|
FINDIĞIN ESARETİ
|
|
09-24-2009, 06:42 AM
(En son düzenleme: 09-24-2009 06:44 AM KAPLAN.)
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
FINDIĞIN ESARETİ
FINDIĞIN ESARETİ
Türkiye fındık üretim sonrası pazarlanmasında tamamen dışa bağımlıdır. Yani Türkiye fındığını dışarı satacağım diyerek üretmektedir. Bu da fındığın esareti demektir. Türkiye fındık üretimi de dünya da birinci ülkedir. Ama bu üretilen fındığın tüketimde satışında ve pazarlanmasında tamamen dışa bağımlıdır. Üretilen fındığın yüzde seksen beşi ihracat edilmektedir. Dış ülkeler fındık almasalar Türkiye fındığı çürümeye terk edilecektir. Fındığın bu esaretten kurtulması gerekmektedir. Fındığın bu esaret ve bağımlıktan kurulmasının tek bir çözümü vardır o da fındığın iç piyasada yani ülke içerisinde tüketimini artırmaktır. Bu gün üretilen fındığın yüzde on beşi iç piyasada yani ülke içerisinde tüketilmekte yüzde seksen beşi yurt dışında tüketilmektedir. Bu durum fındığın kaderinin tamamen dışa bağımlı olduğunu göstermektedir. Asya, Avrupa ve Afrika fındık yiyesin diye milletin gözünün içerisine bakmaktayız. Fındığı hammadde olarak dış ülkelere satıyoruz sonra on katı fiyat ile işlenmiş olarak mamul madde olarak satın alıyoruz. Ülke olarak fındık konusunda marjinal davranarak büyük bir çikolata sanayi kurmalıyız. Fındık çikolatasın da marka olmalıyız. Çikolata sanayisinde marka olmalıyız. Fındığı ülke içerisinde işleyerek katma değerini artırmalıyız. Bu durumda hem üretici kazanır hem de devlet ekonomisi kazanmış olur. Üretilen ürünün iç piyasa da tüketimi çok önemlidir. Bu tüketim ürüne talebi artırarak ürünün değer kazanmasına neden olmaktadır. Bu gün ülkemizde tarım ürünlerinden zeytin kayısı üzüm gibi meyvelerin iç tüketimi fazla olduğu için istenilen değerde satılmakta ve üreticisine kazandırmaktadır. Bunu durumu bir örnekleme ile açıklamak istiyorum. Bundan tahminen otuz kırk yıl önceleri Giresun da köyümüzde fındık toplamak için babam yirmi kişi işçi tutardı bu işçiler tahminen on beş yirmi gün bizlere fındık toplarlardı. Bu işçiler sabahları yedi sekiz de bahçeye gitmek için hazırlanırlar ve pek iştahları olmadıkları için yemek yemezlerdi ancak bir parça ekmek ile aperatif yaparlardı. Sabah kahvaltılarını asıl saat onda yaparlardı. Babam sabah saat onda evde demlediği çayı bizim o yörede kullanılan bakır yoğurt bakraçlarına koyarak soğumasın diye kalın örtüler ile sararak ekmek ve yanında zeytin olmak üzere bahçeye getirir işçilere zeytinli kahvaltı verirdik. Çünkü o yıllarda zeytin bir lira fındık üç lira idi. Fındık fiyatı zeytinin fiyatından yüksekti. Bir kilo fındık ile üç kilo zeytin alınıyordu. Bu gün ise üç kilo fındık fiyatına bir kilo zeytin alınabilmektedir. İşçiler günde ortalama üç kilo zeytin tüketiyorlardı, yani babam bir kilo fındık ile işçilerin beslenmesini rahatlık ile sağlıyordu. Babam fındık hasat dönemin her yıl eve işçilere yedirilmek üzere ortalama elli kilo zeytine elli lira verip alıyor evde bulunduruyordu. Yani babam on altı kilo fındık ile elli kilo zeytin alıyordu. Şimdi bu gün zeytin piyasada ortalama sekiz on lira fındık üç lira fiyat ile hala yerinde sayıyor. Zeytin bu süre içerisinde on kat fiyat geliştirmiş, fındığa karşı üç kat fiyat artışı sağlamıştır. Bunun nedenlerini hiç araştırdık mı soruşturduk mu ?. Nedeni çok basit zeytin bu gün her sofraya girmiştir fındık hala depolarda çürütülmektedir. Çünkü insanlar fındık tüketim alışkanlığı kazanmamıştır. Zeytin dağlar da taşlar da kurulan sofralarda insanların tüketimine sunulmuş iç tüketim alışkanlığı kazandırılarak bu esaret den kurtulmuştur. Ve bugün zeytin iç piyasa da istenilen değerdedir. Zeytin de kazanılan bu iç tüketim alışkanlığı fındık için de kazandırılmalıdır. Eğer bu gerçekleştirilebilinir ise işte o zaman fındık dışa bağımlılıktan ve esaret den kurtulacaktır. Bu gün zeytin ülkede her sabah sofranın vazgeçilmez besini olmuş fakiri fukarası zengini tüketebiliyor fakat fındık neden ise dokunulmaz olmuş. Zeytinin bu iç tüketimi nedeni ile fiyatları istenilen değer de olup üreticine kazanç sağlamaktadır. Bu kazancın tek nedeni zeytin iç tüketimin fazla oluşudur. Fındık da böyle bir durum var mı hayır o zaman ne yapacaksınız fındığı ya dış ülkelere pazarlayacaksınız ya da depolar da çürümeye terk edeceksiniz. Çünkü fındık da iç tüketim gelişmemiştir. İnsanlara fındık yeme alışkanlığı kazandırmamış, fındık cazip hale getirilmeli insanların rahatlık ile yemeleri sağlanmalıdır. Bu gün ülkenin bazı bölgelerinde fındığı görmeyen tanımayan insanlarımız mevcuttur. Ama zeytin ülkenin her bölgesinde sofralarda devamlı ile tüketilmektedir. Burada önemli olan iç tüketimiz genişletilmesi ve yaygınlaştırılmasıdır. Türkiye de yaklaşık olarak yetmiş iki milyon insan yaşamaktadır. Bu insanlara yılda kişi başı ortalama beş kilo fındık yedirerek üç yüz atmış bin ton fındık iç piyasa da tüketilmiş olur. Bu miktar tüketim yıllık rekor yüzde yetmişi demektir. Böylelik ile ambarlar da fındık stoku tüketilmiş olur ve bundan sonra da stok birikmemiş olur. Türkiye de insanlar sakız çiğnediği zaman kadar fındık tüketmiş olsalar fındık dışa bağımlıktan ve esaret den kurtulmuş olur. İnsanlara fındığı sevdirmenin ve tüketmesinin bir şekilde yolları bulunmalıdır. Fındığın tanıtımı sağlamak için kurulan Ulusal Fındık Konseyi ve Fındık Tanıtım Gurubu gibi sivil toplum kuruluşları insanlara herkesin bir avuç fındık yemelerini önererek reklamlar yapmaktadır. Ülkenin bu fındığı bir avuç fındık yemek ile bitmez. Fındığın tüketimi artırmak için daha radikal alternatif çözümler üretilmelidir. Bu çözümlerin başında marka olacak bir çikolata sanayisinin kurulmalıdır. Kendi fındığından kendin çikolata yapmaktır. Fındığın tanıtımı sağlayan bu kuruluşlar ülkede bir çikolata marka olacak çikolata sanayisinin kurulması yolunda iş adamlarını sermaye kesimini teşvik etmelidir. Fındığı iç tüketimi sağlamalıdır. Giresun da Fiskobirlik e ait Fındık İşleme Entegre Tesislerinde fındığı işleyerek yaklaşık olarak on dört çeşit fındık ürünler yapılmaktadır. Bu tesislerde üretilen fındık ürünleri bölgenin dışına çıkarılmamış Türkiye geneline dağıtımı yapılmadığından sınırlı bir üretim de kalmıştır. Bu fındık ürünleri ülke genelinde bayiiler yolu ile ülkenin en hücra köşelerine ulaştırılabilinir. Tesisler iç tüketim yeterli olmadığından tam kapasite ile üretim yapamamaktadır. Bu tesislerde üretilen ürünlerin pazarlama sorunu yaşanmaktadır. Bu pazarlama sorunu aşılamayacak bir sorun değildir. Pazarlama ekipleri kurarak pazarlama elemanları bu ürünleri çantalarına koyarak gerekir ise ceplerine koyarak iç ve dış piyasa da dolaşarak ürünleri tanıtacaklar ve pazarlamalarını yapacaklardır. Pazarlama elemanı büroda oturmamalıdır sürekli bölgeleri şehir ve kentleri ürünü pazarlamak için dolaşmalıdır. Fındık dışa bağımlıktan kurtuluşu ancak iç piyasa da tüketimi artırmak ve dünyaca marka olacak yeni bir çikolata sanayinin kurulmasından geçmektedir. Eğer ülke olarak bunları gerçekleştirebilir isek fındık hem üreticisine hem de ülke ekonomisine çok kazandıracaktır. Fındık bu çalışmalar yapılır ise komadan kurtularak kendine gelecektir. O zaman değmeyin fındığın keyfine. Ülkede üretilen her tarım ürününün iç tüketim piyasası geliştirilmiş bir tek fındık çuvallara doldurularak bekletilmiş. Dış ülkelerden alıcı gelmesi beklenmiş. Fındığı gerek iç gerek ise dış pazarlara pazarlamasını başaramıyoruz vesselam. Bu konuda ülke olarak yeni çözümler üretmek zorundayız. Ülke içerisinde iç tüketimi artırmak için fındığın tanıtımı ve reklamı ciddi olmayan "Anagani Managani" gibi argo kelimeler ile yapılması fındık tüketim açısından hiçbir katkısı yoktur. Fındığın insan sağlığına olan önemli faydaları öncelikli olarak anlatılmalıdır. Fındığın sağlık ve ülke ekonomisine katkıları faydaları ön plana çıkarılarak anlatılara tanıtımı ve reklamı yapılmalıdır. Fındık sağlık açısından çok önemlidir içerisinde bulunan yağ oleik asit çoğunlukta olmak üzere, protein, karbonhidrat, vitaminler vitamin E, mineraller, diyabetik lifler, fitosterol, beta-sitosterol ve anitoksidant fenoliklerin özel bileşimleri nedeniyle insan beslenmesi ve sağlığı açısından fındık, kuruyemiş çeşitleri arasında önemli bir rol oynamaktadır. Fındığın besleyici ve duyumsal özellikleri, onu gıda ürünleri için benzersiz ve ideal bir malzeme haline getirmektedir. 60,5 % oranında yağ içerdikleri için fındıklar iyi birer enerji kaynaklarıdır. Fındık üzerinde yapılan bir çok araştırmalar da ve analizinde, araştırma raporlarında, fındık tüketiminin insan beslenmesi üzerine olumlu etkileri olduğunu söylemiştir. Bu etkiler, tekli ve çoklu doymamış yağ asidi 82,8 % oleik ve 8,9 % linoleik) bakımından zengin olan fındık lipitlerinin yağlı asit profiliyle ilgili olabilir. Araştırmalar göstermiştir ki doymuş yağ oranının düşük ve tekli doymamış yağ oranının mufa oranı yüksek olduğu beslenme çeşitleri kan lipiti düzeyinin kontrolünde etkili olmaktadır; benzer bir sonuç, koroner kalp rahatsızlığı riskinde de olumlu bir etken olabilmektedir. Ayrıca (fındık yağında yüksek oranda bulunan) tekli doymamış yağ oranıyla zenginleştirilmiş beslenme çeşitleri vakalarının azlığı, tansiyon düşüklüğü,toplam kolesterol dengesinde düşüklük, lipoprotein yoğunluğunun azalmasına veya tersinin çoğaltımı ve kan trigliserin değerinin düşmesi gibi insanlarda benzer, olumlu etkiler oluşturmaktadır. Ülkemiz üretilen iç fındığın % 80 çikolata sanayinde (kıyılmış, dilinmiş, öğütülmüş olarak) bisküvi, şekerleme, tatlı, pasta, dondurma yapımında kullanılır. İç piyasa ve ihracatta değerlendirilemeyen fındıklar, yağlık olarak kullanılmaktadır. Çerez olarak ta tüketilir. Fındık dan elde edilen ham yağların bir çok kullanma alanları vardır.Rafine edilip yemeklik yağ olarak, Temizleyici, nemlendirici ve dağıtıcı olarak, Gres yağı üretiminde,Koruyucu boya endüstrisinde kurutucu olarak, Kimyasal tepkimelerde katalizör olarak, İlaç ve kozmetik endüstrisinde yardımcı hammadde olarak, El ve lastik eldivenlerin dezenfeksiyonunda, tıbbı aparatların sterilizasyonunda, Yaraların pansumanında, deri-ağız hastalıklarında antiseptik olarak, Sanayide yüzey aktif maddesi, korozyon inhibitörü, yağlama, metal kesme yağları, metal temizleme ve asfalt plaka üretiminde. Ayrıca, yağ çıkarılması ile arta kalan küspe, yüksek oranda protein içermekte olup, hayvan yemi olarak yem sanayinde kullanılmaktadır. İnsan hayatına bu kadar faydası olan fındığı Türk halkı tanımıyor sadece üretiyor ve tüketimini bilmiyor. Türkiye ve Dünyada çerez olarak da tüketilen fındığın % 90’a yakın kısmı kavrulmuş, beyazlatılmış, kıyılmış, dilinmiş, un ve püre halinde çikolata, bisküvi, şekerleme sanayinde, tatlı, pasta ve dondurma yapımı ile yemek ve salatalarda yardımcı madde olarak kullanılmaktadır. Yaklaşık beş bin yıldır bilinen fındık, meyvesinden odununa kadar birçok yerde insanlığa büyük yararlar sağlamaktadır. Fındık kabuğu ülkemizde özellikle fındık üretilen bölgelerde çok değerli ve yüksek kalorili bir yakacak olarak kullanılmaktadır. Ayrıca fındık odunundan sepet, baston, sandalye, çit ve el aletleri yapımında faydalanılır. Bazı türleri park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir. Fındık yaprağı ile meyve zurufleri dış kabukları gübre olarak kullanılmaktadır. Üretim fazlası fındıklar yağlık olarak değerlendirilmektedir. Fındık ham yağı rafine edilerek yemeklik yağ olarak, fındık küspesi ise yem sanayinde katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Fındığın bu çok yönlü faydaları insanlara iyi anlatılarak tanıtımı sağlanmalı ve iç tüketin artırılmalıdır. Kısacası işte böyle altın değerinde Türkiye nin stratejik milli ürünüdür. Fındık Türkiye nin petrolüdür altınıdır. Ülke insanlarına ve ekonomisine önemli faydalar sağlayan fındık iç tüketim artırılarak mutlaka dışa bağımlıktan ve esaret den kurtulmalıdır. Ülke olarak bu iç tüketimi mutlaka artırmalıyız. Dış pazarlara fındık satalım ama adamların ağzının içine bakmayalım. Bir tutam ot deveyi yardan, bir avuç fındık üreticiyi kardan uçurur. Abdullah KAPLAN Giresunlu olmaktan gurur ve onur duyanlara selam olsun. |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|






