Giresun Fındık bahçeleri birer “Altın Ocaklar” dır. Çünkü
Giresun da insanların tek geçim kaynakları fındıktır. Bu neden
ile Giresun da fındık altın değerindedir.Giresun un altını
fındıktır. ”Altın Ocaklar” Giresun cennetinde yaşayan insanlara
hayat vermektedir.
Fındığın “Altın Ocakları” a iyi bakılması için ”Fındık Tarım”
yazı dizisini hazırlamış bulunarak fındık ürecilerinin ve
insanların faydalanmasına sunuyorum.
FINDIĞIN TARİHÇESİ
Yaklaşık 5 bin yıldır bilinen fındığın vatanı Anadolu'dur. M.Ö.
400'de Pontus kıyılarından geldiği için Pontus Cevizi adını
almıştır. Sicilya ve İspanya'ya Araplar tarafından
götürülmüştür. Yeryüzünde 360-410 kuzey enlemlerinde kendine
özgü iklim koşullarında yetişebilen fındık, deniz kıyısından en
çok 30 km içeride ve 750-1000 metreyi geçmeyen yerlerde ürün
vermektedir. Dünya yıllık fındık üretiminin %67-75'ı Türkiye'nin
Karadeniz kıyılarında yapılmaktadır. İtalya, İspanya ve Amerika
fındık yetiştiren diğer ülkelerdir. Türkiye'nin en çok yağış
alan bölgesi Karadeniz'de arazi fazla eğimlidir. Toprağın yapısı
ve iklim koşulları Karadeniz Bölgesi'nin önemli bir kısmında
fındık dışında başka bir tarıma izin vermemektedir. Fındık,
erozyon tehlikesiyle karşı karşıya olan bölgede verimli
toprakların yok olmasını engelleyip çevreye olumlu katkı
sağlamaktadır. Ayrıca bölgedeki fabrikaları doğal çevrenin
bozulmasına neden olan fiziksel ve kimyasal atıklar ortaya
çıkarmaz. Fındık tarımı genellikle küçük arazilerde ve aile
işletmeciliği biçiminde yapılmaktadır. Türkiye'de yaklaşık 600
bin hektar arazide 400 bin çiftçinin fındık üretimiyle uğraştığı
bilinmektedir. Fındık yetiştirildiği bölgelerde doğrudan ya da
dolaylı olarak 8 milyon insanı ilgilendirmektedir.
Bazı kaynaklar fındığın Anadolu'dan bütün dünyaya yayıldığını
söyler. Bazı kaynaklar ise fındığın Orta Asya'dan Karadeniz
sahillerine göçler yoluyla Türkler tarafından getirildiğini,
daha sonra Avrupa'ya götürüldüğünü ifade eder. Bunun için de
"Yağ Taşı - Yağmur Taşı" adlı efsane ile "Bugu Tekin" efsanesini
kanıt olarak gösteririler. Bu efsanelerde, fındık ağacı kutsal
olarak gösterilmekte, Tanrı'nın nurunun ilk defa fındık ağacı
üzerine indiği bildirilmektedir.
Fındık kelimesi Türkçeye muhtemelen Türkler 'in Anadolu'ya
yerleşmesinden sonra girmiş olmalıdır. Kelime daha sonra Arap
dilinde "bunduk" tarzında söylenmiş ve yerleşmiştir.
Başta Hıristiyanlık olmak üzere bütün dinler fındığı kutsal
meyve saymıştır. Dört bin yıl önce Orta Asya'dan getirilerek
çevremizde yetiştirildiği anlaşılmaktadır. Ksenofon "Onbinlerin
Ric'atı" adlı eserinde kapalı şekilde fındığa değinmektedir.
Yunanlı hekim Dioscorides de Kitabü'l-Haşayış adlı eserinde
fındıktan yapılan ilaçlardan bahsetmektedir. Fındığı Romalılar
Görele'den İtalya'ya oradan da İspanya'ya ulaştırdılar.
Fındık tarihe kutsal bir yemiş olarak geçmiştir. Eski Türkler'in
din hayatında pek önemli bir yer tutan fındık, aynı zamanda
barış ve esenlik sembolü sayılıyordu. Türkler gibi, başka bazı
uluslar da fındığı kutsal sayarlardı. Yunanlıların ticaret
tanrısı Hermes'in asası bir fındık dalıydı. Eski Romalılar da
fındığa önem vermişlerdi. Düğünlerde, çeşitli şenliklerde, bir
teke, fındık dallarına sarılıp yakılır, böylece tapınağa kurban
edilirdi. Sihirbazların mucizeler yaratan sihirli değnekleri de
aslında birer fındık dalıydı. Araplar'a göre elinde fındık dalı
bulunan bir kimse, kendini bütün kötülüklerden koruyabilirdi.
Fındığın kutsallığına inanan uluslar arasında İngilizlerle
Fransızlar da vardı. İngilizler Noel sofralarında fındık
bulundurmayı, sofrayı fındık dalları ile süslemeyi gelenek
haline getirmişlerdi. İtalyanlar da fındık türlerine
ermişlerinin adlarını vererek fındığın kutsallığını belirtmek
istemişlerdir.
Müslümanlarda da fındık önemli bir yer tutar. Din adamları
fındığın bir cennet meyvesi olduğuna inanmışlardı. Adem babamız
gökten yere indiği vakit, Tanrının emriyle 30 çeşit meyveyi de
birlikte getirmişti. Bunların arasında fındık da vardı.
İnsanoğlu yerleşik düzene geçip tarım yapmaya başladığından beri
pek çok bitkiyi ekip biçmiştir. Fındık da bunlardan biridir.
Karadeniz Bölgesi'nin iklim özellikleri, fındık için en ideal
ortamı oluşturur. Fındık, kış aylarında çiçeklenen ve döllenen
tek bitkidir. Dişi çiçeklerin çanak yaprakları "çotanak" adı
verilen fındık kadehini oluşturur. Fındığın çeşitli türleri
vardır. Ülkemizdeki kültür fındıkları,5-6 metre boylanabilir. 'Corylus
Avellana' ile 'Corylus Maxima' türlerinin melezleridir.
Ağustos ayında olgunlaşan fındıklar toplanıp kurutulduktan
sonra, Eylül ve Ekim aylarında pazara getirilip satışa
çıkarılır. Türkiye'de üretilen fındığın organize alımlarını, en
büyük üretici birliği olan Fiskobirlik gerçekleştirir.
Fiskobirlik, satın aldığı fındığı çeşitli işlemlerden geçirerek
tüketime sunar.
Türkiye fındığın Anayurdu, Giresun da başkentidir.
Fındık Türkiye'den Dünyaya sunulan evrensel bir besin ve tattır.
Allah fındığı verir ama kırmaz.
FINDIK ÜRETİM ALANLARI
Yeryüzünde, 36°-41° kuzey enlemlerinde ve kendine özgü iklim
koşullarında yetişen fındık ağacı, kıyılardan en çok 30 km
içerde ve yüksekliği 750-1000 metreyi geçmeyen yerlerde ürün
verir Türkiye, İtalya, İspanya ve Amerika fındık yetiştirilen
başlıca ülkelerdir. Türkiye, yıllık dünya üretiminin yaklaşık
%65-75'ini gerçekleştirmektedir.
a. İklim İstekleri: Fındığın iyi bir gelişme göstermesi ve bol
ürün vermesi nemli için iklimin uygun olması gerekir. Ülkemizde
fındık yetiştiriciliği bakımından en uygun iklim özelliğine
sahip bölge Karadeniz kıyı bölgesidir. Yarı nemli, kurak iklim
bölgelerinde fındık yetiştirilebilse de yağışın yetersiz olması
mutlak surette sulamayı gerektirmektedir.
Fındık Yıllık ortalama sıcaklığın 13-16 C olduğu yöreler fındık
yetiştiriciliği için en uygun yerlerdir. Ayrıca bu yörelerde en
düşük sıcaklığın –8, -10 C’yi ve en yüksek sıcaklığın 36-37 C’yi
geçmemesi, yıllık yağış toplamının 700 mm’nin üstünde olması ve
yağışın aylara dağılımının dengeli olması gerekmektedir. Aynı
zamanda Haziran ve Temmuz aylarındaki oransal nemin de %60’ın
altına düşmemesi gerekir.
b. Toprak İstekleri: Fındık saçak köke sahip bir kültür
bitkisidir. Bu nedenle kökleri fazla derine gitmez.Kök ancak 80
cm toprak derinliğine kadar ulaşabilmektedir. Toprak istekleri
olarak fazla seçici olmamakla birlikte besin maddelerince
zengin, tınlı-humuslu ve derin topraklarda iyi bir gelişme
gösterir.
Türkiye'de fındık yetiştiren bölgeler iki alt bölgeye
ayrılabilir:
a) 1. Standart Bölge (Karadeniz Bölgesi'nin doğu bölümü): Ordu,
Giresun, Rize, Trabzon ve Artvin illeridir.
b) 2. Standart Bölge (Karadeniz Bölgesi'nin orta ve batı
bölümü): Samsun, Sinop, Kastamonu, Bolu, Düzce, Sakarya,
Zonguldak ve Kocaeli illeridir.
TÜRK FINDIĞI
Türk fındığı, kalite olarak Giresun ve Levant olmak üzere ikiye
ayrılır yetişir.
Giresun Kalite Fındık: Tadı ve içerdiği yağ oranı ile yeryüzünün
en üstün özellikli fındığıdır. Giresun ile Trabzon'un Beşikdüzü,
Vakfıkebir, Çarşıbaşı ve Akçaabat ilçelerinde
Levant Kalite Fındık: Daha az yağ içerir. Trabzon ve bir bölümü
ile Ordu, Samsun, Bolu, Sakarya, Zonguldak ve Bartın illerinde
yetişir.
FINDIK ÇEŞİTLERİ
Yaklaşık 5 bin yıldır tanınıp bilinen fındık, üç ana gruba
ayrılır.
Kabuklu Tombul Fındıklar: Tombul, Palaz, Mincane, Gök, Kalınkara,
Kan, Cavcava ve Delisava (Çakıldak) fındığı çeşitleridir.
Kabuklu Sivri Fındıklar: Sivri, İncekara, Kuş, Acı fındık,
Değirmendere ve Uzunmusa fındığı çeşitleridir.
Kabuklu Badem Fındıklar: Yassı ve Yuvarlak Badem, Foşa, Kargalak,
Ordu İkizi fındık çeşitleridir.Ülkemizde yaklaşık ondokuz çeşit
kültüre alınarak üretimi yapılamaktadır.
Giresun Tombul Fındığı: Ülkemizde yetişen en önemli fındık
çeşididir. Daha ziyade Giresun ilinde yaygın olarak
yetiştirilmektedir. Meyve kalitesinin çok iyi olması
uluslararası pazarlarda kolayca tutunmasını sağlamış ve Türk
fındığı dünya ülkelerince aranır duruma gelmiştir.Periyodisite
özelliği gösteren tombul fındık çeşidi iyi ve bakımlı bahçe
koşullarında her yıl düzenli ve oldukça yüksek verim
vermektedir.
FINDIK ÜRETİMİ ve EKONOMİSİ
Fındık tarımı genellikle küçük arazilerde ve aile işletmeciliği
biçiminde yapılmaktadır. Türkiye'de yaklaşık 600.000 hektar
arazide 400.000 kadar çiftçinin fındık üretimiyle uğraştığı
bilinmektedir. Fındık, yetiştirildiği bölgede doğrudan ya da
dolaylı olarak 8 milyon nüfusu ilgilendirmektedir.
FINDIK BİTKİSİ EROZYONU ÖNLER
Karadeniz Bölgesi'nde arazi eğimi çoğunlukla % 20'nin
üzerindedir ve burası Türkiye'nin en fazla yağış alan
bölgesidir. Toprak yapısı ve iklim koşulları, Karadeniz
Bölgesi'nin önemli bir kısmında fındık dışında tarıma izin
vermemektedir. Büyük ölçüde erozyon tehlikesi bulunan bölgedeki
fındık tarımı verimli toprakların erozyona uğramasını engelleyip
çevreye çok olumlu katkılar sağlar. Ayrıca fındık işleme
tesislerinde, doğal çevrenin bozulmasına sebep olan fiziksel ve
kimyasal atıklar ortaya çıkmaz.
FINDIK DÜNYACA TÜKETİLİR
Önceleri kuruyemiş olarak tüketilen fındığın, gıda sanayiinin
gelişmesiyle birlikte kullanım alanı oldukça genişlemiştir.
Fındık; çikolata, bisküvi, şekerleme, tatlı pasta, dondurma
imalatında yardımcı malzeme olarak kullanılmaktadır. Çikolata ve
bisküvi imalatında, dünyanın yıllık iç fındık tüketimi 300.000
ton'u aşmıştır. Fındık unu, çikolatalı ürünlerin temel
unsurudur. Fiskobirlik'in özel ambalajlarında pazarladığı
fındık, fındık ezmesi, nuga ve nutkrem, yüksek besin değerine
sahip gıda maddeleridir. Fındık ve fındık ürünleri, uzmanlarca
çocukların beslenmesinde özellikle önerilmektedir.
FINDIK SAĞLIKLI ve TAT ENERJİ VEREN
MEYVEDİR
İnsanoğlu, yerleşik düzene geçip düzenli tarım yapmaya başladığı
andan beri birçok bitkinin düzenli olarak ekim-dikimini
yapmıştır. Fındık da bu bitkilerden biridir. Türkiye'de fındığın
on iki değişik çeşidi yetiştirilmektedir. Fındığın genel
bileşimindeki ortalama değerler, bilimsel olarak saptanmıştır.
Fındıktaki yağ yüksek oranda doymamış yağ asitlerinden
oluşmuştur. %60-70 oranındaki bu yağ, tamamen vücuda yararlıdır.
Fındık yağı vücut ısısının korunmasından yağda eriyen
vitaminlerin taşınmasına kadar birçok görevi yerine getirir.
Fındık yağındaki linoleik asit vücut tarafından üretilmez,
dışardan alınır. Linoleik ve oleik asitler kanda kolesterolün
yükselmesini önler, kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu
etki yaparlar.
FINDIK VİTAMİNLER ve MİNERALLER DEPOSUDUR
Fındık insan vücuduna yararlı karbonhidrat, protein ve yağ ile
metobolizmayı düzenleyen B grubu vitaminler yönünden de zengin
bir kaynaktır. Kan yapımı ve ruhsal sağlık için gerekli olan B2
ve B6 vitaminleri, gelişme çağındaki çocukların beslenmesinde
büyük önem taşır. Kalp ve diğer kasların sağlığı için en iyi
besinlerden biri, E vitamini açısından çok zengin olan
fındıktır. Bu vitamin; kalp ve diğer kasların sağlığı ve üretim
sisteminin normal çalışması için gereklidir. Alyuvarların
parçalanmasını önleyerek kansızlığa karşı koruyucu etki
yapmaktadır. E vitamini, kanser yapıcı etmenlerin oluşmasını
önler ya da oluştuktan sonra onları etkisiz hale getirerek
vücudu korur. Kemiklerin ve dişlerin yapımı için gerekli olan
kalsiyum, kan yapımında görev alan demir, büyüme ve cinsiyet
hormonlarının gelişmesinde rol oynayan çinko için, en iyi
bitkisel kaynaklardan birisi fındıktır. Sinirlerin uyarımı ve
kas dokusunun çalışması için gerekli olan potasyumca da
zengindir. Potasyum, magnezyum ve kalsiyum içeriği yüksek,
sodyum miktarı düşük olan fındığın, kemik gelişimi ve sağlığı
ile kan basıncının düzenlenmesinde büyük önemi vardır. Bu açıdan
da fındık sağlıklı yaşam için önemlidir. Beslenme uzmanları
genel olarak günlük beslenmede fındık ve fındık ürünlerine daha
fazla yer verilmesini önermekte, özellikle çocuklar, gençler,
sporcular, askerler ve işçiler için büyük enerji kaynağı
olduğunu belirtmektedirler.
100 gr iç fındığın, orta üst aktiviteli bir işçinin (3500
kalori) gereksinimlerini karşılama durumundadır.
FINDIK ve SAĞLIK
Yağ (oleik asit çoğunlukta olmak üzere), protein, karbonhidrat,
vitaminler (vitamin E), mineraller, diyabetik lifler, fitosterol
(beta-sitosterol) ve anitoksidant fenoliklerin özel bileşimleri
nedeniyle insan beslenmesi ve sağlığı açısından fındık,
kuruyemiş çeşitleri arasında önemli bir rol oynamaktadır.
Fındığın besleyici ve duyumsal özellikleri, onu gıda ürünleri
için benzersiz ve ideal bir malzeme haline getirmektedir. 60,5 %
oranında yağ içerdikleri için fındıklar iyi birer enerji
kaynaklarıdır.
Birçok araştırmacı,fındık tüketiminin insan beslenmesi üzerine
olumlu etkileri olduğunu söylemiştir. Bu etkiler, tekli ve çoklu
doymamış yağ asidi (82,8 % oleik ve 8,9 % linoleik) bakımından
zengin olan fındık lipitlerinin yağlı asit profiliyle ilgili
olabilir.
Araştırmalar göstermiştir ki doymuş yağ oranının düşük ve tekli
doymamış yağ oranının (MUFA) yüksek olduğu beslenme çeşitleri
kan lipiti düzeyinin kontrolünde etkili olmaktadır; benzer bir
sonuç, koroner kalp rahatsızlığı (CHD) riskinde de olumlu bir
etken olabilir. Ayrıca (fındık yağında yüksek oranda bulunan)
tekli doymamış yağ oranıyla zenginleştirilmiş beslenme çeşitleri
CHD vakalarının azlığı, tansiyon düşüklüğü,toplam kolesterol
dengesinde düşüklük, lipoprotein yoğunluğunun (LDL) azaltımı
veya tersinin çoğaltımı ve kan trigliserin değerinin düşmesi
gibi insanlarda benzer, olumlu etkiler oluşturur.
KURU İÇ FINDIĞIN KULLANIM ALANLARI
İç fındığın % 80 çikolata sanayinde (kıyılmış, dilinmiş,
öğütülmüş olarak) bisküvi, şekerleme, tatlı, pasta, dondurma
yapımında kullanılır. İç piyasa ve ihracatta değerlendirilemeyen
fındıklar, yağlık olarak kullanılmaktadır. Çerez olarak ta
tüketilir.
FINDIK HAM YAĞININ KULLANIM ALANLARI
1- Rafine edilip yemeklik yağ olarak,
2- Temizleyici, nemlendirici ve dağıtıcı olarak,
3- Gres yağı üretiminde,
4- Koruyucu boya endüstrisinde kurutucu olarak,
5- Kimyasal tepkimelerde katalizör olarak,
6- İlaç ve kozmetik endüstrisinde yardımcı hammadde olarak,
7- El ve lastik eldivenlerin dezenfeksiyonunda, tıbbı
aparatların sterilizasyonunda, Yaraların pansumanında,
kadın-doğum hastalıkları, deri-ağız hastalıklarında antiseptik
olarak,
8- Sanayide yüzey aktif maddesi, korozyon inhibitörü, yağlama,
metal kesme yağları, metal temizleme ve asfalt plaka üretiminde.
9- Ayrıca, yağ çıkarılması ile arta kalan küspe, yüksek oranda
protein içermekte olup (%38-45), hayvan yemi olarak yem
sanayinde kullanılmaktadır.
FINDIK KULLANIM ALANLARI
Türkiye ve Dünyada çerez olarak da tüketilen fındığın % 90'a
yakın kısmı kavrulmuş, beyazlatılmış, kıyılmış, dilinmiş,un ve
püre halinde çikolata, bisküvi, şekerleme sanayinde, tatlı,
pasta ve dondurma yapımı ile yemek ve salatalarda yardımcı madde
olarak kullanılmaktadır.
Yaklaşık beş bin yıldır bilinen fındık, meyvesinden odununa
kadar birçok yerde insanlığa büyük yararlar sağlamaktadır.
Fındık kabuğu ülkemizde özellikle fındık üretilen bölgelerde çok
değerli ve yüksek kalorili bir yakacak olarak kullanılmaktadır.
Ayrıca fındık odunundan sepet , baston, sandalye, çit ve el
aletleri yapımında faydalanılır. Bazı türleri park ve bahçelerde
süs bitkisi olarak yetiştirilir. Fındık yaprağı ile meyve
zurufleri de, gübre olarak kullanılmaktadır. Üretim fazlası
fındıklar yağlık olarak değerlendirilmektedir. Fındık ham yağı
rafine edilerek yemeklik yağ olarak, fındık küspesi ise yem
sanayinde katkı maddesi olarak kullanılmaktadır.
FINDIK KABUĞUNUN KULLANIM ALANLARI
Fındık kabuğu, fındık üretilen yörelerde değerli ve yüksek
kalorili yakacak olarak kullanılır. Fındık kabuğundan, kontralit
yapılır, boya sanayinde yararlanılır. Kömürleştirme yolu ile
biriket kömürü, aktif kömür ve sinai kömür elde edilir.
FINDIK YAPRAĞININ KULLANIM ALANLARI
Fındık yaprağı ve meyve zurufları, tabi gübre olarak yeniden
fındık bahçesine ve tarım alanlarına döner.
TÜRKİYE FINDIK İHRACATI ve TÜKETİMİ
Ülkemizden fındık satımının ilk kez 1403 yılında yapıldığı
belirtilmektedir. Fındığın, ülkemiz ihraç ürünlerinin en
önemlilerinden biri haline gelmiş olup ülkemize her yıl 700-950
milyon ABD Doları döviz girdisi sağlayarak ülke ekonomisine
katkısının yanında, özellikle Doğu Karadeniz'de istihdamı
artırarak sosyal bir işleve katkıda bulunduğu ,ayrıca bölgenin
meyilli arazilerindeki topraklarını da erozyondan koruyarak
sağladığı çevresel katkı unutulmamalıdır. Fındığın insan
vücuduna yararlı karbonhidrat, protein ve yağ ile metabolizmayı
düzenleyen B grubu vitaminlerce zengin bir gıda maddesi oluşu
nedeniyle önemi giderek artmaktadır. Dünya tüketimi 600.000 -
650.000 Ton / Kabuklu olan fındığın % 80' i çikolata,% 15'i
pasta - bisküvi, % 5' de çerezlik olarak tüketilmektedir. Son
yıllarda ülkemizde fındıklardan elde edilen yemeklik sıvı yağ
kullanımı da giderek artmaktadır.
Ülkemiz tüketimi;fındığın bu kadar değerli besin maddesi
olmasına ve GSMH' dan kişi başına düşen gelirdeki artışa rağmen
artmamıştır
Ancak son yıllarda fındık tanıtım komitesinin yaptırdığı
reklamlarla iç tüketimin % 15 civarında arttığı ve ciddi bir
araştırma olmamasına rağmen iç tüketimin 65-75 bin ton / kabuklu
olduğu tahmin edilmektedir.
Özel sektörlerin ihraç iadeleri ve kalitesiz malların iç
piyasada satılması yanında, AR -GE çalışmalarının
desteklenmemesi nedeniyle tüketimi artırıcı ürün çeşitlerinin
geliştirilememesi de tüketimi kısıtlayan önemli faktörlerdir.
Son 10 yıla baktığımızda artan Türkiye üretimine rağmen iç
tüketim aynı miktarda artırılamamıştır. İç tüketim miktarına
baktığımızda üretimimizin ancak % 10-15 i kadar olduğunu
görüyoruz. Bu miktar artan üretim karşısında değişmemiştir. İç
talep yaratmanın yolları araştırılmalı, dışarıya yeterli
miktarda mal sunulabilmelidir. Araştırma-geliştirme çalışmaları;
talep yaratma, Pazar araştırması ve ürüne yönelik çalışmalar,
hem iç hem de dış pazarlarda olmak üzere yürütülmelidir.
Günümüzde talep yaratma ve Pazar araştırması, hatta ürüne
yönelik Ar-ge çalışmaları dünyaca prestij kazanmış kurumlara
yaptırılırsa etkisi büyük olacaktır.
Ülkemiz, Dünya fındık tüketiminin yaklaşık % 75 'ini
karşılamaktadır. Ayrıca Dünya fındık ihracatının da yaklaşık %
85 ' ini tek başına gerçekleştirmektedir.
SANAYİ VE TİCARET
Halen ülkemizde yıllık 1.800.000 ton iç kapasiteli 180 kırma
fabrikası ile yıllık 350.000 ton iç kapasiteli 40 işleme tesisi
bulunmaktadır. 1970'li yıllarda fındık ihracatımızın % 90'ı
kabuklu ve natürel iç olarak gerçekleşirken, fındık işleme
sanayisindeki olumlu ve hızlı gelişmeler sonucunda işlenmiş
fındık ihracatının toplam ihracatımızdaki payı 2000 yılında
%30'un üzerine çıkmıştır.
Üretimin her aşamasındaki etkili ve özenli kalite kontrol
sistemleri sayesinde alıcı firma isteklerinin tam anlamıyla
yerine getirilmesine paralel olarak özellikle işlenmiş iç fındık
ihracatı her yıl artış göstermektedir. Ülkemizde hazırlanan
işlenmiş fındıklar, natürel fındık almak suretiyle birçok
ithalatçı-sanayicinin kendi tesislerinde hazırladıkları işlenmiş
fındıklardan çok daha kalitelidir. Günümüzde gerek resmi,gerekse
özel sektöre ait işlenmiş iç fındık üretiminde kalite güvence
departmanlarınca HACCP kapsamında en asgari düzeyde yapılan
analizler ilişikte bulunmaktadır.
FINDIK TARIMI
FINDIK YETİŞTİRME TEKNİĞİ
A) ARAZİ ve T0PRAK HAZIRLIĞI: Fındığın ekonomik ömrü
oldukça uzun olup dikimden önce arazi ve toprak hazırlığının iyi
bir şekilde yapılması gerekmektedir. Üzerinde tek yıllık
bitkilerin yetiştirildiği arazilerde fındık bahçesi tesis
edilebileceği gibi, çok yıllık bitkilerin yetiştirildiği
araziler, eski ve yaşlanmış fındık bahçelerinin yenilenmesi
şeklinde de fındık bahçesi tesis edilebilmektedir. Düz ya da
meyilli olarak arazinin yapısına göre yöntemler farklılık
gösterebilmektedir.
A-1)MEYİLLİ ARAZİLERDE BAHÇE KURULMASI:
Arazinin meyilinin %5’den fazla olduğu yerlerde muntazam bir
dikimin yapılması, yağmur sularının depo edilmesi, gübrenin
yıkanıp gitmemesi, hasadın kolay yapılabilmesi, budama,
gübreleme ve mücadele gibi kültürel uygulamaların kolay
yapılabilmesi için arazinin teraslanması (sete alınması)
gerekmektedir. Arazinin meyil durumuna göre aşağıdaki teraslama
sistemlerinin bir tanesi uygulanır.
Meyilli Arazilerde Teraslama Sistemi :
1- Kanal Teraslar: Arazi meyilinin
%5-25 olduğu durumlarda bu teras şekli uygulanır.
2- Hendek Teraslar: Arazi meyili
%25-75 arasında ise hendek teras sistemi uygulanır.
3- Cep Teraslar: Arazi meyili
%75’den fazla olduğu ve diğer teras sisteminin uygulanamadığı
arazilerde cep teraslar uygundur.Teraslamadan sonra iyi bir
toprak hazırlığında yapılması gerekmektedir . Toprak
hazırlığında yapılan uygulamalar:
A-2) DÜZ ARAZİLERDE BAHÇE KURULMASI:
Yeni tesis edilecek fındık bahçesi için düz arazilerde
uygulanacak toprak tesviyesi meyilli arazilere göre daha kolay
olmakta, ancak taban suyunun düşük seviyede veya yüksek olmasına
göre uygulamalarda bazı farklılıklar görülmektedir.
* Toprak Analizi: Dikim öncesi
toprakta eksik yada yetersiz olan besin maddelerinin anlaşılması
ve toprağın asitlik durumunun tespiti için toprak analizi
gerekmektedir.Temel gübreleme ve asitliğin uygun hale
getirilmesi için tatbik edilecek olan kireç miktarının tayini bu
analize göre yapılmalıdır.
* Toprakta Kirizma: Toprağın
derince işlenmesidir. Kirizma ile alt toprak kabartılarak
havalanması sağlanır. Bu toprakta mikroorganizma faaliyetini
artırıp su tutma kapasitesi de yükselterek toprağın fiziksel ve
kimyasal yapısının düzelmesine yardımcı olur.
* Toprağın dinlendirilmesi:
Fındıklık tesis edilecek olan arazide uzun yıllar çok yıllık
bitki tarımı yapılmış ise toprak yorgunluğu söz konusudur.
Toprak yorgunluğunun giderilmesi için bu araziler
dinlendirilmelidir.
B- Çeşit Seçimi: Fındık bahçesi
tesis ederken üzerinde dikkatle durulması gereken noktalardan
bir tanesi de çeşit seçimidir. Bahçe içerisinde yer verilen
çeşitlerin; Verimli ve kaliteli olması, Bahçe içerisinde çeşit
standardizasyonunun sağlanması ,Ana çeşitlerin meyve
tutumunun yüksek olması bakımından bahçe içerisinde tozlayıcı
çeşitlere yer verilmesi,Pazarda tutulan çeşit olması gibi
konulara dikkat edilmesi gerekir.
C- Fidan Seçimi: Fındık kök sürgünü
oluşturan bir bitkidir. Amaca uygun olan kök sürgünlerinde şu
özellikler aranmalıdır:
Sürgünlerde (Fındık fidanı, dikme.) Özellikleri :
1- Sürgün gözleri iyi teşekkül etmiş tomurcukları bulunan kök
sürgünleri olmalıdır.
2- Düzgün sağlıklı hastalıksız güneş gören, pişkin, ve 1-2 yaşlı
kök sürgünleri olmalıdır.
3- Kök teşekküllü iyi olan ve ocak içerisine yakın olmayan
yerlerde gelişme gösteren kök sürgünleri olmalıdır.
Bu özelliklere sahip kök sürgünleri seçilip köklere zarar
vermeden çepin ile çıkarılmalıdır. Alınan bu kök sürgünlerine
dikimden önce Dikim Budaması yapılmalıdır. Bunun için yaralı,
bereli ve zedelenmiş olan kökler sağlam doku noktasından
kesilmeli, uzun olan kökler kısaltılmalıdır. Fidanlar yaklaşık
35-40 cm. uzunluğunda ve bir göz üzerinden tırnak bırakılmadan,
gözün ters istikametinden keskin bir makas ile kesilmelidir.
Hazırlanan bu fidanlar bekletilmeden daha önce hazırlanan dikim
çukurlarına dikilmelidir.
D- Dikim Zaman: Dikim için en uygun
zaman sonbahar aylarıdır.Şubat ayları ve mart ayları sonuna
kadar fındık fidanı dikilebilinir.
E- Dikim ve Terbiye Sistemleri:
Fındık yetiştiriciliği genellikle ocak dikim sistemine göre
yapılmaktadır. Bu sistem fındık üretim bölgesinde uygulanan
geleneksel dikim
şeklidir. İki çeşit dikim sistemi vardır. Bunlar;
- Ocak Dikim Sistemi: Daha ziyade
düz arazilere uygun olan bu dikim şekli meyilli arazilerde arazi
meyil durumuna göre teraslama yapıldıktan sonra uygulanmalıdır.
Ocak dikim sisteminde dikim çukurları dikimden en az bir ay önce
120 cm çap ve 60 cm derinlikte açılmalıdır.
- Çit Dikim Sistemi: Bu dikim
sistemi düz arazilerde uygulanabildiği gibi daha çok meyillik ve
toprak derinliği az olan arazilerde önem kazanmaktadır. Meyilli
arazilerde arazinin meyil derecesine göre 1.5-2 m. teras üstü
genişliği ve 3.5-5 m. teraslar arası mesafe olacak şekilde
teraslama yapılır. Düz arazilerde ise sıralar arasındaki mesafe
4-5 m. olmalıdır.
F- Budama Tekniği: Dikimde
fidanlara şekil kazandırılması ile başlayan budama, fındıkta
ekonomik verimlilik döneminin sonuna kadar yıllık sürgün
gelişiminin sağlanması, verimin
artırılması ve ekonomik ömrün uzatılmasında olumlu sonuçlar
sağlayan en önemli kültürel uygulamalardan bir tanesidir.
BUDAMANIN AMAÇ ve FAYDALARI
1- Dikimde fidanlara şekil kazandırılması ve ocak şeklin
korunması sağlanması. Her ocakta 6-8 verim dalı olmalıdır.
2- Her yıl çok sayıda uzun sürgünler oluşturularak bol ve
kaliteli ürün alınması için.
3- Aşırı büyüme gösteren dalların birbirine girmesi önlenerek
bakımın daha kolay yapılabilmesini sağlamak için.
4- Hastalıklı, yaşlı, kuru, karaca kart ve ocak içlerine yönelen
dal ve dalcıkların çıkarılması ile ocakların yayvan bir taç
kazanmasını sağlamak için.
5- Fındık fazla kök sürgünü vermeye yatkın bir bitkidir.
Fındıkta her yıl kök sürgün temizliği yapılmak suretiyle
bunların besin maddelerini sömürmelerini engellemek için
yapılır.
6- Fındıklık içerisinde yabancı ağaçların çıkarılması ile
gölgelenmeden meydana gelecek verim düşmesi önlenmiş olur.
G- Budama Zamanı: Genel olarak
fındıkta budama zamanı Sonbahar aylarıdır. Fındıkta budama
dönemi sonunda yaprakların büyük bir kısmı döküldükten sonra
yapılır.
Budamada kullanılan aletler şunlardır.
- Budama Makası
- Budama Testeresi
- Çepin
Terbiye Sistemine Göre Şekil Kazandırılmış Fındık Bahçelerinde
Budama: İlk beş yılda verilen terbiye sistemine göre şekil
kazanan fidanlar verim çağına girer ve bu verimlilik 12. yaştan
sonra en yüksek seviyeye ulaşır. Bu yüksek verimlilik genel
olarak 20-25 yaşlarına kadar devam eder. Bu verim döneminde her
sonbaharda kurumuş, kırılmış ve yaralanmış, hastalıklı, birbiri
içerisine giren dallar ile öbür sürgünler ve verilen şeklin
dışına taşan yıllık sürgünler budama makası ile kesilirler.
20-25 yaştan sonra yan dallar üzerindeki dalcıklar sıklaşır ve
yıllık sürgün uzunluğunda kısalarak verimde düşme görülmeye
başlar. İşte verimin düşmeye başladığı fizyolojik dengenin
bozulduğu bu dönemde yıllık sürgün miktar ve uzunluğunu artırmak
için mümkün olduğu kadar verilen şekle bağlı kalmak suretiyle 10
cm den kısa yıllık sürgünler ve yan dallar üzerindeki
dalcıklarda seyreltme yapılır. Dal içlerine ve tacın dışına
taşan uzun sürgünler kısaltılarak vegetatif ve generatif
gelişmeye hız kazandırılır. Dolayısıyla bozulan fizyolojik denge
yeniden kurulacak şekilde yıllık budama işlemleri
ağırlaştırılarak uygulanır.
Terbiye Sistemine Göre Şekil Kazandırılmamış
Bahçelerde Budama Tekniği: Genelde üretici bahçelerinde tekniğe
uygun dikim yapılmadığı ve bahçe terbiye sistemine göre
kurulmadığından düzensiz dallanma oluşmaktadır. Bu tür
bahçelerde budama uygulaması da yapılmadığından her yıl düzenli
olarak verim de alınamamaktadır. Bu bahçelerde;
1- Ocaktaki ana dal sayısı istenilen sayının çok üzerindedir.
2- Ağaçlar Çok sık dikilmiş ve yaşlanmıştır.
3- Dikimde ana dallar arasında bırakılan ara çok dar
tutulduğundan bir noktadan dallanma göstermekte, kökleri birbiri
içinde gelişmekte, yüksekten dallanmakta ve dallar iç içe girmiş
bulunmaktadır.
4- Ocak içleri kapalı olup havalanma ve güneşlenme yetersizdir.
5- Ocaktaki ana dalların gelişmesi düzensiz ve dallar arasında
yaş farkı bulunmakta olup hasat sırasında dalların birbirine
sürtünmesinden dal ve dalcıklar kırılmakta, mahsul gözleri de
dökülmelidir.
6- Hastalıklı, kuru, yaşlı dallar ile dip sürgünlerinin kesimi
yüksek yapılmakta, ana kökler üzerinde bırakılan kök sürgünleri
ile yıllardır üretime devam edildiğinden kökler kütükleşmiş ve
fonksiyonunu yerine getiremez duruma gelmiştir.
Bu tür bahçelerde budamadan önce ocaklar arasındaki aralık ve
mesafeyi genişletmek amacıyla aralardan ocak çıkarılarak işe
başlanmalıdır. Ocaktaki ana dal sayısı 6-8’e indirilmeli ve ocak
içlerini açacak şekilde yanlara gelişme gösteren dallar
bırakılarak yaşlanmış, kurumaya yüz tutmuş hastalıklı dallar ve
üst üste gelişme gösteren dallardan bir ta nesi budama testeresi
ile dipten kesilmeli ve kesim yerlerine aşı macunu sürülmelidir.
Ocak boşluklarında kök sürgünleri geliştirilerek ocağın boş
kalan kısımları doldurulup temizlenir. Ocakta bırakılan ana
dallar tek tek elden geçirilerek budama makası ile iç içe
girmiş, hastalıklı, kurumuş ve yaralanmış dal ve dalcıklar
tırnak bırakılmadan kesilir. Ocak içlerine doğru gelişen
sürgünler alınıp yanlara fazla taşan sürgünlerde tepe vurması
yapılır. Yan dallarda almaşıklı, uzun ve kuvvetli gelişen
sürgünler bırakılır. Kısa gelişen sürgünler kesilerek
seyrekleştirilir. Böylece gübreleme ile birlikte bozulan
fizyolojik dengenin kurulmasına çalışılır.
Köklerde kütükleşme, ana dalların büyük çoğunluğunda karaca
karta kaçma, sürgünlerde zayıflama ve dallarda çıplaklaşma söz
konusu ise bu tür bahçelerin bozulan fizyolojik dengesini budama
ve gübreleme ile sağlamak çok güçtür.
Kök Sürgün Temizliği: Fındık kök sürgünü vermeye çok yatkın bir
bitkidir. Gelişen kök sürgünleri ocağın besin maddesine ortak
olmakta, dalların sıklaşmasına sebep olmakta, havalanma ve
güneşlenmeyi engellemektedir. Bu nedenle üretim süresi boyunca
dikilen ana dal sayısı sabit tutularak gelişen kök sürgünleri
sonbaharda ve mayıs sonu haziran ayı başında olmak üzere yılda
en az iki kez çepin ile temizlenmelidir. Ancak üretim süresi
boyunca kurumuş kırılmış hastalıklı ve yaşlanmış dalların
çıkarılması ile açılmış olan yönlere doğru büyüyen kök
sürgünlerinden bir tanesi bırakılır ve geliştirilir. Böylece
ocak içerisinde boşalan dalların yeri doldurulmuş olur.
Dikimden itibaren fındık fidanlarının sağlıklı olarak
gelişebilmesi iyi taçlanma gösterebilmesi ve verime yattıktan
sonra da kaliteli ürün verebilmesi için gübrelemeye gerekli
dikkatin gösterilmesi gerekir.
Gübrelemeden beklenen faydanın sağlanması, toprakta hangi besin
maddesinin noksan olduğunun ve noksanlık derecesinin
belirlenmesi ile mümkündür. Gerek yeni dikim yapılacak, gerekse
de verim çağında olan bahçelerde fındığın normal bir gübreleme
ve bakımı yapılmalıdır.
Gübreleme:
Gübrelemenin faydaları; Bitkilerde Dal-Döl-Bal oluşturmaktır.
Kaliteli verim almaktır,gelişme gösterebilmesi için ihtiyacı
olan besin maddelerinin belirlenmesinde mutlaka toprak ve yaprak
analizlerinin yapılması gerekmektedir.
1-Yeni Dikim Fındık Bahçelerinde Gübreleme
(0-5 yaş): Toprağı organik maddece zenginleştirmek
amacıyla dekara 3-5 ton çiftlik gübresi ve toprak analiz
sonuçlarına
göre tavsiye edilen miktarlarda kireç fidan çukurları açılmadan
önce bütün araziye homojen olarak dağıtılmalı ve derince çapa
yapılmalıdır. Ayrıca temel gübreleme olarak dikimden önce fidan
Dikimden önce yapılan bu temel gübrelemeden sonra birinci yıldan
itibaren 5 nci yıla kadar her yıl fidan başına 40 gr. Azotlu
gübrenin yarısı Mart ayı başında diğer yarısı da Mayıs sonu
Haziran ayı başında olmak üzere fidanların etrafına muntazam bir
şekilde verilmeli ve çapalanmalıdır. Bu şekilde ilk 5 yılda
yapılan gübreleme ile fındık fidanlarında istenilen özelikte
yılık sürgün gelişmesi sağlanabilmektedir.
2- Verim Çağındaki Fındık Bahçelerinin
Gübre ve kireçleme: Fındığın normal gelişebilmesi ve bol
ürün verebilmesi topraktan aldığı besin maddeleri ile mümkün
olmaktadır.Bu besin maddelerinden en önemlileri ise azot, fosfor
ve kalsiyumdur. Diğer besin maddeleri de fındık için çok önemli
olmasına rağmen bunlar önceki besin maddeleri kadar önemli
değildir.Fındık bitkisi normal gelişmesini Ph’sı 5-7 arasında
olan topraklarda sağlayabilmekte ve bol ürün verebilmektedir.
Ancak fındık tarımı yapılan Karadeniz bölgesi toprakları
genellikle asit karakterdedir. Toprakta kireç noksanlığının
fındıkta meydana getireceği zararlar diğer besin maddelerinin
alınamaması ve toprak yapısının özelliği ile direkt ilgisi olup
yaprakların vaktinden önce sararmaları, tepe sürgünlerinde
kurumalar, zayıf kök teşekkülü ve azot, fosfor, potasyum
noksanlığında görülen arazların meydana gelmesi şeklindedir.
Fındık ocağının etrafına açılan çukurlara uygun miktarda
fosforlu ve potasyumlu gübreler karıştırılarak verilmelidir.
Asit toprakların kireçlenmesi ile toprakların fiziksel, kimyasal
ve biyolojik özellikleri düzeltilir. Toprağın havalanması,
ısınması ve su tutma özellikleri de düzeltilmiş olur. Toprakta
mikroorganizma faaliyetleri artar, bazı besin maddelerinin
ayrışması ve bazılarının da toprakta tutularak yıkanıp gitmesine
engel olur. Özellikle asit karakterli olan toprak bünyesini de
fındığın gelişmesi için istediği normal Ph derecesine yükseltir.
Fındık için genelde Kasım-Aralık ayları kireçleme için uygundur.
Kireçleme işlemi 4-5 yılda bir toprak analizi yaptırılarak
ihtiyaç olduğu taktirde tekrarlanmalıdır. Kireçleme fındık
bahçelerine iki yöntemle uygulanır. Tavsiye edilen kireç miktarı
bahçenin tamamına muntazam ve eşit olarak serpilerek köklere
zarar vermeyecek şekilde mümkün olduğu kadar derin çapalanır.
Yada ocakların dal iz düşümlerindeki 50-60 cm genişliğinde halka
şeklindeki banda muntazam olarak dağıtılarak mümkün olduğu kadar
toprak derinliğine çapalanır. Bu takdir de verilecek kireç
miktarı birinci yönteme göre daha az olmaktadır.
3-Verim Çağındaki Fındık Bahçelerinde Çiftlik Gübresi
Uygulanması: Toprağa verilecek çiftlik gübresi ve benzeri
organik gübreler toprağın verimliliğinin artmasına, toprakta
besin maddelerinin tutulmasına, su tutma kapasitesinin ve katyon
değişim kapasitesinin yükselmesine, toprağın havalanmasına ve
işlenmesine, toprağın erken tava gelmesine olumlu etkiler
yapmaktadır.
Fındık bahçelerinde bu gübreler Sonbahar veya ilkbahar başında
ocağın dal iz düşümüne halka şeklindeki 50-60 cm genişlikteki
banda 30-40 kg kadar eşit olarak dağıtılır ve hemen toprağa
çapalanır.
FINDIĞIN HASAT, HARMAN VE DEPOLANMASI
Hasat: Hasata başlamadan önce fındık bahçelerinde genel bir
temizlik yapılmalıdır. Onun için hasattan en az 5-10 gün önce
bahçenin girinti adı verilen aletlerle temizliğinin iyice
yapılması gerekmektedir Fındıkların hasat olgunluğuna geldiği
bazı özelliklere bakılarak anlaşılmaktadır.
Fındığın olgunlaşma belirtileri şunlardır:
1- Zurufların iyice sararıp kızarması kahverengine dönüşmüş
olması.
2- Fındık tanelerinin zuruf içerisinde oynamaya başlaması
3- Sert meyve kabuğunun ¾ nisbetinde kızarması kırmızı rengi
alması.Fındık iç meyvesinin kendine has sertlik ve tadını alması
4- Sağlam ve dolgun meyveleri taşıyan dalların sallandığı zaman
mevcut meyvelerin ¾’ünin daldan dökülmesi fındığın hasat
olgunluğuna ulaştığını gösterir. Fındığın en iyi hasat edilme
şekli silkme suretiyle yerden toplanması ise de bölgede bu tür
hasada imkan verecek bahçeler çok azdır. Bu hasat şeklinde
fındıklar tam hasat olgunluğunda toplandığından randıman ve
kalite iyi olduğu gibi dal ve dalcıklar ile gelecek yılın
mahsulünü oluşturacak olan tomurcuklar da zarar görmemiş olur.
Bölgede daha çok uygulanan hasat şekli daldan el ile toplamadır.
Bu hasat şeklinde dikkat edilecek en önemli hususlar dalların
birbirine sürtünmemesi, çotanakların dala birleştiği yerden tek
tek koparılması ve gelecek yılın mahsulünü oluşturacak olan dal,
dalcık ve tomurcukların dökülmemesi için sıyırma şeklinde
toplama yapılmaması ve hasadı yapılan dalın dikkatlice yerine
bırakılmasıdır.
Fındığın Erken Toplanmasının Mahsurları:
1- Tam olgunlaşmamış çotanaklar daldan zor koparıldığından
gelecek yılın meyve sürgün gözlerine tahrip edilerek zarar
verilmiş olunur.
2- Harmanda fındık çotanakları zuruflar geç ve güç kururlar.
3- Patozlamada tekleme dediğimiz zuruflu fındık miktarı artar ve
ayılama ve kurutma zorlamış.
4- Fındığın içi buruşuk olur kilo kayıpları çok olur randıman
değeri düşer ekonomik kayıplar olur.
5- Erken toplanan fındıklar geç kuruyacağından Aflatoksin
oluşur.
Fındığı Geç Toplanmasının Mahsurları:
Fındığın bir zaman toprak ile temas etmesi ve ayrıca kabuğunun
da çatlaması sonucu fındıkta küf bulaşması artmakta ve
Alfatoksin oluşmaktadır.Böylece fındığın kalitesi düşmektedir.
FINDIK HASADINDA DİKKAT EDİLECEK KONULAR
Fındık olgunlaşınca,bir yıl sonraki fındık verimini oluşturacak
sürgünlere ve gözlere zarar vermeden dalından el ile
toplanmalıdır.
Fındıklar uygun arazilerde ocaklar altına bez veya tenteler
serilerek silkeleme yöntemi ile yerden toplanabilinir.Bu mümkün
olmadığı takdirde silkeleme yöntemi ile yere dökülen fındıklar
kesinlik ile anında hemen toplanmalıdır.Yerdeki fındık ertesi
güne bırakılmamalıdır.Toprak ile uzun süre temas eden
fındıklarda rutubet ve nem oranı artarak Alfatoksin oluşumu
meydana gelir.
Fındık yağmurlu havalarda toplanıp ıslak olarak çuvallara
konmamalı ve çuvallarda bekletilmemelidir.
İlk silkme yöntemi ile daldan düşmeyen fındıkların
olgunlaşmasını beklemeli ve bir zaman sonra ikinci bir silkeleme
yaparak toplanmalıdır.
Fındık toplamada kesinlik ile naylon çuval
kullanılmamalıdır.Hara sepet ve jüt çuvallar kullanılarak
harmana nakliyesi yapılarak kısa zamanda boşaltılarak harmana
serilmelidir. Toplanan fındıklar çuvallara sıkıştırılarak
doldurulmamalıdır.
Bir yıllık emeğinizin karşılığını almak üzere olduğunuz bu
günlerde fındığınızı pazara daha kaliteli ulaştırabilmeniz
dolayısıyla ülkemiz fındığının hak ettiği değeri bulabilmesi,
ihracatının devamlılık göstermesi için;