Ana Sayfa Forum Radyo Resimler Haberler Muhtarlık Hakkımızda Mesaj Yaz

* * * Küçükgeriş İstanbul Gönüllüleri Tarafından Hazırlanan Giresun'un İncisi Küçükgeriş Köyü Sitesine Hoşgeldiniz... | Küçükgeriş İstanbul Gönüllüleri & www.kucukgeris.com * * *

Önderimiz Atatürk

Giresunumuz

Gönüllüler

Takvim

Saat

TV'de Bugün

  •  

    TV'de Bugün

Fal Köşesi

  •  

    Günlük Burç

Ziyaretçilerimiz

  • Toplam Ziyaret
    free counter
    Mevcut Ziyaret
       misafir

    Site-Rank

Hava Durumu

  • İSTANBUL
    ISTANBUL ISTANBUL GİRESUN
    GIRESUN GIRESUN

Bayrağımız

ANA MENÜ

  • Ana Sayfa
  • Forum
  • Radyo Küçükgeriş
  • Sülaleler & Şehitler
  • Hayırseverlerimiz
  • Öğretmenlerimiz
  • İmamlarımız
  • Köyümüzden Yetişenler
  • Üniversitelilerimiz
  • Hakkımızda
  • Kabir Ziyareti
  • Ziyaretçi Defteri

Muhtarlığımız

  • Muhtarlarımız
  • Şükrü Yayla
  • Cengiz Yaylamış

Köylerimiz

  • Unaca
  • Yivdincik
  • Alataş (Feruz)

Fotoğraflar

  • A. Kaplan'dan
  • N. Kutluhan'dan
  • S. Torlak'tan
  • E. Altun'dan
  • M. Akgün'den
  • B. Aygün'den
  • D. Tor'dan
  • Y. Bayram'dan
  • B. Yazgan'dan
  • Ş. Yaylamış'tan
  • P.Y. Yılmaz'dan

Videolar

  • Şükrü Yayla
  • Nevzat Kutluhan
  • Yaylalarımız
  • Hasan Bayram

Biyografi

  • Necati Dedeoğlu
  • Nevzat Kutluhan
  • Sadık Torlak
  • Gökay Aygün

İz Bırakanlar

  • Mican

Bizden Haberler

  • 3. Giresun Günleri
  • 5. Giresun Günleri
  • Yemek 2008
  • Kahvaltı 2008
  • İftar 2008
  • Piknik 2008
  • Turnuva 2009
  • Bekirce 2010
  • Neler Oluyor
  • Yemek 2011
  • Merhaba 2012
  • Kahvaltı 2011

Okulumuz

  • H.Günaydın İÖO
  • Karne Sevinci 2009
  • Anadolu Liseliler 2010
  • Anadolu Liseliler 2011
  • Fotokopi Makinesi

Önemli Linkler

  • e-Devlet
  • TC Kimlik No
  • SGK
  • Seçmen Sorgu
  • Giresun Valiliği
  • Giresun Bld.
  • Keşap Kaymakamlığı
  • Keşap Belediyesi
  • Keşap İlçe MEM
  • Keşap Emniyet
  • Keşap Müftülüğü
  • Keşap Ziraat
  • Keşap Tarım
  • Küçükgeriş HGİÖO
  • Telefon Rehberi
  • Gazete Oku
  • Futbol Sonuçları
  • Şans Oyunları

Dost Siteler

  • Bayrambey Köyü
  • Unaca Köyü
  • Nefsipiraziz
  • SadikTorlak.net
  • GokayAygun.com

Faydalı Siteler

  • Kur'an-ı Kerim
  • Kur'an Tefsiri
  • 3B Anıtkabir
  • 3B Dolmabahçe
  • 3B Gelibolu
  • Milli Eğitim B.
  • Atatürk Arşt.M.
  • Türk Tarih K.
  • Türk Dil K.
  • Atatürk

Çalışmalarımız

  • Giresunca Sözlük
  • Bulmaca Sözlüğü
  • Fındık Tarımı

Animasyon


Bizden Duyurular


Giresun’un İncisi


Küçükgeriş Köyü

     Keşap İlçesi'nin orta bölgesinde Keşap Deresi'nin batı yakasında kurulmuştur. İlk yerleşim tarihi ile adının kaynağı belli değildir. Alataş, Karadere, Demirci, Yivdincik, Bayrambey köyleri ile Karabulduk Beldesi' nin Unaca ve Karşıyaka mahallelerinin arasındadır. Yüzölçümü oldukça geniş, doğal yapısı engebeli ve ortalama yüksekliği 400 metredir.
     5 yerleşim ünitesinden oluşan Küçükgeriş Köyü'nün hane sayısı 169'dur. Keşap İlçemizin büyük köylerinden biri olan Küçükgeriş, Güneyköy (toplam 872 kişi) ve Çamlıca (toplam 619 kişi) köylerinden sonra nüfus büyüklüğü açısından üçüncü sırada yer almaktadır. 2011 Yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 275 erkek, 314 kadın olmak üzere Küçükgeriş Köyü'nde yaşayan mevcut nüfus ise toplam 589'dur. İlçe merkezinden uzaklığı 10 kilometredir. Yolu, içme suyu ve elektriği vardır. Ulaşımını Keşap-Karabulduk yolu üzerinden sağlar. Girişinde tarihî bir kemer köprü bulunmaktadır. 3 camisi ve ilköğretim okulu vardır. Fındık tarımı ve hayvancılık başlıca geçim kaynaklarıdır...

Küçükgeriş’in Kuruluşu

     İlk yerleşim tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 1700'lü yıllarda ilk olarak Bayburt’tan Tıylakoğulları ve İğnecioğulları, kıtlık yokluk nedeni ile yeni geçim ve çalışma alanları aramak için yola çıktıkları, Küçükgeriş'in ilk olarak Kurttaşı (Harmancık) mevkiine yerleştikleri köyümüzün büyükleri tarafından belirtilmektedir. Tıylakoğulları ile İğnecioğulları, daha sonraki Bayburt ziyaretleri dönüşü Bayburt’ta kimsesiz yetim bir erkek çocuğunu da yanlarına alıp Küçükgeriş'e önceden inşa ettikleri evlerine birlikte dönüyorlar. Bayburt'tan beraberlerinde getirdikleri yetim Osman’ı Tıylakoğulları ve İğnecioğulları birlikte büyütüyorlar, destek oluyorlar.
     O zamanki köy ve yöre; ormanlık, vahşi hayvanların yaşadığı, boş ama tarıma elverişli verimli alanlar. Söylenenlere göre; Kurttaşı'ndaki evlerinde vahşi yaban hayvanlarından zarar görmeye başlamışlar, hatta bir çocuklarını da bu yüzden kaybetmişler. Köyün içine, su olan bölgesine, aşağılara inme kararı alan Tıylakoğulları Öteköy mevkiine, İğnecioğulları Orta Mahalle'ye ve Bayburt'tan beraberlerinde getirdikleri Osman da (Yusuf Oğlu Osman) Aşağı mahalleye yerleşiyor. Zamanla köyümüze diğer sülaleler yerleşiyorlar. Oğuzların Çepni boyundan olan köyümüze yerleşen 20 sülale şunlardır: Ayvazoğulları, Cebecioğulları, Civiloğulları, Çömezoğulları, Delibekiroğulları, Dikkaşoğulları, Durmuşoğulları, Gıbıloğulları, Haliloğulları (Hallo), Hasbaloğulları, İğnecioğulları, Karayusufoğulları, Kelleoğulları, Mastıoğulları, Tıylakoğulları, Tokalakoğulları, Sarıçobanoğulları, Velioğulları, Yusufoğulları, Yusufoğulları (Yetimosmanoğulları)
     1930 yılına kadar Feruz (Alataş) Köyü'ne bağlı olarak kalan Küçükgeriş, 1930 yılında köy statüsüne geçerek bugünkü coğrafi yapısına kavuşmuştur.
     Not: Tıylakoğulları'nın büyüklerinin aktardığı bilgilere göre de Bayburt’a Batum'dan gelindiği bilinmektedir.


Deniz ve Ağaçların Arasında Güzeller Güzeli İlçemiz

Keşap

     Keşap adı; Türkçe olmayıp anlamı da tam olarak bilinmemektedir. Ancak, içici ve güzel, hoş anlamına gelen "keş" ile su anlamına gelen "ab" kelimelerinin birleşmesinden meydana geldiği düşünülmektedir. Bununla beraber yöre adının Romalılar devrinde Cassicipi olduğu ve zamanla Keşap'a dönüştüğü de ileri sürülmektedir.
     Keşap'ın tarihi Millattan Önce'ye uzanmakla beraber, bunun başlangıç kısmı belirsizdir. İlçe ilk defa 11. Yüzyıl'ın sonunda Türklerin hakimiyetine girer. Ama bu, Haçlı seferleri nedeniyle uzun sürmez ve tekrar Doğu Roma İmparatorluğu'na bağlanır. Keşap'ın tarihi Giresun, Trabzon ve Şebinkarahisar ile birlikte düşünmek gerekir. Keşap ve çevresi Millattan Önce 6. Yüzyıllarda Ahameni (Pers) İmparatorluğu'nun, 3. ve 2. yüzyıllarda ise Selefki Asya Krallığı'nın sınırları içinde bulunur. M.Ö. 183-68 yıllarında Pontus Krallığı'nın, daha sonra Roma İmparatorluğu'nun eline geçer. M.S. 395'te Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Doğu Roma, diğer adıyla Bizans İmparatorluğu'nun payına düşer. Bölge Millattan Sonra 6. yüzyılda merkezi İran'da bulunan Sasaniler'in saldırısına uğrar. Keşap ilk defa 11 yüzyılın sonlarına doğru Doğu Türklerinin hakimiyeti altına girer, ama bu Haçlı seferleri sebebi ile uzun sürmez. Türkler geriye çekildikten sonra tekrar Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'na kalır. 1204'te ise Trabzon Rum (Kommenos) İmparatorluğu'nun mülkü olur. 1397'den sonra Keşap'a Oğuzlar'ın Çepni boyu etkili olmaya başlar. Bu etki giderek artar. Bununla birlikte, yöre hala Trabzon Rum (Kommenos) İmparatorluğu'na bağlıdır. 1467'de, Fatih Sultan Mehmet, Trabzon'u fethetmeye giderken burayı Osmanlı sınırları içine alır. Buna rağmen Rumlar bölgede yaşamlarını 1920 yılına kadar Türkler ile birlikte devam ettirirler. 1920'de bölgeden tamamen çekilirler. Bazı kaynaklara göre; 1774 yılında Keşap ve civarında devlet hakimiyeti iyice kaybolduğundan bazı derebeylikler türemiş ve bunlar birbirleriyle sürekli mücadeleye girişmişler.
     Keşap, Cumhuriyet'in ilanından sonra 22 yıl merkez ilçeye bağlı bir bucak olarak kalır. 1945 yılında ise ilçe olur.
    
Coğrafya: Keşap ilçesinin yüzölçümü 222 km2'dir. İlçe, Giresun il merkezinin 12 kilometre doğusunda, Giresun-Trabzon Devlet Karayolu üzerinde, Keşap Deresi'nin ikiye böldüğü vadinin yamaçlarına kurulmuş tipik bir Karadeniz kentidir.
Güneybatısında Giresun Merkez ve Dereli, doğusunda Espiye, güneydoğusunda ise Yağlıdere ilçeleri yer almaktadır.
     Arazi yapısı tamamen engebelidir. Dağlar ve tepeler arasında derin vadiler bulunur. İlçe; Merkez, Karabulduk ve Yolağzı diye üç coğrafi bölgeye ayrılır. En yüksek yerleri; Geçit Köyü, Karadağ, Karatepe, Ocak, Bozarı, Armelit, Sancaklı, Töngel, Evliya ve Kabak tepeleridir.
     İlçede yazlar sıcak, kışlar ılık geçmektetir. Her mevsimde yağmur bolca yağdığı için yıllık nem oranı ortalama yüzde 75'tir. Yağış ve nem; bitkilerin gür olmasında önemli rol oynar. Yemyeşil ve gür bitki örtüsü içinde en çok pay fındık ağaçlarınındır. Kıyının hakim bitki örtüsü olan fındık ağaçları, 700 metre yüksekliğe kadar varlık gösterir. Burdan sonraki yerler ise ormanlıktır.
     İlçenin 8 mahallesi ve 42 köyü bulunmaktadır. 2000 yılı nüfus sayımı sonucuna göre; toplam nüfusu 26.504 olup bunun 18.107'si belde ve köylerde yaşamaktadır, ilçe merkezinin nüfusu ise 8.397'dir.
    
Ekonomi: Ekonomik yapı çoğunlukla fındık tarımına, hayvancılığa, balıkçılık, arıcılık ve ormancılığa dayanır. Fındığın yanı sıra, mısır, sebze, meyve ve çay tarımı da yapılmaktadır. 1992 yılından bu yana bölgede kivi üretimi de yapılmaktadır.
     Deniz balıkçılığı yanında son yıllarda alabalık yetiştiriciliği de büyük gelişme göstermiştir. Ayrıca arıcılık son yıllarda önemli bir gelişme göstermiş.
     Bölgede son yıllarda önemli sanayi tesisleri yapılmıştır. 3 fındık kırma, bir çay , iki parke ve bir un fabrikası bulunmaktadır.
     İlçenin tüm köylerinde yol olup bu yolların çoğu stabilizedir. Son yıllarda betonlaşma çalışmaları sürdürülmekte olup eski Armelit yolunun iyileştirme çalışmaları sürdürülmektedir.
    
Turizm: İlçede turizm çok gelişmemiş olsa da yayla turizmi yapılmaktadır. İlçeyi daha çok yerli turistler ziyaret etmektedir. Tarihi ve doğal yapılar arasında Hüseyin Efendi Türbesi, kemer köprüler, Karşıyaka Camii önemli sayılır.
    
Yaylacılık: İlçede yaylacılık çok gelişmiştir. Eskiden bölge halkı hayvan otlatmak için yaylaya göç etmekte iken son yıllarda temiz dağ havası alarak dinlenmek ve çeşitli yayla şenliklerine katılarak eğlenmek için yaylaya çıkmaktadır.
     Önceden yaylaya yürüyerek gidilirken; ulaşımın sağlanması ile otomobiller ile gidilmektedir. Bölge halkı Giresun 'un meşhur yaylalarına çıkmakta.
    
Örf ve Adetler: İlçe örf ve adet bakımından Giresun İli ile benzerlik göstermektedir. Ünlü "Mican" türküsü yörede çıkmıştır. Merulcan kavurması, kadayıf ve güllaç, balık ve mantar salamurası yöreye özgü yemeklerdir.
     Keşap ve yöresinde il çevresinde olduğu gibi iğne oyası, örme, semercilik, ağaç oymacılığı, el kilim ve halıcılığı, hartama ve tabanca süslemeleri önemli el sanatları arasındadır.


Yeşille Mavinin Harmanlandığı Yer: Giresun


Giresun

     Giresun, fındığı ile tanınan Karadeniz Bölgesinde yer alan il. Kiraz ve fındığın bütün dünyaya buradan yayıldığı kabul edilen Giresun ili, Doğu Karadeniz bölgesinde Karadeniz, Trabzon, Gümüşhane, Erzincan, Sivas ve Ordu arasında yer alır. Trafik numarası 28’dir.Yerli halkın Çoğunluğunu Türkmen Çepniler oluşturur. 1500'lü yıllardaki Osmanlı Tahrir defterlerinde yöreye Vilayeti Çepni de denmektedir.
     Giresun ili, Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Büyük Atatürk'ün 19 Mayıs 1919 da Samsun'a çıktıktan sonraki dönemde olan kişisel muhafızlarının (Topal Osman ve Silah Arkadaşları) memleketi olan bir ildir. Şehir, Aksu ve Batlama vadileri arasında denize doğru uzanan bir yarımada üzerinde kurulmuştur, tam karşısında Karadeniz'in tek adası olan Giresun Adası (Aretias) vardır. Giresun ili 1920 yılına kadar Trabzon iline bağlı kalmış, bu tarihte müstakil mutasarrıflık, 1923 yılında ise il olmuştur. 1923 yılında Giresun ili, merkez ve Tirebolu ilçesi ile bunlara bağlı Görele, Bulancak, Keşap ve Espiye bucaklarından ibaretti. 1933 yılında Şebinkarahisar'ın iliğinin kaldırılması ile Şebinkarahisar ve Alucra ilçeleri de Giresun'a bağlanmıştır. 1934 yılında Bulancak, 1945 yılında Keşap, 1957 yılında Espiye, 1958 yılında Dereli, 1960 yılında Eynesil, 1987 yılında Piraziz ve Yağlıdere, 1990 yılında Çanakçı, Güce, Doğankent ve Çamoluk ilçelerinin kurulması ile ilçe sayısı 15 olmuştur.
     Tarihi
     Giresun, bir Miletos kolonisi olarak kurulmuştur. Yunanca adı Kerasus daha sonra gelen Roma egemenliğinde Cerasus olarak kullanılmıştır. Yabani Kiraz ağaçlarından dolayı "Kiraz diyarı" veya Spartacus isyanını bastıran komutan Kerasus'tan gelmiş olabileceği söylenir. Eski Türklerde adı Vilayet-i Çepni'dir. Vilayet-i Çepni Güneyde Gümüşhane/Koyulhisar, Gürgentepe, Doğuda Beşikdüzü Abdal Musa (Sis) Dağı'nın etekleri olan ancak kıyıya değil iç kesimlere yayılan bölgedir. Türkmen boylarından olan Çepniler buraya Horasan'dan Tarihi İpek Yolu'nun Gümüşhane civarındaki gümüş madenlerinin ve limanların güvenliğini sağlamak üzere gönderilmiş olabileceği belirtilmektedir.
     İsminin Kökeni
     Giresun isminin kökeni hakkında üç rivayet vardır. Rivayetlerden birincisi; "Kerasus" kelimesinden gelmektedir. Birinci rivayete göre bu isim, "Kerasus"ta bol miktarda yetişen kirazdan gelmiştir. İkinci rivayete göre ise; Giresun denize doğru uzanan bir yarımadanın üzerine kurulmuştur. Bu yarımadanın şekli de boynuza benzemektedir. İşte bu sebepten Yunanca'da boynuz anlamına gelen "Keras"tan türemiştir.Üçüncü rivayet ise Spartaküs isyanını bastıran ünlü Romalı General Kerasusa atfen verilmiş olmasıdır. Rivayetlerden ikincisini ünlü seyyah Evliya Çelebi tarafından Seyâhatnâmesi'nde şöyle ifade edilmektedir; 'Giresun Kalesi Fatih Sultan Mehmed Han devrinde Muhasip Mahmud Paşa tarafından fethedilmiştir. Fatih, kale fetholunurken, Mahmud Paşa'ya; "Bu gece kal'anın alt kapusundan giresün!" diye ferman edince, fetholduktan sonra kaleye giresün adı verildi'.
     Coğrafya
     Giresun yeryüzü şekilleri bakımından engebeli bir görünüşe sahiptir ve dağlar, vadiler ve dik kıyılar geniş yer kaplamaktadır. Karadeniz kıyısı boyunca uzanan oldukça dar ve alçak düzlüklerden oluşan bir kıyı şeridi ile güneyde Kelkit Çayı Vadisi arasını kaplayan Giresun Dağları şehrin yeryüzü şekillerinin çatısını meydana getirir. Kıyıdan 50-60 km içeride, kıyıya paralel olarak yükselen bu dağların ortalama yüksekliği 2000 m’dir.
     Bazı yerlerde 3000 m'yi aşan Giresun Dağları'nın en önemli yükseltileri şunlardır: Abdal Musa Tepesi (3.331m.), Cankurtaran Tepesi (3.278 m.), Gâvur Dağı Tepesi (3.067 m.), Küçükkor Tepesi (3.044 m.), Karagöl Dağları üzerindeki Karataş Tepesi (3.107 m.) ve Kırkkızlar Tepesi (3.040 m.). Kıyıya paralel olarak yükselen bu dağlar üzerinde, kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşım, Şehitler (2.350 m.), Eğribel (2.200 m.) geçitlerinden, Kurtbeli Mevkii’nden (1760 m.) ve ilçelerin yayla yollarından sağlanır.
     Şebinkarahisar, Alucra ve Güce ilçelerini içine alan ve daha az engebeli olan güney kesiminde ortalama yükseklik 1000-1500 m. civarında olup arazi Kelkit Vadisine doğru eğimlidir.
     Giresun’un güneyini kuşatan dağlar kuzeye ve güneye doğru alçalarak belirli yerlerde düzlükler oluşturur. 1750-2200 m. Yükseklikteki bu düzlüklerde pek çok yayla vardır. Giresun Dağları üzerindeki bu yaylaların başlıcaları Kümbet, Kulakkaya, Bektaş, Tamdere, Karagöl, Eğribel, Kazıkbeli, Çakrak, Paşakonağı, Karaovacık ve Sisdağı yaylalarıdır. 


Karadeniz’de Bulunan İki Adadan En Şirini


Giresun Adası (Aretias)

     Giresun Adası, Karadeniz'de bulunan iki adadan biridir. Giresun Adası kıyıdan 1.6 km açıkta olup, 40.000 metrekare alana sahiptir. Adada özellikle Akdeniz defnesi ve Yalancı Akasya başta olmak üzere 71 tür doğal otsu ve odunsu bitki türü bulunmaktadır. Sonradan 10 adet ağaç türü daha ilave edilmiştir. Karadeniz'de Karabatak ve martıların doğal olarak ürediği ada aynı zamanda göçmen kuşların uğrak ve dinlenme yeridir. Hakkında birçok efsaneler anlatılan, Amozanların ve birçok kavmin yaşadığı adada mitolojik çağlara ait birçok kalıntı bulunmaktadır. İkinci derece sit alanıdır. Yaz mevsiminde yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olan ada günübirlik ziyaret edilerek piknik yapılmaktadır.
     Giresun Adası ile ilgili olarak birtakım efsaneler anlatılmaktadır. Tarihi kaynaklar Amazon kraliçelerinin savaş tanrısı Ares adına tapınak yaptırdıklarını ve Sinop Piskoposu Agias Phokas'ın manastırı olduğundan söz etmektedir. Adada Alexius II zamanında yapılan sur kalıntıları, kuleler, manastır (iç kale), tarihi pişmiş toprak fıçılar ve bazı yapı temelleri bulunuyor. Sit alanı olan ada koruma altında. Adaya yazın Giresun limanından tekne turları düzenleniyor. Cenevizliler ve Venedikliler tarafından gemi sığınağı olarak uzun süre kullanılan adanın şu anki sahipleri yabani göçmen kuşlar, karabataklar ve martılar. Adada bulunan Hamza Taşı ana tanrıça Kybele'yi temsil eden, sacayak gibi 3 ayak üzerine oturmuş bir taş. Ocak (aile) kültürünü temsil ediyor. Kutsal taş 4 bin yıllık geçmişi ile dini inançlar gereği yaşlılar için umut veren ve mistik güç kaynağı olan dilek taşı. Her yıl 20 Mayıs'ta Uluslararası Aksu Festivali'nde düzenlenen ve soyun sürdürülmesi inancıyla yapılan sacayaktan geçme geleneği, adanın etrafının dolaşılmasıyla tamamlanıyor. Ada turu Hamza Taşı'ndan başlayıp yine orada son buluyor.
     Adanın Mitolojideki Yeri
     Ada dünya mitolojisinde ve tarihinde Aretias, Areionesos (İlk çağ adı), Nesos, Area, Areos, Chalceritis (Romalıların verdiği ad) adları ile karşımıza çıkmaktadır. Kıyıdan 1.6 km açıkta bulunan ada 40. 000 metre karelik yüzölçümüne sahiptir. Bir söylenceye göre ada kentin güneydoğusunda yer alan ve görünümü bir kartal gagasını andıran Gedikkaya'dan kopan bir parçanın denize yerleşmesiyle oluşmuştur. Adada tarihle doğa iç içedir. Kalıntılardan çepeçevre surlarla çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Surların yapımındaki inşaat işçiliği Giresun Kalesiyle aynı tekniktedir. Pontuslular dönemine ait olduğu kuvvetle ihtimaldir. Tarihi kalıntılarından iki büyük şarap fıçısı, bir mabet harabesi, tapınak yeri, ayakta kalan surlar ve gözetleme kulesi en göze çarpanlardandır. Doğu ucundaki "Hamza Taşı" antik çağlardan kalma bir dikittir. Çağlar boyunca yöre insanları için mistik güç kaynağı olmuştur. Romalı bilgin Pilinius "Ilistariaum Mundi" adlı eserinde, adada savaş tanrısı Mars'a sunulmuş bir açık hava mabedinden söz eder ve şunları yazar: "…ve Pharnace'nin karşısında Chalceritis, Yunanların Mars'a vakfedilmiş olan Arias'ı bulunur. Burada kuşların kanatlarını vurarak yabancılarla mücadele ettiği söylenir."
     Ada mitolojide geçen Altın Post peşindeki Argonautlar ile ilgili önemli bir olaya sahne olmuştur. Thabai Kralı Athamanas'ın, Nefele adlı karısından iki erkek çocuğu olur. Sonraki yıllarda ikinci kez evlenen kral çocuklarını kurban ederse ülkesinin kıtlıktan kurtulacağına inandırılır. Bunu öğrenen anneleri Nefele çocuklarını bulut ve buğuya sararak uçan altın bir posta bindirir ve onları Karadeniz'e doğru gönderir. Çocuklardan biri Çanakkale Boğazı'nda fırtınaya tutularak ölür, diğeri yoluna devam eder ve mitolojik kişilerce Çanakkale Boğazı ile Kafkasya arasında bir yere saklanır. Herakles döneminde aralarında Güç Tanrısı Herkül'ün de bulunduğu bir grup yiğit, altın postu ele geçirmek amacıyla Karadeniz'e açılırlar. Bir sürü serüven yaşadıktan sonra Aretias adasına gelirler. Altın postun burada saklı olduğuna inanmaktadırlar. Ancak adada onları ejderha yapılı kuşlar karşılar. Herkül'ün daha önce Stymphales Gölü çevresinden kovduğu kuşlar buraya yerleşmişlerdir. Kuşlar tüylerini ok gibi fırlatarak saldırıya geçerler. Argonautlar kalkanlarıyla kendilerini korumaya çalışsalar da bir arkadaşlarını yitirmekten kurtulamazlar. Sonunda kuşları öldürür ve altın postu aramaya koyulurlar. Bulamayınca da adayı lanetleyerek ayrılırlar. 1984 yılında kaptan Tim Severin yönetimindeki araştırma ekibi bu efsanevi yolculuğu tekrar canlandırmak için Argo gemisinin aynısını hiç çivi kullanmadan yaptırır ve kürek çekerek Giresun Adasına gelirler. National Geographic dergisinin de bulunduğu bu seyahati BBC Televizyonu 12 kişilik bir ekiple belgeselleştirir ve tüm dünyaya bu ada tanıtılır. Romalı bilgin Pilinius'un "Histarium Mundi" adlı eserinde ve ünlü Mitos yazarı Apollonius'un (İ.Ö. 295-195 ) "Argonautiga" alı eserinde konu daha da detaylı işlenmektedir. Başka bir efsane Kral Mitridates'in kızına ilişkindir. Kralın genç ve güzel kızıyla pek çok soylu kişi evlenmek istemektedir. Kız ise hiçbirini istemez, çünkü kalenin eteklerinde koyunlarını otlatan bir çobanı sevmektedir. Kral buna kızar, kızını adadaki manastıra kapatır. Çobanı yakalatarak manastırın önündeki kiraz ağacına astırır. Kız da ertesi gün kendini manastırın kulesine asar. Üçüncü bir öykü şöyledir. İsrail Oğulları Yusuf'un altından bir heykelini yapar. Mısır'dan göç edip Filistin'e vardıklarında Musa Peygamberden heykeli getirmesini isterler. Musa mucizeyle heykeli Filistin'e getirir. Burada Fenikeliler heykeli alıp Kıbrıs'a götürürler. Yunanlar heykeli Kıbrıs'tan alarak Olimpos Dağı'na yerleştirirler. Pers İmparatoru Dara (Dareios) Anadolu ve Yunanistan'ı ele geçirince altın heykeli Mısır'a geri verir. Bundan sonra heykel tekrar Fenikelilerin eline geçer. Bu kez getirip Aretias Adasına yerleştirirler. Altın heykeli almak için Yunanların Giresun Adası'na kırk kez saldırdıkları söylenir. Geçmiş alt kültürlerden izler taşıyan ada, eşine ender rastlanır bir doğa harikasıdır. Mevcut kalıntılar insanoğlunun doğaya egemen olma isteğini vurgular. İnsan bir anda kendisini tarihin, mitolojinin derinliklerinde bulur. Geçmiş uygarlıkların inançlarını ve törelerini yaşar gibi olur. 


Cennet Giresun'umdan Görünüm


Radyo K | Karadeniz'in Sesi Radyosu




Karadeniz'in Sesi Radyosu




Son Dakika Haberler


HaberTürk'ten Son Dakika Haberler

  



142 Yıllık Merhamet Eliniz - Türk Kızılayı



Copyright © 2007 - 2012 kucukgeris.com | Sitedeki Tüm Resim, Yazı, Bilgi ve Belgelerin Telif Hakları kucukgeris.com'a aittir. Kaynak Gösterilerek İktibas Edilebilir.
Grafik, Tasarım, Düzenleme: Sadık Torlak & Gökay Aygün Yönetiminde Küçükgeriş Web Tasarım Ekibi     >>>     (Güncelleme: 15 Şubat 2012 Çarşamba)