="[Resim: 1zmntl1.jpg]" /><br />
<br />
Sebzeden hoşlanmıyor musunuz? Onlar açlıktan ölmek üzereler!<br />
<br />
<img src="http://i35.tinypic.com/vrykjm.jpg" border="0" alt="[Resim: vrykjm.jpg]" /><br />
<br />
Ebeveyniniz size özen göstermekten yoruluyor mu? Onlar aldırmıyorlar!<br />
<br />
<img src="http://i34.tinypic.com/20icgw4.jpg" border="0" alt="[Resim: 20icgw4.jpg]" /><br />
<br />
Aynı oyunlardan sıkılıyor musunuz? Onların başka seçenekleri yok!<br />
<br />
<img src="http://i37.tinypic.com/k4gls4.jpg" border="0" alt="[Resim: k4gls4.jpg]" /><br />
<br />
Birisi Nike yerine size Adidas hediye edebilir.. Onlar hep tek marka giyiyorlar!<br />
<br />
<img src="http://i35.tinypic.com/23jmkhx.jpg" border="0" alt="[Resim: 23jmkhx.jpg]" /><br />
<br />
Yatakta uyumak için minnettar oluyor mu? Onlar bir daha uyanamayacaklar!<br />
<br />
<img src="http://i34.tinypic.com/205z42d.jpg" border="0" alt="[Resim: 205z42d.jpg]" /><br />
<br />
Etrafınızdaki her şeyi gözleyin <br />
ve bu geçici yaşamda <br />
sahip olduğunuz her şey için <br />
müteşekkir olun... <br />
<br />
İhtiyaç duyduğumuzdan çok daha fazlasına sahip olduğumuzdan dolayı bahtiyar sayılırız. <br />
<br />
Erkek ve kız kardeşlerimizin üçte ikisinin unutulduğu ve umursanmadığı bu 'modern ve gelişmiş' toplumun içinde sonsuz döngü içinde devam eden bu tüketime özendiren ahlaksızlık anlayışını beslememeye gayret edelim. <br />
<br />
Az şikâyet edelim <br />
çok iş yapalım!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[SEÇİM GELDİ GEÇİM UNUTULDU]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=59</link>
			<pubDate>Fri, 20 Mar 2009 23:36:15 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=59</guid>
			<description><![CDATA[SEÇİM GELDİ..!<br />
Seçim geldi geçimin pabucu dama atıldı. Seçim geldi diye insanlar karnının açlığını nasılda unuttular. Daha önceleri fındığın para etmediğini bu yöneticilerin fındığa para vermediğini konuşan insanlar şimdi de bu paraları vermeyen insanların peşine takılarak seçim kampanyaları düzenleyerek fındığın efendileri olan fındık üreticilerinden yüzleri kızarmadan oy isteme olgunluğunu pişkinliğini gösteriyorlar. Seçim fındık üreticileri için beş yılda bir olsa seslerini duyurma fırsattır. Fındık para etmiyor geçinemiyoruz diye fındık mitingleri düzenleyen feryat edenler şimdi kendinizi bu seçimde gösteriniz size bu işkenceyi sıkıntıyı çektirenlere oylarınız ile gerekli cezayı vererek daha ölmediğimizi onlara gösteriniz.<br />
Doğu Karadeniz bölgesinde hangi tarım ürünü yetişiyorsa devleti yönetenler sempati ile bakmadılar hep o üreticileri dışlayarak geçim sıkıntısına sürüklediler. Bu sıkıntılardan fındık başta olmak üzere çay ve tütün üreticileri de nasiplerini almıştır. Tüm bu sıkıntıları çeken doğu Karadeniz insanlarını kendine yapılan bu haksızlıkların şimdi hesabını sorma zamanı gelmiştir.”Seçim mi? yoksa Geçim mi?” kararını onurlu bir şekilde verme iradesi sizin elimizdedir. Kaderinizi ellerinize verdiler şimdi görelim sizleri. Ya geçim diyerek sizlere bu sonsuz sıkıntıları çektirenlerden oylarınız ile gerekli dersi vereceksiniz. Ya seçim diyerek size verilen tüm sıkıntıları unutarak onları cezalandırmaktan vazgeçerek o insanlara prim vererek haklılıklarını tescil edeceksiniz. Bunu yaparsanız bir daha fındık para etmiyor fındığa para vermiyorlar diye feryat etmeyeceksiniz kıyamete kadar susacaksınız. Çünkü siz böyle istediniz. Kendi geleceğinizi siz belirlediniz.<br />
Toplumun genel değerlerine ve sorunlarına sahip çıkmayan yöneticiler ülkenin yaşadığı sorunlarını çözmek için hiçbir becerisi yoktur. Bu gün ülke de yaşanan sorunların birçoğu acemi deneyimsiz devlet yönetiminden kaynaklanmaktadır. Bu sorunların hepsi basiretsizliktir. Kendi çıkar çevrelerini korumak adına yapılan hizmetleri devlet hizmeti gibi göstermek toplumu hiçe saymak aldatmaktır. Fındığa para vermemek devlet hazinesini korumak değil, çıkar çevrecileri olan fındık tüccarlarını bir elin parmak sayısı kadar olan fındık ihracatçılarını korumaktır.<br />
Doğu Karadeniz bölgesi ülkenin en huzurlu mutlu bölgesidir. Bu huzuru mutluluğu bozmaya hiç kimsenin gücü yetmemiştir ve yetmeyecektir. Sizler değerli oylarınız ile bu bölgenin huzuruna mutluluğa daha da sahip çıkınız. Karadeniz insanı çağdaş vatanını seven insanlardır fındığına para vermezler ama onlar yine de bu güzel vatanlarına ihanet etmezler ülkesi uğruna tüm sıkıntılara göğüs gererler. Ama bir gün gelir kendilerine bu sıkıntıları çektirenler den hesap sormasını da bilirler. Fındıklarına çaylarına birinci derece de geçim kaynaklarına para vermeyen bu yönetimden hesap sormazlar ise kıyamete kadar susmak zorundadırlar. Çünkü bu seslerini duyurma fırsatı kendilerine bir daha verilmeyecektir.<br />
Sizler fındık çay toplar iken alınızdaki boncuk gibi olan terlerin değerini bilmeyenler şimdi sizlerin kıymetli oylarına taliplerdir ne dersiniz. !Siz bu söz hakkınızı çok iyi değerlendirerek oylarınızı kullanınız. Sizleri ekonomik sıkıntılara sürükleyerek cennet memleketinizde göçebe hayatı yaşatanları sizler oylarınız ile hüsrana uğratarak gerekli yanıtı veriniz. Oylarınızı partiye değil Türkiye Cumhuriyetine veriniz . Türkiye Cumhuriyeti  her varlığın özgürlüğüdür temelidir. <br />
Karadeniz insanı geçimi sağlamak için dünyanın her bölgesine dağılarak göçebe hayatı yaşamaktadırlar. Ekmeğinin peşine düşen bu insanlar ülkesinden bölgesinden köyünden vazgeçmezler.  Birçoğu gurbet de yaşamalarına rağmen gönülleri hep kendi bölgesinde ve köyündedir. Bir gün mutlaka buralara geri döneceklerini biliyorlar. Çünkü onlar bu topraklara aittirler. Bu topraklarda yaşamak isteyenler bu topraklara sahip çıkmalıdırlar. Bu güne kadar Doğu Karadeniz bölgesine hiç el ile tutulur gözle görülür hiçbir devlet yatırımı yapılmamıştır. Bu yatırımı yapmadıkları gibi bölgenin kalkınması ve göçü önlemek için özel sektörü özendirecek proje geliştirmemişlerdir. Özel sektör bu bölgeden başka bölgelere kaçmıştır. Karadenizli iş adamları yatırımlarını genellikle başka bölgeler yapmışlardır. Şimdi geri dönüş için çok geç kalmışlardır. Karadenizli iş adamları bölgeye ancak turistlik gezi ve bir de oy istemek için geliyorlar. Bu tür günlük düşünceler ile bölge insanlarına hizmet edilmiş olunmaz. Bir fındığına ve çayına sahip çıkmayanlar şimdi hangi yüz ile bu insanların karşısına çıkıyorlar. Hayret ediyorum. Artık insanların suratı manda derisinden mi yapılıyor. Bir kilo fındık toplamak için bahçede ocak ocak yağmur çamur demeden dolaşan fındık üreticileri bu çektiğiniz çilenin değerini bilmeyenlere size onlara gereken değeri veriniz. Fındık ve çay üreticileri siz şimdi bu seçimde oylarınız ile kendinizi ifade edemez iseniz asla hiçbir zaman ifade edemezsiniz. Bu treni kaçırmayınız.<br />
Karadenizliler onurlu ve gururlu insanlardır. Sizlerin fındığınıza ve çayınıza gerekli değerli vermeyerek onurlu ve gurunuz ile oynayanları sizlerde seçim sandığında onların gururlarını kırınız. Sizleri mağdur bırakıp ekonomik sıkıntılara düşürenleri unutmayınız. Sizleri ekonomik olarak ateşe attılar içinizdeki bu ateşi sandık da dışarı çıkarınız. İçinizde bu ateşi dışarı vururken sakin çevrenizi bölgenizi yakmayınız. Seçimler hesap sorma ve hesap verme biçimidir. Hani hep söylerler bir gün hesap soracağı buyur size yapılan haksızlıkların hesabını bu seçimde oylarınız ile sorunuz. Ülkede kim ne yaptı ise yanına kar kalıyor sizler bari yapılan bu haksızlıkların hesabını sorunuz ki ülkenin sahipsiz olmadığını gözleri ile görsünler. Fındığın gazabını size bu sıkıntıları çileleri çektirenlere sandık da oylarınız ile gösteriniz. Fındığın gazabı nasıl olurmuş öğrensinler. Sizleri insan yerine koymayanlar seslerinize kulak tıkayanlar sandık da boylarının ölçüsünü alsınlar. Onlara unutamayacağı bir ders veriniz. Eğer sizler oylarınız ile onlara gerekli dersi vermez iseniz sakin bir daha fındık hakkında konuşmayınız kıyamet de kadar susunuz.<br />
Karadenizliler size yapılan haksızlıkları unutmayarak seçim günü sandığın başına geldiğinizde ya kendi ve ülke çıkarlarını düşünerek oy kullanacaksınız ya da partileri liderleri sizlere sahip çıkmayan milletvekillerini koruyarak onların çıkarlarına göre oylarınızı kullanacaksınız seçim sizin. Seçim bir takdiri ilahi değil takdiri insandır. Ateşin yakıcılığı insanın düşünme özelliği takdiri ilahidir, seçim değil..<br />
Seçimin takdirini sizler vereceksiniz.<br />
Karadenizliler gösterin kendinizi siz mi yamansınız yoksa sizlere sahip çıkmayan siyasiler ve başkanlar ile kendini gerçekten milletin vekili sanan fakat milletin sesi olmayan “Milletti” temsil edemeyen milletvekilleri mi?.<br />
Sahipsiz kaldıklarınızı unutmayınız. <br />
Dünyada canlı ve akıllı insanlar fikirlerini değiştirebilirler, dünyada iki kişi fikrini değiştirmez;<br />
Bir ölüler,<br />
İki deliler.<br />
Canlı ve akıllı insanlar fikirlerini değiştirebilir, bir kere deneyiniz.<br />
Sizler oylarınız ile “Ya seçim diyeceksiniz ya da Geçim”                                          <br />
 <br />
 Abdullah KAPLAN <br />
2009]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[SEÇİM GELDİ..!<br />
Seçim geldi geçimin pabucu dama atıldı. Seçim geldi diye insanlar karnının açlığını nasılda unuttular. Daha önceleri fındığın para etmediğini bu yöneticilerin fındığa para vermediğini konuşan insanlar şimdi de bu paraları vermeyen insanların peşine takılarak seçim kampanyaları düzenleyerek fındığın efendileri olan fındık üreticilerinden yüzleri kızarmadan oy isteme olgunluğunu pişkinliğini gösteriyorlar. Seçim fındık üreticileri için beş yılda bir olsa seslerini duyurma fırsattır. Fındık para etmiyor geçinemiyoruz diye fındık mitingleri düzenleyen feryat edenler şimdi kendinizi bu seçimde gösteriniz size bu işkenceyi sıkıntıyı çektirenlere oylarınız ile gerekli cezayı vererek daha ölmediğimizi onlara gösteriniz.<br />
Doğu Karadeniz bölgesinde hangi tarım ürünü yetişiyorsa devleti yönetenler sempati ile bakmadılar hep o üreticileri dışlayarak geçim sıkıntısına sürüklediler. Bu sıkıntılardan fındık başta olmak üzere çay ve tütün üreticileri de nasiplerini almıştır. Tüm bu sıkıntıları çeken doğu Karadeniz insanlarını kendine yapılan bu haksızlıkların şimdi hesabını sorma zamanı gelmiştir.”Seçim mi? yoksa Geçim mi?” kararını onurlu bir şekilde verme iradesi sizin elimizdedir. Kaderinizi ellerinize verdiler şimdi görelim sizleri. Ya geçim diyerek sizlere bu sonsuz sıkıntıları çektirenlerden oylarınız ile gerekli dersi vereceksiniz. Ya seçim diyerek size verilen tüm sıkıntıları unutarak onları cezalandırmaktan vazgeçerek o insanlara prim vererek haklılıklarını tescil edeceksiniz. Bunu yaparsanız bir daha fındık para etmiyor fındığa para vermiyorlar diye feryat etmeyeceksiniz kıyamete kadar susacaksınız. Çünkü siz böyle istediniz. Kendi geleceğinizi siz belirlediniz.<br />
Toplumun genel değerlerine ve sorunlarına sahip çıkmayan yöneticiler ülkenin yaşadığı sorunlarını çözmek için hiçbir becerisi yoktur. Bu gün ülke de yaşanan sorunların birçoğu acemi deneyimsiz devlet yönetiminden kaynaklanmaktadır. Bu sorunların hepsi basiretsizliktir. Kendi çıkar çevrelerini korumak adına yapılan hizmetleri devlet hizmeti gibi göstermek toplumu hiçe saymak aldatmaktır. Fındığa para vermemek devlet hazinesini korumak değil, çıkar çevrecileri olan fındık tüccarlarını bir elin parmak sayısı kadar olan fındık ihracatçılarını korumaktır.<br />
Doğu Karadeniz bölgesi ülkenin en huzurlu mutlu bölgesidir. Bu huzuru mutluluğu bozmaya hiç kimsenin gücü yetmemiştir ve yetmeyecektir. Sizler değerli oylarınız ile bu bölgenin huzuruna mutluluğa daha da sahip çıkınız. Karadeniz insanı çağdaş vatanını seven insanlardır fındığına para vermezler ama onlar yine de bu güzel vatanlarına ihanet etmezler ülkesi uğruna tüm sıkıntılara göğüs gererler. Ama bir gün gelir kendilerine bu sıkıntıları çektirenler den hesap sormasını da bilirler. Fındıklarına çaylarına birinci derece de geçim kaynaklarına para vermeyen bu yönetimden hesap sormazlar ise kıyamete kadar susmak zorundadırlar. Çünkü bu seslerini duyurma fırsatı kendilerine bir daha verilmeyecektir.<br />
Sizler fındık çay toplar iken alınızdaki boncuk gibi olan terlerin değerini bilmeyenler şimdi sizlerin kıymetli oylarına taliplerdir ne dersiniz. !Siz bu söz hakkınızı çok iyi değerlendirerek oylarınızı kullanınız. Sizleri ekonomik sıkıntılara sürükleyerek cennet memleketinizde göçebe hayatı yaşatanları sizler oylarınız ile hüsrana uğratarak gerekli yanıtı veriniz. Oylarınızı partiye değil Türkiye Cumhuriyetine veriniz . Türkiye Cumhuriyeti  her varlığın özgürlüğüdür temelidir. <br />
Karadeniz insanı geçimi sağlamak için dünyanın her bölgesine dağılarak göçebe hayatı yaşamaktadırlar. Ekmeğinin peşine düşen bu insanlar ülkesinden bölgesinden köyünden vazgeçmezler.  Birçoğu gurbet de yaşamalarına rağmen gönülleri hep kendi bölgesinde ve köyündedir. Bir gün mutlaka buralara geri döneceklerini biliyorlar. Çünkü onlar bu topraklara aittirler. Bu topraklarda yaşamak isteyenler bu topraklara sahip çıkmalıdırlar. Bu güne kadar Doğu Karadeniz bölgesine hiç el ile tutulur gözle görülür hiçbir devlet yatırımı yapılmamıştır. Bu yatırımı yapmadıkları gibi bölgenin kalkınması ve göçü önlemek için özel sektörü özendirecek proje geliştirmemişlerdir. Özel sektör bu bölgeden başka bölgelere kaçmıştır. Karadenizli iş adamları yatırımlarını genellikle başka bölgeler yapmışlardır. Şimdi geri dönüş için çok geç kalmışlardır. Karadenizli iş adamları bölgeye ancak turistlik gezi ve bir de oy istemek için geliyorlar. Bu tür günlük düşünceler ile bölge insanlarına hizmet edilmiş olunmaz. Bir fındığına ve çayına sahip çıkmayanlar şimdi hangi yüz ile bu insanların karşısına çıkıyorlar. Hayret ediyorum. Artık insanların suratı manda derisinden mi yapılıyor. Bir kilo fındık toplamak için bahçede ocak ocak yağmur çamur demeden dolaşan fındık üreticileri bu çektiğiniz çilenin değerini bilmeyenlere size onlara gereken değeri veriniz. Fındık ve çay üreticileri siz şimdi bu seçimde oylarınız ile kendinizi ifade edemez iseniz asla hiçbir zaman ifade edemezsiniz. Bu treni kaçırmayınız.<br />
Karadenizliler onurlu ve gururlu insanlardır. Sizlerin fındığınıza ve çayınıza gerekli değerli vermeyerek onurlu ve gurunuz ile oynayanları sizlerde seçim sandığında onların gururlarını kırınız. Sizleri mağdur bırakıp ekonomik sıkıntılara düşürenleri unutmayınız. Sizleri ekonomik olarak ateşe attılar içinizdeki bu ateşi sandık da dışarı çıkarınız. İçinizde bu ateşi dışarı vururken sakin çevrenizi bölgenizi yakmayınız. Seçimler hesap sorma ve hesap verme biçimidir. Hani hep söylerler bir gün hesap soracağı buyur size yapılan haksızlıkların hesabını bu seçimde oylarınız ile sorunuz. Ülkede kim ne yaptı ise yanına kar kalıyor sizler bari yapılan bu haksızlıkların hesabını sorunuz ki ülkenin sahipsiz olmadığını gözleri ile görsünler. Fındığın gazabını size bu sıkıntıları çileleri çektirenlere sandık da oylarınız ile gösteriniz. Fındığın gazabı nasıl olurmuş öğrensinler. Sizleri insan yerine koymayanlar seslerinize kulak tıkayanlar sandık da boylarının ölçüsünü alsınlar. Onlara unutamayacağı bir ders veriniz. Eğer sizler oylarınız ile onlara gerekli dersi vermez iseniz sakin bir daha fındık hakkında konuşmayınız kıyamet de kadar susunuz.<br />
Karadenizliler size yapılan haksızlıkları unutmayarak seçim günü sandığın başına geldiğinizde ya kendi ve ülke çıkarlarını düşünerek oy kullanacaksınız ya da partileri liderleri sizlere sahip çıkmayan milletvekillerini koruyarak onların çıkarlarına göre oylarınızı kullanacaksınız seçim sizin. Seçim bir takdiri ilahi değil takdiri insandır. Ateşin yakıcılığı insanın düşünme özelliği takdiri ilahidir, seçim değil..<br />
Seçimin takdirini sizler vereceksiniz.<br />
Karadenizliler gösterin kendinizi siz mi yamansınız yoksa sizlere sahip çıkmayan siyasiler ve başkanlar ile kendini gerçekten milletin vekili sanan fakat milletin sesi olmayan “Milletti” temsil edemeyen milletvekilleri mi?.<br />
Sahipsiz kaldıklarınızı unutmayınız. <br />
Dünyada canlı ve akıllı insanlar fikirlerini değiştirebilirler, dünyada iki kişi fikrini değiştirmez;<br />
Bir ölüler,<br />
İki deliler.<br />
Canlı ve akıllı insanlar fikirlerini değiştirebilir, bir kere deneyiniz.<br />
Sizler oylarınız ile “Ya seçim diyeceksiniz ya da Geçim”                                          <br />
 <br />
 Abdullah KAPLAN <br />
2009]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[FINDIĞIN GAZABI]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=58</link>
			<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 15:57:20 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=58</guid>
			<description><![CDATA[FINDIĞIN GAZABI<br />
                 Fındık Allah tarafından dünyaya gönderilen cennet meyvesidir. Türkiye nin stratejik milli ürünüdür. Türkiye ye yıl da iki milyar dolar döviz sağlayan tarım ürünüdür. Türkiye tarım ürünleri ihracatının yüze otuzunu içermektedir.Türkiye nin  en değerli ürünüdür. İhracat ürünlerinin başında gelir. Türkiye bu değerli ürünü dünya pazarlarına yeterince pazarlayamamıştır ve gerekli değeri vermemiştir. Fındık ilgisizlik den üreticisinin yüzünü güldürmemiştir. Dünyanın en kaliteli fındığını üreten Türkiye ilgililerin ilgisizliğinden fındığı ambarlar da farelere ve çürümeye terk etmiştir. Türkiye fındık konusunda sınıf da kalmıştır ve fındığın gazabına uğramıştır.<br />
                   Neden mi nedenleri çok anlatılmak ile bitmez. Toprak Mahsulleri Ofisi TMO adı üzerinde toprak ürünlerinin alım satımını yapar. Buna göre ekip uzman personel yetiştirerek toprak ürünlerini sağlıklı alıp satabilir. Fakat fındık bir toprak ürünü değil ağaç ürünüdür. Fındık ağacından toplanır. Fındığın alıp satımını Toprak Mahsulleri gibi ilgisiz ve bilgisiz bir kuruma verir iseniz işte fındığın gazabına uğrarsınız. Hayatında hiç fındık ağacı görmemiş fındığı tanımayan ve hayatında bir kilo fındık üretmeyen insanlara fındık alımı satımında yetkili kılarsanız fındığın gazabına uğrarsınız. İşte sizlere fındığın gazabı Devlet adına fındık alan Toprak Mahsulleri Ofisi bu yıl fındık alımlarında bir buçuk milyar dolar zarar etmiştir. Fındık geçen yıllarda Türkiye ye ihracatlarda iki milyar dolar döviz sağlıyordu. Ne oldu da şimdi Türkiye fındıktan bir buçuk milyar dolar zarar etmiştir. Bu zararın üç yıl toplamı dört buçuk milyar dolar eder. Bu para devletin kasasına girmemiştir çıkmıştır. Yazık değil mi bu devlet. Bunu bir düşünmek ve irdelemek gereklidir. İşte fındığın gazabı.<br />
                     Bu gün Türkiye de fındığı görseler çakıl taşı zanneden kişiler fındığın ticaretini yaparak büyük paralar kazandılar fakat fındığı üreten fındık üreticileri ve çiftçiler avuçlarını yaladılar, çektikleri eziyet ve zahmet yanlarına kar kaldı. Tabii ki bu kadar çekilen eziyetin bir gazabı olacaktır. İşte devlet adına alım yapan Toprak Mahsulleri Ofisinin uğradı bir buçuk milyar dolar zarar fındığın bir gazabı sonucudur.<br />
                     Fındığın tek sahibi fındık üreticileri ve onların ortak kurdukları dünyanın en büyük üreticiler birliği olan Fiskobirlik dir. Bir ikbal ve ihtiras uğruna fındık alınlarında Fiskobirlik i devre dışı bırakarak fındık alımlarını devlet adına ilgisiz bilgisiz bir kuruma verirseniz olacağı budur. Bir buçuk milyar dolar. Bu fındığın gazabı değil de nedir. Devlet de bir buçuk milyar dolar zarar veren bu insanlara devlet zarar ziyan dolayı tazminat davası açmalıdır. Devlet çiftçi borçlarını bankaya ödemez ise icra takibi ve tazminat davası açıyor da, kendisine bir buçuk milyar dolar zarar veren bu kurumlara niçin tazminat davası açmıyor. Bumudur devletin sosyal devlet anlayışı. Burada amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir. Ve devlet Fındık alımlarında Fiskobirlik i devre dışı bırakarak bağcıyı dövmüştü ve amacına ulaşmıştır ama devlet bir buçuk milyar dolar zarar etmiştir kimin umurunda. Amaç bağcıyı dövmekti. Devletin zararı bağcıyı dövenlerin cebinden çıkmıyor. Bu düşünceye sahip olan ülke yönetimi ekonomi konusunda devleti zayıflatmışlardır. Fındığın gazabı devlet ekonomisini de vurmuştur. <br />
                   Devleti zarara uğratan bu insanlar hala bu ülkede makam ve mevkii sahibidirler. Meydanlarda arlanmadan bu insanları kandırmak için konuşuyorlar. Gerek yok ki konuşulmaya bu insanlar zaten kandıracakları kadar kandırılmıştır. Fazla nutuk atmaya gerek yoktur. Bu insanlar çaresizlerinden yılana sarılan tiplemelerdir. Çaresizliğin gözü kör olsun.<br />
Bu masun insanları gidecek başka devletleri başka kapıları yok. Devleti yönetenlerde onları üvey evlat gibi çanta keklik görüyorlar. Ah çaresizlik bazılarını vezir bazılarını sefil edersin.<br />
                  Türkiye de yaklaşık altı yüz aile ve sekiz milyon insan direk ve dolaylı yollardan fındık dan geçimini sağlamaktadır. Böyle yüksek ekonomik değeri olan fındığı bazı ikbal ve ihtiraslar uğruna feda ederseniz bundan hem devlet hem de fındık dan geçimini sağlayan bu insanlar zarar görürler. Bu çok büyük bir sorumsuzluktur. Bunun günahı büyük olur. İşte bu günahı karşılığı fındığın gazabı bir buçuk milyar dolar zarar. Bu para insanların alın terinin karşılığıdır. Fakat beceriksiz yöneticiler yaptıkları beceriksiz tutumlar nedeni bu paranın fındık üreticilerinin cebine girmesini engellediler. Şimdi kına yakma zamanı.<br />
                  <br />
                   Fındık üreticileri sizlerin öz evladı olan fındığa ve Fiskobirlik e sahip çıkamadınız. Fındığınızı ve Fiskobirlik i azgın fındık farelerine teslim ettiniz. Mücadelenizi karşılığını alamadınız çünkü sizler özde ve sözde birlik olamadınız her biriniz ayrı bir daldan çaldınız. Mücadelenizi her alanda sonuna kadar vermediniz..Fındığınız gerçek fiyat dan satış yapamadınız.<br />
Hayatında bir kilo fındık üretmeyen fındık tüccarları tefecileri fındık ihracatçıları fındık da maliyet tespiti yapamazlar. Fındığın fiyatını ancak gerçek üreticiler temsilcileri maliyet hesabı yapabilirler. <br />
Fındığın zahmetini üreticiler çekiyor. Yağını kaymağını fındık ticaretini yapanlar yiyor. Fındık üreticisine değil ticaretini yapanlara kazandırıyor. Fındığın gazabı sonradan ortaya çıkıyor. Devlet bir ihtiras uğruna fındık üreticisini hiç düşünmemiştir.<br />
Fındığınıza ve Fiskobirlik e sahip çıkmadınız Gök den üç taş düşüştü üçü de Giresun  ve fındık üreticinin üzerine düştü.<br />
Fındık çuvallarda fındık farelerine teslim olmuştur. <br />
Bu gün fındık üreticisinin sorunları ile ilgilenen seçilmiş ve atanmış yetkili yöneticiler bürokratlar fındık sorununu çözmedikleri için fındığı farelere teslim etmişlerdir. Fındığın bin bir çilesini çeken fındık üreticileri fındığınıza ve Fiskobirlik e sahip çıkarak fındıklarına sahip çıkmadıklarından dolayı başlarına gelen sıkıntıların hepsi fındığın gazabıdır.<br />
Fiskobirlik fındık üreticisinin kendi elinde büyüttüğü öz evladıdır. İnsan kendi geleceği için evladına sahip çıkmalıdır. Fındık üreticileri kendi öz evlatları Fiskobirlik e sahip çıkmaz iseler kendi evlatlarını kendi elleri ile ölüme terk etmiş olurlar. Sonuç sıkıntı yine üreticilerin başına gelir. Bu gün Giresun un fındık ürecisinin fındığı, fındık tacirleri tefecileri tarafından ucuz olarak yaklaşık iki ila üç liraya elinden satın alınıyor. Ucuz olarak alınan bu fındıklar fındığın ihracatını yapanların ve yandaşlarının İstanbul da bulunan depolarından Avrupa ülkelerine “Sekiz” liradan  satılmak da ve ihracat edilmektedir. Buyurun fındığın kaynağını kimler yiyormuş öğrenmiş olunuz. Bu gün Türkiye de bulunan fındık ihracatçıları bir ellin beş parmağı sayısı kadardır. Yani oluyor ki Giresun fındık ürecisinin bin bir eziyetlerle ürettiğin kaymağını yiyenler ticaretini yapanlardır.  Bu da oluyor ki fındığın kazancını üretici değil ticaretini yapanlar sağlamaktadır. Bu nasıl bir kaderdir. Sizlerin emeğiniz bir hiç uğruna başkalarına peşkeş çekiliyor.<br />
Fındık üreticinin alın terini korumamak Fındık tefecilerinin ve bir kilo fındık üretmeyen fındık tüccarlarının yanında yer almak ve onları korumak tüccarlara rant sağlamaktır. <br />
                      Giresunlular içinizdeki devi uyandırarak size yapılan bu haksızlık dur diyerek sizin öz kuruluşunuz olan Fiskobirlik e sahip çıkınız.Biz Giresun lular fındık üretici olarak Fiskobirlik e sahip çıkamaz isek başkaları gelir sahip çıkar Giresun u haritadan siler atar. O zaman daha çok zarar görürsünüz. <br />
Gelin aklınızı başınıza toplayınız Fiskobirlik e tepki göstereceğinize sizin sorunlarınızı birlik ve beraberlik çözecektir. Fiskobirlik e tepki koymayınız, bu kendi eliniz ile büyüttüğünüz çocuğunuzu kendi elleriniz ile öldürmektir. <br />
Gelin başkalarını siyaseten yapmak istedikleri çirkin emellerine kurban olmayınız. <br />
Giresun halkı ve fındık üreticisi Fiskobirlik tüccara ve siyasete teslim olmamak için dirençLİ olunuz. Bu direncinizi kaybettiğiniz zaman mağlup olursunuz. Giresun Fiskobirlik de adı silinir başka bir ilin adı yazılır siz bu kahırdan ölürsünüz. <br />
Hükümet Kayısı birliğe Marmara birliğe Pamukbirlik e hazineden parasal destek sağlanıyor da niçin fındık üreticisi için Fiskobirlik e para vermiyor destek sağlamıyorlar bunu hiç düşünüp irdelediniz mi?. Bankalar sıradan bir vatandaş a kefil gösterdikleri zaman istedikleri kadar kredi veriyorlar. Koskocaman büyük bir kuruluş olan Fiskobirlik e kredi vermiyorlar. Birileri bir yerden düğmeye basarak Fiskobirlik in kredi almasını engellemek için talimat veriyorlar. Biraz da madalyonun öbür tarafını görünüz.<br />
Fındık dünya da Türkiye nin yüz akıdır.Bazı çıkar çevrelerinin çirkin oyunları ile bu yüz akı kaybolmaktadır.Fındık üreticisinin fındığı depolar da ve ambarlarda dışarıda fındık farelerine teslim edilmiş durumdadır.Fındık fareleri bu oyundan çok memnun bayram ediyorlar.Bu gidiş ile fındık fareleri fındık dan en çok rant sağlayan kesim olacaktır. Hepsinin ağzının suyu akıyor fındıkları ucuza almak için.Giresun halkı fındık üreticileri fındığınıza sahip çıkarak iki üç  Türk lirasına fındığınızı satmayınız.Fındığınıza ve Fiskobirlik e sahip çıkma adına fındığınızı Giresun limanından denize dökünüz yine de bu fındık farelerine fındığınızı yedirtmeyiniz.<br />
Fındık Türkiye nin milli ürünüdür. Stratejik bir üründür. Türkiye dünya fındık üretimin ve tüketimin yüz de atmış beş ila yetmiş beş ini karşılamaktadır .Türkiye nin petrolü sayılır.Petrol Kuvert için Suudi Arabistan için ne ise,Fındık da Türkiye için o kadar değerli bir üründür.Fındık Türkiye nin petrolüdür.<br />
Giresun halkı ve fındık üreticileri gerekir ise fındığı yakacak olarak kullanır yakın fakat fındığınızı ucuza satmayınız. <br />
Kan kusun kızılcık şerbeti içtim deyiniz ama fındığınızı yinede bu fındık tacirlerine tefecilerine ucuz olarak satmayınız. <br />
Fındığın gazabına sizler uğradınız bir da uğramayınız.<br />
Abdullah KAPLAN<br />
2009]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[FINDIĞIN GAZABI<br />
                 Fındık Allah tarafından dünyaya gönderilen cennet meyvesidir. Türkiye nin stratejik milli ürünüdür. Türkiye ye yıl da iki milyar dolar döviz sağlayan tarım ürünüdür. Türkiye tarım ürünleri ihracatının yüze otuzunu içermektedir.Türkiye nin  en değerli ürünüdür. İhracat ürünlerinin başında gelir. Türkiye bu değerli ürünü dünya pazarlarına yeterince pazarlayamamıştır ve gerekli değeri vermemiştir. Fındık ilgisizlik den üreticisinin yüzünü güldürmemiştir. Dünyanın en kaliteli fındığını üreten Türkiye ilgililerin ilgisizliğinden fındığı ambarlar da farelere ve çürümeye terk etmiştir. Türkiye fındık konusunda sınıf da kalmıştır ve fındığın gazabına uğramıştır.<br />
                   Neden mi nedenleri çok anlatılmak ile bitmez. Toprak Mahsulleri Ofisi TMO adı üzerinde toprak ürünlerinin alım satımını yapar. Buna göre ekip uzman personel yetiştirerek toprak ürünlerini sağlıklı alıp satabilir. Fakat fındık bir toprak ürünü değil ağaç ürünüdür. Fındık ağacından toplanır. Fındığın alıp satımını Toprak Mahsulleri gibi ilgisiz ve bilgisiz bir kuruma verir iseniz işte fındığın gazabına uğrarsınız. Hayatında hiç fındık ağacı görmemiş fındığı tanımayan ve hayatında bir kilo fındık üretmeyen insanlara fındık alımı satımında yetkili kılarsanız fındığın gazabına uğrarsınız. İşte sizlere fındığın gazabı Devlet adına fındık alan Toprak Mahsulleri Ofisi bu yıl fındık alımlarında bir buçuk milyar dolar zarar etmiştir. Fındık geçen yıllarda Türkiye ye ihracatlarda iki milyar dolar döviz sağlıyordu. Ne oldu da şimdi Türkiye fındıktan bir buçuk milyar dolar zarar etmiştir. Bu zararın üç yıl toplamı dört buçuk milyar dolar eder. Bu para devletin kasasına girmemiştir çıkmıştır. Yazık değil mi bu devlet. Bunu bir düşünmek ve irdelemek gereklidir. İşte fındığın gazabı.<br />
                     Bu gün Türkiye de fındığı görseler çakıl taşı zanneden kişiler fındığın ticaretini yaparak büyük paralar kazandılar fakat fındığı üreten fındık üreticileri ve çiftçiler avuçlarını yaladılar, çektikleri eziyet ve zahmet yanlarına kar kaldı. Tabii ki bu kadar çekilen eziyetin bir gazabı olacaktır. İşte devlet adına alım yapan Toprak Mahsulleri Ofisinin uğradı bir buçuk milyar dolar zarar fındığın bir gazabı sonucudur.<br />
                     Fındığın tek sahibi fındık üreticileri ve onların ortak kurdukları dünyanın en büyük üreticiler birliği olan Fiskobirlik dir. Bir ikbal ve ihtiras uğruna fındık alınlarında Fiskobirlik i devre dışı bırakarak fındık alımlarını devlet adına ilgisiz bilgisiz bir kuruma verirseniz olacağı budur. Bir buçuk milyar dolar. Bu fındığın gazabı değil de nedir. Devlet de bir buçuk milyar dolar zarar veren bu insanlara devlet zarar ziyan dolayı tazminat davası açmalıdır. Devlet çiftçi borçlarını bankaya ödemez ise icra takibi ve tazminat davası açıyor da, kendisine bir buçuk milyar dolar zarar veren bu kurumlara niçin tazminat davası açmıyor. Bumudur devletin sosyal devlet anlayışı. Burada amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir. Ve devlet Fındık alımlarında Fiskobirlik i devre dışı bırakarak bağcıyı dövmüştü ve amacına ulaşmıştır ama devlet bir buçuk milyar dolar zarar etmiştir kimin umurunda. Amaç bağcıyı dövmekti. Devletin zararı bağcıyı dövenlerin cebinden çıkmıyor. Bu düşünceye sahip olan ülke yönetimi ekonomi konusunda devleti zayıflatmışlardır. Fındığın gazabı devlet ekonomisini de vurmuştur. <br />
                   Devleti zarara uğratan bu insanlar hala bu ülkede makam ve mevkii sahibidirler. Meydanlarda arlanmadan bu insanları kandırmak için konuşuyorlar. Gerek yok ki konuşulmaya bu insanlar zaten kandıracakları kadar kandırılmıştır. Fazla nutuk atmaya gerek yoktur. Bu insanlar çaresizlerinden yılana sarılan tiplemelerdir. Çaresizliğin gözü kör olsun.<br />
Bu masun insanları gidecek başka devletleri başka kapıları yok. Devleti yönetenlerde onları üvey evlat gibi çanta keklik görüyorlar. Ah çaresizlik bazılarını vezir bazılarını sefil edersin.<br />
                  Türkiye de yaklaşık altı yüz aile ve sekiz milyon insan direk ve dolaylı yollardan fındık dan geçimini sağlamaktadır. Böyle yüksek ekonomik değeri olan fındığı bazı ikbal ve ihtiraslar uğruna feda ederseniz bundan hem devlet hem de fındık dan geçimini sağlayan bu insanlar zarar görürler. Bu çok büyük bir sorumsuzluktur. Bunun günahı büyük olur. İşte bu günahı karşılığı fındığın gazabı bir buçuk milyar dolar zarar. Bu para insanların alın terinin karşılığıdır. Fakat beceriksiz yöneticiler yaptıkları beceriksiz tutumlar nedeni bu paranın fındık üreticilerinin cebine girmesini engellediler. Şimdi kına yakma zamanı.<br />
                  <br />
                   Fındık üreticileri sizlerin öz evladı olan fındığa ve Fiskobirlik e sahip çıkamadınız. Fındığınızı ve Fiskobirlik i azgın fındık farelerine teslim ettiniz. Mücadelenizi karşılığını alamadınız çünkü sizler özde ve sözde birlik olamadınız her biriniz ayrı bir daldan çaldınız. Mücadelenizi her alanda sonuna kadar vermediniz..Fındığınız gerçek fiyat dan satış yapamadınız.<br />
Hayatında bir kilo fındık üretmeyen fındık tüccarları tefecileri fındık ihracatçıları fındık da maliyet tespiti yapamazlar. Fındığın fiyatını ancak gerçek üreticiler temsilcileri maliyet hesabı yapabilirler. <br />
Fındığın zahmetini üreticiler çekiyor. Yağını kaymağını fındık ticaretini yapanlar yiyor. Fındık üreticisine değil ticaretini yapanlara kazandırıyor. Fındığın gazabı sonradan ortaya çıkıyor. Devlet bir ihtiras uğruna fındık üreticisini hiç düşünmemiştir.<br />
Fındığınıza ve Fiskobirlik e sahip çıkmadınız Gök den üç taş düşüştü üçü de Giresun  ve fındık üreticinin üzerine düştü.<br />
Fındık çuvallarda fındık farelerine teslim olmuştur. <br />
Bu gün fındık üreticisinin sorunları ile ilgilenen seçilmiş ve atanmış yetkili yöneticiler bürokratlar fındık sorununu çözmedikleri için fındığı farelere teslim etmişlerdir. Fındığın bin bir çilesini çeken fındık üreticileri fındığınıza ve Fiskobirlik e sahip çıkarak fındıklarına sahip çıkmadıklarından dolayı başlarına gelen sıkıntıların hepsi fındığın gazabıdır.<br />
Fiskobirlik fındık üreticisinin kendi elinde büyüttüğü öz evladıdır. İnsan kendi geleceği için evladına sahip çıkmalıdır. Fındık üreticileri kendi öz evlatları Fiskobirlik e sahip çıkmaz iseler kendi evlatlarını kendi elleri ile ölüme terk etmiş olurlar. Sonuç sıkıntı yine üreticilerin başına gelir. Bu gün Giresun un fındık ürecisinin fındığı, fındık tacirleri tefecileri tarafından ucuz olarak yaklaşık iki ila üç liraya elinden satın alınıyor. Ucuz olarak alınan bu fındıklar fındığın ihracatını yapanların ve yandaşlarının İstanbul da bulunan depolarından Avrupa ülkelerine “Sekiz” liradan  satılmak da ve ihracat edilmektedir. Buyurun fındığın kaynağını kimler yiyormuş öğrenmiş olunuz. Bu gün Türkiye de bulunan fındık ihracatçıları bir ellin beş parmağı sayısı kadardır. Yani oluyor ki Giresun fındık ürecisinin bin bir eziyetlerle ürettiğin kaymağını yiyenler ticaretini yapanlardır.  Bu da oluyor ki fındığın kazancını üretici değil ticaretini yapanlar sağlamaktadır. Bu nasıl bir kaderdir. Sizlerin emeğiniz bir hiç uğruna başkalarına peşkeş çekiliyor.<br />
Fındık üreticinin alın terini korumamak Fındık tefecilerinin ve bir kilo fındık üretmeyen fındık tüccarlarının yanında yer almak ve onları korumak tüccarlara rant sağlamaktır. <br />
                      Giresunlular içinizdeki devi uyandırarak size yapılan bu haksızlık dur diyerek sizin öz kuruluşunuz olan Fiskobirlik e sahip çıkınız.Biz Giresun lular fındık üretici olarak Fiskobirlik e sahip çıkamaz isek başkaları gelir sahip çıkar Giresun u haritadan siler atar. O zaman daha çok zarar görürsünüz. <br />
Gelin aklınızı başınıza toplayınız Fiskobirlik e tepki göstereceğinize sizin sorunlarınızı birlik ve beraberlik çözecektir. Fiskobirlik e tepki koymayınız, bu kendi eliniz ile büyüttüğünüz çocuğunuzu kendi elleriniz ile öldürmektir. <br />
Gelin başkalarını siyaseten yapmak istedikleri çirkin emellerine kurban olmayınız. <br />
Giresun halkı ve fındık üreticisi Fiskobirlik tüccara ve siyasete teslim olmamak için dirençLİ olunuz. Bu direncinizi kaybettiğiniz zaman mağlup olursunuz. Giresun Fiskobirlik de adı silinir başka bir ilin adı yazılır siz bu kahırdan ölürsünüz. <br />
Hükümet Kayısı birliğe Marmara birliğe Pamukbirlik e hazineden parasal destek sağlanıyor da niçin fındık üreticisi için Fiskobirlik e para vermiyor destek sağlamıyorlar bunu hiç düşünüp irdelediniz mi?. Bankalar sıradan bir vatandaş a kefil gösterdikleri zaman istedikleri kadar kredi veriyorlar. Koskocaman büyük bir kuruluş olan Fiskobirlik e kredi vermiyorlar. Birileri bir yerden düğmeye basarak Fiskobirlik in kredi almasını engellemek için talimat veriyorlar. Biraz da madalyonun öbür tarafını görünüz.<br />
Fındık dünya da Türkiye nin yüz akıdır.Bazı çıkar çevrelerinin çirkin oyunları ile bu yüz akı kaybolmaktadır.Fındık üreticisinin fındığı depolar da ve ambarlarda dışarıda fındık farelerine teslim edilmiş durumdadır.Fındık fareleri bu oyundan çok memnun bayram ediyorlar.Bu gidiş ile fındık fareleri fındık dan en çok rant sağlayan kesim olacaktır. Hepsinin ağzının suyu akıyor fındıkları ucuza almak için.Giresun halkı fındık üreticileri fındığınıza sahip çıkarak iki üç  Türk lirasına fındığınızı satmayınız.Fındığınıza ve Fiskobirlik e sahip çıkma adına fındığınızı Giresun limanından denize dökünüz yine de bu fındık farelerine fındığınızı yedirtmeyiniz.<br />
Fındık Türkiye nin milli ürünüdür. Stratejik bir üründür. Türkiye dünya fındık üretimin ve tüketimin yüz de atmış beş ila yetmiş beş ini karşılamaktadır .Türkiye nin petrolü sayılır.Petrol Kuvert için Suudi Arabistan için ne ise,Fındık da Türkiye için o kadar değerli bir üründür.Fındık Türkiye nin petrolüdür.<br />
Giresun halkı ve fındık üreticileri gerekir ise fındığı yakacak olarak kullanır yakın fakat fındığınızı ucuza satmayınız. <br />
Kan kusun kızılcık şerbeti içtim deyiniz ama fındığınızı yinede bu fındık tacirlerine tefecilerine ucuz olarak satmayınız. <br />
Fındığın gazabına sizler uğradınız bir da uğramayınız.<br />
Abdullah KAPLAN<br />
2009]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kolbastı Giresun'undur! Kültürel Hırsızlığa Hayır!]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=57</link>
			<pubDate>Sat, 28 Feb 2009 15:16:08 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=57</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: xx-large;">Kolbastı müziği Giresun'un<br />
<br />
Giresun Valiliği tarafından, son dönemlerde Giresun ile Trabzon arasında tartışma konusu olan Kolbastı oyunu müziği hakkında araştırma yapıldığı, müziğin Giresun türkülerine ait olduğunun belirlendiği bildirildi.<br />
<br />
Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nden yapılan yazılı açıklamada, Giresun Valiliği olarak konunun incelenmesi için Araştırmacı Hayrettin Günay'ın görevlendirildiğini ve kendisinin de bir rapor hazırladığı belirtildi. Açıklamada, Günay tarafından hazırlanan raporda, Kolbastı müziğinin Giresun'un Dereboyu Kavaklar ve Sokakbaşı Meyhane türküleri ile oluştuğunun ifade edildiği kaydedildi.<br />
<br />
Açıklamada, rapor içerisinde, 'Giresun'un Dereboyu Kavaklar, Sokakbaşı Meyhane türkülerinin müziğiyle son yıllarda Trabzon'da oluşturulan, Trabzon Kolbastısı adıyla yaygınlaştırılan oyunun müziği Giresun'un, Trabzon'da söylenen, çalınan, oynanan biçimiyle de Erkan Ocaklı'nın başlattığı, yaygınlaştırdığı özgün beste değil Giresun Müziğinin söz değişikliğiyle yazıldığı biçimidir' denildiği vurgulanarak,' Bilimsel çalışmalarda ve güvenilir kaynaklarda 'Trabzon Kolbastısı' terimleri geçmemektedir. Müzik, Halkbilim konusunda ülkemizin önde gelen araştırmacılarından Mahmut Ragıp Gazimihal'in, Türk Halk Oyunları Kataloğu'nda Kolbastı Havalarına yer verilir. Karşılamaları da açıklar ve örnekler verirken Giresun, Bulancak, Görele anılır. Tiyatro tarihçisi, bilim adamı Metin And'ın Türklerde oyun kavramının tarihsel, toplumsal, psikolojik, yerel etkinliklerle anlatıldığı anıt yapıtında bölgelerin tüm oyunları sıralanırken Giresun için 'Kol Oyunu' örneği verilir başka örneklerin yanında. Trabzon için verilenlerse horon çeşitleridir. Aynı zamanda TRT Yayını Türk Halk Müziği Repertuarında da Trabzon Kolbastısı bulunmamakta, ama müziği 'Sokakbaşı Meyhane' kaynak kişisi Giresun Yöresinden Cemil Uzel, derleyen Ümit Tokcan ve noktalayan Yücel Yaşmakçı olarak yer almaktadır' denildi.<br />
<br />
Açıklamada, raporda, Kolbastı'nın, Giresun'un ezgisi, türküsü olduğu ve kültür etkileşimi neticesinde de il dışına gittiği ve oralarda benimsendiğinin çok açık şekilde görüldüğü belirtilerek, şunlar kaydedildi:<br />
<br />
'Türkiye'de bilimsel çalışmaların çoğu Cumhuriyet döneminde başlamıştır. İlk derleme çalışmasının 1926 da yapıldığı derlemelerde bulunmayan Kolbastı Havaları 1929, 1937, 1943 yıllarındaki derleme çalışmalarında saptanmıştır.<br />
<br />
Halkbilimci, yayıncı İ. Günday Kahyaoğlu'nun yönlendirmesiyle ve desteğiyle Süleyman Şenel'in Trabzon Bölgesi Halk Musikisine Giriş adıyla yayınladığı önemli yapıtta, Trabzon'un olmayan ama Trabzon'a ulaşan türkülerin, ezgilerin tümünün Trabzon'da yazıldığı belirtilmektedir. Örneğin; Terme Horon Havası, Tamzaranın Üzümü de alındığı gibi Trabzon'daki kaynak kişilerden kolbastı da alınmış. Süleyman Şenel'de bu türkülerin tamamının Trabzon Türküleri ezgisi olamayacağını vurgulamış. Bunların çoğu sonradan yapılan derleme çalışmalarında düzeltilmiştir. Kolbastı adıyla ilgili açıklamalar Halkbilimci Mahmut Ragıp Gazimihal'in Makalesinde de yer almaktadır. 1900'lü yıllarda yöremizde çapkınlar, bıçkınlar kimi delikanlılar uygun barınaklarda, evlerde, dere kıyılarında çalgılı eğlenceli oyunlar tertip ederlermiş.<br />
<br />
Eğlence yerleşim birimleri yakınındaysa kolluk güçlerinin baskınına karşı gözcü dikerlermiş. Gözcü baskını 'kol geliyor' tümcesiyle bildirirmiş, yeme içme, çalgı, oynama, oynatma tümden durmaz, önlem olarak ses azaltılır devinimler yavaşlarmış. Kolbastı'nın adı da bu eğlence biçiminden gelmektedir.<br />
<br />
Sonuç olarak Kolbastı'nın Giresun'un ezgisi, türküsü olduğu ve kültür etkileşimi neticesinde de İlimiz dışına gittiği ve oralarda benimsendiği de çok açık şekilde görülmektedir.'<br />
<br />
Giresun Valiliği tarafından 'Giresun Türküleri ve Oyun Havaları' isimli Giresun'a ait türküler, ezgiler ve oyun havalarını içeren bir kitabın hazırlandığı vurgulanan açıklamada, kitabın kısa zamanda piyasaya çıkarılacağı ifade edildi.</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: xx-large;">Kolbastı müziği Giresun'un<br />
<br />
Giresun Valiliği tarafından, son dönemlerde Giresun ile Trabzon arasında tartışma konusu olan Kolbastı oyunu müziği hakkında araştırma yapıldığı, müziğin Giresun türkülerine ait olduğunun belirlendiği bildirildi.<br />
<br />
Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nden yapılan yazılı açıklamada, Giresun Valiliği olarak konunun incelenmesi için Araştırmacı Hayrettin Günay'ın görevlendirildiğini ve kendisinin de bir rapor hazırladığı belirtildi. Açıklamada, Günay tarafından hazırlanan raporda, Kolbastı müziğinin Giresun'un Dereboyu Kavaklar ve Sokakbaşı Meyhane türküleri ile oluştuğunun ifade edildiği kaydedildi.<br />
<br />
Açıklamada, rapor içerisinde, 'Giresun'un Dereboyu Kavaklar, Sokakbaşı Meyhane türkülerinin müziğiyle son yıllarda Trabzon'da oluşturulan, Trabzon Kolbastısı adıyla yaygınlaştırılan oyunun müziği Giresun'un, Trabzon'da söylenen, çalınan, oynanan biçimiyle de Erkan Ocaklı'nın başlattığı, yaygınlaştırdığı özgün beste değil Giresun Müziğinin söz değişikliğiyle yazıldığı biçimidir' denildiği vurgulanarak,' Bilimsel çalışmalarda ve güvenilir kaynaklarda 'Trabzon Kolbastısı' terimleri geçmemektedir. Müzik, Halkbilim konusunda ülkemizin önde gelen araştırmacılarından Mahmut Ragıp Gazimihal'in, Türk Halk Oyunları Kataloğu'nda Kolbastı Havalarına yer verilir. Karşılamaları da açıklar ve örnekler verirken Giresun, Bulancak, Görele anılır. Tiyatro tarihçisi, bilim adamı Metin And'ın Türklerde oyun kavramının tarihsel, toplumsal, psikolojik, yerel etkinliklerle anlatıldığı anıt yapıtında bölgelerin tüm oyunları sıralanırken Giresun için 'Kol Oyunu' örneği verilir başka örneklerin yanında. Trabzon için verilenlerse horon çeşitleridir. Aynı zamanda TRT Yayını Türk Halk Müziği Repertuarında da Trabzon Kolbastısı bulunmamakta, ama müziği 'Sokakbaşı Meyhane' kaynak kişisi Giresun Yöresinden Cemil Uzel, derleyen Ümit Tokcan ve noktalayan Yücel Yaşmakçı olarak yer almaktadır' denildi.<br />
<br />
Açıklamada, raporda, Kolbastı'nın, Giresun'un ezgisi, türküsü olduğu ve kültür etkileşimi neticesinde de il dışına gittiği ve oralarda benimsendiğinin çok açık şekilde görüldüğü belirtilerek, şunlar kaydedildi:<br />
<br />
'Türkiye'de bilimsel çalışmaların çoğu Cumhuriyet döneminde başlamıştır. İlk derleme çalışmasının 1926 da yapıldığı derlemelerde bulunmayan Kolbastı Havaları 1929, 1937, 1943 yıllarındaki derleme çalışmalarında saptanmıştır.<br />
<br />
Halkbilimci, yayıncı İ. Günday Kahyaoğlu'nun yönlendirmesiyle ve desteğiyle Süleyman Şenel'in Trabzon Bölgesi Halk Musikisine Giriş adıyla yayınladığı önemli yapıtta, Trabzon'un olmayan ama Trabzon'a ulaşan türkülerin, ezgilerin tümünün Trabzon'da yazıldığı belirtilmektedir. Örneğin; Terme Horon Havası, Tamzaranın Üzümü de alındığı gibi Trabzon'daki kaynak kişilerden kolbastı da alınmış. Süleyman Şenel'de bu türkülerin tamamının Trabzon Türküleri ezgisi olamayacağını vurgulamış. Bunların çoğu sonradan yapılan derleme çalışmalarında düzeltilmiştir. Kolbastı adıyla ilgili açıklamalar Halkbilimci Mahmut Ragıp Gazimihal'in Makalesinde de yer almaktadır. 1900'lü yıllarda yöremizde çapkınlar, bıçkınlar kimi delikanlılar uygun barınaklarda, evlerde, dere kıyılarında çalgılı eğlenceli oyunlar tertip ederlermiş.<br />
<br />
Eğlence yerleşim birimleri yakınındaysa kolluk güçlerinin baskınına karşı gözcü dikerlermiş. Gözcü baskını 'kol geliyor' tümcesiyle bildirirmiş, yeme içme, çalgı, oynama, oynatma tümden durmaz, önlem olarak ses azaltılır devinimler yavaşlarmış. Kolbastı'nın adı da bu eğlence biçiminden gelmektedir.<br />
<br />
Sonuç olarak Kolbastı'nın Giresun'un ezgisi, türküsü olduğu ve kültür etkileşimi neticesinde de İlimiz dışına gittiği ve oralarda benimsendiği de çok açık şekilde görülmektedir.'<br />
<br />
Giresun Valiliği tarafından 'Giresun Türküleri ve Oyun Havaları' isimli Giresun'a ait türküler, ezgiler ve oyun havalarını içeren bir kitabın hazırlandığı vurgulanan açıklamada, kitabın kısa zamanda piyasaya çıkarılacağı ifade edildi.</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BİRAZ DÜŞÜNÜN  BAKALIM]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=56</link>
			<pubDate>Wed, 14 Jan 2009 17:47:39 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=56</guid>
			<description><![CDATA[DÜŞÜNÜN BAKALIM.<br />
Kırlangıcın biri, bir adama çok seviyormuş. Pencerenin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş.<br />
Gagasıyla cama vurmuş. <br />
Tık. Tık.Tık..<br />
Adam cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş. Çok meşgul durumda iken Kim kendini işinden alıkoyan? Ne görsün pencere de cama gaga vuran minik bir kırlangıç.!          <br />
Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, derin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış; <br />
Hey adam! Ben seni seviyorum. Neden ve niçin diye sorma. Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya karar verdim. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.<br />
             <br />
Adam birden parlamış: Yok daha neler? Durduk yerde sen de nerden çıktın şimdi? Olmaz, seni içeri alamam, demiş. <br />
Gerekçesi de çok basitmiş,        <br />
Sen bir kuşsun! Hiç bir  kuş, bir insanı sevebilir mi?           <br />
Kırlangıç mahcup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş: Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana çok iyi dost olurum. Hiç senin canını sıkmam demiş.             <br />
Adam kararlı, adam ısrarlı; Yok, yok ben seni içeri alamam demiş. Biraz da kaba davranarak, söylerini kısa kesmiş. İşim gücüm var, git başımdan. Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş: Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, sana mutluluk veririm seni eğlendiririm.<br />
             <br />
Birlikte yemek yeriz, bak hem de sen de yalnızsın' yalnızlığını paylaşırım, demiş. <br />
“Bazı insanlar vardır, Gerçekleri duymayı sevmezler”.  Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş, Ben yalnızlığımdan memnunum demiş. Kuştan kendisini rahat bırakmasını istemiş. Sevimli Kırlangıcı düpedüz kovmuş.            <br />
Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.  Aradan bir zaman geçmiş. Zaman sonra adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş, Hay benim akılsız başım; demiş. Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye güzel minik kırlangıcın teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, onun ile birlikte keyifli vakit geçirirdik <br />
Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim diye düşünüyormuş.<br />
             <br />
Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onunki hiç görünmemiş. Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş. Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki;<br />
”Kırlangıçların ömrü altı aydır.” <br />
             <br />
”Hayatta insanların eline bazı fırsatlar bir kere geçer.  Hayatta bazı fırsatlar vardır, insanların eline sadece bir kez geçer, bu fırsatı değerlendiremez iseniz uçup gider.             <br />
”Hayatta bazı insanlar vardır, sadece bir kez karşınıza çıkar, değerini bilmezseniz kaçıp giderler. Asla geri dönmezler. Bir daha karşınıza çıkmazlar.             <br />
<br />
Dikkatli olun.!<br />
Farkında olun.!<br />
Ve bir düşünün bakalım; <br />
Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç tane kırlangıç kovaladınız?.<br />
                                                 <br />
Abdullah KAPLAN<br />
2009]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[DÜŞÜNÜN BAKALIM.<br />
Kırlangıcın biri, bir adama çok seviyormuş. Pencerenin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş.<br />
Gagasıyla cama vurmuş. <br />
Tık. Tık.Tık..<br />
Adam cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş. Çok meşgul durumda iken Kim kendini işinden alıkoyan? Ne görsün pencere de cama gaga vuran minik bir kırlangıç.!          <br />
Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, derin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış; <br />
Hey adam! Ben seni seviyorum. Neden ve niçin diye sorma. Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya karar verdim. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.<br />
             <br />
Adam birden parlamış: Yok daha neler? Durduk yerde sen de nerden çıktın şimdi? Olmaz, seni içeri alamam, demiş. <br />
Gerekçesi de çok basitmiş,        <br />
Sen bir kuşsun! Hiç bir  kuş, bir insanı sevebilir mi?           <br />
Kırlangıç mahcup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş: Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana çok iyi dost olurum. Hiç senin canını sıkmam demiş.             <br />
Adam kararlı, adam ısrarlı; Yok, yok ben seni içeri alamam demiş. Biraz da kaba davranarak, söylerini kısa kesmiş. İşim gücüm var, git başımdan. Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş: Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, sana mutluluk veririm seni eğlendiririm.<br />
             <br />
Birlikte yemek yeriz, bak hem de sen de yalnızsın' yalnızlığını paylaşırım, demiş. <br />
“Bazı insanlar vardır, Gerçekleri duymayı sevmezler”.  Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş, Ben yalnızlığımdan memnunum demiş. Kuştan kendisini rahat bırakmasını istemiş. Sevimli Kırlangıcı düpedüz kovmuş.            <br />
Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.  Aradan bir zaman geçmiş. Zaman sonra adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş, Hay benim akılsız başım; demiş. Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye güzel minik kırlangıcın teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, onun ile birlikte keyifli vakit geçirirdik <br />
Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim diye düşünüyormuş.<br />
             <br />
Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onunki hiç görünmemiş. Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş. Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki;<br />
”Kırlangıçların ömrü altı aydır.” <br />
             <br />
”Hayatta insanların eline bazı fırsatlar bir kere geçer.  Hayatta bazı fırsatlar vardır, insanların eline sadece bir kez geçer, bu fırsatı değerlendiremez iseniz uçup gider.             <br />
”Hayatta bazı insanlar vardır, sadece bir kez karşınıza çıkar, değerini bilmezseniz kaçıp giderler. Asla geri dönmezler. Bir daha karşınıza çıkmazlar.             <br />
<br />
Dikkatli olun.!<br />
Farkında olun.!<br />
Ve bir düşünün bakalım; <br />
Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç tane kırlangıç kovaladınız?.<br />
                                                 <br />
Abdullah KAPLAN<br />
2009]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[GİRESUN DEĞERLERİNİ DEĞERLENDİREMEDİ]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=55</link>
			<pubDate>Sat, 10 Jan 2009 01:06:07 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=55</guid>
			<description><![CDATA[GİRESUN DEĞERLERİNİ DEĞERLENDİREMEDİ.<br />
<br />
      Giresun ili ancak cennet de bulanabilecek değerlere sahiptir. Giresun ve Giresunlular bu değerlerine yeterince sahip çakamadılar ve dünya ya tanıtamadılar. Bu cennet serveti olan değerleri Giresun yeterince değerlendirebilmiş olmuş olsaydı şimdi dünya kenti olurdu. Ve dünyaca tanınan “Giresun Fındığı”  a değer verilip ekonomik yönden Giresun güçlü bir kent olurdu. Adası turistlerin konaklana yeri, Doğa turizm yaygınlaşmış turizm sektörü gelişmiş olurdu. Yeşil yayları sadece hayvanların otlak alanları değil turistlerin gezinti alanları olurdu. Özet ile söylemek gerekir ise Giresun Değerlerini değerlendirememiştir.<br />
                Hani söylerler bir adamın kıymeti ve kısmeti olmalıdır. Eğer o adamın kısmeti yoksa hayat da yaptığı bütün işlerden çalışmalardan başarısız olur. Verdiği emeklere üzülür dururuz. İşte Giresun bu durumdadır.<br />
                Giresun un da kıymeti ve kısmeti yok.Neden mi?. Nedenleri sayılmayacak kadar çok.Giresun Giresun olalı tüm avantajlarını değerlendirememiş bir kent durumundadır.Bu avantajlarını halkının yararına hayata geçirmiş olsa idi beklide ben bu yazıyı yazmamış olacaktım.<br />
                Giresun un ne avantajları nelerdir diyeceksiniz. Bu avantajları halkınızın çoğul bilmediği gibi ilgisiz ve bilgisizlerdir. Çünkü halkın bu değerleri bilmeleri için hiçbir çalışma yapılmamıştır. Giresun için yapılması gerekenler hep yöneticiler tarafından geri plana bırakılmıştır.<br />
                   Giresun u Giresun yapan bu değerler ve avantajlar nelerdir ?. Yüce yaradan bu dünyayı yaratırken Giresun a dünyada bir başka eşi benzeri olunmayan beş büyük avantajlı olan özellikleri vermiştir. Bu özelliklerin başında doğal güzellikler, tabiat yapısı dengeli bir iklim özelliğidir. Bu doğal güzellikler Giresun u dünyadaki cennet köşesi yapmaktadır. Bu özelik insanların daha mutlu huzurlu yaşamasını sağlamaktadır. Oksijen bankası olan havası sağlıklı yaşamı insanlara sunmaktadır. Ekonomik olarak doğal güzellikler turizmin gelişmesine yatırımların gelmesine iyi bir zemin oluşturmaktadır. Bu avantaj Giresun da yeterince ilgi görmemiştir. Nedeni çok basit tanıtım ve yatırım eksikliği bu avantajı Giresun gerek ülke çapında gerek ise dünya ya tanıtılamamıştır. Giresun adı hava durumu bültenlerin de bile geçmiyor. Bu durumda Giresun halkı unutulmuş kendi kaderlerine terkedilmiştir.<br />
            Giresun en büyük avantajlarında biride dünyanın en kaliteli “Giresun Fındığı” dır.Giresun fındığı dünyanın en kaliteli fındığı olmakla birlik de başka bir bölge de yetişmemektedir.Bu Giresun için çok büyük bir değerdir avantajdır.Herkes tarafından biliniyor bu gün fındığa ne kadar değer verdiğimiz.Giresun ellinde bulundurduğu bu büyük değeri avantajı iyi kullanmış olsaydı hem Türk ekonomisi için hem de fındık üreticileri için çok büyük kazanç olurdu.Dünya çikolata sanayin de bir tek Giresun Türk fındığı kullanılmaktadır.En kaliteli çikolata Giresun fındığından yapılmaktadır.Dünya ya ,Avrupa ya jet sosyetelere ucuz çikolata yedireceğiz diyerek Giresun fındık üreticilerinin alın terlerine emeklerine saygısızlık yapılarak çıkar çevrelerine fındık peşkeş çekilmiştir.Bu durum Giresun luların kayıp hanesine yazılmıştır. Aynalık Gemlik zeytinine, Trakya ayçiçeğine, Rize çayına Gaziantep fıstığına sahip çıktı da Giresun bir fındığına sahip çıkamadı. Bu neden ile Giresun en çok göç veren iller arasında bulunmaktadır.<br />
               Giresun kiraz ağacının anavatanıdır. Kiraz dünya ya Giresun ilinden yayılmıştır. Tarih öncelerinde gemiler ve saraylar Giresun da yetişen kiraz ağaçlarından yapıldığını tarih kitapları yazmaktadır. Kiraz ağaçları hem dayanıklı hem de uzun ömürlü oluşundan ekonomik açıdan çok avantajları vardır. Giresun a atalarımız bize anlatırlardı iki yüz kilogram kiraz veren ağaçlar olduğunu. Kiraz ağacının kerestesi hem uzun ömürlü dayanaklı hem de kırmızı renk de olduğunda dekoratif oluşundan konak ev saray yapımında kullanılmış. Kontrolsüz yapılan bu kiraz ağacı kesimleri Giresun da kiraz ağacı neslini yok edecek duruma getirmiştir. İşte size Giresun için bir kayıp hanesi daha meydan a gelmiştir.<br />
                Giresun adası Doğu Karadeniz de tek ve özeliği olan bir adadır. Bu adanın yeterince tanıtımı ve yatırımı yapılmadığından terkedilmiş durumda olup martıların barınağı haline gelmiştir. Dikkat ederseniz martılar gün boyu Giresun semalarında evlerin çatılarında gezerler saat dört olunca hepsi birlikte gurup gurup adaya giderler. Çünkü ada onlara huzur veriyor. Martılar adanın değerini biliyorlar da insanlar bu değeri bir türlü anlayamadılar. <br />
                 Bir efsaneye göre ada Giresun da yaşayan kavimlerin hazinesi olarak kullanılıyormuş. Değerli eşyalar adada muhafaza altına alınıyormuş. Giresun nasıl bir hazinenin üzerinde bulunduğunu farkına bile değildir.<br />
                 Giresun su ve deniz olarak en zengin illerin başında gelmektedir. Dünya da kuraklık olsa Giresun un suyu bitmez. Akarsuları zengindir. Su her yönü ile bir enerjidir yaşamdır. Bu su zenginlini Giresun da nasıl değerlendiriyoruz. Hiç tüm su kaynakları boşa akıp gitmektedir. Millet başka illerde bir bardak suya hasret giderken biz Giresun da suların nereye aktığını bile bilmiyoruz. Bu berrak billur gibi sulardan faydalanmak lazımdır. Bu sular kontrol altına alınarak halkın ülkenin faydasına sunulmalıdır.<br />
                   İşte Giresun bu değerlerinden fayda sağlamadığından ne kıymeti var nede kısmeti. Bu kadar vurdumduymazlık Giresunlulara layık görülemez. Giresun un bu makus kaderi değildir. Giresun a sahip çıkılmalıdır. Ben yaptım oluyor böyle devam eder anlayışı artık insanlar bırakmalı ve Giresun un bu avantajlarını hayata geçirmelidirler.<br />
                   Giresun bu avantajlarını hayata geçiremediğinden durmadan göç veren bir il durumuna gelmiştir. <br />
                    Bu cennet güzellikler içerisinde Giresun bir başka cennet. Giresun da bulunan fındık bahçeleri de birer cennet bahçeleridir. Fındık da bir cennet meyvesidir. Allah İlk insan Adem Babamızı ve Havva Anamızı dünyaya gönderirken yanlarına otuz adet meyve ile göndermiş bu meyveler arasında biride fındık meyvesidir. Bu neden ile fındık bir cennet meyvesi olarak kabul edilir.<br />
                   Bu cennet meyvesinin bahçelerini de Allah Giresun da yaratmış. Giresun da bulunan fındık bahçeleri birer cennet bahçeleridir. Fakat birçok Giresun da yaşayan insanlar bu cennet bahçelerinin değerini bilmezler bakımını yapmazlar akşama kadar zaman geçirmek cennetin içerisinde boşuna dolaşıp dururlar. Sahip oldukları değerin önemi kıymetini bilmezler. Ah bir bilselerdi bu cenneti terk etmezlerdi. İnsan sahip olduğu değerleri kaybedince anlar. Giresun cennetinde yaşayan insanlar şu anda cenneti işgal ettiklerinin fakında bile değildirler. Fındık ve fındık bahçeleri Allahın Giresunlulara altın tepsi de sunduğu değerli bir nimettir. Fakat Giresun bu altın tepsi de sunulan nimetin değerlini bilmeyerek sahip çıkamadılar. Giresun a özgü olan bu cennet meyvesi başka bölgelerde yetiştirilmesine izin verilerek Giresun halkının tek geçim kaynağı fındık elinden alınmış olundu. Giresun halkı cennet bahçeleri içerisinde öksüz bırakılmıştır. Giresun halkı tek geçim kaynağı olan cennet meyvesi fındığın elinden alınması ile Giresun da geçinemez olmuş, geçimini sağlamak için başka bölgelere göç etmek zorunda bırakılmışlardır.<br />
                      İşte cennet bahçelerinden kaçış budur. Giresun ili bütünü ile bir yaşama cennet iken her tarafı neşeli şen cıvıl cıvıl mutlu insanlarla dolup taşarken şimdi ne kentlerin de ne köylerin de insanları bulmak biraz zor oluyor. Çünkü Giresun un merkez ve ilçe köyleri bu geçim sıkıntısı nedeni ile yüzde doksan göç ederek başka bölgelere gitmişler. Köyler birer sessiz cennet görüm de bırakılmış belki yürekleri sızlayarak terk etmişler. Bu cennetten zorunlu bir kaçıştır. Hiç bir kimse kendi cennetini kolay kolay terk etmez. Giresun halkını bu göçe zorlayanlar şimdi çok düşünmelidirler.<br />
Bu insanları cennetlerine nasıl geri çağırmak için.<br />
                      Giresun cennetine gittiğimde tümü ile gezdim gördüm içerime sessiz bir hüzün çöktü. Bu hüzün beni bayağı düşündürdü bizler niçin bu cennet terk ettik. Herkesin ortak yanı düşüncesi geçimimizi sağlayamadığımızdan göç etmek zorunda bırakılmamız oldu. Benim köyün iki yüz seksen hanelik bir köy, köye gittim de ne göreyim köyde yaşayan ancak on beş hane aile kalmış. Diğer köylüleri sorduğumda tek yanıt geçimlerini başka bölgelerde aramaları için gittikleri söylediler. Kendilerini neden bu köyde kaldıklarını sorunca tek cevap bizler başka yerlerde yaşayamayız. Biz aç kalsak da buraları çok seviyoruz. İşte cennete sahip çıkan insanlar diye düşünüyorum.<br />
                        Dünya da Giresun bahçelerinde üretilen fındığı kalitesinde başka bir yerde fındık üretilmiyor. Üretilmiş olsa dahi Giresun fındığının kalitesinde değildir. Giresun halkının doğadan aldığı doğal fındık üretim hakkı elinden alınarak başka bölgelere dağıtılarak Giresun halkı mağdur bırakılmıştır. Ve cennet bahçelerinden kaçış başlamıştır. Şimdi bu kaçışın hesabını kim verecektir. Bu insanlar cennetine nasıl döneceklerdir. Türkiye de doğal olarak üç İl de Giresun başta olmak üzere Ordu ve Trabzon da fındık üretimi yapılırken şimdi Türkiye de on yedi İl de fındık üretimi yapılıyor. Bu ne demek Giresun halkının ekmeğini elinden alıp başka insanların eline vermektir. Cennet bahçelerinden kaçış demektir. Burada Giresun halkı için Giresun un cennet meyvesine fındığa sahip çıkılmadığı apaçık ordadır.<br />
                        Biz Giresun lular girebisini elline alan Giresun u terk etmişler. Giresun Girebisini kapanlar ta Amerikalara gitmiş Amerikan kovboylarına karşı kendilerini mertçe koruyabiliyorsa, Girebili girebisiz bu insanlara kendi vatanında Giresun da imkanlar ve olanaklar sağlanmış olsa neler başarmazlardı ki. Ama olmadı imkan olanak sağlayamadık  o insanları diyarı gurbetlere göç etmek zorunda bıraktık. <br />
Bizler bunu başarabiliriz yeter ki iyi organize olmamız gereklidir.  <br />
Biz değerlerimize sahip çıkmaz ise hayat da hiç bir yerler gelemeyiz. <br />
Giresun da Fiskobirlik bittirdiler. Giresun un sembolü Fındık üreticisinin tek kuruluşu, dünyanın en büyük tarım üretici kuruluşu olan Fiskobirlik kayboldu.<br />
 Başınız sağ olsun. Şimdi kendiniz çalıp kendiniz oynayınız.<br />
Fındığı kaybettik. <br />
Doğaya sahip çıkmadık. <br />
Kiraz ağaçlarını bilinçsizce kestik. <br />
Berrak billur gibi suları denize boşa akıtıyoruz. <br />
Meşhur ince belli Giresun hamsisini yok ettik. <br />
Giresun sahillerini taş yığınına çöplüğe çevirdik. <br />
Giresun yaylalarını peşkeş çekerek betonlaştırdık. <br />
Doğa turizm den haberimiz yok. <br />
Giresun Üniversitesine Kampus binaları yapılacak yer arsa gösteremiyoruz. <br />
Karadeniz de tek adası olan Giresun adasının değerini bilmiyoruz. <br />
Giresun limanını transit liman durumuna getirememişiz. <br />
Soruyorum ilgili ve bilgililere Giresun una bizler sizler nasıl sahip çıkacağız. <br />
Giresun un fındığın dan zengin olan "Giresunlu" zenginler işadamları yatırımcıları başka bölgelere yatırım yapıyorlarmış neden Giresun un suyu mu çıktı.Hayır.  Kısa yoldan daha fazla para kazanacaklar bunların hesabını yapıyorlar. Unutmayın kefenin cebi yok beyler. Kimse bu fani dünyadan öbür tarafa yatı katı ile gömülmüyor. Burada önemli olan insanlara faydalı olmaktır. Ülke ye topluma hayırlı işler yapmaktır. <br />
İşte Giresun devlet millet tarafından unutulmuş ancak hayır sahibi insanların insafına bırakılmıştır. Milli ekonomiye fındık ihracatı ile en çok döviz kazandıran Giresun İli milli gelirden yeterince pay alamamaktadır. Giresun a devlet yatırımları yapılmamaktadır. Yapılıyorsa da sus payı kadardır. <br />
                         Giresun da yönetim de söz sahibi olan seçilmiş atamış kişiler bürokratlar ve sivil toplum kuruluşları fındığa sahip çıkmamışlardır.Diğer İller bir Isparta güllüne,Rize çayına,Afyon haşhaşına,Manisa üzümüne,Niğde elmasına,Adana pamuğuna ve Gaziantep fıstığına sahip çıkmışlardır Giresun ise bir fındığına sahip çıkamamıştır.Siz Isparta nın güllünü Rize nin çayını ticari amaç ile başka bölgelerde yetiştirmeniz mümkün değildir.Çünkü yetiştirseniz dahi sizin bu mahsulünüzü kimse almıyorlar.Bizim Giresun hayır severler kendi geçim kaynağı fındığı ekmeğini bütün İllere dağıtmış cenneti terk etmek zorunda kalmış.Kendi gözlemlerimi izlenimlerimi yansıtmak istiyorum ben Bursa Karacabey ovasında fındık bahçesi gördüm.Tekirdağ İli ovasında Çorlu da ovada fındık bahçesi gördüm.Kimler buralara fındık dikilmesine izin vermiş insan istemez düşünüyor.Biz Giresunlular Karacabey soğanını,Tekirdağ ın ayçiçeğini ticari anlam da Giresun bahçelerine ekiyor muyuz?. Hayır. O zaman Giresun halkının öz geçim kaynağı fındığı nasıl buralara dikilmesine izin veriliyor araştırmak lazım.<br />
                 Giresun ve bölge halkının hakkını korumak için fındık dikimi ve üretimi kot uygulanası getirilmelidir. Fındık dikimi sit alanları bölgeleri belirlenmelidir. Doğu Karadeniz bölgesi dışında fındık dikimine izin verilmemelidir. Bu bölge dışındaki diğer İller de bulunan mevcut fındık bahçeleri de zaman içerisinde alternatif ürün yetiştirme projesi dahilin de aşamalı olarak kaldırılmadır.<br />
                  Giresun cennetini yürekleri sızlayarak terk edenler tekrar cennet bahçelerine geri dönmelidirler gelmeliler. Cennet bahçesinde çiçekler onları bekliyor.<br />
Cennetten kaçış kurtuluş değildir.<br />
Giresun ve Giresunlular kendi değerlerine sahip çıkamadılar ve dünya ya tanıtamadılar. <br />
Giresun öksüz bir kent duruma getirildi.<br />
Giresun un kıymeti ve kısmeti yok oldu gitti.<br />
Ah cennet kenti Giresun sana yazık oluyor.<br />
<br />
Abdullah KAPLAN<br />
2009]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[GİRESUN DEĞERLERİNİ DEĞERLENDİREMEDİ.<br />
<br />
      Giresun ili ancak cennet de bulanabilecek değerlere sahiptir. Giresun ve Giresunlular bu değerlerine yeterince sahip çakamadılar ve dünya ya tanıtamadılar. Bu cennet serveti olan değerleri Giresun yeterince değerlendirebilmiş olmuş olsaydı şimdi dünya kenti olurdu. Ve dünyaca tanınan “Giresun Fındığı”  a değer verilip ekonomik yönden Giresun güçlü bir kent olurdu. Adası turistlerin konaklana yeri, Doğa turizm yaygınlaşmış turizm sektörü gelişmiş olurdu. Yeşil yayları sadece hayvanların otlak alanları değil turistlerin gezinti alanları olurdu. Özet ile söylemek gerekir ise Giresun Değerlerini değerlendirememiştir.<br />
                Hani söylerler bir adamın kıymeti ve kısmeti olmalıdır. Eğer o adamın kısmeti yoksa hayat da yaptığı bütün işlerden çalışmalardan başarısız olur. Verdiği emeklere üzülür dururuz. İşte Giresun bu durumdadır.<br />
                Giresun un da kıymeti ve kısmeti yok.Neden mi?. Nedenleri sayılmayacak kadar çok.Giresun Giresun olalı tüm avantajlarını değerlendirememiş bir kent durumundadır.Bu avantajlarını halkının yararına hayata geçirmiş olsa idi beklide ben bu yazıyı yazmamış olacaktım.<br />
                Giresun un ne avantajları nelerdir diyeceksiniz. Bu avantajları halkınızın çoğul bilmediği gibi ilgisiz ve bilgisizlerdir. Çünkü halkın bu değerleri bilmeleri için hiçbir çalışma yapılmamıştır. Giresun için yapılması gerekenler hep yöneticiler tarafından geri plana bırakılmıştır.<br />
                   Giresun u Giresun yapan bu değerler ve avantajlar nelerdir ?. Yüce yaradan bu dünyayı yaratırken Giresun a dünyada bir başka eşi benzeri olunmayan beş büyük avantajlı olan özellikleri vermiştir. Bu özelliklerin başında doğal güzellikler, tabiat yapısı dengeli bir iklim özelliğidir. Bu doğal güzellikler Giresun u dünyadaki cennet köşesi yapmaktadır. Bu özelik insanların daha mutlu huzurlu yaşamasını sağlamaktadır. Oksijen bankası olan havası sağlıklı yaşamı insanlara sunmaktadır. Ekonomik olarak doğal güzellikler turizmin gelişmesine yatırımların gelmesine iyi bir zemin oluşturmaktadır. Bu avantaj Giresun da yeterince ilgi görmemiştir. Nedeni çok basit tanıtım ve yatırım eksikliği bu avantajı Giresun gerek ülke çapında gerek ise dünya ya tanıtılamamıştır. Giresun adı hava durumu bültenlerin de bile geçmiyor. Bu durumda Giresun halkı unutulmuş kendi kaderlerine terkedilmiştir.<br />
            Giresun en büyük avantajlarında biride dünyanın en kaliteli “Giresun Fındığı” dır.Giresun fındığı dünyanın en kaliteli fındığı olmakla birlik de başka bir bölge de yetişmemektedir.Bu Giresun için çok büyük bir değerdir avantajdır.Herkes tarafından biliniyor bu gün fındığa ne kadar değer verdiğimiz.Giresun ellinde bulundurduğu bu büyük değeri avantajı iyi kullanmış olsaydı hem Türk ekonomisi için hem de fındık üreticileri için çok büyük kazanç olurdu.Dünya çikolata sanayin de bir tek Giresun Türk fındığı kullanılmaktadır.En kaliteli çikolata Giresun fındığından yapılmaktadır.Dünya ya ,Avrupa ya jet sosyetelere ucuz çikolata yedireceğiz diyerek Giresun fındık üreticilerinin alın terlerine emeklerine saygısızlık yapılarak çıkar çevrelerine fındık peşkeş çekilmiştir.Bu durum Giresun luların kayıp hanesine yazılmıştır. Aynalık Gemlik zeytinine, Trakya ayçiçeğine, Rize çayına Gaziantep fıstığına sahip çıktı da Giresun bir fındığına sahip çıkamadı. Bu neden ile Giresun en çok göç veren iller arasında bulunmaktadır.<br />
               Giresun kiraz ağacının anavatanıdır. Kiraz dünya ya Giresun ilinden yayılmıştır. Tarih öncelerinde gemiler ve saraylar Giresun da yetişen kiraz ağaçlarından yapıldığını tarih kitapları yazmaktadır. Kiraz ağaçları hem dayanıklı hem de uzun ömürlü oluşundan ekonomik açıdan çok avantajları vardır. Giresun a atalarımız bize anlatırlardı iki yüz kilogram kiraz veren ağaçlar olduğunu. Kiraz ağacının kerestesi hem uzun ömürlü dayanaklı hem de kırmızı renk de olduğunda dekoratif oluşundan konak ev saray yapımında kullanılmış. Kontrolsüz yapılan bu kiraz ağacı kesimleri Giresun da kiraz ağacı neslini yok edecek duruma getirmiştir. İşte size Giresun için bir kayıp hanesi daha meydan a gelmiştir.<br />
                Giresun adası Doğu Karadeniz de tek ve özeliği olan bir adadır. Bu adanın yeterince tanıtımı ve yatırımı yapılmadığından terkedilmiş durumda olup martıların barınağı haline gelmiştir. Dikkat ederseniz martılar gün boyu Giresun semalarında evlerin çatılarında gezerler saat dört olunca hepsi birlikte gurup gurup adaya giderler. Çünkü ada onlara huzur veriyor. Martılar adanın değerini biliyorlar da insanlar bu değeri bir türlü anlayamadılar. <br />
                 Bir efsaneye göre ada Giresun da yaşayan kavimlerin hazinesi olarak kullanılıyormuş. Değerli eşyalar adada muhafaza altına alınıyormuş. Giresun nasıl bir hazinenin üzerinde bulunduğunu farkına bile değildir.<br />
                 Giresun su ve deniz olarak en zengin illerin başında gelmektedir. Dünya da kuraklık olsa Giresun un suyu bitmez. Akarsuları zengindir. Su her yönü ile bir enerjidir yaşamdır. Bu su zenginlini Giresun da nasıl değerlendiriyoruz. Hiç tüm su kaynakları boşa akıp gitmektedir. Millet başka illerde bir bardak suya hasret giderken biz Giresun da suların nereye aktığını bile bilmiyoruz. Bu berrak billur gibi sulardan faydalanmak lazımdır. Bu sular kontrol altına alınarak halkın ülkenin faydasına sunulmalıdır.<br />
                   İşte Giresun bu değerlerinden fayda sağlamadığından ne kıymeti var nede kısmeti. Bu kadar vurdumduymazlık Giresunlulara layık görülemez. Giresun un bu makus kaderi değildir. Giresun a sahip çıkılmalıdır. Ben yaptım oluyor böyle devam eder anlayışı artık insanlar bırakmalı ve Giresun un bu avantajlarını hayata geçirmelidirler.<br />
                   Giresun bu avantajlarını hayata geçiremediğinden durmadan göç veren bir il durumuna gelmiştir. <br />
                    Bu cennet güzellikler içerisinde Giresun bir başka cennet. Giresun da bulunan fındık bahçeleri de birer cennet bahçeleridir. Fındık da bir cennet meyvesidir. Allah İlk insan Adem Babamızı ve Havva Anamızı dünyaya gönderirken yanlarına otuz adet meyve ile göndermiş bu meyveler arasında biride fındık meyvesidir. Bu neden ile fındık bir cennet meyvesi olarak kabul edilir.<br />
                   Bu cennet meyvesinin bahçelerini de Allah Giresun da yaratmış. Giresun da bulunan fındık bahçeleri birer cennet bahçeleridir. Fakat birçok Giresun da yaşayan insanlar bu cennet bahçelerinin değerini bilmezler bakımını yapmazlar akşama kadar zaman geçirmek cennetin içerisinde boşuna dolaşıp dururlar. Sahip oldukları değerin önemi kıymetini bilmezler. Ah bir bilselerdi bu cenneti terk etmezlerdi. İnsan sahip olduğu değerleri kaybedince anlar. Giresun cennetinde yaşayan insanlar şu anda cenneti işgal ettiklerinin fakında bile değildirler. Fındık ve fındık bahçeleri Allahın Giresunlulara altın tepsi de sunduğu değerli bir nimettir. Fakat Giresun bu altın tepsi de sunulan nimetin değerlini bilmeyerek sahip çıkamadılar. Giresun a özgü olan bu cennet meyvesi başka bölgelerde yetiştirilmesine izin verilerek Giresun halkının tek geçim kaynağı fındık elinden alınmış olundu. Giresun halkı cennet bahçeleri içerisinde öksüz bırakılmıştır. Giresun halkı tek geçim kaynağı olan cennet meyvesi fındığın elinden alınması ile Giresun da geçinemez olmuş, geçimini sağlamak için başka bölgelere göç etmek zorunda bırakılmışlardır.<br />
                      İşte cennet bahçelerinden kaçış budur. Giresun ili bütünü ile bir yaşama cennet iken her tarafı neşeli şen cıvıl cıvıl mutlu insanlarla dolup taşarken şimdi ne kentlerin de ne köylerin de insanları bulmak biraz zor oluyor. Çünkü Giresun un merkez ve ilçe köyleri bu geçim sıkıntısı nedeni ile yüzde doksan göç ederek başka bölgelere gitmişler. Köyler birer sessiz cennet görüm de bırakılmış belki yürekleri sızlayarak terk etmişler. Bu cennetten zorunlu bir kaçıştır. Hiç bir kimse kendi cennetini kolay kolay terk etmez. Giresun halkını bu göçe zorlayanlar şimdi çok düşünmelidirler.<br />
Bu insanları cennetlerine nasıl geri çağırmak için.<br />
                      Giresun cennetine gittiğimde tümü ile gezdim gördüm içerime sessiz bir hüzün çöktü. Bu hüzün beni bayağı düşündürdü bizler niçin bu cennet terk ettik. Herkesin ortak yanı düşüncesi geçimimizi sağlayamadığımızdan göç etmek zorunda bırakılmamız oldu. Benim köyün iki yüz seksen hanelik bir köy, köye gittim de ne göreyim köyde yaşayan ancak on beş hane aile kalmış. Diğer köylüleri sorduğumda tek yanıt geçimlerini başka bölgelerde aramaları için gittikleri söylediler. Kendilerini neden bu köyde kaldıklarını sorunca tek cevap bizler başka yerlerde yaşayamayız. Biz aç kalsak da buraları çok seviyoruz. İşte cennete sahip çıkan insanlar diye düşünüyorum.<br />
                        Dünya da Giresun bahçelerinde üretilen fındığı kalitesinde başka bir yerde fındık üretilmiyor. Üretilmiş olsa dahi Giresun fındığının kalitesinde değildir. Giresun halkının doğadan aldığı doğal fındık üretim hakkı elinden alınarak başka bölgelere dağıtılarak Giresun halkı mağdur bırakılmıştır. Ve cennet bahçelerinden kaçış başlamıştır. Şimdi bu kaçışın hesabını kim verecektir. Bu insanlar cennetine nasıl döneceklerdir. Türkiye de doğal olarak üç İl de Giresun başta olmak üzere Ordu ve Trabzon da fındık üretimi yapılırken şimdi Türkiye de on yedi İl de fındık üretimi yapılıyor. Bu ne demek Giresun halkının ekmeğini elinden alıp başka insanların eline vermektir. Cennet bahçelerinden kaçış demektir. Burada Giresun halkı için Giresun un cennet meyvesine fındığa sahip çıkılmadığı apaçık ordadır.<br />
                        Biz Giresun lular girebisini elline alan Giresun u terk etmişler. Giresun Girebisini kapanlar ta Amerikalara gitmiş Amerikan kovboylarına karşı kendilerini mertçe koruyabiliyorsa, Girebili girebisiz bu insanlara kendi vatanında Giresun da imkanlar ve olanaklar sağlanmış olsa neler başarmazlardı ki. Ama olmadı imkan olanak sağlayamadık  o insanları diyarı gurbetlere göç etmek zorunda bıraktık. <br />
Bizler bunu başarabiliriz yeter ki iyi organize olmamız gereklidir.  <br />
Biz değerlerimize sahip çıkmaz ise hayat da hiç bir yerler gelemeyiz. <br />
Giresun da Fiskobirlik bittirdiler. Giresun un sembolü Fındık üreticisinin tek kuruluşu, dünyanın en büyük tarım üretici kuruluşu olan Fiskobirlik kayboldu.<br />
 Başınız sağ olsun. Şimdi kendiniz çalıp kendiniz oynayınız.<br />
Fındığı kaybettik. <br />
Doğaya sahip çıkmadık. <br />
Kiraz ağaçlarını bilinçsizce kestik. <br />
Berrak billur gibi suları denize boşa akıtıyoruz. <br />
Meşhur ince belli Giresun hamsisini yok ettik. <br />
Giresun sahillerini taş yığınına çöplüğe çevirdik. <br />
Giresun yaylalarını peşkeş çekerek betonlaştırdık. <br />
Doğa turizm den haberimiz yok. <br />
Giresun Üniversitesine Kampus binaları yapılacak yer arsa gösteremiyoruz. <br />
Karadeniz de tek adası olan Giresun adasının değerini bilmiyoruz. <br />
Giresun limanını transit liman durumuna getirememişiz. <br />
Soruyorum ilgili ve bilgililere Giresun una bizler sizler nasıl sahip çıkacağız. <br />
Giresun un fındığın dan zengin olan "Giresunlu" zenginler işadamları yatırımcıları başka bölgelere yatırım yapıyorlarmış neden Giresun un suyu mu çıktı.Hayır.  Kısa yoldan daha fazla para kazanacaklar bunların hesabını yapıyorlar. Unutmayın kefenin cebi yok beyler. Kimse bu fani dünyadan öbür tarafa yatı katı ile gömülmüyor. Burada önemli olan insanlara faydalı olmaktır. Ülke ye topluma hayırlı işler yapmaktır. <br />
İşte Giresun devlet millet tarafından unutulmuş ancak hayır sahibi insanların insafına bırakılmıştır. Milli ekonomiye fındık ihracatı ile en çok döviz kazandıran Giresun İli milli gelirden yeterince pay alamamaktadır. Giresun a devlet yatırımları yapılmamaktadır. Yapılıyorsa da sus payı kadardır. <br />
                         Giresun da yönetim de söz sahibi olan seçilmiş atamış kişiler bürokratlar ve sivil toplum kuruluşları fındığa sahip çıkmamışlardır.Diğer İller bir Isparta güllüne,Rize çayına,Afyon haşhaşına,Manisa üzümüne,Niğde elmasına,Adana pamuğuna ve Gaziantep fıstığına sahip çıkmışlardır Giresun ise bir fındığına sahip çıkamamıştır.Siz Isparta nın güllünü Rize nin çayını ticari amaç ile başka bölgelerde yetiştirmeniz mümkün değildir.Çünkü yetiştirseniz dahi sizin bu mahsulünüzü kimse almıyorlar.Bizim Giresun hayır severler kendi geçim kaynağı fındığı ekmeğini bütün İllere dağıtmış cenneti terk etmek zorunda kalmış.Kendi gözlemlerimi izlenimlerimi yansıtmak istiyorum ben Bursa Karacabey ovasında fındık bahçesi gördüm.Tekirdağ İli ovasında Çorlu da ovada fındık bahçesi gördüm.Kimler buralara fındık dikilmesine izin vermiş insan istemez düşünüyor.Biz Giresunlular Karacabey soğanını,Tekirdağ ın ayçiçeğini ticari anlam da Giresun bahçelerine ekiyor muyuz?. Hayır. O zaman Giresun halkının öz geçim kaynağı fındığı nasıl buralara dikilmesine izin veriliyor araştırmak lazım.<br />
                 Giresun ve bölge halkının hakkını korumak için fındık dikimi ve üretimi kot uygulanası getirilmelidir. Fındık dikimi sit alanları bölgeleri belirlenmelidir. Doğu Karadeniz bölgesi dışında fındık dikimine izin verilmemelidir. Bu bölge dışındaki diğer İller de bulunan mevcut fındık bahçeleri de zaman içerisinde alternatif ürün yetiştirme projesi dahilin de aşamalı olarak kaldırılmadır.<br />
                  Giresun cennetini yürekleri sızlayarak terk edenler tekrar cennet bahçelerine geri dönmelidirler gelmeliler. Cennet bahçesinde çiçekler onları bekliyor.<br />
Cennetten kaçış kurtuluş değildir.<br />
Giresun ve Giresunlular kendi değerlerine sahip çıkamadılar ve dünya ya tanıtamadılar. <br />
Giresun öksüz bir kent duruma getirildi.<br />
Giresun un kıymeti ve kısmeti yok oldu gitti.<br />
Ah cennet kenti Giresun sana yazık oluyor.<br />
<br />
Abdullah KAPLAN<br />
2009]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[TÜRK MİLLETİNDEN ÖZÜR DİLİYORUM]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=54</link>
			<pubDate>Tue, 06 Jan 2009 18:15:44 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=54</guid>
			<description><![CDATA[TÜRK MİLLETİNDEN ÖZÜR DİLİYORUM.<br />
    1915 Ermeni Olayları Ve Özür Kampanyası Başlatanlara Duyurulur.<br />
     Kendilerine "aydın" diyen ve kamuoyun da "aydın" olarak tanınan başını Baskın Oran’ın çektiği bir grup 1915 olaylarında ölen Ermeniler için ”özür diliyoruz” kampanyası başlattı. Nedense bu olaylar öncesinde katledilenler için dedikleri bir şey yok!<br />
Bu ülke kendini aydın kabul eden birkaç sahte entel liboş insanların söylediklerine teslim edilmeyecek kadar onurludur gururludur ve güçlüdür.<br />
      Bunlar Türk aydınları değil ermeni aydınlarıdır. Türk milletine yapılanları inkar ederek Ermenilerin yanında yer alanlara Türk Aydınları demek Türklüğe hakaret olur. Türkiye Cumhuriyetinin ekmeğini yiyenler havasını teneffüs edenler suyunu içenler hangi vicdan ile bu vatana ihanet ederler kendilerini kendince aydın sayarlar bir türlü kabullenemiyorum.<br />
“Türk Aydını” Türk gibi onurlu gururlu şerefli olmalıdır. Türk Aydını hiçbir millet de devlete yalakalık yapmaz. Bu yapılan özür kampanyası Türklere mezalim uygulamış yapmış bir millette yalakalıktır. Bir Türk asla başka bir millete yalakalık yapmaz ve tarih boyunca da yapmamıştır.<br />
Kendini Aydınlar sınıfına koyarak başka millete yalakalık yapanlar aydın olamazlar ancak bakar gör dalkavuk olurlar. Dalkavukluk yapacak iseniz bu vatanı seçmeyiniz kendinize dalkavukluk yapabileceğiniz ülkeye gidiniz. Sizi bu yalakalığınız dan dolayı hemen kabul ederler. Böylelik ile dalkavukluklarınızı daha rahat yaparsınız.<br />
Tarihsel olayları kaşıyarak bir yere varmak ancak kaşınmak isteyenlerin işidir. Türk Milleti kaşınmak isteyenleri çok kaşımıştır sizleri de kaşımasını bilir. Bunu aklınıza koyunuz unutmayınız. Biraz tarih okur iseniz Türk Milletinin neler yaptıklarını öğrenirsiniz. Sizin gibi ülkesine ihanet etme isteyenlerin dersini gereği gibi vermiştir. Türk Milleti sabırlı onurlu gururlu bir Milletir bunları öğrenin ve akıllı olmaya çalışınız.<br />
     Ermenilerden özür dileme yarışına girenler, Acaba Ermenilerin kalleşçe kaç tane Türk Millerini kestiklerini mezalim yaptıklarını biliyorlar mı?.<br />
      Yurt içinde ve dışında kaç tane Büyük elçileri Türkleri o Ermenilerin kalleşçe öldürdüklerinden haberiniz yok mu?.Ermenileri den ancak beyni sulanmış işe yaramaz aymaz insanlar özür dilerler. Hiç bir Türk Milletinin Ermenilere özür borcu yoktur. Tarih de yaşananlar tarih de kalmıştır bu tarihsel olayları yeniden kaşımanın kimseye faydası yoktur. Fazla kaşır iseniz şimdi ki oluşacak barışa engel olursunuz. Şimdi ki çağı yaşamaya bakınız fosilleşmiş olayları deşmenin gericiliktir geri geri ancak korkaklar giderler. <br />
        Dünyada yaşanan bütün savaşlara ve katliamlara karşıyım, fakat katliamları tek bir penceren bakarak görmek tarihi bir yanılgıdır.<br />
Hiçbir savaş ve katliam onanamaz onaylamıyorum. Tarih de yaşanan bu savaşları katliam gibi göstermek gelecekte toplumlar arası sağlanacak bir barışı baltalamaktır.<br />
         Özür dileme kampanyasını başlatmış olan sözüm onlara entel sahte aydınlar acaba Ermenilerin beş yüz atmış dört Türkü kestiklerini toplu mezarlara gömdüklerini bir milyon Türkleri yerinde kovarak göçe zorladıklarını yollarda öldüklerini ve otuz dört Büyük elçimizi ve diplomatımızı öldüklerinden haberleri yok mu?. Bunları öğrenin sonra kampanyanın ne kadar gerçek yanı olduğunu anlarsınız. Asıl özrü Ermeniler dilemelidir. Sahte özür dileme ile küçülmeyiniz kedinizi küçük duruma düşürmeyiniz. Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk Milletinin kimseye bir özür borcu yoktur. Türk Milleti asildir kimseden gerekmediği takdirde özür dilemezler. Özür dileyecekler birileri var ise onlarda Bu Güzel Cennet Vatana ihanet eden nankörlerdir. Bu vatana ihanet edenler akıllı olun. Türkler çok tarih yazdılar bir tarih de sizin için yazarlar. <br />
           Dünya da Türk Milleti On dört Büyük İmparatorluk ve yüz on dört devlet kurmuş bir yüce Milletir. Dünyada bu unvan a sahip başka bir millet yoktur. Siz sahte aydınlar bu Büyük Türk Milletini hiçe sayarak mezarım yapmış bir devlete özür dilemek için zorlama yapamazsınız. Var olan bu günkü barışa baltalamış olursunuz. Tarih yaşanmış bitmiş geçmiş fosil olayların bu güne hiçbir faydası yoktur. Siz özür dileyenler Bir de Madalyonun öbür tarafını çevirerek bakınız Ermeniler tarih boyunca Türk milletine neler yapmışlardır. Asıl gerçeği o zaman göreceksiniz. <br />
       Bu tür kampanya yapanlara kalkışanlara Başbakan, Genelkurmay ve ilgili bakanlıklar tarafından gerekli yanıtlar verildi, sert üslupla eleştirildi. Bu eleştiriler Türk Milletinin sesleri idi. Türk Milleti asil Milletir seslerini gerektiği zaman gereken yerde duyurur.<br />
      Özür dileyen aydınlarımız Ermeni kökenli olabilirler, Ermeni akrabaları olabilir ya da hümanist duygularla Ermenilere sahip çıkma ihtiyacı duymuş olabilirler. Bütün bunlar Ermenilerin işgal güçlerinden aldıkları cesaretle yaptıkları katliamların üstünü örtmeye, caniliklerini görmezden gelmeye yetmez.<br />
Ermeniler öncelik ile mezalim yaparak şehit ettikleri beş yüz atmış dört vatandaşımızın ve Hocalı da bir milyon vatandaşımızı yerleri den ederek yollarda aç susuz telef edilerek ölmelerine neden olan zalimliklerinin hesabını bu asil Türk milletine versinler.<br />
      Yanlış anlaşılmamak için şu tespiti yapıp makaleme devam etmek istiyorum; Çoğu vatandaşımız olan Ermeniler ve Rumlar bugün bile toplumumuzun içinde hiç bir ayrıma tabi olmaksızın yaşıyor. Ermeni ve Rumlarla birlikte dini azınlıkları Osmanlı İmparatorluğu'nun bize kalan mirası olarak görüyorum. Tartışılan canilik yapmış Ermeni diasporasının etkisinde olan milliyetçilerin işlediği cinayetlerdir. Evet 1915 olaylarında Ermenilerden ölenler olmuştur. Bu inkar edilmiyor. Halkımız durup dururken mi Ermenilere zarar vermiştir? <br />
Tarih de savaşlar yaşanmıştır savaş her millet içinde kayıpların verildiği ortamlardır. Bu durumu soykırım diye algılamak aymazlıktır.<br />
          Şimdi özür dileyen "aydınlarımız" Ermeni çetelerinin köyleri basıp insanları bebek-yaşlı, kadın-erkek ayrımı yapmaksızın adeta soykırıma tabi tutarcasına katletmesine hiç bir yorum yapmıyorlar. Aydınlara bak aydınlara!<br />
          İşgalcilerden cesaret bulan ve silah yardımı alan Ermeni çeteciler cinayetler sonrasında, yerel Türk halkı milis kuvvetler oluşturup, Ermenilere karşı, göç ederken silah kullanmak zorunda kalmıştır. <br />
Adam senin beşik deki bebeğini süngüyle öldürsün, karına tecavüz etsin, babanı vursun sen fırsatını bulduğunda silah kullanma. Ciğer bu ciğer; nasıl yandığını tahmin bile edemezsiniz. Sizler "aydınlarımız". Sizin gözünüz önünde ailenize bir kasıtlı hareket yapılsa siz nasıl tepki verirsiniz. Bunları yaşamadıysanız savaş ortamında olan olaylara senaryo yazmanız doğru bir davranış değildir. Sadece hayal ürünleridir.<br />
         O dönemde yoksul halkımız bir avuç buğday ya da arpasını katırına, atına yediriyormuş, sonra o hayvanların dışkısından seçip değirmende öğütüp ekmek yapmaya çalışıyormuş. Neden biliyor musunuz? Cevabını dedem yıllar önce şöyle söylemişti; Oğlum Ermeniler bizim köyü de basmak isterlerse bizde çocuklarımızı hayvanların heybesine, yatak dengimizi de semere vurup kaçmak için hayvanlarımız güçlü olsun, yükümüzü taşıyabilsin diye bir avuç buğdayı onlara veriyorduk, aç kalma pahasına.<br />
        Bu arada, Ermeni olayları gibi 1919- 1921 yıllarında Gemlik-Yalova-Karamürsel-Şile-Gebze çevresinde yaşanan Rum vahşetini de anmak lazım. Konuyu daha iyi anlamak için “Türkiye’de Yunan Vahşeti” (Yeniden Anadolu Ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Yayınları) kitabını okumanızı öneriyorum. Okuyanlar yanınızda mendil bulundursun çünkü belki gözyaşlarınıza hakim olamayabilirler.<br />
<br />
 <br />
Türkiye nin her tarafında bulunan şehitlik anıtları abideleri buralara boşuna dikilmedi, bunlar nice Türk Şehitlerinin anısıdır. Tarihlerini okuyan insanlar bu tarihi olayları bilirler.<br />
       "Biz Ermenileri öldürdük" diye özür dileyenler, sözü ettikleri olayların öncesin bir daha araştırıp baksınlar da, kendilerinden utansınlar.<br />
       Aynaya bakıp kendi yüzüne tükürmeye çalışan "aydınlarımız" olduğunu yüce Türk Milleti bilmelidir.<br />
        Kendilerini “Türk Aydınları” yerine koyarak Türk Milleti adına Ermeni devletinden ve milletinden özür dileme aymazlığını densizliğini gösteren kendilerine “Aydın” adını veren fakat aydın olamayan çevresine nifak tohumları saçan “Karanlık” insanların yüzlerine kalın bir tükürük ile tükürmek istiyorum. Sizlerde tükürün.<br />
         Çevresine nifak tohumları saçan kendilerini “Aydın” sayan fakat aydın olmayan “Karanlık” insanların “Türk Aydını” olarak kabul ederek yüzlerine tükürdüğüm için sadece yüce  “Türk Milletinden” özür diliyorum.<br />
<br />
Abdullah KAPLAN<br />
Türk Milleti.<br />
2009]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[TÜRK MİLLETİNDEN ÖZÜR DİLİYORUM.<br />
    1915 Ermeni Olayları Ve Özür Kampanyası Başlatanlara Duyurulur.<br />
     Kendilerine "aydın" diyen ve kamuoyun da "aydın" olarak tanınan başını Baskın Oran’ın çektiği bir grup 1915 olaylarında ölen Ermeniler için ”özür diliyoruz” kampanyası başlattı. Nedense bu olaylar öncesinde katledilenler için dedikleri bir şey yok!<br />
Bu ülke kendini aydın kabul eden birkaç sahte entel liboş insanların söylediklerine teslim edilmeyecek kadar onurludur gururludur ve güçlüdür.<br />
      Bunlar Türk aydınları değil ermeni aydınlarıdır. Türk milletine yapılanları inkar ederek Ermenilerin yanında yer alanlara Türk Aydınları demek Türklüğe hakaret olur. Türkiye Cumhuriyetinin ekmeğini yiyenler havasını teneffüs edenler suyunu içenler hangi vicdan ile bu vatana ihanet ederler kendilerini kendince aydın sayarlar bir türlü kabullenemiyorum.<br />
“Türk Aydını” Türk gibi onurlu gururlu şerefli olmalıdır. Türk Aydını hiçbir millet de devlete yalakalık yapmaz. Bu yapılan özür kampanyası Türklere mezalim uygulamış yapmış bir millette yalakalıktır. Bir Türk asla başka bir millete yalakalık yapmaz ve tarih boyunca da yapmamıştır.<br />
Kendini Aydınlar sınıfına koyarak başka millete yalakalık yapanlar aydın olamazlar ancak bakar gör dalkavuk olurlar. Dalkavukluk yapacak iseniz bu vatanı seçmeyiniz kendinize dalkavukluk yapabileceğiniz ülkeye gidiniz. Sizi bu yalakalığınız dan dolayı hemen kabul ederler. Böylelik ile dalkavukluklarınızı daha rahat yaparsınız.<br />
Tarihsel olayları kaşıyarak bir yere varmak ancak kaşınmak isteyenlerin işidir. Türk Milleti kaşınmak isteyenleri çok kaşımıştır sizleri de kaşımasını bilir. Bunu aklınıza koyunuz unutmayınız. Biraz tarih okur iseniz Türk Milletinin neler yaptıklarını öğrenirsiniz. Sizin gibi ülkesine ihanet etme isteyenlerin dersini gereği gibi vermiştir. Türk Milleti sabırlı onurlu gururlu bir Milletir bunları öğrenin ve akıllı olmaya çalışınız.<br />
     Ermenilerden özür dileme yarışına girenler, Acaba Ermenilerin kalleşçe kaç tane Türk Millerini kestiklerini mezalim yaptıklarını biliyorlar mı?.<br />
      Yurt içinde ve dışında kaç tane Büyük elçileri Türkleri o Ermenilerin kalleşçe öldürdüklerinden haberiniz yok mu?.Ermenileri den ancak beyni sulanmış işe yaramaz aymaz insanlar özür dilerler. Hiç bir Türk Milletinin Ermenilere özür borcu yoktur. Tarih de yaşananlar tarih de kalmıştır bu tarihsel olayları yeniden kaşımanın kimseye faydası yoktur. Fazla kaşır iseniz şimdi ki oluşacak barışa engel olursunuz. Şimdi ki çağı yaşamaya bakınız fosilleşmiş olayları deşmenin gericiliktir geri geri ancak korkaklar giderler. <br />
        Dünyada yaşanan bütün savaşlara ve katliamlara karşıyım, fakat katliamları tek bir penceren bakarak görmek tarihi bir yanılgıdır.<br />
Hiçbir savaş ve katliam onanamaz onaylamıyorum. Tarih de yaşanan bu savaşları katliam gibi göstermek gelecekte toplumlar arası sağlanacak bir barışı baltalamaktır.<br />
         Özür dileme kampanyasını başlatmış olan sözüm onlara entel sahte aydınlar acaba Ermenilerin beş yüz atmış dört Türkü kestiklerini toplu mezarlara gömdüklerini bir milyon Türkleri yerinde kovarak göçe zorladıklarını yollarda öldüklerini ve otuz dört Büyük elçimizi ve diplomatımızı öldüklerinden haberleri yok mu?. Bunları öğrenin sonra kampanyanın ne kadar gerçek yanı olduğunu anlarsınız. Asıl özrü Ermeniler dilemelidir. Sahte özür dileme ile küçülmeyiniz kedinizi küçük duruma düşürmeyiniz. Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk Milletinin kimseye bir özür borcu yoktur. Türk Milleti asildir kimseden gerekmediği takdirde özür dilemezler. Özür dileyecekler birileri var ise onlarda Bu Güzel Cennet Vatana ihanet eden nankörlerdir. Bu vatana ihanet edenler akıllı olun. Türkler çok tarih yazdılar bir tarih de sizin için yazarlar. <br />
           Dünya da Türk Milleti On dört Büyük İmparatorluk ve yüz on dört devlet kurmuş bir yüce Milletir. Dünyada bu unvan a sahip başka bir millet yoktur. Siz sahte aydınlar bu Büyük Türk Milletini hiçe sayarak mezarım yapmış bir devlete özür dilemek için zorlama yapamazsınız. Var olan bu günkü barışa baltalamış olursunuz. Tarih yaşanmış bitmiş geçmiş fosil olayların bu güne hiçbir faydası yoktur. Siz özür dileyenler Bir de Madalyonun öbür tarafını çevirerek bakınız Ermeniler tarih boyunca Türk milletine neler yapmışlardır. Asıl gerçeği o zaman göreceksiniz. <br />
       Bu tür kampanya yapanlara kalkışanlara Başbakan, Genelkurmay ve ilgili bakanlıklar tarafından gerekli yanıtlar verildi, sert üslupla eleştirildi. Bu eleştiriler Türk Milletinin sesleri idi. Türk Milleti asil Milletir seslerini gerektiği zaman gereken yerde duyurur.<br />
      Özür dileyen aydınlarımız Ermeni kökenli olabilirler, Ermeni akrabaları olabilir ya da hümanist duygularla Ermenilere sahip çıkma ihtiyacı duymuş olabilirler. Bütün bunlar Ermenilerin işgal güçlerinden aldıkları cesaretle yaptıkları katliamların üstünü örtmeye, caniliklerini görmezden gelmeye yetmez.<br />
Ermeniler öncelik ile mezalim yaparak şehit ettikleri beş yüz atmış dört vatandaşımızın ve Hocalı da bir milyon vatandaşımızı yerleri den ederek yollarda aç susuz telef edilerek ölmelerine neden olan zalimliklerinin hesabını bu asil Türk milletine versinler.<br />
      Yanlış anlaşılmamak için şu tespiti yapıp makaleme devam etmek istiyorum; Çoğu vatandaşımız olan Ermeniler ve Rumlar bugün bile toplumumuzun içinde hiç bir ayrıma tabi olmaksızın yaşıyor. Ermeni ve Rumlarla birlikte dini azınlıkları Osmanlı İmparatorluğu'nun bize kalan mirası olarak görüyorum. Tartışılan canilik yapmış Ermeni diasporasının etkisinde olan milliyetçilerin işlediği cinayetlerdir. Evet 1915 olaylarında Ermenilerden ölenler olmuştur. Bu inkar edilmiyor. Halkımız durup dururken mi Ermenilere zarar vermiştir? <br />
Tarih de savaşlar yaşanmıştır savaş her millet içinde kayıpların verildiği ortamlardır. Bu durumu soykırım diye algılamak aymazlıktır.<br />
          Şimdi özür dileyen "aydınlarımız" Ermeni çetelerinin köyleri basıp insanları bebek-yaşlı, kadın-erkek ayrımı yapmaksızın adeta soykırıma tabi tutarcasına katletmesine hiç bir yorum yapmıyorlar. Aydınlara bak aydınlara!<br />
          İşgalcilerden cesaret bulan ve silah yardımı alan Ermeni çeteciler cinayetler sonrasında, yerel Türk halkı milis kuvvetler oluşturup, Ermenilere karşı, göç ederken silah kullanmak zorunda kalmıştır. <br />
Adam senin beşik deki bebeğini süngüyle öldürsün, karına tecavüz etsin, babanı vursun sen fırsatını bulduğunda silah kullanma. Ciğer bu ciğer; nasıl yandığını tahmin bile edemezsiniz. Sizler "aydınlarımız". Sizin gözünüz önünde ailenize bir kasıtlı hareket yapılsa siz nasıl tepki verirsiniz. Bunları yaşamadıysanız savaş ortamında olan olaylara senaryo yazmanız doğru bir davranış değildir. Sadece hayal ürünleridir.<br />
         O dönemde yoksul halkımız bir avuç buğday ya da arpasını katırına, atına yediriyormuş, sonra o hayvanların dışkısından seçip değirmende öğütüp ekmek yapmaya çalışıyormuş. Neden biliyor musunuz? Cevabını dedem yıllar önce şöyle söylemişti; Oğlum Ermeniler bizim köyü de basmak isterlerse bizde çocuklarımızı hayvanların heybesine, yatak dengimizi de semere vurup kaçmak için hayvanlarımız güçlü olsun, yükümüzü taşıyabilsin diye bir avuç buğdayı onlara veriyorduk, aç kalma pahasına.<br />
        Bu arada, Ermeni olayları gibi 1919- 1921 yıllarında Gemlik-Yalova-Karamürsel-Şile-Gebze çevresinde yaşanan Rum vahşetini de anmak lazım. Konuyu daha iyi anlamak için “Türkiye’de Yunan Vahşeti” (Yeniden Anadolu Ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Yayınları) kitabını okumanızı öneriyorum. Okuyanlar yanınızda mendil bulundursun çünkü belki gözyaşlarınıza hakim olamayabilirler.<br />
<br />
 <br />
Türkiye nin her tarafında bulunan şehitlik anıtları abideleri buralara boşuna dikilmedi, bunlar nice Türk Şehitlerinin anısıdır. Tarihlerini okuyan insanlar bu tarihi olayları bilirler.<br />
       "Biz Ermenileri öldürdük" diye özür dileyenler, sözü ettikleri olayların öncesin bir daha araştırıp baksınlar da, kendilerinden utansınlar.<br />
       Aynaya bakıp kendi yüzüne tükürmeye çalışan "aydınlarımız" olduğunu yüce Türk Milleti bilmelidir.<br />
        Kendilerini “Türk Aydınları” yerine koyarak Türk Milleti adına Ermeni devletinden ve milletinden özür dileme aymazlığını densizliğini gösteren kendilerine “Aydın” adını veren fakat aydın olamayan çevresine nifak tohumları saçan “Karanlık” insanların yüzlerine kalın bir tükürük ile tükürmek istiyorum. Sizlerde tükürün.<br />
         Çevresine nifak tohumları saçan kendilerini “Aydın” sayan fakat aydın olmayan “Karanlık” insanların “Türk Aydını” olarak kabul ederek yüzlerine tükürdüğüm için sadece yüce  “Türk Milletinden” özür diliyorum.<br />
<br />
Abdullah KAPLAN<br />
Türk Milleti.<br />
2009]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BAYRAM TRAFİĞİ]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=53</link>
			<pubDate>Sat, 03 Jan 2009 04:09:07 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=53</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: x-large;">BAYRAM TRAFİĞİ<br />
<br />
Önce  trafik sonra bayram. Çünkü neşeli güzel bir bayramın başlangıç noktası trafiktir. Bayram trafik ile başlar yine trafik ile sona erer. Bu bilinç doğrultusunda her insan önce sağlıklı olmalı sonra bayramını yapmalıdır.<br />
<br />
Bizim ülkenizde bayram demek sevinç demek neşe demek büyüklere saygı küçüklere sevgi demektir. Bu neden ile insanlar bayramlarda büyüklerini ziyaret ederek saygılarını göstererek ellerini öperek onların hayır dualarını alırlar. Küçükler sevindirilmek için insanlar ceketlerinin ceplerinde şeker taşırlar. Bu güzel bayram ananesi kültürü hiçbir ülkenin tarihinde yoktur. Bu güzel bayramlaşma kültürü sadece bu asil Türk milletinin benliğinde tarihinde vardır. Başka milletlerin kültüründe bu güzel değerler yoktur. Bu güzel kültürün gereklerini yerine getirmek için insanlar büyüklerini ziyaret etmek nedeni ile karayollarını trafiği kullanarak yakınlarına akrabalarına ulaşacaklardır. İnsanların bayramlarda kullandığı trafik de bayram gibi güzel sevinçli neşeli olmalıdır. Bunun için insanların sadece yapmaları gerek şey trafik kurallarına uyarak karayollarını kullanmalarıdır.<br />
<br />
İnsanlar gerek sosyal yaşantıları gerek ise ekonomik nedenlerden dolayı memleketlerinden yurtlarından ayrılarak diyarı gurbetlere çıkmışlardır. Kimileri uzaklarda bayram geçirmektedirler. Kimi insanlarda bayramı memleketlerinde büyükleri ve akrabaları ile bayram geçirmek istediklerinden trafik kullanarak yollara düşmektedirler. İşte insanların güzel başlayan bu bayramı güzel bitirmeleri için kullandıkları trafik de trafik kurallarına uyarak yolları kullanmalıdırlar. <br />
<br />
Bayramın gelmesi ile uzun bir tatil günleri başlamıştır bu neden ile trafik de yoğun bir hareketlenme yaşanmaktadır. Bu hareketlenme karayollarındaki yaşanan trafik ile doğrudan bağlantılıdır. Gerek yurtdışında gerekse yurtiçinde bir yıllın çalışma iş yorgunluluğunu üzerinden atmak için insanlar bayram tatiline çıkmaktadırlar.Bu neden ile karayollarında trafik yoğunluluğu yüzde yüz artmakta ve insanların zor anlar yaşamasına neden olmaktadır.Karayollarında trafik yoğunluğunda yaşanan sıkıntıların aza indirgenmesinde,karayollarını kullanana insanların sorumluluğu vardır.Bu sorumlulukların başında karayollarında trafik kurallarına uymaları gelmektedir.Güzel neşeli başlayan bayram tatilinin yine neşeli ve güzel bitirilmesi insanların kendi iradelerinde bilgilerinde saklıdır. Mantıklı ve akıllıca araç kullanmalıdırlar.<br />
<br />
Bu gün Türkiye karayollarında halkın ifadeleri ile gurbetçiler ve Almancılar akın akın güzelim memleketlerine özlem gidermek ve bayram için geliyorlar. Karayollarında trafik yoğunluğuna bağlı olarak değişik düzeyde sürücüler karayollarını kullanmaktadır. Karayollarında trafik kurallarına uymayanların sayısı kurallara uyanlardan daha fazla bu durumda trafik kazalarına neden olmaktadır. İnsanların bu güzel bayram tatili günlerinde daha mutlu olabilmeleri için trafik akışı içerinizde kurallara uyarak sağlıklı kalmalarını sağlamalıyız. <br />
<br />
Burada şunu üzülerek ifade etmek gerekirse birçok insanımız güzel bayram tatilli umutları ile başlayan bayramları karayollarında trafik kazalarına neden olarak hüzünleri yaşayarak bayramları üzüntü ile bitmektedir.  Bu durum tüm halkımızı üzmektedir. Güzel bir bayram tatili için önce güzel bir trafik gereklidir.<br />
<br />
Trafik ile ilgili gerçekleri insanlara doğru olarak aktarmalıyız yansıtmalıyız. İnsanlar bu gerçekler doğrultusunda trafiği bilinçli olarak kullanmalıdır.Dünyada bütün hatanın suçun ertelenmesi affı vardır.Fakat trafikte yapılan hatanın ertelenmesi yoktur.Trafik yapılan kural hatasının cezasını hemen işleme koyar ve keser.Sonuçlarına hata yapan insan ve insanlar katlanmak zorundadırlar.Çünkü trafik yapılan hatayı affetmez trafiğin affı yoktur.Bu neden ile karayollarını kullanan insanların hatasız bir trafik kurallara bağlı bir trafik kullanmak zorundadırlar.<br />
<br />
Bayram tatili için karayollarında trafiği kullana insanların trafiğe önem vermeleri gerekmektedirler. Zamanlarına önem vererek zaman kaybetmeyim diyerek karayollarında acele edip trafik kuralları ihlal etmeleri kendilerine daha çok sıkıntıya düşürebileceklerini unutmamalıdırlar. Önce daha çok trafik sonra uzun sağlıklı güzel hayat neşeli bir bayram tatili. İnsanlar karayollarında trafik kurallarına uyarak araç kullanmalıdırlar. Trafiği bağlı olarak geç kalınabilinir bunu doğal karşılanmalıdır. Çünkü karayolları paylaşılan ortak bir alandır. Karayolları bazen trafiğe ve kazalara bağlı olarak kapanabilinir burada kaybedilen zamanı kapatmak açısından insanların trafik kurallarını ihlal ettikleri tespit edilmiş ve o insanlar kazalara neden olmuşlardır. İnsanlar karayollarında bu zaman kaybetme komplesini üzerinden atmalılar ve yenmelidirler. Zaman kayıpları komplesi trafik kazalarının oluşumuna neden olmamalıdır. Zaman kaybolsun ama hayatınız sağlığınız size kalsın.<br />
<br />
İnsanlar varmak istedikleri yere trafik kurallarına uyarak gitmelidirler. Varmak istediğiniz yere acele etmeden trafik kurallarına uyarak  geç kalarak gidiniz size bekleyenleriniz geç kaldınız merak ettik desinler. Fakat geç kalıyoruz diye acele edip trafik kuralları ihlal ederek trafik kazalarına neden olup, kaza geçirmişsiniz geçmiş olsun neyiniz var demesinler.  Sizlere geç kaldınız desinler fakat geçmiş olsun demesinler.         <br />
<br />
Türkiye'de insanlar ulaşmak istedikleri yere deniz yolunu, havayolunu ve demiryolunu kullanabilirler.Fakat bu karayollarındaki trafik gerçeğini değiştirmez.İnsanlar ulaşmak istedikleri yere istedikleri ulaşım araçlarını kullanabilirler bu onların özgür haklarıdır, bu asla karayolları trafiğini yok sayma anlamına gelmemelidir.Bir gün karayolu trafiği herkese lazımdır.Kimse trafikten kendini soyutlayarak sorumluluklardan kaçamaz.Eğer trafikte sorumlular yerine getirilmez ise trafik facialarla sonuçlanır insanlarda sonuçlarına katlanmak zorunda kalırlar.<br />
<br />
Bu gün Türkiye karayollarında insanlar aileler çocuklar hayatlarını kaybediyorlar insanlar buna duyarsız nasıl kalıyorlar bir anlam veremiyorum. Trafikte yaşanan duyarsızlık sorumsuzluk karayollarını kanyolu haline getirmektedir. Kundaklanmış masun çocuklar hayatlarını trafik kazalarında karayollarında kaybediyorlar. Soruyorum o masum çocukların ne suçu vardı ki hayatı karayollarında kaybediyor bunun yanıtı verilmelidir.<br />
<br />
Kimse unutmasın ki bir gün o trafik o insanlara da  lazım olacaktır. Herkes bu ülkenin trafiğine kurallara uyarak yardımcı olmak zorundadırlar. Trafik bir gün size de lazım olabilir.<br />
<br />
Karayollarında hiç kimse kural ihlal ederek masun insanların hayatlarını tehlikeye atmaya hakları yoktur. Bu böyle bilinmelidir. İnsanlar her gün trafiğin içerisinde ister yaya ister yolcu ister sürücü olarak bulunmaktadırlar trafiği yaşamaktadırlar. Bu durumda insanlar kendi  yaşamlarını korumak zorundadırlar. Karayollarında onun bunun hayatı yoktur,müşterek ortak bir hayat vardır. Karayollarında bir hayat zarar görürse bütün hayatlar etkilenir zarar görür.Bu zarar görmeden dolayı insanların programlanmış yaşamları altüst olur. Hayatınızı trafik kazalarına bağlı olarak zehir etmeyiniz.<br />
<br />
Karayollarını kullanacak yola çıkacak sürücüler önemli araç kullanma önerileri<br />
<br />
Altın öneriler:<br />
<br />
1-Karayoluna trafiğe çıkmadan önce aracın teknik servis bakımlarını yaptırınız.<br />
<br />
2-Aracın lastik tekerlerini kontrol ediniz. Çünkü aracın tekerleri aracın ayakkabılarıdır. İnsanın ayakkabıları uygun olursa insanı rahatsız etmeden iyi yürümeyi sağlar.Bu durum araç içinde geçerlidir.<br />
<br />
3-Araç da bulunması gerekli olan yedek malzemeler(İlkyardım çantası, stepne,yedek V kayışı, refrektör,el pilli fener. v.s.gibi)olmadan sakın karayolunda yolculuğa çıkmayınız.<br />
<br />
4-Karayolunda gideceğiniz yönleri gösteren yol haritası olmadan karayolunu kullanmayınız.<br />
<br />
5-Karayollarında sakın çıplak ayak ve terlik  ile araç kullanmayınız. Sürücüler pedallara hakim olacak şekilde rahat bir ayakkabı giyerek araç kullanmalıdırlar. Bayan sürücüler kesinlik ile yüksek ökçeli topuklu ayakkabı ile araç kullanmamalıdır.<br />
<br />
6-Sürücüler sıcaktan etkilenerek yarı çıplak araç kullanmalı vücut ısısının belirli periyotlar içerisinde değişikliğe neden olarak sürücü performasını düşürmektedir bu da dikkatin kaybolmasına neden olarak sürüş tekniğini etkilenmektedir. <br />
<br />
7-Sürücüler karayollarında üç saatten fazla devamlı araç kullanmamalıdırlar. Uzun yol kullanacak sürücüler mutlaka üç saatte bir en az yarım saat mola dinlenme yaparak tekrar karayolunu kullanabilirler.<br />
<br />
8-Sürücüler kendilerinde yorgunluk rahatsızlık uygusuzluk hissettikleri zamanlarında sakın karayollarında araç kullanmasınlar, Yapılacak bir dalgınlığın hatanın faturası çok ağır bedellere mal olabilir. Yorgun uykusuz olan sürücü aracını bir uygun yere park ederek bir iki saat uyku ve dinlenmeden sonra beyin yeniden enerji depolar daha güvenli sürüş tekniği kazanarak araç kullanabilinir.<br />
<br />
9-Sürücüler aşırı yemek yiyerek karayollarına trafiğe çıkmayınız. Aşırı yağlı sindirimi zor olan yemek yemeyiniz. Daha çok sebze türü hafif sindirimi kolay sulu yemekleri tercih ediniz.Kesinlikle ızgara ve kızartma türü yemek yemeyiniz. Çünkü sindirimi zor yağlı yemekler mideyi  yorduğu gibi insan beynini de yorarak sürücü performasını etkiler. Bol bol su içiniz tüketiniz.Kolalı katkılı içecekleri içmeyiniz.Su,ayran ve saf  meyve suyu içiniz.<br />
<br />
10-Karayolunu kullanırken sakın karşılıklı aracın iki camı açarak  araç kullanmayınız. Sürüş sırasında iki camı karşılıklı açık olması sürücü sağlığını direk etkilemektedir.Aracın içinde oluşacak hızdan dolayı oluşacak hava akımı hem sürücü sağlığını hem de değişik ortamlarda değişik seslerin araç  içine dolacağından sürücünün dikkatinin dağılmasına neden olmaktadır.Bir anlık dalgınlık ortaya çıkabilir. <br />
<br />
11-Gece veya gündüz yolların tenha ıssız dağlık bölgelerinde sakın uzun süreli mola vermeyiniz. Dinlenme ve molalarınızı dinlenme tesislerinde akaryakıt istasyonlarında insanların var olduğu uygun yerlerde dinlenme yapınız. Uykunuzu tam almadan sakın karayoluna çıkmayınız.Araç çalışır durumda sakın aracın içerisinde uyumayınız.<br />
<br />
12-Sabah güneş doğarken erken saatlerde ve akşam saatlerinde kızılca güneşte sürücülerin daha çok dikkat ederek karayollarını kullanmalıdırlar.Çünkü yeni doğan güneş ile akşam batan kızılca güneş yeryüzüne yatay vurarak cisimleri olduğundan farklı gösterebilir bu durumda sürücülerde göz yanılmalarına neden olabilir kazalar meydana gelebilir.Bu saatlerde sürücüler daha çok dikkatli olmalıdırlar.<br />
<br />
13-Sürücüler çok kalın elbise giyerek araç kullanmalıdırlar.Çünkü ani manevraları yapmakta zorlanırlar.<br />
<br />
14-Sürücüler sakın kulaklı takarak telefon ve müzik aletleri dinlememelidirler. Cep telefonlarını mümkün ise kapalı tutmalıdırlar. Gerektiğinde açarak yol kenarında uygun bir yerde durarak konuşmalı bitiminde tekrar kapatmalıdırlar.<br />
<br />
15-Güneşli havalarda gözlerini koruyacak fazla koyu renkte olmayan gözlerini yormayan gözlü kullanmalıdırlar.Kapalı havalarda asla gözlük kullanmamalıdırlar.<br />
<br />
16-Karayollarını kullanan sürücüler mutlaka emniyet kemerini bağlamalıdırlar.Kemerinizi bağlayın kederinizi bağlamayınız.<br />
<br />
17-Karayollarında araçlara aşırı dengesiz yük yüklemeyiniz. Aşırı dengesiz yük aracın manevra kabiliyetini azaltır. Direksiyon kontrolünü zorlaştırıl.<br />
<br />
18-Karayollarını kullanan sürücü kendisi ile barışık olmalıdır.Sorunlarını trafik içerisine taşımamalıdır.Araç kullanırken hiçbir yorum düşünce yapmamalıdır.Sakin ve rahat olmalıdır.<br />
<br />
Unutmayın! Karayolunu kullanan sürücünün karayollarında %33 trafik kazası yapma riski vardır.Rus ruletinde bile bu kadar risk yoktur. Rus ruletinde bile %l7 dır. Sürücüler trafik kurallarına uyarak araç kullanmaları halinde bu risk oranı düşmektedir.Kendinizi hayatı seviniz, hayat yaşamak güzeldir.<br />
<br />
Herkese sağlıklı güvenilir trafikler. Sevinçli neşeli güzel bayram tatiller.<br />
<br />
Sevinçli güzel Bayramınız gibi trafiğinizde güzel bayram olsun.<br />
<br />
Abdullah KAPLAN</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: x-large;">BAYRAM TRAFİĞİ<br />
<br />
Önce  trafik sonra bayram. Çünkü neşeli güzel bir bayramın başlangıç noktası trafiktir. Bayram trafik ile başlar yine trafik ile sona erer. Bu bilinç doğrultusunda her insan önce sağlıklı olmalı sonra bayramını yapmalıdır.<br />
<br />
Bizim ülkenizde bayram demek sevinç demek neşe demek büyüklere saygı küçüklere sevgi demektir. Bu neden ile insanlar bayramlarda büyüklerini ziyaret ederek saygılarını göstererek ellerini öperek onların hayır dualarını alırlar. Küçükler sevindirilmek için insanlar ceketlerinin ceplerinde şeker taşırlar. Bu güzel bayram ananesi kültürü hiçbir ülkenin tarihinde yoktur. Bu güzel bayramlaşma kültürü sadece bu asil Türk milletinin benliğinde tarihinde vardır. Başka milletlerin kültüründe bu güzel değerler yoktur. Bu güzel kültürün gereklerini yerine getirmek için insanlar büyüklerini ziyaret etmek nedeni ile karayollarını trafiği kullanarak yakınlarına akrabalarına ulaşacaklardır. İnsanların bayramlarda kullandığı trafik de bayram gibi güzel sevinçli neşeli olmalıdır. Bunun için insanların sadece yapmaları gerek şey trafik kurallarına uyarak karayollarını kullanmalarıdır.<br />
<br />
İnsanlar gerek sosyal yaşantıları gerek ise ekonomik nedenlerden dolayı memleketlerinden yurtlarından ayrılarak diyarı gurbetlere çıkmışlardır. Kimileri uzaklarda bayram geçirmektedirler. Kimi insanlarda bayramı memleketlerinde büyükleri ve akrabaları ile bayram geçirmek istediklerinden trafik kullanarak yollara düşmektedirler. İşte insanların güzel başlayan bu bayramı güzel bitirmeleri için kullandıkları trafik de trafik kurallarına uyarak yolları kullanmalıdırlar. <br />
<br />
Bayramın gelmesi ile uzun bir tatil günleri başlamıştır bu neden ile trafik de yoğun bir hareketlenme yaşanmaktadır. Bu hareketlenme karayollarındaki yaşanan trafik ile doğrudan bağlantılıdır. Gerek yurtdışında gerekse yurtiçinde bir yıllın çalışma iş yorgunluluğunu üzerinden atmak için insanlar bayram tatiline çıkmaktadırlar.Bu neden ile karayollarında trafik yoğunluluğu yüzde yüz artmakta ve insanların zor anlar yaşamasına neden olmaktadır.Karayollarında trafik yoğunluğunda yaşanan sıkıntıların aza indirgenmesinde,karayollarını kullanana insanların sorumluluğu vardır.Bu sorumlulukların başında karayollarında trafik kurallarına uymaları gelmektedir.Güzel neşeli başlayan bayram tatilinin yine neşeli ve güzel bitirilmesi insanların kendi iradelerinde bilgilerinde saklıdır. Mantıklı ve akıllıca araç kullanmalıdırlar.<br />
<br />
Bu gün Türkiye karayollarında halkın ifadeleri ile gurbetçiler ve Almancılar akın akın güzelim memleketlerine özlem gidermek ve bayram için geliyorlar. Karayollarında trafik yoğunluğuna bağlı olarak değişik düzeyde sürücüler karayollarını kullanmaktadır. Karayollarında trafik kurallarına uymayanların sayısı kurallara uyanlardan daha fazla bu durumda trafik kazalarına neden olmaktadır. İnsanların bu güzel bayram tatili günlerinde daha mutlu olabilmeleri için trafik akışı içerinizde kurallara uyarak sağlıklı kalmalarını sağlamalıyız. <br />
<br />
Burada şunu üzülerek ifade etmek gerekirse birçok insanımız güzel bayram tatilli umutları ile başlayan bayramları karayollarında trafik kazalarına neden olarak hüzünleri yaşayarak bayramları üzüntü ile bitmektedir.  Bu durum tüm halkımızı üzmektedir. Güzel bir bayram tatili için önce güzel bir trafik gereklidir.<br />
<br />
Trafik ile ilgili gerçekleri insanlara doğru olarak aktarmalıyız yansıtmalıyız. İnsanlar bu gerçekler doğrultusunda trafiği bilinçli olarak kullanmalıdır.Dünyada bütün hatanın suçun ertelenmesi affı vardır.Fakat trafikte yapılan hatanın ertelenmesi yoktur.Trafik yapılan kural hatasının cezasını hemen işleme koyar ve keser.Sonuçlarına hata yapan insan ve insanlar katlanmak zorundadırlar.Çünkü trafik yapılan hatayı affetmez trafiğin affı yoktur.Bu neden ile karayollarını kullanan insanların hatasız bir trafik kurallara bağlı bir trafik kullanmak zorundadırlar.<br />
<br />
Bayram tatili için karayollarında trafiği kullana insanların trafiğe önem vermeleri gerekmektedirler. Zamanlarına önem vererek zaman kaybetmeyim diyerek karayollarında acele edip trafik kuralları ihlal etmeleri kendilerine daha çok sıkıntıya düşürebileceklerini unutmamalıdırlar. Önce daha çok trafik sonra uzun sağlıklı güzel hayat neşeli bir bayram tatili. İnsanlar karayollarında trafik kurallarına uyarak araç kullanmalıdırlar. Trafiği bağlı olarak geç kalınabilinir bunu doğal karşılanmalıdır. Çünkü karayolları paylaşılan ortak bir alandır. Karayolları bazen trafiğe ve kazalara bağlı olarak kapanabilinir burada kaybedilen zamanı kapatmak açısından insanların trafik kurallarını ihlal ettikleri tespit edilmiş ve o insanlar kazalara neden olmuşlardır. İnsanlar karayollarında bu zaman kaybetme komplesini üzerinden atmalılar ve yenmelidirler. Zaman kayıpları komplesi trafik kazalarının oluşumuna neden olmamalıdır. Zaman kaybolsun ama hayatınız sağlığınız size kalsın.<br />
<br />
İnsanlar varmak istedikleri yere trafik kurallarına uyarak gitmelidirler. Varmak istediğiniz yere acele etmeden trafik kurallarına uyarak  geç kalarak gidiniz size bekleyenleriniz geç kaldınız merak ettik desinler. Fakat geç kalıyoruz diye acele edip trafik kuralları ihlal ederek trafik kazalarına neden olup, kaza geçirmişsiniz geçmiş olsun neyiniz var demesinler.  Sizlere geç kaldınız desinler fakat geçmiş olsun demesinler.         <br />
<br />
Türkiye'de insanlar ulaşmak istedikleri yere deniz yolunu, havayolunu ve demiryolunu kullanabilirler.Fakat bu karayollarındaki trafik gerçeğini değiştirmez.İnsanlar ulaşmak istedikleri yere istedikleri ulaşım araçlarını kullanabilirler bu onların özgür haklarıdır, bu asla karayolları trafiğini yok sayma anlamına gelmemelidir.Bir gün karayolu trafiği herkese lazımdır.Kimse trafikten kendini soyutlayarak sorumluluklardan kaçamaz.Eğer trafikte sorumlular yerine getirilmez ise trafik facialarla sonuçlanır insanlarda sonuçlarına katlanmak zorunda kalırlar.<br />
<br />
Bu gün Türkiye karayollarında insanlar aileler çocuklar hayatlarını kaybediyorlar insanlar buna duyarsız nasıl kalıyorlar bir anlam veremiyorum. Trafikte yaşanan duyarsızlık sorumsuzluk karayollarını kanyolu haline getirmektedir. Kundaklanmış masun çocuklar hayatlarını trafik kazalarında karayollarında kaybediyorlar. Soruyorum o masum çocukların ne suçu vardı ki hayatı karayollarında kaybediyor bunun yanıtı verilmelidir.<br />
<br />
Kimse unutmasın ki bir gün o trafik o insanlara da  lazım olacaktır. Herkes bu ülkenin trafiğine kurallara uyarak yardımcı olmak zorundadırlar. Trafik bir gün size de lazım olabilir.<br />
<br />
Karayollarında hiç kimse kural ihlal ederek masun insanların hayatlarını tehlikeye atmaya hakları yoktur. Bu böyle bilinmelidir. İnsanlar her gün trafiğin içerisinde ister yaya ister yolcu ister sürücü olarak bulunmaktadırlar trafiği yaşamaktadırlar. Bu durumda insanlar kendi  yaşamlarını korumak zorundadırlar. Karayollarında onun bunun hayatı yoktur,müşterek ortak bir hayat vardır. Karayollarında bir hayat zarar görürse bütün hayatlar etkilenir zarar görür.Bu zarar görmeden dolayı insanların programlanmış yaşamları altüst olur. Hayatınızı trafik kazalarına bağlı olarak zehir etmeyiniz.<br />
<br />
Karayollarını kullanacak yola çıkacak sürücüler önemli araç kullanma önerileri<br />
<br />
Altın öneriler:<br />
<br />
1-Karayoluna trafiğe çıkmadan önce aracın teknik servis bakımlarını yaptırınız.<br />
<br />
2-Aracın lastik tekerlerini kontrol ediniz. Çünkü aracın tekerleri aracın ayakkabılarıdır. İnsanın ayakkabıları uygun olursa insanı rahatsız etmeden iyi yürümeyi sağlar.Bu durum araç içinde geçerlidir.<br />
<br />
3-Araç da bulunması gerekli olan yedek malzemeler(İlkyardım çantası, stepne,yedek V kayışı, refrektör,el pilli fener. v.s.gibi)olmadan sakın karayolunda yolculuğa çıkmayınız.<br />
<br />
4-Karayolunda gideceğiniz yönleri gösteren yol haritası olmadan karayolunu kullanmayınız.<br />
<br />
5-Karayollarında sakın çıplak ayak ve terlik  ile araç kullanmayınız. Sürücüler pedallara hakim olacak şekilde rahat bir ayakkabı giyerek araç kullanmalıdırlar. Bayan sürücüler kesinlik ile yüksek ökçeli topuklu ayakkabı ile araç kullanmamalıdır.<br />
<br />
6-Sürücüler sıcaktan etkilenerek yarı çıplak araç kullanmalı vücut ısısının belirli periyotlar içerisinde değişikliğe neden olarak sürücü performasını düşürmektedir bu da dikkatin kaybolmasına neden olarak sürüş tekniğini etkilenmektedir. <br />
<br />
7-Sürücüler karayollarında üç saatten fazla devamlı araç kullanmamalıdırlar. Uzun yol kullanacak sürücüler mutlaka üç saatte bir en az yarım saat mola dinlenme yaparak tekrar karayolunu kullanabilirler.<br />
<br />
8-Sürücüler kendilerinde yorgunluk rahatsızlık uygusuzluk hissettikleri zamanlarında sakın karayollarında araç kullanmasınlar, Yapılacak bir dalgınlığın hatanın faturası çok ağır bedellere mal olabilir. Yorgun uykusuz olan sürücü aracını bir uygun yere park ederek bir iki saat uyku ve dinlenmeden sonra beyin yeniden enerji depolar daha güvenli sürüş tekniği kazanarak araç kullanabilinir.<br />
<br />
9-Sürücüler aşırı yemek yiyerek karayollarına trafiğe çıkmayınız. Aşırı yağlı sindirimi zor olan yemek yemeyiniz. Daha çok sebze türü hafif sindirimi kolay sulu yemekleri tercih ediniz.Kesinlikle ızgara ve kızartma türü yemek yemeyiniz. Çünkü sindirimi zor yağlı yemekler mideyi  yorduğu gibi insan beynini de yorarak sürücü performasını etkiler. Bol bol su içiniz tüketiniz.Kolalı katkılı içecekleri içmeyiniz.Su,ayran ve saf  meyve suyu içiniz.<br />
<br />
10-Karayolunu kullanırken sakın karşılıklı aracın iki camı açarak  araç kullanmayınız. Sürüş sırasında iki camı karşılıklı açık olması sürücü sağlığını direk etkilemektedir.Aracın içinde oluşacak hızdan dolayı oluşacak hava akımı hem sürücü sağlığını hem de değişik ortamlarda değişik seslerin araç  içine dolacağından sürücünün dikkatinin dağılmasına neden olmaktadır.Bir anlık dalgınlık ortaya çıkabilir. <br />
<br />
11-Gece veya gündüz yolların tenha ıssız dağlık bölgelerinde sakın uzun süreli mola vermeyiniz. Dinlenme ve molalarınızı dinlenme tesislerinde akaryakıt istasyonlarında insanların var olduğu uygun yerlerde dinlenme yapınız. Uykunuzu tam almadan sakın karayoluna çıkmayınız.Araç çalışır durumda sakın aracın içerisinde uyumayınız.<br />
<br />
12-Sabah güneş doğarken erken saatlerde ve akşam saatlerinde kızılca güneşte sürücülerin daha çok dikkat ederek karayollarını kullanmalıdırlar.Çünkü yeni doğan güneş ile akşam batan kızılca güneş yeryüzüne yatay vurarak cisimleri olduğundan farklı gösterebilir bu durumda sürücülerde göz yanılmalarına neden olabilir kazalar meydana gelebilir.Bu saatlerde sürücüler daha çok dikkatli olmalıdırlar.<br />
<br />
13-Sürücüler çok kalın elbise giyerek araç kullanmalıdırlar.Çünkü ani manevraları yapmakta zorlanırlar.<br />
<br />
14-Sürücüler sakın kulaklı takarak telefon ve müzik aletleri dinlememelidirler. Cep telefonlarını mümkün ise kapalı tutmalıdırlar. Gerektiğinde açarak yol kenarında uygun bir yerde durarak konuşmalı bitiminde tekrar kapatmalıdırlar.<br />
<br />
15-Güneşli havalarda gözlerini koruyacak fazla koyu renkte olmayan gözlerini yormayan gözlü kullanmalıdırlar.Kapalı havalarda asla gözlük kullanmamalıdırlar.<br />
<br />
16-Karayollarını kullanan sürücüler mutlaka emniyet kemerini bağlamalıdırlar.Kemerinizi bağlayın kederinizi bağlamayınız.<br />
<br />
17-Karayollarında araçlara aşırı dengesiz yük yüklemeyiniz. Aşırı dengesiz yük aracın manevra kabiliyetini azaltır. Direksiyon kontrolünü zorlaştırıl.<br />
<br />
18-Karayollarını kullanan sürücü kendisi ile barışık olmalıdır.Sorunlarını trafik içerisine taşımamalıdır.Araç kullanırken hiçbir yorum düşünce yapmamalıdır.Sakin ve rahat olmalıdır.<br />
<br />
Unutmayın! Karayolunu kullanan sürücünün karayollarında %33 trafik kazası yapma riski vardır.Rus ruletinde bile bu kadar risk yoktur. Rus ruletinde bile %l7 dır. Sürücüler trafik kurallarına uyarak araç kullanmaları halinde bu risk oranı düşmektedir.Kendinizi hayatı seviniz, hayat yaşamak güzeldir.<br />
<br />
Herkese sağlıklı güvenilir trafikler. Sevinçli neşeli güzel bayram tatiller.<br />
<br />
Sevinçli güzel Bayramınız gibi trafiğinizde güzel bayram olsun.<br />
<br />
Abdullah KAPLAN</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KAHRAMAN ŞEHİTLERİMİZİ UNUTMADIK]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=52</link>
			<pubDate>Mon, 29 Dec 2008 00:51:01 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=52</guid>
			<description><![CDATA[Birinci Dünya Savaşında; İngilizler Arap yarım adasının bir kısmını ve Kutsal sayılan Kudüs ü de işgal ettiler. Filistin Arapları yönetimi İngilizlerin bu işgalinden kurtulmak için O zaman ki Osmanlı Türk Ordusundan yardım istedi. Osmanlı Türk Askerleri Filistin ve Kudüs ü savunmak ve İngilizlerden geri almak için büyük bir savaşa girdi. Filistin Arap askerleri ile birlikte verilen bu savaş aylarca sürdü. <br />
<br />
Fakat Osmanlı Türk Askerlerinin Bilmediği bir konu vardı o konuda Filistin Araplarının savaş yönlerinin zayıf olduğu menfaatleri doğrultusunda hemen taraf değiştirebileceğini Osmanlı Türk askerleri ordu komutanları bilmiyorlardı.<br />
<br />
Savaş sürer iken İngiliz diplomasını durmak bilmeden Filistin Arapları yanlarına çekmek için plan yapıyor ve faaliyetler gösteriyorlardı. <br />
 <br />
İngilizler Filistin yönetimine bizim yanımızda olursanız Osmanlı Türk Ordusunu Kudüs ten çıkarı Kudüs ü geri alır sizlerin idaresine veririz diye Filistin Arapları kandırarak yanlarına çektiler.<br />
İngilizlere karşı Osmanlı Türk Ordusunun yanında savaşan Filistin Arap askerleri İngiliz ordusunun askerlerinin yanında yer alarak Osmanlı Türk Ordusu askerleri ile savaşmaya başladılar. <br />
Filistin Kudüs savaşı aylarca sürdü sonuçta Osmanlı Türk Askerleri Ordusu binlerce şehit ve 150 000 bin esir vererek bu savaşı kaybettiler.<br />
Filistin Arapları Osmanlı Türk Ordusunun yenilmesi ile Kudüs ü İngiliz ve kendilerine geçmesini Osmanlı Türk Ordusunu yendikleri günü “Kudüs ü Türklerden Kurtuluş Günü” olarak ilan ettiler. Filistin Arapları hala Osmanlı Türk Ordusunu yendikleri o günü “Kudüs ün Türklerden Kurtuluş Günü “ olarak kutlarlar.<br />
İngilizler sinsi planlarını hayata geçirerek Kudüs yönetimini bu gün İsrail devleti olan Yahudilere bıraktı.<br />
<br />
O tarih den beri Filistin Arapları Kudüs sevdası sürerek İsrail ile savaşları devam etmektedir. Filistinli Arapların başlarına İsrail ile ne geliyorsa o tarihlerde Osmanlı Türk Ordusuna yapmış olduğu ihanetten gelmektedir. Filistinli Araplar Osmanlı Türk Askerleri Ordusuna o tarihlerde ihanet etmemiş olsaydı bu günkü İsrail devlet i ile yaşadığı savaşlar olamayacaktı.<br />
<br />
Bu dünya yapma etme bulma dünyasıdır. Osmanlı Türk Askerlerini arkadan vuranlar ihanetin cezasını elbet de bir gün çekeceklerdi. <br />
Osmanlı Türk Askerleri Filistin Arapların ihanetine uğrayarak hem Arap dünyasında ki gücünü kaybetti hem de binlerce Kahraman Türk Askerini şehit verdi ve 150 000 bin Türk askeri İngilizlere esir düştü yollarda kamplar de eziyet çeker telef olarak öldüler. Allah büyük her ihanetin cezasını bir şekilde verir.<br />
<br />
Bu yaşanan İsrail Filistin savaşlarını onamıyorum, savaşılarn her türlüsüne karşıyım.<br />
Fakat toplumlar başlarına ne geleceklerini çağın şartlarına göre artık görmelidirler tahmin etmelidirler ona göre tedbirlerini önlemlerini almalıdırlar.<br />
<br />
Filistin Arap askerlerinin Osmanlı Türk Ordusuna yapmış olduğu ihanetin sonuçları Kahraman Osmanlı Türk Askerlerine neler yaşatmıştır aşağıda gerçekler yazılmıştır.<br />
<br />
Okuyacağınız bu acı gerçekler Kahraman Osmanlı Türk Askerlerinin yaşadığı acı gerçeklerdir.<br />
Kahraman Osmanlı Türk Askerlerine yapılan bu insanlık dışı davranışları vahşeti okudukça insanın hücreleri diken diken oluyor. Bu vahşeti yapanlar insan olamazlar.<br />
Bu vahşeti yaşatanlar bir gün vahşete uğrayacaklarını bilmelidirler. <br />
Bizler Kahraman Türk Askerlerinin verdiği şehitleri unutmadık onları acıları içimizde gizli bir ateş gibi yanıyor.<br />
Yemen türküleri boşuna çıkmadı yazılmadı.<br />
Bu türküler Arap yarım adasında Kahraman Türk Askerlerinin acılarını çektiği eziyetleri teleflikleri ihanetleri anlatmaktadır.<br />
Bu Yemen türküleri boşuna söylenmiyor.<br />
<br />
Birinci Dünya Savaşında Arap Yarımadsında;<br />
İngilizlere,<br />
150 bin Kahraman Askerimiz esir Düştü.<br />
Bu Askerlerden  bir kısmı da Mısır’ın  İskenderiye şehri yakınlarında  Seydibeşir Usare<br />
Kamplarında hapis edildi.<br />
<br />
Bu kampın tam adı “Seydibeşir Kuveysna Osmani Useray-ı Harbiye Kampı” dır.<br />
Bu Kamp da 1918 Filistin Cephesinde esir düşen 16.Tümen’in 48.Alayı’na bağlı <br />
Osmanlı Askerleri Tutuluyordu.<br />
<br />
12 Haziran 1920 yılına kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır hakaretler ve<br />
Aşağılamaya maruz kaldılar.<br />
<br />
İnsanlık dışı muamelerinin nedenleri yine  zalim Ermeniler  olduğu bilinmektedir.<br />
<br />
Bu Kamplarda Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan yanlış çevirileri ve İngilizleri kışkırtmaları nedenleri ile kampların İngiliz komutanları, azılı Türk düşmanları haline gelmişlerdir.<br />
<br />
Kamplardaki ağır koşullar nedeni ile ölen askerlerimiz dışında sağ kalan kahraman askerlerimizi Türk Ordusuna teslim etmek işlerine gelmiyordu.<br />
Çünkü;<br />
Meydana gelecek olası bir savaşta, bu kahraman askerlerimizin yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeni tercümanlar tarafından İngilizlerin beyinlerine işlenmişlerdi<br />
<br />
Çözüm;<br />
Toplu katliamdı…<br />
Kahraman Askerlerimiz<br />
Mikrop  bit kırma bahanesi ile süngü zorlamaları yapılarak süngü zoru ile Dezenfekte havuzlarına zoraki sokuldular.<br />
<br />
Ancak ;<br />
Havuzdaki sulara normalin çok üzerinde “Krizol” maddesi katılmıştı…<br />
Kahraman Askerimiz Mehmetçikler daha ayaklarını suya sokar sokmaz aşırı “Krizol” maddesi ile ayakları haşlanıyordu.<br />
<br />
Fakat ; <br />
İngilizin zalim askerleri tüfeklerinin dipçik darbeleri ile Kahraman Askelerimizi Mehmetçikleri  “krizol” dolu olan havuzdan dışarı çıkmalarına izin vermiyorlardı.<br />
Mehmetçikler bellerine kadar gelen havuz sularına kafalarını sokmak istemediler.<br />
<br />
Ancak;<br />
Bu kez İngiliz askerleri Mehmetçiklerinin başları üzerine havaya ateş etmeye başladılar.<br />
Kahraman Askerlerimiz Mehmetçikler ölmemek için çömelerek kafalarını “krizol” lu suya soktular.<br />
<br />
Olanlar Artık Olmuştu;<br />
Kafasını “Krizol”lu sudan dışarı çıkaranlar Kahraman Askerlerimiz artık göremiyorlardı.<br />
Çünkü gözleri yanmış gör olmuşlardı.<br />
Dışarı çıkarılar Gözleri görmeyen vücutları yanmış  Kahraman Askerlerimizi gören dışarıda bulunan sağlam Kahraman Askerlerimizin Mehmetçiklerin dirençleri itirazları fayda etmedi.<br />
Ve sonuçta Zalim İngilizler ile iş birliği yapan hain Ermeniler 15 000 bin Kahraman Türk Askerini Mehmetçiklerimizi gör ettiler.<br />
<br />
İngilizler ve hain Ermeniler tarafından zalimce Yapılan bu vahşet 25 Mayıs 1921 tarihinde  TBMM’de  bir önerge ile görüşüldü.<br />
Milletvekilleri Faik ve Şeref Beyler  TBMM’sine bir önerge vererek, Mısır da  esir olan 15 000  Kahraman Türk Askerlerinin “Krizol” havuzlarına sokularak  gör edildiğini araştırılmasını istedi.<br />
<br />
Sonuç olarak bu vahşeti yapanların failleri olan İngiliz Doktorlarının, Garnizon Komutanın ve İngiliz askerleri ile hain Ermeni tercümanlarının cezalandırılması için TBMM’in teşebbüse geçerek Kahraman Türk Askerlerine yapılanların hesabını sorulmasını istediler.<br />
<br />
Ancak ;<br />
Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bin türlü derdi vardı.<br />
Bu neden ile İngilizlere ve Ermeniler bu hesap sorma işi <br />
Unutuldu gitti.<br />
<br />
Ama bu vahşeti yapanlar hiçbir şeyi “Unutmuyorlar” Kendi ihanetlerini bile soykırım ambajlarına sarıp sarmalayıp dünya kamuoyuna sunuyorlar.<br />
Dünya kamuoyu da bu vahşeti yapan zalimleri masum sanıyorlar.<br />
<br />
İşin en üzücü olan yanı da  Malum birilerinin bu karalama kampanyalarına çanak tutmasıdır.<br />
<br />
Ermeniler kendi yaptıkları mezalimlikleri unutarak güya Soykırım yapıldı gibi göstererek, Dünyayı ayağa kaldırıyor.<br />
Tarih okumayan dünya milletleri ve devletleri de yalan olan bu soykırım uydurma hikayesine inanıyorlar.<br />
<br />
Türk Milleti yüce onurlu gururlu bir Milletir kendisine yapılmasını istemediği bir davranışı başka milletlere yapmaz.<br />
Türk Milleti dünyada on dört büyük İmparatorluk ve yüz on altı Büyük Devlet Kurmuş bir yüce milletir. Dünya da bu unvana sahip tek milletir. Dünya da hiç millet Türk Milleti kadar İmparatorluk ve devlet kurmamıştır. Bu kadar imanı ve inanç güçlü bir millet dünya tarihinde yoktur. <br />
Bu neden ile Türk Milleti ile uğraşmak isteyen gafiller yüz kez bir kere daha düşünerek hareket etmelidirler.<br />
Dünya yıkılsa üçüncü bir yenidünya kurulsa, Türk Milleti o kurulan yeni üçüncü dünyada yine yerini alır. Diğer gafiller düşünsün ne yapacaklarını.<br />
Biz Türk Milleti olarak duyarlı olup Şehitlerimize tarihimize sahip çıkmıyoruz.<br />
Bizler Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti olarak dünyaya kendimizi nasıl tanıtıp kabul ettirebiliriz. <br />
Artık Türk Milleti olarak titreyip kendimize gelmeliyiz. Türk Milleti olarak ülkemiz adına duyarlı olmalıyız. Yaşadığımız vatan olarak kabul ettiğimiz bu topraklarımıza sahip çıkmalıyız. Çakalların kurtların akbabaların çoğaldığı bu zamanda Türk Milleti olarak hep beraber uyanık olmalıyız. Vatanımıza milletimize sahip çıkmalıyız.<br />
Türkiye Cumhuriyeti topraklarından beslenen, havasını teneffüs eden suyunu içen insanların bu ülkeye ihanet etmek hakları yoktur. Eğer yapıyorlar ise bu yaptıkları ihanetin hesabını bir gün gelecek çok ağır ödeyeceklerdir.<br />
Bütün kahraman şehitlerimizi saygı ile anıyor tanrıdan rahmet diliyorum. Toprakları bol, ruhları şad olsun.<br />
Her Türk vatandaşı bu ülkeye gücü yettiği kadar her yerde her alanda dünyanın neresinde olursanız olun sahip çıkmak zorundadırlar. Çünkü dünyada Türk Milletinin hür özgürce yaşabileceği bir başka daha Türkiye Cumhuriyeti yok. Bu güzel Ülkemize vatanımıza milletimize sahip çıkalım. Birlik dirlik olalım barış içerisinde kardeşçe yaşayalım. Kalleşçe değil.<br />
<br />
Abdullah KAPLAN<br />
2008]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Birinci Dünya Savaşında; İngilizler Arap yarım adasının bir kısmını ve Kutsal sayılan Kudüs ü de işgal ettiler. Filistin Arapları yönetimi İngilizlerin bu işgalinden kurtulmak için O zaman ki Osmanlı Türk Ordusundan yardım istedi. Osmanlı Türk Askerleri Filistin ve Kudüs ü savunmak ve İngilizlerden geri almak için büyük bir savaşa girdi. Filistin Arap askerleri ile birlikte verilen bu savaş aylarca sürdü. <br />
<br />
Fakat Osmanlı Türk Askerlerinin Bilmediği bir konu vardı o konuda Filistin Araplarının savaş yönlerinin zayıf olduğu menfaatleri doğrultusunda hemen taraf değiştirebileceğini Osmanlı Türk askerleri ordu komutanları bilmiyorlardı.<br />
<br />
Savaş sürer iken İngiliz diplomasını durmak bilmeden Filistin Arapları yanlarına çekmek için plan yapıyor ve faaliyetler gösteriyorlardı. <br />
 <br />
İngilizler Filistin yönetimine bizim yanımızda olursanız Osmanlı Türk Ordusunu Kudüs ten çıkarı Kudüs ü geri alır sizlerin idaresine veririz diye Filistin Arapları kandırarak yanlarına çektiler.<br />
İngilizlere karşı Osmanlı Türk Ordusunun yanında savaşan Filistin Arap askerleri İngiliz ordusunun askerlerinin yanında yer alarak Osmanlı Türk Ordusu askerleri ile savaşmaya başladılar. <br />
Filistin Kudüs savaşı aylarca sürdü sonuçta Osmanlı Türk Askerleri Ordusu binlerce şehit ve 150 000 bin esir vererek bu savaşı kaybettiler.<br />
Filistin Arapları Osmanlı Türk Ordusunun yenilmesi ile Kudüs ü İngiliz ve kendilerine geçmesini Osmanlı Türk Ordusunu yendikleri günü “Kudüs ü Türklerden Kurtuluş Günü” olarak ilan ettiler. Filistin Arapları hala Osmanlı Türk Ordusunu yendikleri o günü “Kudüs ün Türklerden Kurtuluş Günü “ olarak kutlarlar.<br />
İngilizler sinsi planlarını hayata geçirerek Kudüs yönetimini bu gün İsrail devleti olan Yahudilere bıraktı.<br />
<br />
O tarih den beri Filistin Arapları Kudüs sevdası sürerek İsrail ile savaşları devam etmektedir. Filistinli Arapların başlarına İsrail ile ne geliyorsa o tarihlerde Osmanlı Türk Ordusuna yapmış olduğu ihanetten gelmektedir. Filistinli Araplar Osmanlı Türk Askerleri Ordusuna o tarihlerde ihanet etmemiş olsaydı bu günkü İsrail devlet i ile yaşadığı savaşlar olamayacaktı.<br />
<br />
Bu dünya yapma etme bulma dünyasıdır. Osmanlı Türk Askerlerini arkadan vuranlar ihanetin cezasını elbet de bir gün çekeceklerdi. <br />
Osmanlı Türk Askerleri Filistin Arapların ihanetine uğrayarak hem Arap dünyasında ki gücünü kaybetti hem de binlerce Kahraman Türk Askerini şehit verdi ve 150 000 bin Türk askeri İngilizlere esir düştü yollarda kamplar de eziyet çeker telef olarak öldüler. Allah büyük her ihanetin cezasını bir şekilde verir.<br />
<br />
Bu yaşanan İsrail Filistin savaşlarını onamıyorum, savaşılarn her türlüsüne karşıyım.<br />
Fakat toplumlar başlarına ne geleceklerini çağın şartlarına göre artık görmelidirler tahmin etmelidirler ona göre tedbirlerini önlemlerini almalıdırlar.<br />
<br />
Filistin Arap askerlerinin Osmanlı Türk Ordusuna yapmış olduğu ihanetin sonuçları Kahraman Osmanlı Türk Askerlerine neler yaşatmıştır aşağıda gerçekler yazılmıştır.<br />
<br />
Okuyacağınız bu acı gerçekler Kahraman Osmanlı Türk Askerlerinin yaşadığı acı gerçeklerdir.<br />
Kahraman Osmanlı Türk Askerlerine yapılan bu insanlık dışı davranışları vahşeti okudukça insanın hücreleri diken diken oluyor. Bu vahşeti yapanlar insan olamazlar.<br />
Bu vahşeti yaşatanlar bir gün vahşete uğrayacaklarını bilmelidirler. <br />
Bizler Kahraman Türk Askerlerinin verdiği şehitleri unutmadık onları acıları içimizde gizli bir ateş gibi yanıyor.<br />
Yemen türküleri boşuna çıkmadı yazılmadı.<br />
Bu türküler Arap yarım adasında Kahraman Türk Askerlerinin acılarını çektiği eziyetleri teleflikleri ihanetleri anlatmaktadır.<br />
Bu Yemen türküleri boşuna söylenmiyor.<br />
<br />
Birinci Dünya Savaşında Arap Yarımadsında;<br />
İngilizlere,<br />
150 bin Kahraman Askerimiz esir Düştü.<br />
Bu Askerlerden  bir kısmı da Mısır’ın  İskenderiye şehri yakınlarında  Seydibeşir Usare<br />
Kamplarında hapis edildi.<br />
<br />
Bu kampın tam adı “Seydibeşir Kuveysna Osmani Useray-ı Harbiye Kampı” dır.<br />
Bu Kamp da 1918 Filistin Cephesinde esir düşen 16.Tümen’in 48.Alayı’na bağlı <br />
Osmanlı Askerleri Tutuluyordu.<br />
<br />
12 Haziran 1920 yılına kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır hakaretler ve<br />
Aşağılamaya maruz kaldılar.<br />
<br />
İnsanlık dışı muamelerinin nedenleri yine  zalim Ermeniler  olduğu bilinmektedir.<br />
<br />
Bu Kamplarda Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan yanlış çevirileri ve İngilizleri kışkırtmaları nedenleri ile kampların İngiliz komutanları, azılı Türk düşmanları haline gelmişlerdir.<br />
<br />
Kamplardaki ağır koşullar nedeni ile ölen askerlerimiz dışında sağ kalan kahraman askerlerimizi Türk Ordusuna teslim etmek işlerine gelmiyordu.<br />
Çünkü;<br />
Meydana gelecek olası bir savaşta, bu kahraman askerlerimizin yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeni tercümanlar tarafından İngilizlerin beyinlerine işlenmişlerdi<br />
<br />
Çözüm;<br />
Toplu katliamdı…<br />
Kahraman Askerlerimiz<br />
Mikrop  bit kırma bahanesi ile süngü zorlamaları yapılarak süngü zoru ile Dezenfekte havuzlarına zoraki sokuldular.<br />
<br />
Ancak ;<br />
Havuzdaki sulara normalin çok üzerinde “Krizol” maddesi katılmıştı…<br />
Kahraman Askerimiz Mehmetçikler daha ayaklarını suya sokar sokmaz aşırı “Krizol” maddesi ile ayakları haşlanıyordu.<br />
<br />
Fakat ; <br />
İngilizin zalim askerleri tüfeklerinin dipçik darbeleri ile Kahraman Askelerimizi Mehmetçikleri  “krizol” dolu olan havuzdan dışarı çıkmalarına izin vermiyorlardı.<br />
Mehmetçikler bellerine kadar gelen havuz sularına kafalarını sokmak istemediler.<br />
<br />
Ancak;<br />
Bu kez İngiliz askerleri Mehmetçiklerinin başları üzerine havaya ateş etmeye başladılar.<br />
Kahraman Askerlerimiz Mehmetçikler ölmemek için çömelerek kafalarını “krizol” lu suya soktular.<br />
<br />
Olanlar Artık Olmuştu;<br />
Kafasını “Krizol”lu sudan dışarı çıkaranlar Kahraman Askerlerimiz artık göremiyorlardı.<br />
Çünkü gözleri yanmış gör olmuşlardı.<br />
Dışarı çıkarılar Gözleri görmeyen vücutları yanmış  Kahraman Askerlerimizi gören dışarıda bulunan sağlam Kahraman Askerlerimizin Mehmetçiklerin dirençleri itirazları fayda etmedi.<br />
Ve sonuçta Zalim İngilizler ile iş birliği yapan hain Ermeniler 15 000 bin Kahraman Türk Askerini Mehmetçiklerimizi gör ettiler.<br />
<br />
İngilizler ve hain Ermeniler tarafından zalimce Yapılan bu vahşet 25 Mayıs 1921 tarihinde  TBMM’de  bir önerge ile görüşüldü.<br />
Milletvekilleri Faik ve Şeref Beyler  TBMM’sine bir önerge vererek, Mısır da  esir olan 15 000  Kahraman Türk Askerlerinin “Krizol” havuzlarına sokularak  gör edildiğini araştırılmasını istedi.<br />
<br />
Sonuç olarak bu vahşeti yapanların failleri olan İngiliz Doktorlarının, Garnizon Komutanın ve İngiliz askerleri ile hain Ermeni tercümanlarının cezalandırılması için TBMM’in teşebbüse geçerek Kahraman Türk Askerlerine yapılanların hesabını sorulmasını istediler.<br />
<br />
Ancak ;<br />
Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bin türlü derdi vardı.<br />
Bu neden ile İngilizlere ve Ermeniler bu hesap sorma işi <br />
Unutuldu gitti.<br />
<br />
Ama bu vahşeti yapanlar hiçbir şeyi “Unutmuyorlar” Kendi ihanetlerini bile soykırım ambajlarına sarıp sarmalayıp dünya kamuoyuna sunuyorlar.<br />
Dünya kamuoyu da bu vahşeti yapan zalimleri masum sanıyorlar.<br />
<br />
İşin en üzücü olan yanı da  Malum birilerinin bu karalama kampanyalarına çanak tutmasıdır.<br />
<br />
Ermeniler kendi yaptıkları mezalimlikleri unutarak güya Soykırım yapıldı gibi göstererek, Dünyayı ayağa kaldırıyor.<br />
Tarih okumayan dünya milletleri ve devletleri de yalan olan bu soykırım uydurma hikayesine inanıyorlar.<br />
<br />
Türk Milleti yüce onurlu gururlu bir Milletir kendisine yapılmasını istemediği bir davranışı başka milletlere yapmaz.<br />
Türk Milleti dünyada on dört büyük İmparatorluk ve yüz on altı Büyük Devlet Kurmuş bir yüce milletir. Dünya da bu unvana sahip tek milletir. Dünya da hiç millet Türk Milleti kadar İmparatorluk ve devlet kurmamıştır. Bu kadar imanı ve inanç güçlü bir millet dünya tarihinde yoktur. <br />
Bu neden ile Türk Milleti ile uğraşmak isteyen gafiller yüz kez bir kere daha düşünerek hareket etmelidirler.<br />
Dünya yıkılsa üçüncü bir yenidünya kurulsa, Türk Milleti o kurulan yeni üçüncü dünyada yine yerini alır. Diğer gafiller düşünsün ne yapacaklarını.<br />
Biz Türk Milleti olarak duyarlı olup Şehitlerimize tarihimize sahip çıkmıyoruz.<br />
Bizler Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti olarak dünyaya kendimizi nasıl tanıtıp kabul ettirebiliriz. <br />
Artık Türk Milleti olarak titreyip kendimize gelmeliyiz. Türk Milleti olarak ülkemiz adına duyarlı olmalıyız. Yaşadığımız vatan olarak kabul ettiğimiz bu topraklarımıza sahip çıkmalıyız. Çakalların kurtların akbabaların çoğaldığı bu zamanda Türk Milleti olarak hep beraber uyanık olmalıyız. Vatanımıza milletimize sahip çıkmalıyız.<br />
Türkiye Cumhuriyeti topraklarından beslenen, havasını teneffüs eden suyunu içen insanların bu ülkeye ihanet etmek hakları yoktur. Eğer yapıyorlar ise bu yaptıkları ihanetin hesabını bir gün gelecek çok ağır ödeyeceklerdir.<br />
Bütün kahraman şehitlerimizi saygı ile anıyor tanrıdan rahmet diliyorum. Toprakları bol, ruhları şad olsun.<br />
Her Türk vatandaşı bu ülkeye gücü yettiği kadar her yerde her alanda dünyanın neresinde olursanız olun sahip çıkmak zorundadırlar. Çünkü dünyada Türk Milletinin hür özgürce yaşabileceği bir başka daha Türkiye Cumhuriyeti yok. Bu güzel Ülkemize vatanımıza milletimize sahip çıkalım. Birlik dirlik olalım barış içerisinde kardeşçe yaşayalım. Kalleşçe değil.<br />
<br />
Abdullah KAPLAN<br />
2008]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KURBAN BAYRAMINDA TRAFİK KURBANI OLANLAR]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=51</link>
			<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 01:50:58 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=51</guid>
			<description><![CDATA[Kurban Bayramında Trafik Kurbanı Olanlar.<br />
Bayramlar her zaman güzel neşeli başlar.<br />
Bu kurban bayramında da insanlar karayollarında trafik terörüne kurban oldular.<br />
Önce trafik sonra bayram olmalıdır. Çünkü neşeli güzel bir bayramın başlangıç noktası trafiktir. Bayram trafik ile başlar yine trafik ile sona erer. Bu bilinç doğrultusunda her insan önce sağlıklı olmalı sonra bayramını yapmalıdır. <br />
Bizim ülkenizde bayram demek sevinç demek neşe demek büyüklere saygı küçüklere sevgi demektir. Bu neden ile insanlar bayramlarda büyüklerini ziyaret ederek saygılarını göstererek ellerini öperek onların hayır dualarını alırlar. Küçükler sevindirilmek için insanlar ceketlerinin ceplerinde şeker taşırlar. Bu güzel bayram ananesi kültürü hiçbir ülkenin tarihinde yoktur. Bu güzel bayramlaşma kültürü sadece bu asil Türk milletinin benliğinde tarihinde vardır. Başka milletlerin kültüründe bu güzel değerler yoktur. Bu güzel kültürün gereklerini yerine getirmek için insanlar büyüklerini ziyaret etmek nedeni ile karayollarını trafiği kullanarak yakınlarına akrabalarına ulaşacaklardır. İnsanların bayramlarda kullandığı trafik de bayram gibi güzel sevinçli neşeli olmalıdır. Bunun için insanların sadece yapmaları gerek şey trafik kurallarına uyarak karayollarını kullanmalarıdır.<br />
İnsanlar gerek sosyal yaşantıları gerek ise ekonomik nedenlerden dolayı memleketlerinden yurtlarından ayrılarak diyarı gurbetlere çıkmışlardır. Kimileri uzaklarda bayram geçirmektedirler. Kimi insanlarda bayramı memleketlerinde büyükleri ve akrabaları ile bayram geçirmek istediklerinden trafik kullanarak yollara düşmektedirler. İşte insanların güzel başlayan bu bayramı güzel bitirmeleri için kullandıkları trafik de trafik kurallarına uyarak yolları kullanmalıdırlar.<br />
Evet bu bayram eşleri dostları ile bayramlaşmak için evlerinden neşe içerisinde karayollarına çıkan insanların bir çoğu sağlıklı olarak evlerine geri dönemediler. Bu bayram da yaklaşık olarak dokuz yüz elli kişi karayollarında trafik kazasına bağlı olarak gerek hayatlarını kaybederek gerek ise yaralı olarak evlerine geri dönemediler. Neşeli sevinçli gün olan  kurban bayramında yanlış kurallar nedeni ile karayollarında trafik terörüne kurban oldular. Kimleri trafik kazaları nedeni ile bu dünyadan hem de en neşeli günler olan bayram günlerinde hayatlarını kaybederek öbür dünya ya göç ettiler. Evlerine sağlıklı dönemediler. Birçoğu insanlar da bayramlarını bin bir acı üzüntü içerisinde hastanelerde yaralı olarak geçirdiler onlarda evlerine sağlıklı olarak dönemediler. Birçok insan da trafik kazalarına bağlı olarak sakat ve özürlü duruma düştüler. Yazık günah değil mi şimdi bu insanlara. <br />
Neşeli başlayan bir bayramı niçin bizler neşeli şen sağlıklı bitiremedik. Çünkü insanlar her koşulda sağlıklı kalmanın kurallarını yerine getirmelidirler. Bu bayram karayollunu kullanan sürücülerin birçoğu trafik kurallarına uymadan karayollunu kullanmaya kalkıştı ve sonuçta bu kazalar yaşandı evlerine sağlıklı olarak dönemediler. Dünya ya yeni doğan kundak da ki çocuklar bu ilk bayramların da hayatların karayollunda trafik kazalarında kaybettiler aileler yok oldu. Bu üzücü kazalar hep biz insanların hatalarında kaynaklanan kazalardır. <br />
Bayramları bayram gibi yaşamak her insanın hakkıdır. Bu neden ile insanlar bayramlarını iyi neşeli geçirmeleri için kullandıkları trafiğin kurallarına uymak zorundadırlar. Trafik kuralları her zaman geçerlidir. Bayram günlerinin ayrı bir trafik kuralları yoktur. Fakat insanlar bayramda sanki başka trafik kuralları varmış gibi davranarak yanlış uygulama yaparak kazalara neden olmaktadır. Bu gün bayram diyerek trafik kuralları ihlal edilemez. Trafik kuralları yorumlanamaz sadece uygulanır. <br />
Trafik kazaları doğal afet değildir. Trafik kazaları önlemler tedbirler ve kurallar yerine getirildiği sürece önlenebilir kazalardır. Kader hiç değildir. Trafik kazalarına bir kadermiş gibi bakılmamalıdır. Trafik kazaları görülmez değildirler bütün kazalar gözükür, görebilecek bilgin ve birimin varsa. Ama bizler bilmediklerimizde öğrenmediklerimizden dolayı kazalara neden oluyoruz adına hemen görülmez kaza diye geçiştiriyoruz.Hayır bütün kazalar kural dışı davranışlarla oluşur ve gözükür.Türkiye de karayollarını kullanan insanlar birer  trafik fukarası,trafiğin kurallar ile kullandığını bilmiyorlar.Göz görür ama,ışık olmasa görmez,gözün görebilmesi için ışığa ihtiyaç vardır.Işık olmayınca göz hiçbir şey görmez.Trafiğinde sağlıklı yaşanması içinde kurallara uyulması ihtiyacı vardır.Gözün görebilmesi için ışığa ihtiyacı varsa,Trafiğin sağlıklı kullanılması için kurallara ihtiyacı vardır.<br />
Gelecekte de insanlar yine bayram yaşayacaklar evlerine sağlıklı olarak geri dönmek istiyorlar iseler karayollarında trafik kurallarına uymalıdırlar.<br />
Bu bayramda da Türkiye'de savaşlardan daha çok fazla karayollarında trafik kazalarında insanlarımız hayatlarını kaybettiler.Bu insanlar bizim insanlarımız..Türkiye'de her gün yüzlerce trafik kazası oluyor,bu trafik kazalarında ortalama olarak 20-25 insan hayatını kaybediyor,buna karşı Türk insanının gıkı dahi çıtı çıkmıyor.Tepki göstermiyor.Bu ne biçim çelişki,duyarsızlık.Türk insanı bu kadar trafik kazalarına karşı duyarsız olamaz.Bu gün Türkiye karayollarında trafik adına bir trajik olay yaşanıyor.Trafik kazalarında karayollarında aileler yok oluyor,insanlarımız ve kundak da ki çocuklarımız hayatlarını kaybediyor.Bu bir trafik terörüdür.Türkiye'de trafik adına bir iç savaş yaşanıyor sanki. <br />
Türkiye karayollarında cahil cesareti ile araç kullanıyoruz, kazalar olur, insanlarımız hayatını kaybediyor, biz hala bu konuda duyarsız kalıyoruz. Bu duyarsızlığı belirtmek istiyorum. <br />
Hızlı teknolojiyi uygar çağdaş ülkeler düzeyinde bir Avrupa ’lı gibi satın alıyoruz, geri kalmış ülkeler düzeyinde bir Afrika ’lı gibi kullanıyoruz. Böyle bir çelişki olamaz. Trafik bir paylaşma kültürüdür unutulmamalıdır. <br />
Trafik kurallarına karşı insanların duyarlı olması gereklidir. Trafik kuralları uzun araştırmalar sonucu yapılmış insanların hayatta kalmaları için hizmete sunulmuş mutlaka uygulanması gerekmektedir. Trafik kanunları ve kuralları yorumlamaz uygulanır. Türkiye'de trafik kurallarını karayollarını kullanan sürücülerin yüzde onu uyguluyor yüzde doksanı kuralları uygulamıyor kazaların oranı bu yüzden artıyor ve kazalar önlenemiyor. Türkiye'de kurallara uymayanların sayısı kadar, kurallara uyanların sayısı çoğalsa kazalar en az düzeye düşecektir. Beklide hiç olmayacaktır.<br />
Trafik kazaların da İnsanlar ölüyorlar aileler yok oluyor kundak da ki masum çocuklar trafik kazaların da hayatlarını kaybediyor o kundak daki masum çocuğun ne suçu vardı ki trafik kazalarında hayatını kaybediyor bu düşündürücü bir durumdur. <br />
Dünya da yapılan bir trafik araştırmasına göre Türkiye dünyada en çok trafik kazası olan beşinci ülke olarak tespit edilmiş, Avrupa ülkeleri arasında ise Türkiye arasında birinci ülke olarak tespit edilmiş. Bu durum bize hiç mi hiç yakışmıyor. Bugün Türkiye'de savaşlardan daha çok fazla karayollarında trafik kazalarında insanlarımız hayatını kaybediyor. Bu insanlar bizim insanlarımız. <br />
Çok duyarsız kural tanımaz bir toplum yapımız var. Yaşanan kötü tecrübelerden hiç ders almıyoruz. İnsanlar Trafik kazalarını artık kanıtsamış sağır ilgisiz canından bezmiş bir toplum oluşturmuş gibiler. Bu vurdumduymazlık insanlara topluma canlarını alarak pahalıya mal olmaktadır. Canları acıyanlar trafiğe lanet yağdırıyorlar fakat suçlunun insanların olduğunu hiç düşünmüyorlar.<br />
Ateş düştüğü yeri yakıyor ama trafik kazaları her yeri yakıyor. Bu gün ülkemizde meydana gelen trafik kazaları her yönü ile trafiği ve tüm insanları etkiyor.<br />
Trafik kazaları ülkemizi her yönden etkilemektedir. Türkiye’nin  emek vererek yetiştirdiği üretken insan beyin gücü  en verimli çağda hayatını karayollarında trafik kazalarında kaybediyor. Bunun örnekleri Türkiye de çoktur rahmetli süper Vali Recep Yazıcıoğlu ve rahmetli milletvekili Adnan Kahveci gibi daha birçok isimlerini yazamadığım  meslek guruplarında yetişmiş uzmanlaşmış  değerli insanlar ülkeye daha çok hizmet edecekleri yaşta hayatlarını karayollarında trafik kazalarında kaybettiler. <br />
Trafik kazaları  ülkeye maddi ve manevi kayıplar vererek olumsuz olarak etkilemektedir.<br />
Hiç kimse trafik kazalarına karşı duyarsız kalmamalıdır. Herkes trafik kurallarına uymayı bir vatandaşlık görevi olarak görmelidirler.<br />
Türkiye de insanlar bu trafik yapısı içerisinde yaşam mücadelesi veriyorlar. Yaşadıkları içinde hepside madalyayı hak ediyorlar.<br />
İnsanlara samanlıkta iğne aratan bu devlet istese olumsuz yaşanan bu trafiği düzenleyecek ve düzeltecek güçtedir. <br />
Trafik hayattır, hayatınızı seviniz kuralları uygulayınız.<br />
Trafik bir dünyadır, dünyayı iyi yaşamak gerekir<br />
Türkiye karayollarında cahil cesareti ile araç kullanıyoruz, kazalar olur, insanlarımız hayatını kaybediyor, biz hala bu konuda duyarsız kalıyoruz. <br />
Bu duyarsızlığı belirtmek istiyorum.<br />
Trafik kuralları uzun araştırmalar sonucu yapılmış insanların hayatta kalmaları için hizmete sunulmuş mutlaka uygulanması gerekmektedir. <br />
Bu gün dahi karayoluna trafiğe çıkanlardan sağlıklı dönemeyenler vardır.<br />
Trafik Kurallarına uyalım.<br />
Artık evlerimize sağlıklı olarak geri dönmeyi öğrenelim. <br />
Trafik Hayattır hayatınıza sahip çıkınız.<br />
Trafik bir paylaşma kültürüdür unutulmamalıdır.<br />
Abdullah KAPLAN<br />
2008]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kurban Bayramında Trafik Kurbanı Olanlar.<br />
Bayramlar her zaman güzel neşeli başlar.<br />
Bu kurban bayramında da insanlar karayollarında trafik terörüne kurban oldular.<br />
Önce trafik sonra bayram olmalıdır. Çünkü neşeli güzel bir bayramın başlangıç noktası trafiktir. Bayram trafik ile başlar yine trafik ile sona erer. Bu bilinç doğrultusunda her insan önce sağlıklı olmalı sonra bayramını yapmalıdır. <br />
Bizim ülkenizde bayram demek sevinç demek neşe demek büyüklere saygı küçüklere sevgi demektir. Bu neden ile insanlar bayramlarda büyüklerini ziyaret ederek saygılarını göstererek ellerini öperek onların hayır dualarını alırlar. Küçükler sevindirilmek için insanlar ceketlerinin ceplerinde şeker taşırlar. Bu güzel bayram ananesi kültürü hiçbir ülkenin tarihinde yoktur. Bu güzel bayramlaşma kültürü sadece bu asil Türk milletinin benliğinde tarihinde vardır. Başka milletlerin kültüründe bu güzel değerler yoktur. Bu güzel kültürün gereklerini yerine getirmek için insanlar büyüklerini ziyaret etmek nedeni ile karayollarını trafiği kullanarak yakınlarına akrabalarına ulaşacaklardır. İnsanların bayramlarda kullandığı trafik de bayram gibi güzel sevinçli neşeli olmalıdır. Bunun için insanların sadece yapmaları gerek şey trafik kurallarına uyarak karayollarını kullanmalarıdır.<br />
İnsanlar gerek sosyal yaşantıları gerek ise ekonomik nedenlerden dolayı memleketlerinden yurtlarından ayrılarak diyarı gurbetlere çıkmışlardır. Kimileri uzaklarda bayram geçirmektedirler. Kimi insanlarda bayramı memleketlerinde büyükleri ve akrabaları ile bayram geçirmek istediklerinden trafik kullanarak yollara düşmektedirler. İşte insanların güzel başlayan bu bayramı güzel bitirmeleri için kullandıkları trafik de trafik kurallarına uyarak yolları kullanmalıdırlar.<br />
Evet bu bayram eşleri dostları ile bayramlaşmak için evlerinden neşe içerisinde karayollarına çıkan insanların bir çoğu sağlıklı olarak evlerine geri dönemediler. Bu bayram da yaklaşık olarak dokuz yüz elli kişi karayollarında trafik kazasına bağlı olarak gerek hayatlarını kaybederek gerek ise yaralı olarak evlerine geri dönemediler. Neşeli sevinçli gün olan  kurban bayramında yanlış kurallar nedeni ile karayollarında trafik terörüne kurban oldular. Kimleri trafik kazaları nedeni ile bu dünyadan hem de en neşeli günler olan bayram günlerinde hayatlarını kaybederek öbür dünya ya göç ettiler. Evlerine sağlıklı dönemediler. Birçoğu insanlar da bayramlarını bin bir acı üzüntü içerisinde hastanelerde yaralı olarak geçirdiler onlarda evlerine sağlıklı olarak dönemediler. Birçok insan da trafik kazalarına bağlı olarak sakat ve özürlü duruma düştüler. Yazık günah değil mi şimdi bu insanlara. <br />
Neşeli başlayan bir bayramı niçin bizler neşeli şen sağlıklı bitiremedik. Çünkü insanlar her koşulda sağlıklı kalmanın kurallarını yerine getirmelidirler. Bu bayram karayollunu kullanan sürücülerin birçoğu trafik kurallarına uymadan karayollunu kullanmaya kalkıştı ve sonuçta bu kazalar yaşandı evlerine sağlıklı olarak dönemediler. Dünya ya yeni doğan kundak da ki çocuklar bu ilk bayramların da hayatların karayollunda trafik kazalarında kaybettiler aileler yok oldu. Bu üzücü kazalar hep biz insanların hatalarında kaynaklanan kazalardır. <br />
Bayramları bayram gibi yaşamak her insanın hakkıdır. Bu neden ile insanlar bayramlarını iyi neşeli geçirmeleri için kullandıkları trafiğin kurallarına uymak zorundadırlar. Trafik kuralları her zaman geçerlidir. Bayram günlerinin ayrı bir trafik kuralları yoktur. Fakat insanlar bayramda sanki başka trafik kuralları varmış gibi davranarak yanlış uygulama yaparak kazalara neden olmaktadır. Bu gün bayram diyerek trafik kuralları ihlal edilemez. Trafik kuralları yorumlanamaz sadece uygulanır. <br />
Trafik kazaları doğal afet değildir. Trafik kazaları önlemler tedbirler ve kurallar yerine getirildiği sürece önlenebilir kazalardır. Kader hiç değildir. Trafik kazalarına bir kadermiş gibi bakılmamalıdır. Trafik kazaları görülmez değildirler bütün kazalar gözükür, görebilecek bilgin ve birimin varsa. Ama bizler bilmediklerimizde öğrenmediklerimizden dolayı kazalara neden oluyoruz adına hemen görülmez kaza diye geçiştiriyoruz.Hayır bütün kazalar kural dışı davranışlarla oluşur ve gözükür.Türkiye de karayollarını kullanan insanlar birer  trafik fukarası,trafiğin kurallar ile kullandığını bilmiyorlar.Göz görür ama,ışık olmasa görmez,gözün görebilmesi için ışığa ihtiyaç vardır.Işık olmayınca göz hiçbir şey görmez.Trafiğinde sağlıklı yaşanması içinde kurallara uyulması ihtiyacı vardır.Gözün görebilmesi için ışığa ihtiyacı varsa,Trafiğin sağlıklı kullanılması için kurallara ihtiyacı vardır.<br />
Gelecekte de insanlar yine bayram yaşayacaklar evlerine sağlıklı olarak geri dönmek istiyorlar iseler karayollarında trafik kurallarına uymalıdırlar.<br />
Bu bayramda da Türkiye'de savaşlardan daha çok fazla karayollarında trafik kazalarında insanlarımız hayatlarını kaybettiler.Bu insanlar bizim insanlarımız..Türkiye'de her gün yüzlerce trafik kazası oluyor,bu trafik kazalarında ortalama olarak 20-25 insan hayatını kaybediyor,buna karşı Türk insanının gıkı dahi çıtı çıkmıyor.Tepki göstermiyor.Bu ne biçim çelişki,duyarsızlık.Türk insanı bu kadar trafik kazalarına karşı duyarsız olamaz.Bu gün Türkiye karayollarında trafik adına bir trajik olay yaşanıyor.Trafik kazalarında karayollarında aileler yok oluyor,insanlarımız ve kundak da ki çocuklarımız hayatlarını kaybediyor.Bu bir trafik terörüdür.Türkiye'de trafik adına bir iç savaş yaşanıyor sanki. <br />
Türkiye karayollarında cahil cesareti ile araç kullanıyoruz, kazalar olur, insanlarımız hayatını kaybediyor, biz hala bu konuda duyarsız kalıyoruz. Bu duyarsızlığı belirtmek istiyorum. <br />
Hızlı teknolojiyi uygar çağdaş ülkeler düzeyinde bir Avrupa ’lı gibi satın alıyoruz, geri kalmış ülkeler düzeyinde bir Afrika ’lı gibi kullanıyoruz. Böyle bir çelişki olamaz. Trafik bir paylaşma kültürüdür unutulmamalıdır. <br />
Trafik kurallarına karşı insanların duyarlı olması gereklidir. Trafik kuralları uzun araştırmalar sonucu yapılmış insanların hayatta kalmaları için hizmete sunulmuş mutlaka uygulanması gerekmektedir. Trafik kanunları ve kuralları yorumlamaz uygulanır. Türkiye'de trafik kurallarını karayollarını kullanan sürücülerin yüzde onu uyguluyor yüzde doksanı kuralları uygulamıyor kazaların oranı bu yüzden artıyor ve kazalar önlenemiyor. Türkiye'de kurallara uymayanların sayısı kadar, kurallara uyanların sayısı çoğalsa kazalar en az düzeye düşecektir. Beklide hiç olmayacaktır.<br />
Trafik kazaların da İnsanlar ölüyorlar aileler yok oluyor kundak da ki masum çocuklar trafik kazaların da hayatlarını kaybediyor o kundak daki masum çocuğun ne suçu vardı ki trafik kazalarında hayatını kaybediyor bu düşündürücü bir durumdur. <br />
Dünya da yapılan bir trafik araştırmasına göre Türkiye dünyada en çok trafik kazası olan beşinci ülke olarak tespit edilmiş, Avrupa ülkeleri arasında ise Türkiye arasında birinci ülke olarak tespit edilmiş. Bu durum bize hiç mi hiç yakışmıyor. Bugün Türkiye'de savaşlardan daha çok fazla karayollarında trafik kazalarında insanlarımız hayatını kaybediyor. Bu insanlar bizim insanlarımız. <br />
Çok duyarsız kural tanımaz bir toplum yapımız var. Yaşanan kötü tecrübelerden hiç ders almıyoruz. İnsanlar Trafik kazalarını artık kanıtsamış sağır ilgisiz canından bezmiş bir toplum oluşturmuş gibiler. Bu vurdumduymazlık insanlara topluma canlarını alarak pahalıya mal olmaktadır. Canları acıyanlar trafiğe lanet yağdırıyorlar fakat suçlunun insanların olduğunu hiç düşünmüyorlar.<br />
Ateş düştüğü yeri yakıyor ama trafik kazaları her yeri yakıyor. Bu gün ülkemizde meydana gelen trafik kazaları her yönü ile trafiği ve tüm insanları etkiyor.<br />
Trafik kazaları ülkemizi her yönden etkilemektedir. Türkiye’nin  emek vererek yetiştirdiği üretken insan beyin gücü  en verimli çağda hayatını karayollarında trafik kazalarında kaybediyor. Bunun örnekleri Türkiye de çoktur rahmetli süper Vali Recep Yazıcıoğlu ve rahmetli milletvekili Adnan Kahveci gibi daha birçok isimlerini yazamadığım  meslek guruplarında yetişmiş uzmanlaşmış  değerli insanlar ülkeye daha çok hizmet edecekleri yaşta hayatlarını karayollarında trafik kazalarında kaybettiler. <br />
Trafik kazaları  ülkeye maddi ve manevi kayıplar vererek olumsuz olarak etkilemektedir.<br />
Hiç kimse trafik kazalarına karşı duyarsız kalmamalıdır. Herkes trafik kurallarına uymayı bir vatandaşlık görevi olarak görmelidirler.<br />
Türkiye de insanlar bu trafik yapısı içerisinde yaşam mücadelesi veriyorlar. Yaşadıkları içinde hepside madalyayı hak ediyorlar.<br />
İnsanlara samanlıkta iğne aratan bu devlet istese olumsuz yaşanan bu trafiği düzenleyecek ve düzeltecek güçtedir. <br />
Trafik hayattır, hayatınızı seviniz kuralları uygulayınız.<br />
Trafik bir dünyadır, dünyayı iyi yaşamak gerekir<br />
Türkiye karayollarında cahil cesareti ile araç kullanıyoruz, kazalar olur, insanlarımız hayatını kaybediyor, biz hala bu konuda duyarsız kalıyoruz. <br />
Bu duyarsızlığı belirtmek istiyorum.<br />
Trafik kuralları uzun araştırmalar sonucu yapılmış insanların hayatta kalmaları için hizmete sunulmuş mutlaka uygulanması gerekmektedir. <br />
Bu gün dahi karayoluna trafiğe çıkanlardan sağlıklı dönemeyenler vardır.<br />
Trafik Kurallarına uyalım.<br />
Artık evlerimize sağlıklı olarak geri dönmeyi öğrenelim. <br />
Trafik Hayattır hayatınıza sahip çıkınız.<br />
Trafik bir paylaşma kültürüdür unutulmamalıdır.<br />
Abdullah KAPLAN<br />
2008]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[SİGARA BIRAKMA YÖNTEMLERİ]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=49</link>
			<pubDate>Thu, 27 Nov 2008 17:52:51 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=49</guid>
			<description><![CDATA[SİGARAYI BIRAKMA SİSTEMİ<br />
Gözüm aydın ben sigarayı bıraktım.Bırakmayı başardım.<br />
Gözünüz aydın sizlerde sigarayı bırakabilirsiniz.Başarabilirsiniz.<br />
Sigarayı bırakarak hayatımdan çıkarmanın sekizinci yıllını kutluyorum.Günde iki paket olmak üzere tam yirmi beş yıl sigara içtim.Fakat bundan sekiz yıl önce aldığım bir karar ve uyguladığım bir yöntem ile sigarayı bırakarak hayatımdan çıkardım.Şimdi çok mutluyum.Sigarayı bırakmamım yöntemini ve hikayesini sizlerle paylaşmak istiyorum belki sigarayı bırakmak isteyen insanlara yardımcı olabilirim düşüncesi olarak.Sigarayı bırakma yöntemi tamamen beyin ve irade gücü ile gerçekleşiyor. Sigarayı bırakmada uyguladığım yöntem şu oldu.Çalışma hayatım içerisinde mesai gereği erken saatlerde kahvaltı yapmadan sigara içiyordum,bu durum uzun bir süre zamanla devam etti.Bir gün kendime kahvaltı yapmadan sigara içmeyeceğim diye söz verdim,uzun bir süre içerisinde hiç kahvaltı yapmadan sigara içmedim.Baktım irademe sahip olabiliyorum,bir süre sonra kendime artık öğlen olmadan sigara içmeyeceğim sözünü verdim, uzun bir süre içerisinde öğlen olmadan asla sigara içmedim.Bu durum uzun bir süre devam etti,baktım öğlene kadar sigara içmeden durabiliyorum,bu defa kendime ilkinti namazı ezanı okunana kadar sigara içmeme kararı aldım.Uzun bir süre ilkinti namazı ezanı okunana kadar sigara içmedim.Bu programda da baktım irademe sahibim sigara içme arzum azalıyor.Bu durumda daha radikal bir karar alarak güneş batıncaya kadar sigara içmeme kararını aldım.Güneş batmadan uzun bir süre içerisinde sigara içmedim ve sigara içme arzumda biraz daha azaldı.Bir zaman sonra kendime dedim ki sen güneş batana kadar sigara içmeden durabiliyorsan,sen yatsı namazı ezanı okunana kadarda sigara içmeden durabilirsin dedim.Yatsı ezanı okunmadan sigara içmeyeceğim kararını aldım.Çok uzun bir süre yatsı ezanı okunmadan sigara içmedim.Bu uygulamaya koyduğum yöntem program yedi sekiz ay sürdü.Sigarayı yatsı ezanı okunduk dan sonra içme kararını uyguladığım günlerde bir gün görevim gereği çiftçinin bahçesini ve tarlasını incelemek üzere çiftçinin köyünde bulunan tarlasına gittik,çiftçinin tarlasında ekili olan mısır,fasulye,karalahana ve tütün vardı, bu tarlada ekili olan mısır,fasulye,karalahana ve tütünün arasına beş on tane hayvanlar girmiş mısır,fasulye ve karalahanaları yemiş ve yemeye de devam ediyorlar,çiftçiye sordum neden hayvanlar mısıra,fasulyeye ve karalahanaya yiyerek zarar vermişler,tütüne hiç zarar vermemişler dedim,çiftçi bana bakarak, bey hayvanlar tütünü yemezler dedi.Hayvanların tütünü yemediğini biliyordum ama çiftçinin bana söyleyiş biçimi de beni biraz da düşündürdü.O anda aklımda yeni bir düşünce gelişti sigaraya karşı,zaten ben sigarayı bırakmayı düşünüyordum,o anda da hayvanların dahi yemediği bu tütünü ben niçin içiyorum diye kendimi suçlar gibi hissettim.Zaten yatsı namazı ezanı okunana kadar içmediğim sigarayı,o anda hayvanların dahi yemediği bu tütünü bende artık içmeyeceğim diye kendi kendime söylendim .Ve bir zaman sonra kesin olarak sigara içme arzum tamamen azaldıktan sonra tam ve kesin olarak sigarayı bıraktım.Bu kendi kendime uyguladığım yöntem tahminen yedi sekiz ay sürdü,fakat sonuçta ben iradem kazandı.Sigarayı bu yöntem ile bıraktım mutluyum.Sigarayı bırakmak isteyen insanlara bu şekil yöntem uygulamalarını öneririm.Hem kendi iradelerini zorlamazlar hem de yorulmazlar.Aşama aşama yavaş yavaş sigarayı bırakma iradeleri oluşur,sigarayı daha rahat bırakabilirler.Ben bu yöntem ile sonuç aldım bıraktım.Birde bu yöntemi uygularken sigara içme aklınıza gelirse yer değiştirin bulunduğunuz ortamı bırakarak başka alana çıkınız.Evde oturduğunuz koltuk ta sigara içme aklınıza gelir ise koltuğunuzu değiştirerek başka koltuğa oturunuz.İşyerinde büromda çalışırken sigara içme isteği akıma geldiği zaman bürodan dışarı çıkarak şehir tutu atarak gezerek isteğimin yok olduğunu gördüm.Tatil günleri sigara içme isteği gelince kendime sigarayı unutma yolu yürüyüş yolu tespit ettim tatil günleri sigara içme isteğimi sigarayı unutma yolunda yürüyerek unuttum.Seyahat yaparken otobüslerde sigarayı unutma kitaplarını yanıma alarak kitap okuyarak sigarayı unuttum ve bıraktım.Sigara içme isteğim gelince kendimi kitap okuyarak cezalandırarak sigarayı unuttum.Evinizde iş yerinizde ve yolculuklarınızda okumak için sigarayı unutma kitabı bulundurunuz akınıza sigara geldik de kitap okuyunuz.Göreceksiniz sigarayı daha sorunsuz sıkıntısız bırakabileceksiniz. Kolay olmayacak ama sizler irade örneği göstereceksiniz.Sigarayı bırakma tamamen bir beyin ve irade gücü kuvveti, olay beyinin vereceği karar doğrultusunda gerçekleşiyor..Hayatı sizler kolaylaştıracaksınız.Haydi sigarayı bırakacaklara kolay gelsin.Herkese çalışmalarında başarılar.<br />
Sağlık ve mutluluk dolu bir yaşam sizlerin olsun...<br />
<br />
<br />
                     İSTERSENİZ  SİGARA İÇMEYE DEVAM….!<br />
<br />
                 Sigaranın insan sağlı açısından ne kadar ileri derece zararlı olduğu çoğu insanlar tarafından bilinmemektedir. Bilinmiş olmuş olsa dahi gelecek için sağlığı tehdit eden gizli bir düşman olduğu geniş olarak anlatılmamıştır. <br />
                 Sigara içiyorsanız bir an önce bırakmanızda fayda vardır.Sigara içmek konusunda “Stresi azaltması” gibi, kendinize göre birtakım gerekçeleriniz olabil ama sakin unutmayınız ki sağlığınız ve yaşamınız da kalıcı bir çok zararları vardır.<br />
                 İnsanlar sigaranın insan sağlığı ve ömrü için bir zararlı törpü olduğunu henüz bilmemektedirler. İnsan sağlığını ve yaşantısını törpüleyen bu gizli düşmanın yaptıkları zararları gerçek yüzü ile tanışmak isterseniz bu yazıyı sona kadar okuyunuz.<br />
<br />
<br />
<br />
GİZLİ DÜŞMANIMIZ SİGARANIN MARİFETLERİ.<br />
1-Sağlık Düşünenler: Sigara birinci derece de kalp damar hastalıklarının ana nedenidir.Akciğer kanserinin oluşumu neden olur..Nefes yollarını nikotin ve zifir ile daraltarak rahat nefes almayı engeller.Gelecekte astım branşit hastalığını meydana gelişini neden olmaktadır.<br />
2-Ekonomisini Düşünenler:Bir insan günde bir paket sigara içmiş olsa yılda 365 adet paket, 7.300  dal sigara içmiş olur.Sigaranın bir paket fiyatı ortalama 3.00 YTL olduğunu kabul eder isek yılda 1.095 ytl cebindeki parayı boşa harcamış olmaktadır.Evdeki çoluk çocuğunun nafakasını havaya zehirli duman olarak  gönderiyor.Bir kişinin 20 yıl sigara içtiğini düşünür isek  bütçesinden tam 21.900 YTL (yaklaşık olarak 22 milyar tl.) harcamaktadır.Bu miktar para küçümsenecek bir rakam değildir.İnsanlar bu gün açlıktan çöplüklerden ekmek topluyorlar.Hesabını bilenler bu para ile neler yapmazlar ki.<br />
 3-Ailesini Düşünenler: Sigara aile mutluluğunu huzuru etkilemektedir. Ev ortamını havası bozulmaktadır.Çocuklara kötü örnek olmaktadır.Kapalı ortam olan odalar kötü koku ile oturamaz olmaktadır.Giysilere sinen kokular elbiselerin leş gibi kokmasını neden olmaktadır.<br />
4-Çevre Temizliği Düşünler:İçilen sigaranın zehirli dumanı çevreye yayılarak diğer insanların pasif içici olarak sigaranın zararından etkilenmektedir.Sigara külü ve izmaritti çevreye atılarak çevrenin kirletilmesine neden olunmaktadır.<br />
5-Kanser den Korunmak isteyenler sigara içmeye son vermelidirler.Fakat kansere davetiye çıkaranlar sürünerek ölmek isteyenler sigara içmeye devam edebilirler.<br />
6-Damar sertliklerini önlemek felç inme gibi hastalıklardan korunmak isteyenler sigara içmemelidirler.<br />
7-Rahat nefes almak  bir ömre bedeldir.Kendinizi iyi sağlıklı hissetmek istiyorsanız sigara dan uzak durunuz.Genel olarak sağlığınızı zinde görmek hissetmek istiyorsanız gizli düşmanı öldürün.<br />
8-Kas, adale ve bel ağrıları yaşamak istemiyorsanız sigara ile yollarınızı ayırınız.Sigara hücreleri öldürerek yeni hücrelerin oluşumunu engeller ve vücut ağrıları başlar.<br />
9-Sağlıklı Beslenmek için düzenli besin almak gereklidir.Sigara insanların iştahını keserek yemek yeme alışkanlığını yok etmektedir. Sağlıksız beslenmeyi ön plana çıkarmaktadır.Vücut direnci azalmakta olup hastalıkların çabuk yerleşmesini sağlamaktadır.<br />
10-Yeni bir günde kendinizi sağlıklı zinde enerjik hissetmek istiyorsanız sigara içmeyiniz.Sigara insanların anatomik yapısında uyuşturuculuk özelliği yaparak insanlar kendilerini yorgun bitkin hissederler yaşamlarında bir belirsizlik ortamı doğar.Bu belirsizliği ortadan kaldırmak için net hayat için sigarayı bırakmalıdır.<br />
11-Göğüs ağrılarını önlemek ve üst solunum yollarını açık tutmak için sigarayı bırakmalıdır. Gizli düşman alt ve üst nefes yollarını kasılmasına neden olarak ağrı oluşmasına neden olmaktadır.Zifir nefes yollarını badana ve sıva gibi kapatarak rahat solunum yapmayı engellemektedir.<br />
12-Vücut Yapısının deforme olmasına neden olmaktadır.Vücut hücrelerini öldürerek insanların çabuk ihtiyarlamasına veya ihtiyar görünümüne bürünmesine sebep olmaktadır.Devamlı genç kalmak istiyorsanız sigarayı hayatınızdan çıkarınız.Öbür tarafa erken yolla çıkmak istiyorsanız sigaraya devam.<br />
13-İstediğini ihtiyaçları zamanında karşılamak için sigarayı bırakın.Çünkü 22 milyar ile insanlar neler satın almaz ki.Sigaraya vereceğiniz para ile bir fakir sevindirip cennetin yollunu kapılarını rahat açabilirsiniz.Ailenize daha mutlu yaşam sağlayabilirsiniz.<br />
14-Tasarruf Yapabilirsiniz,çünkü zararın neresinden döner iseniz kardır.Gelecek için sigara içmediğiniz her gün sizin için kardır.Geleceğe yatırım yapmış olursunuz.<br />
15-Yürüyüş yapmanız kolaylaşır.Sağlıklı yürüyüş sağlıklı yaşam için gereklidir.Her gün insan yarım saat veya dört beş km yürümesi sağlık açısından çok önemlidir.Yürüyüş insanı daima hareketli atik ve enerjik tutar.Sigara bu güzellikleri alıp götürmektedir.<br />
16-Güzel bir cilt için sigara düşmandır. Sigarayı içinize  çekerken yaptığınız hareket zaman ile ağız bölgelerin ve yüzler de derin kırışıklar oluşturmaktadır. Pürüzsüz canlı sade temiz bir cilt istiyorsanız sigaradan uzak durunuz. Sigara cildi susuz bırakarak içenlerin hücre ölümleri çabuklaştığı için cilt daha çabuk buruşmakta ve kırışıklar artmak cildin yaşlanması hızlanmaktadır.Erken yaşlanmaya neden olmaktadır.<br />
17-Sabah kahvaltısı insanın günlük enerjisinin alabileceği ilk beslenmedir.İnsanların güne zinde dinamik  başlamasını sağlar.Sigara içenlerin sabahları kahvaltı yapma alışkanlıkları yok olur, aç olarak sigara içmeler başlar aç olarak sigara içmek vücut da sigaranın zararlarını iki katına çıkarmaktadır.Güne güzel ve dinamik enerjik başlanmak istiyorsanız sigarayı bırakanız.<br />
18-Düzenli ve uygun beslenmek insan hayatı için çok önemlidir.Sigara yemek yeme alışkanlıklarını düzenlerini bozarak düzensiz beslenmekleri öne çıkarak insanların sağlığını bozmakta ve gereksiz zamansız beslenmelerine neden olmaktadır.Bu durum da insanlar ya kilo kayıplarına, yada zamansız beslenme ile  kilo almalarına neden olmaktadır.<br />
19-Hayat da ve yaşamınız dan zevk ve mutluluk almak istiyorsanız sigarayı bırakınız.Çünkü sigaranın zehrinden kurtulan bir vücut ve doku organları görevlerini daha iyi rahat yerine getirerek sizin hayat dan sizin zevk almanızı sağlayacaklarıdır.<br />
20-Evinizin bulunduğunuz ortamın temiz ve yaşanabilir olmasını istiyorsanız sigarayı bırakınız. Sigara dış ortama zehir zifir ve kötü kokular yayarak çevreyi kirletmektedir.Kötü kokular giysiler çevreye sinerek devamlı kötü kokmasını sağlamaktadır.Temiz güzel kokular varken için kötü koku koklamak zorunda kalıyorsunuz.<br />
21-İnsanlar ile dost ve arkadaşlığınızın artırmak istiyorsanız sigarayı bırakınız.Çünkü sigara içenlerin arkadaşları içilen sigaranın hem kokusundan hem de nikotinin ve zifirin den zarar gördüğü için pek yanlarında oturarak sohbet etme imkanı bulamazlar.Bu neden ile sigara dostları arkadaşları insanlar dan uzaklaştırır.Buna izin vermeyiniz.<br />
22-Toplum ve bulunduğunuz ortamda örnek kişilik olmak istiyorsanız sigarayı bırakınız. Temiz kişilikli bir birey olarak gerek gençlere çocuklarınıza ailenize örnek olmak istiyorsanız sigarayı hemen bırakınız. Göreceksiniz ki sizi herkes örnek alacaktır.<br />
23-Kalp sağlığınızı düşünüyorsanız kalp krizinden korunmak istiyorsanız sigarayı hemen bırakınız. Uzman görüşlerine kulak veriniz. Sigara kalbin bir numaralı düşmansıdır.<br />
24- Dağları taşları bayırları yamaçları rahat yürümek istiyorsanız sigarayı şimdi bırakınız. Dünyayı yolları rahat yürümek istediğinizi herkes biliyor fakat bir tek siz bilmiyorsunuz. Sigarayı bırak rahat yürümeyi hem göreceksiniz hem de öğreneceksiniz.<br />
25-Kendinize sağlıklı, ailenize dost ve arkadaşlarınıza daha fazla faydalı zaman ayırmak istiyorsanız sigarayı bırakınız. Çünkü bir dal sigara beş dakika da içiliyor. Bir paket sigara yüz dakika da içilir. Günde yaklaşık olarak bir buçuk saatlik zaman sigara içmeye ayırmaktadır. Örnek yirmi yıl sigara içen bir kişi yedi yüz otuz bin dakika sigara içmeye zaman ayırmaktadır. Yirmi yıl sigara içen bir kişi yaklaşık olarak sekiz buçuk yıllını sigara içmeye ayırmaktadır. Zaman değerlidir.Bu kıymetli zamanınızı boşa geçirmeyiniz. Öbür dünya da size soracaklar bu zamanı nerede nasıl harcandın diye hesap vermenizi zorlaştırmayınız. Bu dünya da rahat yaşayın öbür dünya da rahat hesap veriniz.<br />
    Sigaranın zararlarını saymakla yazmak ile bitiremeyiz. İnsanlara ulaşmak için bu doğruları yazmak da bir fayda sağlar diye düşünüyoruz. Sigaranın bu zararlarından Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her sekiz saniye de bir  insan sigaraya bağlantılı zarar ve hastalıktan dolayı hayatını kaybetmektedir.<br />
       Yirmi Kasım Dünya Sigara bırakma Günüdür. Gelin sizler yirmi kasımı beklemeden sigarayı şimdi bırakınız.Sigaranın bu zararlı yönlerini okuyup öğrendikten ve gördükten sonra hala sigara bırakmayıp içiyorsanız sizlere pes doğrusu. Sizlere söylenecek başka söz yoktur.<br />
Sağlıklı yaşamlar.<br />
<br />
"Halk içinde muteber bir nesne yok Devlet gibi, <br />
Olmaya Devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi". <br />
(Halkın gözünde en değerli varlık Makam, Mevkii ve Saltanattır.<br />
 Halbuki Sağlık en büyük zenginlik varlık ve Saltanattır.)<br />
                                              ( Kanuni Sultan Süleyman.)<br />
<br />
     <br />
Abdullah KAPLAN<br />
        2008]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[SİGARAYI BIRAKMA SİSTEMİ<br />
Gözüm aydın ben sigarayı bıraktım.Bırakmayı başardım.<br />
Gözünüz aydın sizlerde sigarayı bırakabilirsiniz.Başarabilirsiniz.<br />
Sigarayı bırakarak hayatımdan çıkarmanın sekizinci yıllını kutluyorum.Günde iki paket olmak üzere tam yirmi beş yıl sigara içtim.Fakat bundan sekiz yıl önce aldığım bir karar ve uyguladığım bir yöntem ile sigarayı bırakarak hayatımdan çıkardım.Şimdi çok mutluyum.Sigarayı bırakmamım yöntemini ve hikayesini sizlerle paylaşmak istiyorum belki sigarayı bırakmak isteyen insanlara yardımcı olabilirim düşüncesi olarak.Sigarayı bırakma yöntemi tamamen beyin ve irade gücü ile gerçekleşiyor. Sigarayı bırakmada uyguladığım yöntem şu oldu.Çalışma hayatım içerisinde mesai gereği erken saatlerde kahvaltı yapmadan sigara içiyordum,bu durum uzun bir süre zamanla devam etti.Bir gün kendime kahvaltı yapmadan sigara içmeyeceğim diye söz verdim,uzun bir süre içerisinde hiç kahvaltı yapmadan sigara içmedim.Baktım irademe sahip olabiliyorum,bir süre sonra kendime artık öğlen olmadan sigara içmeyeceğim sözünü verdim, uzun bir süre içerisinde öğlen olmadan asla sigara içmedim.Bu durum uzun bir süre devam etti,baktım öğlene kadar sigara içmeden durabiliyorum,bu defa kendime ilkinti namazı ezanı okunana kadar sigara içmeme kararı aldım.Uzun bir süre ilkinti namazı ezanı okunana kadar sigara içmedim.Bu programda da baktım irademe sahibim sigara içme arzum azalıyor.Bu durumda daha radikal bir karar alarak güneş batıncaya kadar sigara içmeme kararını aldım.Güneş batmadan uzun bir süre içerisinde sigara içmedim ve sigara içme arzumda biraz daha azaldı.Bir zaman sonra kendime dedim ki sen güneş batana kadar sigara içmeden durabiliyorsan,sen yatsı namazı ezanı okunana kadarda sigara içmeden durabilirsin dedim.Yatsı ezanı okunmadan sigara içmeyeceğim kararını aldım.Çok uzun bir süre yatsı ezanı okunmadan sigara içmedim.Bu uygulamaya koyduğum yöntem program yedi sekiz ay sürdü.Sigarayı yatsı ezanı okunduk dan sonra içme kararını uyguladığım günlerde bir gün görevim gereği çiftçinin bahçesini ve tarlasını incelemek üzere çiftçinin köyünde bulunan tarlasına gittik,çiftçinin tarlasında ekili olan mısır,fasulye,karalahana ve tütün vardı, bu tarlada ekili olan mısır,fasulye,karalahana ve tütünün arasına beş on tane hayvanlar girmiş mısır,fasulye ve karalahanaları yemiş ve yemeye de devam ediyorlar,çiftçiye sordum neden hayvanlar mısıra,fasulyeye ve karalahanaya yiyerek zarar vermişler,tütüne hiç zarar vermemişler dedim,çiftçi bana bakarak, bey hayvanlar tütünü yemezler dedi.Hayvanların tütünü yemediğini biliyordum ama çiftçinin bana söyleyiş biçimi de beni biraz da düşündürdü.O anda aklımda yeni bir düşünce gelişti sigaraya karşı,zaten ben sigarayı bırakmayı düşünüyordum,o anda da hayvanların dahi yemediği bu tütünü ben niçin içiyorum diye kendimi suçlar gibi hissettim.Zaten yatsı namazı ezanı okunana kadar içmediğim sigarayı,o anda hayvanların dahi yemediği bu tütünü bende artık içmeyeceğim diye kendi kendime söylendim .Ve bir zaman sonra kesin olarak sigara içme arzum tamamen azaldıktan sonra tam ve kesin olarak sigarayı bıraktım.Bu kendi kendime uyguladığım yöntem tahminen yedi sekiz ay sürdü,fakat sonuçta ben iradem kazandı.Sigarayı bu yöntem ile bıraktım mutluyum.Sigarayı bırakmak isteyen insanlara bu şekil yöntem uygulamalarını öneririm.Hem kendi iradelerini zorlamazlar hem de yorulmazlar.Aşama aşama yavaş yavaş sigarayı bırakma iradeleri oluşur,sigarayı daha rahat bırakabilirler.Ben bu yöntem ile sonuç aldım bıraktım.Birde bu yöntemi uygularken sigara içme aklınıza gelirse yer değiştirin bulunduğunuz ortamı bırakarak başka alana çıkınız.Evde oturduğunuz koltuk ta sigara içme aklınıza gelir ise koltuğunuzu değiştirerek başka koltuğa oturunuz.İşyerinde büromda çalışırken sigara içme isteği akıma geldiği zaman bürodan dışarı çıkarak şehir tutu atarak gezerek isteğimin yok olduğunu gördüm.Tatil günleri sigara içme isteği gelince kendime sigarayı unutma yolu yürüyüş yolu tespit ettim tatil günleri sigara içme isteğimi sigarayı unutma yolunda yürüyerek unuttum.Seyahat yaparken otobüslerde sigarayı unutma kitaplarını yanıma alarak kitap okuyarak sigarayı unuttum ve bıraktım.Sigara içme isteğim gelince kendimi kitap okuyarak cezalandırarak sigarayı unuttum.Evinizde iş yerinizde ve yolculuklarınızda okumak için sigarayı unutma kitabı bulundurunuz akınıza sigara geldik de kitap okuyunuz.Göreceksiniz sigarayı daha sorunsuz sıkıntısız bırakabileceksiniz. Kolay olmayacak ama sizler irade örneği göstereceksiniz.Sigarayı bırakma tamamen bir beyin ve irade gücü kuvveti, olay beyinin vereceği karar doğrultusunda gerçekleşiyor..Hayatı sizler kolaylaştıracaksınız.Haydi sigarayı bırakacaklara kolay gelsin.Herkese çalışmalarında başarılar.<br />
Sağlık ve mutluluk dolu bir yaşam sizlerin olsun...<br />
<br />
<br />
                     İSTERSENİZ  SİGARA İÇMEYE DEVAM….!<br />
<br />
                 Sigaranın insan sağlı açısından ne kadar ileri derece zararlı olduğu çoğu insanlar tarafından bilinmemektedir. Bilinmiş olmuş olsa dahi gelecek için sağlığı tehdit eden gizli bir düşman olduğu geniş olarak anlatılmamıştır. <br />
                 Sigara içiyorsanız bir an önce bırakmanızda fayda vardır.Sigara içmek konusunda “Stresi azaltması” gibi, kendinize göre birtakım gerekçeleriniz olabil ama sakin unutmayınız ki sağlığınız ve yaşamınız da kalıcı bir çok zararları vardır.<br />
                 İnsanlar sigaranın insan sağlığı ve ömrü için bir zararlı törpü olduğunu henüz bilmemektedirler. İnsan sağlığını ve yaşantısını törpüleyen bu gizli düşmanın yaptıkları zararları gerçek yüzü ile tanışmak isterseniz bu yazıyı sona kadar okuyunuz.<br />
<br />
<br />
<br />
GİZLİ DÜŞMANIMIZ SİGARANIN MARİFETLERİ.<br />
1-Sağlık Düşünenler: Sigara birinci derece de kalp damar hastalıklarının ana nedenidir.Akciğer kanserinin oluşumu neden olur..Nefes yollarını nikotin ve zifir ile daraltarak rahat nefes almayı engeller.Gelecekte astım branşit hastalığını meydana gelişini neden olmaktadır.<br />
2-Ekonomisini Düşünenler:Bir insan günde bir paket sigara içmiş olsa yılda 365 adet paket, 7.300  dal sigara içmiş olur.Sigaranın bir paket fiyatı ortalama 3.00 YTL olduğunu kabul eder isek yılda 1.095 ytl cebindeki parayı boşa harcamış olmaktadır.Evdeki çoluk çocuğunun nafakasını havaya zehirli duman olarak  gönderiyor.Bir kişinin 20 yıl sigara içtiğini düşünür isek  bütçesinden tam 21.900 YTL (yaklaşık olarak 22 milyar tl.) harcamaktadır.Bu miktar para küçümsenecek bir rakam değildir.İnsanlar bu gün açlıktan çöplüklerden ekmek topluyorlar.Hesabını bilenler bu para ile neler yapmazlar ki.<br />
 3-Ailesini Düşünenler: Sigara aile mutluluğunu huzuru etkilemektedir. Ev ortamını havası bozulmaktadır.Çocuklara kötü örnek olmaktadır.Kapalı ortam olan odalar kötü koku ile oturamaz olmaktadır.Giysilere sinen kokular elbiselerin leş gibi kokmasını neden olmaktadır.<br />
4-Çevre Temizliği Düşünler:İçilen sigaranın zehirli dumanı çevreye yayılarak diğer insanların pasif içici olarak sigaranın zararından etkilenmektedir.Sigara külü ve izmaritti çevreye atılarak çevrenin kirletilmesine neden olunmaktadır.<br />
5-Kanser den Korunmak isteyenler sigara içmeye son vermelidirler.Fakat kansere davetiye çıkaranlar sürünerek ölmek isteyenler sigara içmeye devam edebilirler.<br />
6-Damar sertliklerini önlemek felç inme gibi hastalıklardan korunmak isteyenler sigara içmemelidirler.<br />
7-Rahat nefes almak  bir ömre bedeldir.Kendinizi iyi sağlıklı hissetmek istiyorsanız sigara dan uzak durunuz.Genel olarak sağlığınızı zinde görmek hissetmek istiyorsanız gizli düşmanı öldürün.<br />
8-Kas, adale ve bel ağrıları yaşamak istemiyorsanız sigara ile yollarınızı ayırınız.Sigara hücreleri öldürerek yeni hücrelerin oluşumunu engeller ve vücut ağrıları başlar.<br />
9-Sağlıklı Beslenmek için düzenli besin almak gereklidir.Sigara insanların iştahını keserek yemek yeme alışkanlığını yok etmektedir. Sağlıksız beslenmeyi ön plana çıkarmaktadır.Vücut direnci azalmakta olup hastalıkların çabuk yerleşmesini sağlamaktadır.<br />
10-Yeni bir günde kendinizi sağlıklı zinde enerjik hissetmek istiyorsanız sigara içmeyiniz.Sigara insanların anatomik yapısında uyuşturuculuk özelliği yaparak insanlar kendilerini yorgun bitkin hissederler yaşamlarında bir belirsizlik ortamı doğar.Bu belirsizliği ortadan kaldırmak için net hayat için sigarayı bırakmalıdır.<br />
11-Göğüs ağrılarını önlemek ve üst solunum yollarını açık tutmak için sigarayı bırakmalıdır. Gizli düşman alt ve üst nefes yollarını kasılmasına neden olarak ağrı oluşmasına neden olmaktadır.Zifir nefes yollarını badana ve sıva gibi kapatarak rahat solunum yapmayı engellemektedir.<br />
12-Vücut Yapısının deforme olmasına neden olmaktadır.Vücut hücrelerini öldürerek insanların çabuk ihtiyarlamasına veya ihtiyar görünümüne bürünmesine sebep olmaktadır.Devamlı genç kalmak istiyorsanız sigarayı hayatınızdan çıkarınız.Öbür tarafa erken yolla çıkmak istiyorsanız sigaraya devam.<br />
13-İstediğini ihtiyaçları zamanında karşılamak için sigarayı bırakın.Çünkü 22 milyar ile insanlar neler satın almaz ki.Sigaraya vereceğiniz para ile bir fakir sevindirip cennetin yollunu kapılarını rahat açabilirsiniz.Ailenize daha mutlu yaşam sağlayabilirsiniz.<br />
14-Tasarruf Yapabilirsiniz,çünkü zararın neresinden döner iseniz kardır.Gelecek için sigara içmediğiniz her gün sizin için kardır.Geleceğe yatırım yapmış olursunuz.<br />
15-Yürüyüş yapmanız kolaylaşır.Sağlıklı yürüyüş sağlıklı yaşam için gereklidir.Her gün insan yarım saat veya dört beş km yürümesi sağlık açısından çok önemlidir.Yürüyüş insanı daima hareketli atik ve enerjik tutar.Sigara bu güzellikleri alıp götürmektedir.<br />
16-Güzel bir cilt için sigara düşmandır. Sigarayı içinize  çekerken yaptığınız hareket zaman ile ağız bölgelerin ve yüzler de derin kırışıklar oluşturmaktadır. Pürüzsüz canlı sade temiz bir cilt istiyorsanız sigaradan uzak durunuz. Sigara cildi susuz bırakarak içenlerin hücre ölümleri çabuklaştığı için cilt daha çabuk buruşmakta ve kırışıklar artmak cildin yaşlanması hızlanmaktadır.Erken yaşlanmaya neden olmaktadır.<br />
17-Sabah kahvaltısı insanın günlük enerjisinin alabileceği ilk beslenmedir.İnsanların güne zinde dinamik  başlamasını sağlar.Sigara içenlerin sabahları kahvaltı yapma alışkanlıkları yok olur, aç olarak sigara içmeler başlar aç olarak sigara içmek vücut da sigaranın zararlarını iki katına çıkarmaktadır.Güne güzel ve dinamik enerjik başlanmak istiyorsanız sigarayı bırakanız.<br />
18-Düzenli ve uygun beslenmek insan hayatı için çok önemlidir.Sigara yemek yeme alışkanlıklarını düzenlerini bozarak düzensiz beslenmekleri öne çıkarak insanların sağlığını bozmakta ve gereksiz zamansız beslenmelerine neden olmaktadır.Bu durum da insanlar ya kilo kayıplarına, yada zamansız beslenme ile  kilo almalarına neden olmaktadır.<br />
19-Hayat da ve yaşamınız dan zevk ve mutluluk almak istiyorsanız sigarayı bırakınız.Çünkü sigaranın zehrinden kurtulan bir vücut ve doku organları görevlerini daha iyi rahat yerine getirerek sizin hayat dan sizin zevk almanızı sağlayacaklarıdır.<br />
20-Evinizin bulunduğunuz ortamın temiz ve yaşanabilir olmasını istiyorsanız sigarayı bırakınız. Sigara dış ortama zehir zifir ve kötü kokular yayarak çevreyi kirletmektedir.Kötü kokular giysiler çevreye sinerek devamlı kötü kokmasını sağlamaktadır.Temiz güzel kokular varken için kötü koku koklamak zorunda kalıyorsunuz.<br />
21-İnsanlar ile dost ve arkadaşlığınızın artırmak istiyorsanız sigarayı bırakınız.Çünkü sigara içenlerin arkadaşları içilen sigaranın hem kokusundan hem de nikotinin ve zifirin den zarar gördüğü için pek yanlarında oturarak sohbet etme imkanı bulamazlar.Bu neden ile sigara dostları arkadaşları insanlar dan uzaklaştırır.Buna izin vermeyiniz.<br />
22-Toplum ve bulunduğunuz ortamda örnek kişilik olmak istiyorsanız sigarayı bırakınız. Temiz kişilikli bir birey olarak gerek gençlere çocuklarınıza ailenize örnek olmak istiyorsanız sigarayı hemen bırakınız. Göreceksiniz ki sizi herkes örnek alacaktır.<br />
23-Kalp sağlığınızı düşünüyorsanız kalp krizinden korunmak istiyorsanız sigarayı hemen bırakınız. Uzman görüşlerine kulak veriniz. Sigara kalbin bir numaralı düşmansıdır.<br />
24- Dağları taşları bayırları yamaçları rahat yürümek istiyorsanız sigarayı şimdi bırakınız. Dünyayı yolları rahat yürümek istediğinizi herkes biliyor fakat bir tek siz bilmiyorsunuz. Sigarayı bırak rahat yürümeyi hem göreceksiniz hem de öğreneceksiniz.<br />
25-Kendinize sağlıklı, ailenize dost ve arkadaşlarınıza daha fazla faydalı zaman ayırmak istiyorsanız sigarayı bırakınız. Çünkü bir dal sigara beş dakika da içiliyor. Bir paket sigara yüz dakika da içilir. Günde yaklaşık olarak bir buçuk saatlik zaman sigara içmeye ayırmaktadır. Örnek yirmi yıl sigara içen bir kişi yedi yüz otuz bin dakika sigara içmeye zaman ayırmaktadır. Yirmi yıl sigara içen bir kişi yaklaşık olarak sekiz buçuk yıllını sigara içmeye ayırmaktadır. Zaman değerlidir.Bu kıymetli zamanınızı boşa geçirmeyiniz. Öbür dünya da size soracaklar bu zamanı nerede nasıl harcandın diye hesap vermenizi zorlaştırmayınız. Bu dünya da rahat yaşayın öbür dünya da rahat hesap veriniz.<br />
    Sigaranın zararlarını saymakla yazmak ile bitiremeyiz. İnsanlara ulaşmak için bu doğruları yazmak da bir fayda sağlar diye düşünüyoruz. Sigaranın bu zararlarından Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her sekiz saniye de bir  insan sigaraya bağlantılı zarar ve hastalıktan dolayı hayatını kaybetmektedir.<br />
       Yirmi Kasım Dünya Sigara bırakma Günüdür. Gelin sizler yirmi kasımı beklemeden sigarayı şimdi bırakınız.Sigaranın bu zararlı yönlerini okuyup öğrendikten ve gördükten sonra hala sigara bırakmayıp içiyorsanız sizlere pes doğrusu. Sizlere söylenecek başka söz yoktur.<br />
Sağlıklı yaşamlar.<br />
<br />
"Halk içinde muteber bir nesne yok Devlet gibi, <br />
Olmaya Devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi". <br />
(Halkın gözünde en değerli varlık Makam, Mevkii ve Saltanattır.<br />
 Halbuki Sağlık en büyük zenginlik varlık ve Saltanattır.)<br />
                                              ( Kanuni Sultan Süleyman.)<br />
<br />
     <br />
Abdullah KAPLAN<br />
        2008]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BU MUDUR ? SOSYAL ADALET]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=48</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 16:24:57 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=48</guid>
			<description><![CDATA[DOĞU KARADENİZ DE SOSYAL ADALET<br />
Türkiye Cumhuriyeti bir sosyal adalet devleti olduğunu her platformlarda bu devleti yönetenler söylemektedir. Doğrudur Çünkü Türkiye Anayasasında böyle bir ifade vardır yazılıdır.Fakat hayat bazen kitapların yazdığı gibi yaşanmıyor.Hayat yaşandıkça gerçek  kitaplar o zaman yazılıyor.Türkiye de yaşayan insan topluluklarının hep ayrı ayrı yazılmış kitapları vardır.O kitaplar da o insanların yaşadıkları gerçek hayatlar vardır.<br />
Türkiye sosyal adaletin var olduğunu söyleyenler demek ki insanların gerçek hayat da yaşadıklarını görmüyorlar yada görmezlik den geliyorlardır.Sosyal adalet nutuk çeker gibi söylemekle oluşmaz uygulamak ile oluşur.Bu gün Türkiye de sosyal adaletin olduğunu söyleyenler gelip Düzce de uydu kent olduğunu ifade ettikleri kırk bin insanın kalıcı konutlara geliş ve gidişler de çektiği yol çilesini görsünler.Bu mudur sosyal adalet ?.Sosyal adalet bunun neresinde..!.Diğer kentler de insanlar purosunu yakarak keyifli bir şekil de dört şeritli karayollarını kullanarak evine gider iken, Doğu Karadeniz bölgesi illeri  Ordu,Giresun,Trabzon ,Rize ve diğer illerinde  yaşayan yaklaşık yedi sekiz milyon insanın tarihi geçmiş iki hayvanın yan yana dahi yürüyemediği çukurlar ile dolu daracık tozlu köy yollarını kullanarak bin bir çile çekerek evlerine varmaya çalışıyorlar bu mu sizin sosyal adaletiniz?...!<br />
Fındık bu ülkenin altını petrolüdür. Stratejik bir ürünüdür. Dünyada fındık alanında bizim ülkemiz ile rekabet edecek başka fındık üretici ülke yok. Fındık da tek oluşumumuzu dünya da tanıtamamışız.Fındık üzerinde hep başkaları zengin olmuş üreticiler hep bu işin hamallığını yapmıştır.Ülkeye her yıl iki milyar dolar ihracat dövizi sağlayan fındığı siz nasıl hiçe sayarsını bu bir iş bilmezliktir beceriksizlik. Fındık doğu Karadeniz insanın her şeyi hayatı fındık yoksa doğu Karadenizlide yok.Doğu Karadeniz bölgesi niçin bu kadar göç veriyor biliyor musunuz?.Birincisi fındık yeterince desteklenmediğinden. İkincisi bu bölgeye ne özel nede devlet yatırımları yapılmamış. Doğu Karadeniz bölgesi ülkede en çok unutulan bölgedir. Doğu Karadeniz insanları vatanseverdir diye sesi nasıl olsa çıkmaz diye bizleri uyutarak bu günlere geldi. Bir baktık ki ülkenin en geri kalmış bölgesi durumuna gelmişiz.  Köylerimiz boşalmış. Fındık ekonomisi çökmüş. Ülke ekonomisi döviz kayıp vermiş kimin umurunda. Herkes kendi çuvalını doldurmak ile meşgul olmaktadır. Fındık üreticisinin çuvalı bu anlayış ile asla dolmaz. Doğu Karadeniz bölgesi göç vermiş fındık olmamış onlara ne ki. Olan fındığı da fiyat vermiyorlar ne olacak fındık üreticileri sizle ne işe yararsınız dercesine insanlarla alay ediyorlar. <br />
Siz Doğu Karadenizliler genç düşününüz bu fosilleri bir daha ülke yönetiminde söz sahibi yapmayınız. Başka gelişmiş ülkeler aya merih e gidiyorlar bizler hala ülke yönetiminde sarık sırık ile uğraşıyoruz. Olmaz böyle bağnazlık. <br />
<br />
Türkiye tarım ürünleri yetiştirmesi bakımından dünyada kendi kendine yeterli yedi ülkeler den birisi durumundaydı.Fakat devleti yönetenlerin bunu ciddiye almadıklarından dolayı Türkiye bu gün dış ülkeler den tarım ürünleri ve gıda ithalat etmek zorunda kalmıştır.Neden mi ?.Nedeni Türk çiftçisi küstürülmüştür.Küsen Türk çiftçisi tarlalarını ekim dik yapmayarak topraklarını nadasa değil iflasa bırakmışlardır.Tarım ürünleri yeterince yetiştirilmeyen Türkiye de kendi kendini besleyen ülkelerin dışında kalmıştır.Yetiştirilen tarım ürünlerine gerekli destekler devlet tarafından yapılmayınca çiftçi ürünün gerçek fiyatını almayınca tarım dibe vurmuştur .Türkiye nin zaten bir tarım politikası yoktu artık bundan sonra olumu bilinmez.Türkiye tarım ürünleri ithalatına bir sınırlama ve kota uygulaması getirmiş olsa idi bu gün gereksiz tarım ürünleri Türkiye ye ithal edilmemiş olacaktı ve Türk çiftçisinin yetiştirmiş olduğu tarım ürünleri değerini bularak fiyat edecekti  Türk çiftçisi küsmemiş olacaktı.Sosyal adalet ithalat ile sağlanmaz,sosyal adalet emeğe saygı ile sağlanır. Eğer Türkiye nin bir tarım politikası olsaydı bu gün fındık üreticisinin çektiği sıkıntıların hiç biri olmazdı.Sosyal adalet bu değil.Devleti yönetenler Türkiye de yetişen başka tarım ürünlerin alımında diğer birliklere hazine desteği sağlayarak sıkıntıları bir nebze giderirken fındık alımı için Fiskobirlik e hazine desteği sağlamamak hangi sosyal adalete sığar.Ayçiçeği alımı için Trakya birliğe,zeytin alımı için Marmara birlik e,pamuk alımı için Pamuk birlik e kayısı alımı için Kayısı birlik e hazineden devlet desteği sağlanırken sosyal adaleti hiç düşünerek fındık alımı için Fiskobirlik e niçin destek sağlamadınız..?.Sıradan  bir vatandaş iki kefil göstererek istediği bankadan istediği kadar kredi alabiliyor.Dünya da kendi alanında tek ve en büyük kuruluş olan koskoca   Fiskobirlik bankalar dan  fındık üreticinin alın terini ödemek için kredi alamıyor ve verilmiyor.Bu mu sizin sosyal adaletiniz.Nerede  kaldı sizin sosyal adalet anlayışınız.<br />
Türkiye deki sosyal adalet anlayışı dünyada ki beyaz zenci psikosuna anlayışına benzemektedir.Nasıl mı?.İşte aynen şöyle..<br />
 <br />
Bundan yaklaşık bir on yıl önce genç bir Türk işadamı Güney Afrika'da  iş gezisinde. Her şey umduğundan daha başarılı ve çabuk gelişmiş.  Sözleşme bile imzalanmış. Türkiye ye dönüşüne tam bir gün vardı .Bir taksi kiralayarak bulunduğu şehri geziyordu büyük sinemalardan birinin önünden geçerken dikkatini "Ghandi" filmi çekiyor. Hani şu bol Oscar'lı uzun film. Hemen taksiden iniyor ve  doğru gişenin önündeki kuyruğa girer.<br />
 İnsanlar tuhaf tuhaf, bakıyorlar bir tanesi genç işadamına:<br />
- Beyefendi, siz yabancısınız galiba ?<br />
- Evet, nereden anladınız?<br />
- Burada beyazlar kuyruğa girmezler, onlar doğrudan gişeye gidip biletlerini oradan alırlar.<br />
Adam biraz mahcup, tüm kuyruğu geçip gidiyor gişeye.<br />
 Evet... beyazlar için ayrı bir pencere:<br />
- İyi günler efendim, bir koltuk rica ediyorum, arkadan ve ortadan  lütfen.<br />
Gişedeki kız şaşkın:<br />
- Beyefendi, siz yabancısınız galiba ?<br />
- Evet, nereden anladınız?<br />
- Burada beyazlar, koltukta değil, balkonda otururlar. <br />
- Peki bir balkon lütfen.<br />
Adamcağız, balkonda filmi seyretmeye devam eder etmesine de, Güney <br />
Afrika'da sinemalarda bizim Türkiye de ki sinemalar olduğu gibi "Frigo buz, Gazoz buz" uzun uzun sigara içme araları verilmez  film başladığı gibi bitene kadar devam eder.Genç işadamı  sıkışır bu ihtiyacını karşılamak için film ara vermesini sabır ile bekler durur.Fakat bu ara bir türlü verilmez Etraf karanlık, herkes filmi izliyor, dayanamaz ve ayağa kalkmaya karar verir. Tam kalkacak, yandaki sorar:  <br />
Nereye beyefendi?<br />
- Hiiç... Tuvalete..<br />
- Beyefendi, siz yabancısınız galiba ?<br />
- Evet, ama nereden anladınız?<br />
- Burada beyazlar, tuvalete gitmez ki, balkondan aşağı işeyiverirler. <br />
Genç işadamı iyiden iyiye şaşkın, tek güvendiği etraftaki karanlıktan faydalanma. Balkonun <br />
korkuluklarına dayanır ve tam çişini ederken rahatlamaya başlamıştı ki, aşağıdan bir zenci<br />
seslenir:<br />
- Heeey yabancııı!..<br />
Genç işadamı iyiden iyiye daha çok şaşkın,bu karanlıkta ve sadece çişinden tanındığı  için utangaç ve ürkmüş durumda... <br />
Aşağıdaki tepesine edilen adam devam eder:<br />
- İnsan sadece birinin kafasına etmez ki, şöyle bir serpiştirir.<br />
Bu memlekette sosyal adalet var, sosyal adalet!...<br />
<br />
Türkiye süre gelen bu sosyal adalet anlayışı dünya da yaşanan beyaz zenci psikoso anlayışından farklı değildir. Dürüst insanların garip insanların sofrasından daha çok ekmek çalanlar ülkede itibar kazanıyorlar. Dürüst olan sabır gösteren insanlar ise ülkenin itibarını kurtarmaya çalışıyorlar. Ülke de sosyal adalet gemi batmış gidiyor Devleti yöneten seçilmiş ve atanmış insanlar ise batan bu sosyal adalet gemisi üzerine çıkarak güverte de hala sosyal adalet dersi vermektedirler.Bu mu sizin sosyal adalet anlayışınız<br />
Eğer böyle düşünüyor ve uyguluyorsanız <br />
Vay yesinler sizlerin sosyal adaletinizi. <br />
 <br />
 Abdullah KAPLAN<br />
 2008]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[DOĞU KARADENİZ DE SOSYAL ADALET<br />
Türkiye Cumhuriyeti bir sosyal adalet devleti olduğunu her platformlarda bu devleti yönetenler söylemektedir. Doğrudur Çünkü Türkiye Anayasasında böyle bir ifade vardır yazılıdır.Fakat hayat bazen kitapların yazdığı gibi yaşanmıyor.Hayat yaşandıkça gerçek  kitaplar o zaman yazılıyor.Türkiye de yaşayan insan topluluklarının hep ayrı ayrı yazılmış kitapları vardır.O kitaplar da o insanların yaşadıkları gerçek hayatlar vardır.<br />
Türkiye sosyal adaletin var olduğunu söyleyenler demek ki insanların gerçek hayat da yaşadıklarını görmüyorlar yada görmezlik den geliyorlardır.Sosyal adalet nutuk çeker gibi söylemekle oluşmaz uygulamak ile oluşur.Bu gün Türkiye de sosyal adaletin olduğunu söyleyenler gelip Düzce de uydu kent olduğunu ifade ettikleri kırk bin insanın kalıcı konutlara geliş ve gidişler de çektiği yol çilesini görsünler.Bu mudur sosyal adalet ?.Sosyal adalet bunun neresinde..!.Diğer kentler de insanlar purosunu yakarak keyifli bir şekil de dört şeritli karayollarını kullanarak evine gider iken, Doğu Karadeniz bölgesi illeri  Ordu,Giresun,Trabzon ,Rize ve diğer illerinde  yaşayan yaklaşık yedi sekiz milyon insanın tarihi geçmiş iki hayvanın yan yana dahi yürüyemediği çukurlar ile dolu daracık tozlu köy yollarını kullanarak bin bir çile çekerek evlerine varmaya çalışıyorlar bu mu sizin sosyal adaletiniz?...!<br />
Fındık bu ülkenin altını petrolüdür. Stratejik bir ürünüdür. Dünyada fındık alanında bizim ülkemiz ile rekabet edecek başka fındık üretici ülke yok. Fındık da tek oluşumumuzu dünya da tanıtamamışız.Fındık üzerinde hep başkaları zengin olmuş üreticiler hep bu işin hamallığını yapmıştır.Ülkeye her yıl iki milyar dolar ihracat dövizi sağlayan fındığı siz nasıl hiçe sayarsını bu bir iş bilmezliktir beceriksizlik. Fındık doğu Karadeniz insanın her şeyi hayatı fındık yoksa doğu Karadenizlide yok.Doğu Karadeniz bölgesi niçin bu kadar göç veriyor biliyor musunuz?.Birincisi fındık yeterince desteklenmediğinden. İkincisi bu bölgeye ne özel nede devlet yatırımları yapılmamış. Doğu Karadeniz bölgesi ülkede en çok unutulan bölgedir. Doğu Karadeniz insanları vatanseverdir diye sesi nasıl olsa çıkmaz diye bizleri uyutarak bu günlere geldi. Bir baktık ki ülkenin en geri kalmış bölgesi durumuna gelmişiz.  Köylerimiz boşalmış. Fındık ekonomisi çökmüş. Ülke ekonomisi döviz kayıp vermiş kimin umurunda. Herkes kendi çuvalını doldurmak ile meşgul olmaktadır. Fındık üreticisinin çuvalı bu anlayış ile asla dolmaz. Doğu Karadeniz bölgesi göç vermiş fındık olmamış onlara ne ki. Olan fındığı da fiyat vermiyorlar ne olacak fındık üreticileri sizle ne işe yararsınız dercesine insanlarla alay ediyorlar. <br />
Siz Doğu Karadenizliler genç düşününüz bu fosilleri bir daha ülke yönetiminde söz sahibi yapmayınız. Başka gelişmiş ülkeler aya merih e gidiyorlar bizler hala ülke yönetiminde sarık sırık ile uğraşıyoruz. Olmaz böyle bağnazlık. <br />
<br />
Türkiye tarım ürünleri yetiştirmesi bakımından dünyada kendi kendine yeterli yedi ülkeler den birisi durumundaydı.Fakat devleti yönetenlerin bunu ciddiye almadıklarından dolayı Türkiye bu gün dış ülkeler den tarım ürünleri ve gıda ithalat etmek zorunda kalmıştır.Neden mi ?.Nedeni Türk çiftçisi küstürülmüştür.Küsen Türk çiftçisi tarlalarını ekim dik yapmayarak topraklarını nadasa değil iflasa bırakmışlardır.Tarım ürünleri yeterince yetiştirilmeyen Türkiye de kendi kendini besleyen ülkelerin dışında kalmıştır.Yetiştirilen tarım ürünlerine gerekli destekler devlet tarafından yapılmayınca çiftçi ürünün gerçek fiyatını almayınca tarım dibe vurmuştur .Türkiye nin zaten bir tarım politikası yoktu artık bundan sonra olumu bilinmez.Türkiye tarım ürünleri ithalatına bir sınırlama ve kota uygulaması getirmiş olsa idi bu gün gereksiz tarım ürünleri Türkiye ye ithal edilmemiş olacaktı ve Türk çiftçisinin yetiştirmiş olduğu tarım ürünleri değerini bularak fiyat edecekti  Türk çiftçisi küsmemiş olacaktı.Sosyal adalet ithalat ile sağlanmaz,sosyal adalet emeğe saygı ile sağlanır. Eğer Türkiye nin bir tarım politikası olsaydı bu gün fındık üreticisinin çektiği sıkıntıların hiç biri olmazdı.Sosyal adalet bu değil.Devleti yönetenler Türkiye de yetişen başka tarım ürünlerin alımında diğer birliklere hazine desteği sağlayarak sıkıntıları bir nebze giderirken fındık alımı için Fiskobirlik e hazine desteği sağlamamak hangi sosyal adalete sığar.Ayçiçeği alımı için Trakya birliğe,zeytin alımı için Marmara birlik e,pamuk alımı için Pamuk birlik e kayısı alımı için Kayısı birlik e hazineden devlet desteği sağlanırken sosyal adaleti hiç düşünerek fındık alımı için Fiskobirlik e niçin destek sağlamadınız..?.Sıradan  bir vatandaş iki kefil göstererek istediği bankadan istediği kadar kredi alabiliyor.Dünya da kendi alanında tek ve en büyük kuruluş olan koskoca   Fiskobirlik bankalar dan  fındık üreticinin alın terini ödemek için kredi alamıyor ve verilmiyor.Bu mu sizin sosyal adaletiniz.Nerede  kaldı sizin sosyal adalet anlayışınız.<br />
Türkiye deki sosyal adalet anlayışı dünyada ki beyaz zenci psikosuna anlayışına benzemektedir.Nasıl mı?.İşte aynen şöyle..<br />
 <br />
Bundan yaklaşık bir on yıl önce genç bir Türk işadamı Güney Afrika'da  iş gezisinde. Her şey umduğundan daha başarılı ve çabuk gelişmiş.  Sözleşme bile imzalanmış. Türkiye ye dönüşüne tam bir gün vardı .Bir taksi kiralayarak bulunduğu şehri geziyordu büyük sinemalardan birinin önünden geçerken dikkatini "Ghandi" filmi çekiyor. Hani şu bol Oscar'lı uzun film. Hemen taksiden iniyor ve  doğru gişenin önündeki kuyruğa girer.<br />
 İnsanlar tuhaf tuhaf, bakıyorlar bir tanesi genç işadamına:<br />
- Beyefendi, siz yabancısınız galiba ?<br />
- Evet, nereden anladınız?<br />
- Burada beyazlar kuyruğa girmezler, onlar doğrudan gişeye gidip biletlerini oradan alırlar.<br />
Adam biraz mahcup, tüm kuyruğu geçip gidiyor gişeye.<br />
 Evet... beyazlar için ayrı bir pencere:<br />
- İyi günler efendim, bir koltuk rica ediyorum, arkadan ve ortadan  lütfen.<br />
Gişedeki kız şaşkın:<br />
- Beyefendi, siz yabancısınız galiba ?<br />
- Evet, nereden anladınız?<br />
- Burada beyazlar, koltukta değil, balkonda otururlar. <br />
- Peki bir balkon lütfen.<br />
Adamcağız, balkonda filmi seyretmeye devam eder etmesine de, Güney <br />
Afrika'da sinemalarda bizim Türkiye de ki sinemalar olduğu gibi "Frigo buz, Gazoz buz" uzun uzun sigara içme araları verilmez  film başladığı gibi bitene kadar devam eder.Genç işadamı  sıkışır bu ihtiyacını karşılamak için film ara vermesini sabır ile bekler durur.Fakat bu ara bir türlü verilmez Etraf karanlık, herkes filmi izliyor, dayanamaz ve ayağa kalkmaya karar verir. Tam kalkacak, yandaki sorar:  <br />
Nereye beyefendi?<br />
- Hiiç... Tuvalete..<br />
- Beyefendi, siz yabancısınız galiba ?<br />
- Evet, ama nereden anladınız?<br />
- Burada beyazlar, tuvalete gitmez ki, balkondan aşağı işeyiverirler. <br />
Genç işadamı iyiden iyiye şaşkın, tek güvendiği etraftaki karanlıktan faydalanma. Balkonun <br />
korkuluklarına dayanır ve tam çişini ederken rahatlamaya başlamıştı ki, aşağıdan bir zenci<br />
seslenir:<br />
- Heeey yabancııı!..<br />
Genç işadamı iyiden iyiye daha çok şaşkın,bu karanlıkta ve sadece çişinden tanındığı  için utangaç ve ürkmüş durumda... <br />
Aşağıdaki tepesine edilen adam devam eder:<br />
- İnsan sadece birinin kafasına etmez ki, şöyle bir serpiştirir.<br />
Bu memlekette sosyal adalet var, sosyal adalet!...<br />
<br />
Türkiye süre gelen bu sosyal adalet anlayışı dünya da yaşanan beyaz zenci psikoso anlayışından farklı değildir. Dürüst insanların garip insanların sofrasından daha çok ekmek çalanlar ülkede itibar kazanıyorlar. Dürüst olan sabır gösteren insanlar ise ülkenin itibarını kurtarmaya çalışıyorlar. Ülke de sosyal adalet gemi batmış gidiyor Devleti yöneten seçilmiş ve atanmış insanlar ise batan bu sosyal adalet gemisi üzerine çıkarak güverte de hala sosyal adalet dersi vermektedirler.Bu mu sizin sosyal adalet anlayışınız<br />
Eğer böyle düşünüyor ve uyguluyorsanız <br />
Vay yesinler sizlerin sosyal adaletinizi. <br />
 <br />
 Abdullah KAPLAN<br />
 2008]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[GURURLU OLMAK GURUR DUYMAK]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=47</link>
			<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 00:03:31 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=47</guid>
			<description><![CDATA[GURURLU OLMAK<br />
<br />
Gururlu olmak ve nasıl gurur duymayı insanlar bilmeli benliğinde yaşatmalıdırlar. Gururlu olmak ve nasıl ne zaman nelerden gurur duymayı bilmek için gururun nasıl bir duygu olduğunu önceden bilinmelidir.<br />
O zaman gurur nedir sorusunu insanlar kendilerine sorarak cevabını aramalıdırlar. Gurur insanların toplum yararına yaptıklarına veya kişisel başarılarına karşı duyulan onurlu bir sevgi ve duygu yükünün toplamıdır.<br />
Gurur duymak bilinçli onurlu ve gurulu olmaktan geçer. İnsanlar öncelikle nelere nasıl gurur duyacaklarını iyi bilmelidirler. Bu konuda seçici olmalıdırlar. Her yaşanan olaylardan gurur duyulmaz. Uçara kaçar ulu orta gurur duymak gurur duygusunu basitleştirmektir. Bu neden ile gurur duyması gereken değerleri çok iyi bilmek ve irdelemek gereklidir.<br />
İnsanlar nelere karşı nasıl gurur duymalıdır bunu çok iyi tespit etmeli ve ona göre gurur duymalıdırlar.<br />
Dünyada insanlığa karşı yapılan yararlı çalışmalarından dolayı duyulan gurur evrensel bir gururdur. Evrensel gurur duymak için toplum için insanlık için yapılan başarılarak bakmak lazımdır.<br />
Bu gün cep telefonun dedesi olan ilk telefonu bulan insanlığın hizmetine sunan Alexander Graham Bell’e karşı duyulan gurur bir evrensel gurur duymaktır. Dünya insanlığını karanlıktan kurtaran elektriği ve ampulü bulan insanlığın hizmetine sunan Benjamin Franklin ile Edison’a  karşı duyulan gurur bir evrensel gururdur. İnsan sağlığı üzerinde uzun araştırma ve çalışmalar yaparak kuduz aşısını bulan Pastör’e  ve bunun gibi ilim ve bilim adamlarına karşı gurur duymak evrensel gurura birer örneklerdir.<br />
Bir de insanların Ülkesel değerlere karşı gurur duyma olgusu vardır. Ülkesel gururu duyma yaşadığı ülke insanlarını göstermiş olduğu başarılara karşı duyulan gururlardır.<br />
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve Kahraman Arkadaşları ile gurur duyuyorum. Çünkü bu çağdaş Türkiye cumhuriyetini birlikte kurarak dünyada kendi vatanımızda özgür olarak yaşamayı bizlere armağan etmişlerdir. Bu bir Milli gururdur.<br />
Türk ordusunun içeride dışarıda göstermiş olduğu başarılardan dolayı insanın gurur duyması bir ülkesel gurur duyma örneğidir. İnsanların ülkesinde özgürce rahat ve huzur içerisinde yaşamaları için güvenlik kuvvetlerinin göstermiş olduğu başarılara karşı duyulan gurur ülkesel bir gururdur. Bir ülkenin geleceğini yetiştiren şekillendiren ilim bilim adamlarına öğretmenlerine karşı gurur duymak ülkesel gururlardır.<br />
Son Pakistan depremine yardımda bulunmak için cebinde ki son parasını Pakistan’a bir mektup ile gönderen Kütahya’ lı kendisi fakir ama gönlü zengin çocuğun yapmış olduğu bu insani davranış biçim Türkiye için bir ülkesel gurur duyma örneğidir.<br />
Türkiye Cumhuriyeti ile gurur duyuyorum. Çünkü bana rahat huzurlu yaşamam için suyunu havasını toprağını ve tüm nimetlerini özgürce cömertçe sunmaktadır. İnsanlar bu tür gurur duyma olgularını zaman içerisinde kendilerinde yaşamaktadırlar.<br />
Türk bayrağı ile gurur duyuyorum dünyada ülkemin bağımsızlığını özgürlünü gökyüzünde dalgalanarak temsil ederek ülkesel gururu yaşatmaktadır.<br />
İnsanların kişisel gurur duyma hakları da vardır. Bir insan toplum için yaralı bir çalışma ve başarıdan dolaya kendisi ile gurur duyma hakkına sahiptir. Kişisel gurur nasıl ne şekilde duyacağı kişi tarafından bilinmelidir.<br />
Benim kendim ve ailem ile gurur duymam kişisel bir gururdur.<br />
Ben kendim ile gurur duyuyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyetinde özgürce yaşayan Türk vatandaşı olduğumdan Türk vatandaşlığından gurur duyuyorum.<br />
Annem, babam ve ailem ile gurur duyuyorum. Bana zor koşularda bütün imkanlarını kullanarak bana kitap, defter ve kalem alarak çağdaş eğilmiş bir insan olarak yetişmem için okula gönderdiler. Yaşadığım topluma yaralı olmam için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan beni uygar çağdaş topluma kazandıran ailem ile gurur duyuyorum.<br />
Benim gurur duydum bu evrensel, ülkesel ve kişisel gurur duyguları, gurur duyabilen gurur duymak isteyen tüm insanlar için de geçerlidir.<br />
Bu durum karşısında insanlar neler de nasıl gurur duymasını iyi bilmelidir. Gurur duyulacak olaylar iyi analiz edilmelidir. Gurur duyma asla basit duygu değildir. Gurur duyma onurlu bir yaşam biçimidir.<br />
Her olaya karşı gurur duyulmamalıdır. Türkiye de insanlar her önüne gelen olaylara karşı gurur duyuyorlar. Bu bir basiretsizliktir. Türkiye de bir spor kulübü yabancı bir futbolcu transfer ediyor. Yabancı futbolcu daha Türkiye ye yeni geliyor İstanbul Atatürk hava limanında o takımın taraftarları gereksiz yersiz olarak Türkiye senin ile gurur duyuyor diye bağırıyorlar. Gelen yabancı futbolcuda bunlar kim neyin nesi diye şaşkın şaşkın bakıyor. Bu bir gurur duyma değildir bir yalakalıktır. Çünkü o yabancı futbolcu daha henüz  ne Türkiye için ne de takımı için  hiçbir şey yapmamıştır başarı göstermemiştir. Türkiye’nin milyon ve milyar doları verilerek transfer edilen yabancı futbolcu bir futbol karşılaşmasında karşı takımın kalesine bir gol atıyor o takımın taraftarları yine ayakta Türkiye senin ile gurur duyuyor diyerek bağırıyorlar. İşin farkında değiller o yabancı futbolcu milyon milyar dolarları cebine indirmekle asıl golü karşı takımın kalesine değil Türkiye’nin ekonomisine atmıştır. Asıl golü Türkiye yemiştir. Türkiye de yaşayan binlerce Türk futbolcusunun kazanacağı paralar bir yabancı futbolcuya ödenerek o yabancı futbolcunun tatil köylerinde rahat renkli bir yaşam sürmesini sağlıyoruz. Türk takımının taraftarları daha niçin nasıl gurur duyduklarının farkında değillerdir.<br />
Bir tarih ünlü bir yabancı teknik direktör Türkiye de bir spor kulübüne teknik direktör olarak Türkiye geliyor. O spor kulübünün taraftarları İstanbul Atatürk hava limanında toplanmışlar gelen teknik direktörü karşılıyorlar teknik direktörü uçak tan iner inmez o takımın taraftarları başlıyor bağırmaya “Türkiye senin ile gurur duyuyor” “Türkiye senin ile gurur duyuyor” diye bağırmaya. Teknik direktör şaşkın bir şekilde yanındaki tercümanın soruyor, Bunlar kim niçin böyle bağırıyorlar diye soruyor. Tercüman teknik direktöre sizi alkışlıyorlar sizin için “Türkiye senin ile gurur duyuyor” diye bağırıyorlar efendim. Bu durum karşısında Teknik direktör tercümana söyle onlara “Ben Türkiye için ne yaptım ki benim ile gurur duyuyorlar” gurur duymak bu kadar kolay mı.söyle bu insanlara gürültü yapmasınlar  burada bulunan insanlar rahatsız oluyorlar. Hem ben kişilik olarak yalakalığı hiç sevmem der.Tercüman teknik direktörün bu ifadelerini o takımın taraftarlarına söyler, teknik direktör böylelik ile o taraftarlara Türkiye de ilk olarak iyi bir gurur duyma dersi vermiştir.<br />
Türk takımı taraftarlarına gurur duyma dersi veren bu yabancı teknik direktör kısa bir süre sonra Avrupa nın büyük spor kulübünün birine transfer olarak Türkiye den ayrıldı. Transfer olduğu Avrupa nın büyük spor kulübünde başarı çalışmalar yapmaktadır. Kimse onun ile gurur duymuyor. Çünkü o kendi işini yapıyor. Herkes kendi işini yaptığı sürece  gururu kendisi duyar.<br />
Türkiye Cumhuriyeti kendi toplumlarına insanlarına iyi hizmet etmesi için tüm harcamalarını üstlenerek eğitim için yurt dışına gönderdiği gençlerin keçi sakal bırakarak küpe takarak Türkiye’ye geri dönmeleri gurur duyulacak bir olay değildir. Sadece adı Türkçe olan fakat Türk idealleri ile yetişmemiş Türk toplumuna yarar sağlamamış insanların gösterdikleri her hangi bir başarısı Türk insanı tarafından gurur duyulacak kaynak olamaz.<br />
Gurur duyulacak değerler kalıcı olmalıdırlar.<br />
Gurur duymak için öncelik ile onurlu gururlu olmak gereklidir.<br />
Hiçbir gurur çarşıdan pazardan para ile satın alınmaz. Çalışmak ile başarı gösterilerek elde edilir kazanılır.                                                                             <br />
Gururlarınız ile gurur duyunuz.<br />
 <br />
Abdullah KAPLAN]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[GURURLU OLMAK<br />
<br />
Gururlu olmak ve nasıl gurur duymayı insanlar bilmeli benliğinde yaşatmalıdırlar. Gururlu olmak ve nasıl ne zaman nelerden gurur duymayı bilmek için gururun nasıl bir duygu olduğunu önceden bilinmelidir.<br />
O zaman gurur nedir sorusunu insanlar kendilerine sorarak cevabını aramalıdırlar. Gurur insanların toplum yararına yaptıklarına veya kişisel başarılarına karşı duyulan onurlu bir sevgi ve duygu yükünün toplamıdır.<br />
Gurur duymak bilinçli onurlu ve gurulu olmaktan geçer. İnsanlar öncelikle nelere nasıl gurur duyacaklarını iyi bilmelidirler. Bu konuda seçici olmalıdırlar. Her yaşanan olaylardan gurur duyulmaz. Uçara kaçar ulu orta gurur duymak gurur duygusunu basitleştirmektir. Bu neden ile gurur duyması gereken değerleri çok iyi bilmek ve irdelemek gereklidir.<br />
İnsanlar nelere karşı nasıl gurur duymalıdır bunu çok iyi tespit etmeli ve ona göre gurur duymalıdırlar.<br />
Dünyada insanlığa karşı yapılan yararlı çalışmalarından dolayı duyulan gurur evrensel bir gururdur. Evrensel gurur duymak için toplum için insanlık için yapılan başarılarak bakmak lazımdır.<br />
Bu gün cep telefonun dedesi olan ilk telefonu bulan insanlığın hizmetine sunan Alexander Graham Bell’e karşı duyulan gurur bir evrensel gurur duymaktır. Dünya insanlığını karanlıktan kurtaran elektriği ve ampulü bulan insanlığın hizmetine sunan Benjamin Franklin ile Edison’a  karşı duyulan gurur bir evrensel gururdur. İnsan sağlığı üzerinde uzun araştırma ve çalışmalar yaparak kuduz aşısını bulan Pastör’e  ve bunun gibi ilim ve bilim adamlarına karşı gurur duymak evrensel gurura birer örneklerdir.<br />
Bir de insanların Ülkesel değerlere karşı gurur duyma olgusu vardır. Ülkesel gururu duyma yaşadığı ülke insanlarını göstermiş olduğu başarılara karşı duyulan gururlardır.<br />
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve Kahraman Arkadaşları ile gurur duyuyorum. Çünkü bu çağdaş Türkiye cumhuriyetini birlikte kurarak dünyada kendi vatanımızda özgür olarak yaşamayı bizlere armağan etmişlerdir. Bu bir Milli gururdur.<br />
Türk ordusunun içeride dışarıda göstermiş olduğu başarılardan dolayı insanın gurur duyması bir ülkesel gurur duyma örneğidir. İnsanların ülkesinde özgürce rahat ve huzur içerisinde yaşamaları için güvenlik kuvvetlerinin göstermiş olduğu başarılara karşı duyulan gurur ülkesel bir gururdur. Bir ülkenin geleceğini yetiştiren şekillendiren ilim bilim adamlarına öğretmenlerine karşı gurur duymak ülkesel gururlardır.<br />
Son Pakistan depremine yardımda bulunmak için cebinde ki son parasını Pakistan’a bir mektup ile gönderen Kütahya’ lı kendisi fakir ama gönlü zengin çocuğun yapmış olduğu bu insani davranış biçim Türkiye için bir ülkesel gurur duyma örneğidir.<br />
Türkiye Cumhuriyeti ile gurur duyuyorum. Çünkü bana rahat huzurlu yaşamam için suyunu havasını toprağını ve tüm nimetlerini özgürce cömertçe sunmaktadır. İnsanlar bu tür gurur duyma olgularını zaman içerisinde kendilerinde yaşamaktadırlar.<br />
Türk bayrağı ile gurur duyuyorum dünyada ülkemin bağımsızlığını özgürlünü gökyüzünde dalgalanarak temsil ederek ülkesel gururu yaşatmaktadır.<br />
İnsanların kişisel gurur duyma hakları da vardır. Bir insan toplum için yaralı bir çalışma ve başarıdan dolaya kendisi ile gurur duyma hakkına sahiptir. Kişisel gurur nasıl ne şekilde duyacağı kişi tarafından bilinmelidir.<br />
Benim kendim ve ailem ile gurur duymam kişisel bir gururdur.<br />
Ben kendim ile gurur duyuyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyetinde özgürce yaşayan Türk vatandaşı olduğumdan Türk vatandaşlığından gurur duyuyorum.<br />
Annem, babam ve ailem ile gurur duyuyorum. Bana zor koşularda bütün imkanlarını kullanarak bana kitap, defter ve kalem alarak çağdaş eğilmiş bir insan olarak yetişmem için okula gönderdiler. Yaşadığım topluma yaralı olmam için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan beni uygar çağdaş topluma kazandıran ailem ile gurur duyuyorum.<br />
Benim gurur duydum bu evrensel, ülkesel ve kişisel gurur duyguları, gurur duyabilen gurur duymak isteyen tüm insanlar için de geçerlidir.<br />
Bu durum karşısında insanlar neler de nasıl gurur duymasını iyi bilmelidir. Gurur duyulacak olaylar iyi analiz edilmelidir. Gurur duyma asla basit duygu değildir. Gurur duyma onurlu bir yaşam biçimidir.<br />
Her olaya karşı gurur duyulmamalıdır. Türkiye de insanlar her önüne gelen olaylara karşı gurur duyuyorlar. Bu bir basiretsizliktir. Türkiye de bir spor kulübü yabancı bir futbolcu transfer ediyor. Yabancı futbolcu daha Türkiye ye yeni geliyor İstanbul Atatürk hava limanında o takımın taraftarları gereksiz yersiz olarak Türkiye senin ile gurur duyuyor diye bağırıyorlar. Gelen yabancı futbolcuda bunlar kim neyin nesi diye şaşkın şaşkın bakıyor. Bu bir gurur duyma değildir bir yalakalıktır. Çünkü o yabancı futbolcu daha henüz  ne Türkiye için ne de takımı için  hiçbir şey yapmamıştır başarı göstermemiştir. Türkiye’nin milyon ve milyar doları verilerek transfer edilen yabancı futbolcu bir futbol karşılaşmasında karşı takımın kalesine bir gol atıyor o takımın taraftarları yine ayakta Türkiye senin ile gurur duyuyor diyerek bağırıyorlar. İşin farkında değiller o yabancı futbolcu milyon milyar dolarları cebine indirmekle asıl golü karşı takımın kalesine değil Türkiye’nin ekonomisine atmıştır. Asıl golü Türkiye yemiştir. Türkiye de yaşayan binlerce Türk futbolcusunun kazanacağı paralar bir yabancı futbolcuya ödenerek o yabancı futbolcunun tatil köylerinde rahat renkli bir yaşam sürmesini sağlıyoruz. Türk takımının taraftarları daha niçin nasıl gurur duyduklarının farkında değillerdir.<br />
Bir tarih ünlü bir yabancı teknik direktör Türkiye de bir spor kulübüne teknik direktör olarak Türkiye geliyor. O spor kulübünün taraftarları İstanbul Atatürk hava limanında toplanmışlar gelen teknik direktörü karşılıyorlar teknik direktörü uçak tan iner inmez o takımın taraftarları başlıyor bağırmaya “Türkiye senin ile gurur duyuyor” “Türkiye senin ile gurur duyuyor” diye bağırmaya. Teknik direktör şaşkın bir şekilde yanındaki tercümanın soruyor, Bunlar kim niçin böyle bağırıyorlar diye soruyor. Tercüman teknik direktöre sizi alkışlıyorlar sizin için “Türkiye senin ile gurur duyuyor” diye bağırıyorlar efendim. Bu durum karşısında Teknik direktör tercümana söyle onlara “Ben Türkiye için ne yaptım ki benim ile gurur duyuyorlar” gurur duymak bu kadar kolay mı.söyle bu insanlara gürültü yapmasınlar  burada bulunan insanlar rahatsız oluyorlar. Hem ben kişilik olarak yalakalığı hiç sevmem der.Tercüman teknik direktörün bu ifadelerini o takımın taraftarlarına söyler, teknik direktör böylelik ile o taraftarlara Türkiye de ilk olarak iyi bir gurur duyma dersi vermiştir.<br />
Türk takımı taraftarlarına gurur duyma dersi veren bu yabancı teknik direktör kısa bir süre sonra Avrupa nın büyük spor kulübünün birine transfer olarak Türkiye den ayrıldı. Transfer olduğu Avrupa nın büyük spor kulübünde başarı çalışmalar yapmaktadır. Kimse onun ile gurur duymuyor. Çünkü o kendi işini yapıyor. Herkes kendi işini yaptığı sürece  gururu kendisi duyar.<br />
Türkiye Cumhuriyeti kendi toplumlarına insanlarına iyi hizmet etmesi için tüm harcamalarını üstlenerek eğitim için yurt dışına gönderdiği gençlerin keçi sakal bırakarak küpe takarak Türkiye’ye geri dönmeleri gurur duyulacak bir olay değildir. Sadece adı Türkçe olan fakat Türk idealleri ile yetişmemiş Türk toplumuna yarar sağlamamış insanların gösterdikleri her hangi bir başarısı Türk insanı tarafından gurur duyulacak kaynak olamaz.<br />
Gurur duyulacak değerler kalıcı olmalıdırlar.<br />
Gurur duymak için öncelik ile onurlu gururlu olmak gereklidir.<br />
Hiçbir gurur çarşıdan pazardan para ile satın alınmaz. Çalışmak ile başarı gösterilerek elde edilir kazanılır.                                                                             <br />
Gururlarınız ile gurur duyunuz.<br />
 <br />
Abdullah KAPLAN]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[TRAFİK KAZALARINDA HATA PAYLARI]]></title>
			<link>http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=46</link>
			<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 00:00:27 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kucukgeris.com/forum/showthread.php?tid=46</guid>
			<description><![CDATA[TRAFİK KAZALARINDA HATA PAYLARI...<br />
<br />
Karayollarında meydana gelen trafik kazalarında kimlerin daha çok payları varmış insanlar tarafından bilinmelidir. Karayollarını ister yaya olarak ister sürücü olarak kullanmanın sorumlulukları ve kuralları vardır. İnsanlar bu sorumluluklarını bilmeli ve karayollarında kuralları uygulayarak trafik kazalarını önlemelidir. Trafik kazalarının önlemenin tek çıkar yolu insanları eğitmek karayollarında kuralları uygulanmasıdır. Trafik kuralları ile vardır ve yaşanır. Kuralsız trafik asla düşünülemez yaşanamaz.Kuralsız trafik,trafik değil trajik olaydır. Bugün karayollarında kurallar uygulanmadığından dolayı bir çok trajik olaylar yaşanmakta ve masun insanlar hayatlarını karayollarında kaybetmektedir. Bunun sorumlusu kimlerdir, kimlerin bu trajik olaylarda hataları ve yanlışları vardır. Toplum bu konuda bilinçlendirilmelidir. Trafik kuralları yorumlamaz sadece uygulanarak hayat da kalınır.<br />
1-Sürücülerin hataları: %80 oranında =Sürücü bir insan faktörüdür.<br />
2-Yayaların    hataları: %15 oranında =Yaya    bir insan faktörüdür.<br />
3-Yolcuların  hataları: %   1 oranında =Yolcu bir insan faktörüdür.<br />
4-Karayolları hataları: %   3 oranında =Altyapı   faktörüdür.<br />
5-Taşıt teknik arıza   : %    1 oranında =Mekanik faktördür.<br />
Suçluyu bulduk, Trafik kazalarında suçlu kimdir. Suçlu insanlardır.<br />
Sürücüler, yayalar ve yolcular karayollarında birer insan faktörleridirler. Bunların hata paylarını toplarsanız karayollarında trafik kazalarının % 96 oranında yüksek bir oranda insanlar faktörü  vardır. Demek oluyor ki insanlar karayollarında en çok kaza yapan faktörmüş. Trafik sektörünü bir faktör olarak kullanmasını beceremiyoruz ve kullanamıyoruz. Bunun bir çözümü olmalıdır. Çözüm yine insanlardır.Trafik kazalarının önlenmesinde çözüm noktası yine insanlardır.Çünkü dünyada eğitilmeye en yatkın beyin insan beynidir.İnsanları kültürel ve trafik  anlamda eğitiniz trafik kazalarını önleyiniz.<br />
İnsanlar karayollarında trafik kurallarını uygulama zahmetine  katlanmıyorlar, kuralları uygulanmayanlar sonradan zahmetinin çekiyorlar. Karayollarında trafik kurallarına uyma uygulama alışkanlığımız yok. Trafik kurallarına uymayı ve uygulamayı bir zahmet ve külfet gibi görüyoruz ve algılıyoruz. Trafik kurallarına uymak ve uygulamak bir zahmet külfet değil, bir meziyet ve fazilettir.<br />
Karayollarını kullanan sürücülerin % 90 oranında bulunanları trafik kurallarına uymuyor ve uygulamıyorlar. Bu sürücülerin % 80 de trafik kazalarına neden olmaktadırlar. Türkiye’de yapılan bir trafik araştırmasına göre karayollarını kullanan sürücülerin yapmış olduğu trafik kazalarının kural ihlalleri;<br />
 <br />
1-Aşırı hız ve yakın takip sonucu oluşan kazalar: %35 oranında.<br />
2-Hatalı sollama ve hatalı araç geçme  kazaları  : %30  oranında<br />
3-Alkollü araç kullanmadan oluşan kazalar        : %30  oranında.<br />
4-Diğer trafik kuralları ihlalinden oluşan kazalar: %  5  oranında.<br />
Türkiye karayollarında aşırı hız yapmayı, hatalı, sollama yapmayı ve alkollü araç kullanmayı önleye bilirsek trafik kazalarının %95 oranında azaltmış oluruz. Bu trafik adına ve insanlık adın çok büyük bir başarıdır. Bu trafik kuralları insanlara nasıl öğretilmelidir tabi ki ciddi bir eğitim verilerek bu başarıya ulaşılabilinir. Herkes bu konuda kendini sorumlu hissetmelidir. Karayollarını sokakları kullanmanın bir bedeli ve kuralları vardır.<br />
İnsanlar karayollarında trafik kurallarına uymak ve uygulamakla hem kendi hayatlarını hem de karayollarını kullanan diğer masun insanların hayatlarını korumuş olurlar. Trafik kurallarına uymak ve uygulamak bir ibadettir.<br />
Trafik kurallarını insanlara öğretmek ve eğitimini vermek gerekmektedir.<br />
Trene bakmak ile makinist olunmuyor.<br />
Tüm insanlağlıklı güvenilir trafikler, mutluluklar.<br />
Abdullah KAPLAN<br />
Trafik ve Çevre Öğetmeni]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[TRAFİK KAZALARINDA HATA PAYLARI...<br />
<br />
Karayollarında meydana gelen trafik kazalarında kimlerin daha çok payları varmış insanlar tarafından bilinmelidir. Karayollarını ister yaya olarak ister sürücü olarak kullanmanın sorumlulukları ve kuralları vardır. İnsanlar bu sorumluluklarını bilmeli ve karayollarında kuralları uygulayarak trafik kazalarını önlemelidir. Trafik kazalarının önlemenin tek çıkar yolu insanları eğitmek karayollarında kuralları uygulanmasıdır. Trafik kuralları ile vardır ve yaşanır. Kuralsız trafik asla düşünülemez yaşanamaz.Kuralsız trafik,trafik değil trajik olaydır. Bugün karayollarında kurallar uygulanmadığından dolayı bir çok trajik olaylar yaşanmakta ve masun insanlar hayatlarını karayollarında kaybetmektedir. Bunun sorumlusu kimlerdir, kimlerin bu trajik olaylarda hataları ve yanlışları vardır. Toplum bu konuda bilinçlendirilmelidir. Trafik kuralları yorumlamaz sadece uygulanarak hayat da kalınır.<br />
1-Sürücülerin hataları: %80 oranında =Sürücü bir insan faktörüdür.<br />
2-Yayaların    hataları: %15 oranında =Yaya    bir insan faktörüdür.<br />
3-Yolcuların  hataları: %   1 oranında =Yolcu bir insan faktörüdür.<br />
4-Karayolları hataları: %   3 oranında =Altyapı   faktörüdür.<br />
5-Taşıt teknik arıza   : %    1 oranında =Mekanik faktördür.<br />
Suçluyu bulduk, Trafik kazalarında suçlu kimdir. Suçlu insanlardır.<br />
Sürücüler, yayalar ve yolcular karayollarında birer insan faktörleridirler. Bunların hata paylarını toplarsanız karayollarında trafik kazalarının % 96 oranında yüksek bir oranda insanlar faktörü  vardır. Demek oluyor ki insanlar karayollarında en çok kaza yapan faktörmüş. Trafik sektörünü bir faktör olarak kullanmasını beceremiyoruz ve kullanamıyoruz. Bunun bir çözümü olmalıdır. Çözüm yine insanlardır.Trafik kazalarının önlenmesinde çözüm noktası yine insanlardır.Çünkü dünyada eğitilmeye en yatkın beyin insan beynidir.İnsanları kültürel ve trafik  anlamda eğitiniz trafik kazalarını önleyiniz.<br />
İnsanlar karayollarında trafik kurallarını uygulama zahmetine  katlanmıyorlar, kuralları uygulanmayanlar sonradan zahmetinin çekiyorlar. Karayollarında trafik kurallarına uyma uygulama alışkanlığımız yok. Trafik kurallarına uymayı ve uygulamayı bir zahmet ve külfet gibi görüyoruz ve algılıyoruz. Trafik kurallarına uymak ve uygulamak bir zahmet külfet değil, bir meziyet ve fazilettir.<br />
Karayollarını kullanan sürücülerin % 90 oranında bulunanları trafik kurallarına uymuyor ve uygulamıyorlar. Bu sürücülerin % 80 de trafik kazalarına neden olmaktadırlar. Türkiye’de yapılan bir trafik araştırmasına göre karayollarını kullanan sürücülerin yapmış olduğu trafik kazalarının kural ihlalleri;<br />
 <br />
1-Aşırı hız ve yakın takip sonucu oluşan kazalar: %35 oranında.<br />
2-Hatalı sollama ve hatalı araç geçme  kazaları  : %30  oranında<br />
3-Alkollü araç kullanmadan oluşan kazalar        : %30  oranında.<br />
4-Diğer trafik kuralları ihlalinden oluşan kazalar: %  5  oranında.<br />
Türkiye karayollarında aşırı hız yapmayı, hatalı, sollama yapmayı ve alkollü araç kullanmayı önleye bilirsek trafik kazalarının %95 oranında azaltmış oluruz. Bu trafik adına ve insanlık adın çok büyük bir başarıdır. Bu trafik kuralları insanlara nasıl öğretilmelidir tabi ki ciddi bir eğitim verilerek bu başarıya ulaşılabilinir. Herkes bu konuda kendini sorumlu hissetmelidir. Karayollarını sokakları kullanmanın bir bedeli ve kuralları vardır.<br />
İnsanlar karayollarında trafik kurallarına uymak ve uygulamakla hem kendi hayatlarını hem de karayollarını kullanan diğer masun insanların hayatlarını korumuş olurlar. Trafik kurallarına uymak ve uygulamak bir ibadettir.<br />
Trafik kurallarını insanlara öğretmek ve eğitimini vermek gerekmektedir.<br />
Trene bakmak ile makinist olunmuyor.<br />
Tüm insanlağlıklı güvenilir trafikler, mutluluklar.<br />
Abdullah KAPLAN<br />
Trafik ve Çevre Öğetmeni]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>