kucukgeris.com internet sitemiz
siz saygıdeğer ziyaretçilerimizin ilgi ve alakası sayesinde
25 Haziran günü 3’üncü yaşına girmiş bulunmaktadır.
Köyümüzün insanlarının özlemlerini kısmen
de olsa giderebildiysek ve bu cennet yöremizin tanıtımına
bir nebze olsun katkıda bulunabildiysek ne mutlu bize.
Sitemizin bu günkü yapısına ulaşmasında
birinci derecede çok emeği geçen, gece gündüz demeden, özel
yaşamından ödün vererek fahri olarak bu teknik çalışmayı en
iyi şekilde yapan Küçükgeriş sevdalısı sevgili kardeşim
Sayın Gökay Aygün’e şahsım ve tüm kucukgeris.com adına
şükranlarımı sunuyor, çalışmalarının devamını şahsım ve
köyümüz adına beklemekteyiz.
Sitemizin canlı güncel tutulması için
yayına alınması gereken gelişmeleri duyarsak siteye
taşıyoruz, sizler de takdir edersiniz ki bunun ne kadar zor
bir yayıncılık anlayışı olduğunu. Yayına alınmasını
istediğiniz yazı, belge, düğün, nişan, ölüm ve benzeri
haberleri haberin sahibinin kucukgeris@gmail.com mail
adresine internet ortamında beklemekteyiz. Çünkü sitemiz
şahıslara ait bir site kesinlikle değildir, tüm
Küçükgerişlilerin, kendini Küçükgerişli hissedenlerin,
Yivdincikli, Unacalı, Bayrambeyli, Karabulduklu, Demircili,
Alataşlı, Keşaplı, Giresunlu, kısaca Karadenizli ve
Karadeniz’e hayran herkesin sitesidir.
Ayrıca, elinizde sonsuza intikal etmiş
büyüklerimizin resimleri vardır, ya çerçevede ya da albümde,
lütfen bu değer verdiğimiz büyüklerimizin resimlerini scan
ederek (tarayarak) bilgisayar ortamında bizlere
ulaştırmanızı beklemekteyiz.
Köyümüzden yetişenler bölümünde okuyan
gençlerimizin gelişimlerini takip etmek, hangi okulda okuyup
mezun olduklarını, işe girişleri konusunda da güncel
bilgilere ulaşmakta zorluk çekiyoruz. Bu konuda tüm
gençlerimiz kişisel olarak kendi konumlarını bizzat
kucukgeris@gmail.com iletişim adresine bilgi vermelerini
beklemekteyiz.
Yarınlarınız bugünden daha güzel olsun...
Saygı ve selamlarımla...
Biz kucukgeris.com'cular
da ilginin yoğun olduğu ve bu yıl 3'üncüsü gerçekleştirilen
Giresun Günleri'ndeydik. Cennet Giresun'umuzun, doğamızın,
kültürümüzün, sanatımızın ve değerlerimizin tanıtımına
ulusal düzeyde katkısı olan bu güzel etkinliği siz değerli
kucukgeris.com ziyaretçilerimiz için görüntüledik.
»»» 3. Giresun Günleri Yazı ve Fotoğrafları
İçin Tıklayınız.
Küçükgeriş
Köyü
Keşap İlçesi'nin
orta bölgesinde Keşap Deresi'nin batı yakasında kurulmuştur.
Kuruluş tarihi ile adının kaynağı belli değildir. Alataş,
Karadere, Demirci, Yivdincik, Bayrambey ve Unaca köyleriyle
Karşıyaka Mahallesi'nin arasındadır. Yüzölçümü oldukça
geniş, doğal yapısı engebeli ve ortalama yüksekliği 400
metredir.
5 yerleşim ünitesinden oluşan Küçükgeriş Köyü'nün hane
sayısı 169'dır. 2007 Yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi
sonuçlarına göre 282 Erkek, 314 Kadın olmak üzere Küçükgeriş
Köyü'nde yaşayan mevcut nüfus ise toplam 596'dır. İlçe
merkezinden uzaklığı 10 kilometredir. Yolu, içme suyu ve
elektriği vardır. Ulaşımını Keşap-Karabulduk yolu üzerinden
sağlar. Girişinde tarihî bir kemer köprü bulunmaktadır. 2
camisi ve ilköğretim okulu vardır. Fındık tarımı ve
hayvancılık başlıca geçim kaynaklarıdır..
Küçükgeriş'in
Kuruluşu
İlk yerleşim tarihi
kesin olarak bilinmemekle birlikte 1700'lü yıllarda ilk olarak
Bayburt’tan Tıylakoğulları ve İğnecioğulları, kıtlık yokluk
nedeni ile yeni geçim ve çalışma alanları aramak için yola
çıktıkları, Küçükgeriş'in ilk olarak Kurttaşı (Harmancık)
mevkiine yerleştikleri köyümüzün büyükleri tarafından
belirtilmektedir. Tıylakoğulları ile İğnecioğulları, daha
sonraki Bayburt ziyaretleri dönüşü Bayburt’ta kimsesiz yetim bir
erkek çocuğunu da yanlarına alıp Küçükgeriş'e önceden inşa
ettikleri evlerine birlikte dönüyorlar. Bayburt'tan
beraberlerinde getirdikleri yetim Osman’ı Tıylakoğulları ve
İğnecioğulları birlikte büyütüyorlar, destek oluyorlar.
O zamanki köy ve yöre; ormanlık, vahşi hayvanların
yaşadığı, boş ama tarıma elverişli verimli alanlar. Söylenenlere
göre; Kurttaşı’ndaki evlerinde vahşi yaban hayvanlarından zarar
görmeye başlamışlar, hatta bir çocuklarını da bu yüzden
kaybetmişler. Köyün içine, su olan bölgesine, aşağılara inme
kararı alan Tıylakoğulları Öteköy mevkiine, İğnecioğulları Orta
Mahalle'ye ve Bayburt'tan beraberlerinde getirdikleri Osman da
(Yusuf Oğlu Osman) Aşağı mahalleye yerleşiyor. Zamanla köyümüze
diğer sülaleler yerleşiyorlar. Oğuzların Çepni boyundan olan
köyümüze yerleşen 20 sülale şunlardır: Ayvazoğulları,
Cebecioğulları, Civiloğulları, Çömezoğulları, Delibekiroğulları,
Dikkaşoğulları, Durmuşoğulları, Gıbıloğulları, Haliloğulları (Hallo),
Hasbaloğulları, İğnecioğulları, Karayusufoğulları, Kelleoğulları,
Mastıoğulları, Tıylakoğulları, Tokalakoğulları,
Sarıçobanoğulları, Velioğulları, Yusufoğulları, Yusufoğulları (Yetimosmanoğulları)
1930 yılına kadar Feruz (Alataş) Köyü'ne bağlı olarak
kalan Küçükgeriş, 1930 yılında köy statüsüne geçerek bugünkü
coğrafi yapısına kavuşmuştur.
Not: Tıylakoğulları'nın büyüklerinin aktardığı
bilgilere göre de Bayburt’a Batum'dan gelindiği bilinmektedir.
Keşap
Keşap adı;
Türkçe olmayıp anlamı da tam olarak bilinmemektedir. Ancak,
içici ve güzel, hoş anlamına gelen "keş" ile su anlamına gelen
"ab" kelimelerinin birleşmesinden meydana geldiği
düşünülmektedir. Bununla beraber yöre adının Romalılar devrinde
Cassicipi olduğu ve zamanla Keşap'a dönüştüğü de ileri
sürülmektedir.
Keşap'ın tarihi Millattan Önce'ye uzanmakla beraber,
bunun başlangıç kısmı belirsizdir. İlçe ilk defa 11. Yüzyıl'ın
sonunda Türklerin hakimiyetine girer. Ama bu, Haçlı seferleri
nedeniyle uzun sürmez ve tekrar Doğu Roma İmparatorluğu'na
bağlanır. Keşap'ın tarihi Giresun, Trabzon ve Şebinkarahisar ile
birlikte düşünmek gerekir. Keşap ve çevresi Millattan Önce 6.
Yüzyıllarda Ahameni (Pers) İmparatorluğu'nun, 3. ve 2.
yüzyıllarda ise Selefki Asya Krallığı'nın sınırları içinde
bulunur. M.Ö. 183-68 yıllarında Pontus Krallığı'nın, daha sonra
Roma İmparatorluğu'nun eline geçer. M.S. 395'te Roma
İmparatorluğu ikiye ayrılınca Doğu Roma, diğer adıyla Bizans
İmparatorluğu'nun payına düşer. Bölge Millattan Sonra 6.
yüzyılda merkezi İran'da bulunan Sasaniler'in saldırısına uğrar.
Keşap ilk defa 11 yüzyılın sonlarına doğru Doğu Türklerinin
hakimiyeti altına girer, ama bu Haçlı seferleri sebebi ile uzun
sürmez. Türkler geriye çekildikten sonra tekrar Doğu Roma
(Bizans) İmparatorluğu'na kalır. 1204'te ise Trabzon Rum (Kommenos)
İmparatorluğu'nun mülkü olur. 1397'den sonra Keşap'a Oğuzlar'ın
Çepni boyu etkili olmaya başlar. Bu etki giderek artar. Bununla
birlikte, yöre hala Trabzon Rum (Kommenos) İmparatorluğu'na
bağlıdır. 1467'de, Fatih Sultan Mehmet, Trabzon'u fethetmeye
giderken burayı Osmanlı sınırları içine alır. Buna rağmen Rumlar
bölgede yaşamlarını 1920 yılına kadar Türkler ile birlikte devam
ettirirler. 1920'de bölgeden tamamen çekilirler. Bazı kaynaklara
göre; 1774 yılında Keşap ve civarında devlet hakimiyeti iyice
kaybolduğundan bazı derebeylikler türemiş ve bunlar
birbirleriyle sürekli mücadeleye girişmişler.
Keşap, Cumhuriyet'in ilanından sonra 22 yıl merkez
ilçeye bağlı bir bucak olarak kalır. 1945 yılında ise ilçe olur.
COĞRAFYA:
Keşap ilçesinin yüzölçümü 222 km2'dir. İlçe, Giresun il
merkezinin 12 kilometre doğusunda, Giresun-Trabzon Devlet
Karayolu üzerinde, Keşap Deresi'nin ikiye böldüğü vadinin
yamaçlarına kurulmuş tipik bir Karadeniz kentidir.
Güneybatısında Giresun Merkez ve Dereli, doğusunda Espiye,
güneydoğusunda ise Yağlıdere ilçeleri yer almaktadır.
Arazi yapısı tamamen engebelidir. Dağlar ve tepeler
arasında derin vadiler bulunur. İlçe; Merkez, Karabulduk ve
Yolağzı diye üç coğrafi bölgeye ayrılır. En yüksek yerleri;
Geçit Köyü, Karadağ, Karatepe, Ocak, Bozarı, Armelit, Sancaklı,
Töngel, Evliya ve Kabak tepeleridir.
İlçede yazlar sıcak, kışlar ılık geçmektetir. Her
mevsimde yağmur bolca yağdığı için yıllık nem oranı ortalama
yüzde 75'tir. Yağış ve nem; bitkilerin gür olmasında önemli rol
oynar. Yemyeşil ve gür bitki örtüsü içinde en çok pay fındık
ağaçlarınındır. Kıyının hakim bitki örtüsü olan fındık ağaçları,
700 metre yüksekliğe kadar varlık gösterir. Burdan sonraki
yerler ise ormanlıktır.
İlçenin 8 mahallesi ve 42 köyü
bulunmaktadır. 2000 yılı nüfus sayımı sonucuna göre; toplam
nüfusu 26.504 olup bunun 18.107'si belde ve köylerde
yaşamaktadır, ilçe merkezinin nüfusu ise 8.397'dir.
EKONOMİ:
Ekonomik yapı çoğunlukla fındık tarımına, hayvancılığa,
balıkçılık, arıcılık ve ormancılığa dayanır. Fındığın yanı sıra,
mısır, sebze, meyve ve çay tarımı da yapılmaktadır. 1992
yılından bu yana bölgede kivi üretimi de yapılmaktadır.
Deniz balıkçılığı yanında son yıllarda
alabalık yetiştiriciliği de büyük gelişme göstermiştir. Ayrıca
arıcılık son yıllarda önemli bir gelişme göstermiş.
Bölgede son yıllarda önemli sanayi
tesisleri yapılmıştır. 3 fındık kırma, bir çay , iki parke ve
bir un fabrikası bulunmaktadır.
İlçenin tüm köylerinde yol olup bu yolların çoğu
stabilizedir. Son yıllarda betonlaşma çalışmaları sürdürülmekte
olup eski Armelit yolunun iyileştirme çalışmaları
sürdürülmektedir.
TURİZM:
İlçede turizm çok gelişmemiş olsa da yayla turizmi
yapılmaktadır. İlçeyi daha çok yerli turistler ziyaret
etmektedir. Tarihi ve doğal yapılar arasında Hüseyin Efendi
Türbesi, kemer köprüler, Karşıyaka Camii önemli sayılır.
YAYLACILIK:
İlçede yaylacılık çok gelişmiştir. Eskiden bölge halkı hayvan
otlatmak için yaylaya göç etmekte iken son yıllarda temiz dağ
havası alarak dinlenmek ve çeşitli yayla şenliklerine katılarak
eğlenmek için yaylaya çıkmaktadır.
Önceden yaylaya yürüyerek gidilirken;
ulaşımın sağlanması ile otomobiller ile gidilmektedir. Bölge
halkı Giresun 'un meşhur yaylalarına çıkmakta.
ÖRF VE ADETLER:
İlçe örf ve adet bakımından Giresun İli ile benzerlik
göstermektedir. Ünlü "Mican" türküsü yörede çıkmıştır. Merulcan
kavurması, kadayıf ve güllaç, balık ve mantar salamurası yöreye
özgü yemeklerdir.
Keşap ve yöresinde il çevresinde olduğu
gibi iğne oyası, örme, semercilik, ağaç oymacılığı, el kilim ve
halıcılığı, hartama ve tabanca süslemeleri önemli el sanatları
arasındadır.
Yöremizde destanlaşan Micanoğlu Hüseyin, yaşadığı
dönemde sürekli aynı yerde kalmamış, tabiatın kendini
gizleyeceği yerleri mesken seçmiştir. Mican, bir dönem
de Küçükgeriş Köyümüzde yer alan mağaralarda
saklanmıştır. Sevgili Funda ve Fuat Deniz de büyük emek
sarfederek bu mağaraların fotoğraflarını çekip, derledikleri
bilgi ve belgelerle "Destanlarımız - Mican" sayfamızın
oluşumuna ve arşivsel bir belge olarak sitemizde yer
almasına katkıda bulundular. Değerli emek ve katkıları
için gönül dolusu teşekkür ediyoruz.
(Bu hizmet Keşap Belediyesi tarafından
sunulmaktadır. Keşap Belediyesi'ne teşekkür
ederiz...)
Karadeniz'in Tek Adası
Florasıyla Ekolojik Cazibe
Merkezi Olmak İstiyor
Giresun
kıyılarından bir mil açıkta bulunan Giresun Adası, Karadeniz'in
tek adası olma özelliğini taşırken, adanın florası adeta
görenleri şaşırtıyor.
Karadeniz'in tek adası 40 bin metrekarelik Giresun
Adası, özellikle Akdeniz defnesi ve Yalancı Akasya başta olmak
üzere 81 tür doğal otsu ve odunsu bitki türü ile ekolojik cazibe
merkezi konumunda. Karadeniz'de yaşayan karabatak ve martıların
doğal olarak ürediği ada, aynı zamanda göçmen kuşların uğrak ve
dinlenme yeri olarak dikkat çekiyor. Hakkında birçok efsane
anlatılan Giresun Adası'nda, Amazonların ve birçok kavmin
yaşadığına dair mitolojik çağlara ait kalıntılar bulunuyor.
İkinci derece sit alanı olan ada, yaz mevsiminde yerli ve
yabancı turistlerin akınına uğruyor. Giresunluların da ilgi
gösterdiği ada, piknikçilerin vazgeçemediği bir yer.
Festivallerin de olmazsa olmaz unsurlarından biri. Halk arasında
Mayıs 7'si şenlikleri olarak bilinen 20 Mayıs Uluslararası Aksu
Festivali'nde ada etrafında küçük ve orta boy teknelerle özel
turlar düzenleniyor.
Giresun Kültür Turizm Müdürü Emin Yılmaz, Karadeniz'de
canlı yaşayabilen tek adanın Giresun Adası olduğunu ifade
ederek, gerekli bakım ve düzenlemeler yapılması halinde turizme
daha çok katkısı olacağını dile getirdi. Sahile uzaklığından
dolayı adada elektrik ve su sorunu yaşandığını belirten Yılmaz,
"Elektrik ve suyun olmadığı yerde hayat olmaz. Son dönemde
Avrupa Birliği (AB) Hibe Fonu'ndan yararlanmak üzere sunulan
projeler olduğunu biliyoruz. Ayrıca bu projelere beklenen
desteğin çıkacağı yönünde bilgiler mevcut. Proje ile ada
içerisindeki sur duvarlarının dondurulması, yürüyüş yollarının
ve çevre düzeninin yapılması söz konusu. Bunların dışında adanın
müdürlüğümüze tahsisi yönünde çalışmalarımız var. Bu bağlamda
eğer ada Bakanlığımız bünyesinde bize tahsis edilirse, Giresun'a
yakışır bir şekilde restore ettireceğimize inanıyoruz" dedi.
Küresel Isınma, Karadeniz
Sahilleri ve Yaylalarını
Kıymete Bindirdi
Giresun
Kültür ve Turizm İl Müdürü Emin Yılmaz, küresel ısınmanın
Karadeniz sahil ve yaylalarını kıymete bindirdiğini söyledi.
Giresun Kültür Turizm İl Müdürü Emin Yılmaz,
Giresun'daki yaylarlı aktif hale getirmek için şu an bir
faaliyet gerekmediğinin çünkü küresel ısınma nedeniyle
yaylaların kendiliğinden aktif hale geldiğini kaydetti.
Yaylaların altyapı sorununun giderilmesi gerektiğini
belirten Yılmaz, "Yerli ve yabancı turist için alt yapı sorunu
gerçekten önemli. Altyapı dediğimizde akla ilk olarak yol,
kanalizasyon ve konaklama geliyor. Şu anda tüm yaylalarımızda
özellikle turizm merkezi ilan edilen Kümbet, Kulakkaya ve Bektaş
yaylalarında altyapı çalışmaları devam etmekle birlikte sona
yaklaşıldı" diye konuştu.
Emin Yılmaz, "Kümbet Yaylası'nın yolu tamamen asfaltlanmış,
kanalizasyon işlemleri bitmiş ve yerleşim planı yapılmıştır.
Ayrıca Kümbet'teki Koçkayası tesislerinin açılmasında sona
gelinmiştir. Bektaş'ta henüz kadastro tamamlanmadığı için kayak
turizmi açısından bir netice elde edemedik. Ancak bu bölgemizin
destekleyici yekün teşkil etmesi ve potansiyel oluşturması
açısından turizm merkezi ilan edilmesi düşünülmektedir. Ayrıca
Bulancak'ın Paşakonağı ve Eynesil-Giresun arasındaki Sis Dağı
yaylaları da turizm merkezi ilan edilmesi aşamasına getirildi.
Bunların dışında Bektaş-İnişdibi yol arası ile Giresun-Kulakkaya
arasındaki yolda da asfaltlama çalışmaları KÖYDES kapsamında
devam etmektedir. Hedefimiz 2007 sonuna kadar bu çalışmaların
bitmesidir. Ancak bu sayede yaylalar aktif hale gelebilir" dedi.
Karadeniz'deki sahillerin ve ormanlık alanların
kıymete bindiğini vurgulayan Yılmaz, Karadeniz'e gelen
turistlerin çoğunluğunun yaylaları gezmeye çıktığını, bununla
beraber zamanla küresel ısınmadan dolayı Karadeniz sahillerinin
de tercih edileceğini kaydetti.